1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. Derin ve Paralel Devlet El Ele!
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Derin ve Paralel Devlet El Ele!

A+A-

 


    17 Aralık’ta Ak Partiye “yolsuzluk” ve “rüşvet” kisvesi altında yapılmaya çalışılan darbe girişiminin baş mimarı, Gülen hareketin/paralel devletin olduğu aşikârdır.

     Zira 17 Aralık’ta yapılan darbe girişiminden bu yana, günler geçtikçe gelişen olayların seyri ve ruhu ve özellikle hükümetle “cemaattin” birbirlerine karşılıklı tepkileri, bu durumu teyit etmektedir.

     Gülen hareketi ile Ak Parti hükümeti arasında oluşan anlaşmazlığın temel kodunu, başbakan bir konuşmasında özetle “davul- tokmak” metaforunu vererek izah etmeye çalışmıştı.

     Başbakan’ın, davulun boyunlarında, tokmağın Gülen’in elinde olmasına izin vermeyeceğini kesin bir dille belirtmişti.

     Dolayısıyla Gülen hareketi, kendi tarzlarının başbakan tarafından kabul görülmeyeceğini kanısına vardıklarından olsa, 17 Aralık’ta Ak Partiye “şekil” vermeye kalkıştı.

     Gülen hareketinin gizli ajandasında Ak Parti ile ilgili mühendislik çalışmaları olduğu aşikârdır. Ancak Gülen hareketi, 17Aralık’ta Ak Partiye “şekil” vereyim derken, baltayı ayağına vurdu.

     Zira siyasi mühendisliğe soyunan dolayısıyla “algı” savaşını giren Gülen hareketinin, masa başında planladıkları senaryo, amaçlarına hizmet etmedi.

     Çünkü Gülen hareketi, bu mezkûr operasyonla kamuoyu desteğini alacaklarına, kesin bakıyorlardı. Gülen hareketi, halk desteğini bulamadığı gibi, halk nezdinde var olan “itibarını” da alaşağı etti.

     İşte Gülen hareketinin, büyük resimde esas kayıp ettiği nokta, planladığı ve hedeflediği şekli ile halk desteğini almamasıdır.

     Bu durum, Gülen’in, AK Parti ile girdiği savaşta en büyük kaybı, Gülen’in “itibarsızlaşması” ve dolayısıyla uzun vadede eskisi gibi bir daha halk desteği bulamayacağıdır.

     Zira İslami çevrelerden dışlanma ile yüz yüzedir.

     Doğrusu Gülen hareketinin, yüzde 50 oy ile sandıktan başarı ile çıkan Ak Partiye her durumda İslami cemaatten farklı bir yapı olduğunu sergilemesi, “paralel devlet” nitelemesini hak etti.

     Dahası bu meçhul yapı, “İslami” bir duruştan çok “siyasi” bir duruşuyla hep öne çıktı/çıkmaktadır. Bunun yanı sıra devletin bütün birimlerinde ve kademelerinde yapılaşıp kendi başlarına buyruk olmaları, bu yapının paralel bir yapı olduğunu göstermektedir.

     Esasında davul-tokmak durumunun temelinde yatan Türkiye’de bütün sorunların kaynağı olan Kürt sorunudur. Dolayısıyla “paralel devlet” ile başbakanın anlaşamadığı temel sorun da barış sürecidir.

     Barış sürecini kendi “tarzına” ve “yöntemine” göre yönlendirmeyeceğini anlayan “paralel devlet,” barış sürecinin önemli iki aktöründen biri olan başbakanı, “hırsızlık” yaftası ile pasifimize ve hatta yok etme çılgınlığına girişti.

     Gelinen noktada ve görünen o ki, “paralel devlet” başbakanı yok etmek için bütün yolları mubah görmektedir.

     Zira “paralel devlet” bir taraftan başbakanı itibarsızlaştırmaya gaye ederken, öte taraftan Kürt sorununa sebep olan dünün “derin devleti” de son günlerde barış sürecinin diğer aktörü olan Öcalan’ı itibarsızlaştırmaya çalışıyor.

     Derin devlet ile paralel devletin ele ele vererek barış sürecinin iki aktörünü adeta bir sinerjik güçle itibarsızlaştırma çabaları, esasında Kürtler üzerinden Ak Partiyi bitirmeyi hedeflemektir. Dolayısıyla bu iki cenahın yani “paralel” ve “derin” devletin Ak Partiye olan bu düşmanlıkları, esasında en nihayetinde barış sürecini baltalamaktır.

     Kısacası adeta görev paylaşımı yaparcasına, “paralel devlet” başbakanı, “derin devlet” de Öcalan’ı itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Yani barış sürecinin iki aktörünü bitirmeye çabasındalar.

     İşte tam da bu bağlamda gerek Türk halkı, gerekse Kürt halkı bu iki yapının oynadıkları oyunları görmeleri ziyadesiyle önem arz etmektedir.

     Zira başbakanı bittirmek için denedikleri yöntemlerin tutmadığını gördükleri için, bugüne kadar hep tutan ve bilindik yöntem üzerinden bitirmeye yelteniyorlar.

     Hele Ak Parti düşmanlığı noktasında “derin” ve “paralel” devletin “el ele” kim bilir “gönül gönülle” vererek Kürtleri yanlarına çekmeye çalışmaları durumunda ya da yeniden Kürtleri bir kaosa sürükleme noktasında Kürtlerin çok uyanık olmaları elzemdir.

     Çünkü paralel ve derin devlet, yeniden bir çatışma ortamının zeminini oluşturarak, barış sürecini sekteye uğratma gayesinde oldukları anlaşılmaktadır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum