1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Derin Devletin NURİŞ Maşası
Derin Devletin NURİŞ Maşası

Derin Devletin NURİŞ Maşası

A+A-

Perihan Mağden/Radikal

Derin devletimizin Nuriş çete(leme)si

Geçenlerde gece 10’da FoxAnahaber’de denk gelip seyrettim: korkunçtu, korkunç!
Nuriş lakaplı feci psikopat suratlı Çete Lideri Nuri Ergin, devletimizin Uşak Cezaevi’nde çıkarttığı ‘isyanda’, bir pencereye tünüyor. Bağırıyor, çağırıyor. “Bu devlet bana Mustafa Duyar’ı öldürttü!” diye yırtınıyor.
Sonra kardeşi Vedat Ergin çıkıyor, hapishane dışına seslerini duyurma gayretiyle olsa gerek, yine tüneyip pencereye dışarı doğru bağırıyor: “Biz BU DEVLET için kurşun sıktık. Hem de sizin için, hem de asker için.” Çıkartıp silahını gösteriyor iftiharla. “Bak, bak! Veli abiyi ara. Veli Küçük’ü ara bizi sor. Başka bir şey söylemiyorum.”
Herşeye Kadir Veli Ağbi (en nihayet) içerde olduğu için, ortada Ergenekon İddianamesi diye bir kanıtlar dağı olduğu için, Derin Devlet’in dahi ciddi bir Bağırsak Temizlemesi’ne gitmesi zarureti doğduğu için; seyredebiliyoruz 8 YIL ÖNCEKİ Nuriş Çetesi Uşak Cezaevi İsyanı Rezaleti’ni.
Camdan, üstlerinde bir tek donlarını bıraktıkları mahkûmları atıyorlar. Birini bıçakla delik deşik edip öyle atıyorlar. Yakılan ve gözleri oyulan 5 kişi öldürülüyor o ‘isyanda’.
Devletle çok samimi alâkalar içinde olduklarına inanan, Devletlerinden/Askerlerinden Veli Paşaları için ‘içerde’ Sabancı Suikastçisi Mustafa Duyar’ı öldürmüş bulunan Nuriş Kardeşler, esasında KANDIRILMIŞ oldukları için isyan ediyorlar.
“Nerde bu DEVLET? NEREDE BİZİ
SEVEN PAŞAMIZ?” diye yarı yolda bırakılmışlıklarına bozuk atıyorlar.
‘Aşkımız buraya kadar mıydı?’ hesabı.
Çok çok korkunç. Çok iğrenç.
Sekiz yıldır bu CD’deki görüntüler birilerinin elinde. Sotalanmış. Bekletiliyor. Nemalandırılıyor. DOĞRU ZAMAN bekleniyor.
Bu arada JİTEM Kurucusu Veli Paşa, faaliyetlerine devam ediyor: Ölüm Üçgenleri oluşturuyor, Kemalistler’i örgütlüyor, mahkeme baskınlarına elebaşılık yapıyor, Hrant Dink’in mahkemesini bizzat şereflendirip üstüne çarpı işaretini atıyor. Filan felan.
Çok Meşgul Veli Paşa, Meclis’in Susurluk Komisyonu’na ifade vermeye DAHİ tenezzül etmiyor.
Devletin İçinden Birileri havale ediyorlar demek ki Sabancı Cinayeti’ni. DHKP-C ‘ihaleyi’ kazanıyor! Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe’yi öldürenlerden Mustafa Duyar’ı hapiste öldürmeleri icap ediyor derken.
Zira Mustafa Duyar konuşma potansiyeli ihtiva ediyor. Oysa birileri Sabancı Suikasti’nin aydınlanmasından yana değil. Fehriye Erdal, bu nedenle de Belçika’ya kaçabiliyor. (Sonra da Belçika’da sırra kadem bastı Fehriye Erdal: sürekli zafer işaretleri yapmakla meşguldü.)
Fehriye Erdal’ı işe sokan Abdullah Çatlı’yla birlikte Susurluk kazasında ölen Alevi polis müdürü Hüseyin Kocadağ!
Susurluk’u çözmemenin/sonuna kadar gitmemenin bedelini ON İKİ YIL boyunca ödedik.
Ergenekon’da sonuna kadar gitmezsek/gidemezsek yeni suikastler, karışıklıklar, abrakadabralar, sivil toplum kuruluşu kisvesi altında örgütlenmiş kımıl zararlısı faşistler/faşistliklerle daha, yeniden, SİL BAŞTAN bi on yılımız daha, yirmi yılımız daha mı heba olacak?
Bağırsaklarımızı temizlemediğimiz sürece hükümranlığı devam edecek olan kımıl zararlılarına TAM ANLAMIYLA dokunulmasın mı yani?
Düşünün! Verilen mesaj; 9 Ocak 96’da verilen mesaj çok güçlü: “Ben yaparım organizasyonumu/yollarım adamlarımı En Zengin Türkler’den birini/birkaçını dahi öldürtürüm. Haddini bil!”
Bu memleketin insanlarına verilen BU ÇOK GÜÇLÜ MESAJIN altında bu suikastten hemen önce Rahmetli Sakıp Sabancı’nın Kürt Meselesi’nin demokratik yollardan çözümünün şart olduğuna dair, Türk Kapitalistleri’nden beklenmeyecek kadar demokrasi yanlısı ve hiperrealist lafları peki, yatmıyor mu? Yatıyor olamaz mı yani?
Böyle bir yorum, böylesine demokratik açılımcı/çözüme dair laflar en zenginlerimizden, güçlülerimizden biri tarafından edildiğinde DAHİ (ve de belki de: özellikle) cezalandırılması, susup oturmanın bu topraklarda mecburi ve zaruri olduğunun öğretilmesi gerekiyor.
Cinayetin esasında Sakıp Sabancı’yı hedef aldığına katillerin yanlış odaya girdiklerine dair rivayetler var. Suikasti, esasında Yüzbaşı Hüseyin Pepekal’ın gerçekleştirdiğine, bu işi Abdullah Çatlı’nın planladığına dair rivayetler var.
Mustafa Duyar’ı hunharca öldürürken,
koğuş arkadaşı Dolandırıcılar Kralı (Çiller’i
rezil eden adam) Selçuk Parsadan’ı da ağır yaralamıştı Nuriş Çetesi.
Parsadan, kanserden ölmeden önce; bitmiş/bitirilmiş bir adam olarak, korku içinde çok şey bildiğini söyleyip durmuştu. Türkiye, bazı ‘bilgilere’ hazır değildi: öğrenemedik Parsadan’ın Duyar’ın öldürülmesine dair, o hapishanede olup bitenlere dair öğrendiklerini/bildiklerini. Tabii Parsadan deyince, gelmişgeçmiş en büyük milli felâketlerimizden biri olan Çiller de işin içine giriyordu.
Çiller ve onun devletin karanlık derinleriyle olan iffetsiz/denetimsiz alâkaları. Kontrol kendinde zannederek yediği sonu gelmez herzeler. Ve ‘başbakanımız’ olduğu için milletimize yedirdikleri-
Sonuç olarak Koç Ailesi kadar Katı Kemalist/Resmi Tarihçi olmamanın cezasını ödemek zorunda bırakılmış Türkiye’nin en zengin ailesi! Devletin karanlıklarından birilerinin açtığı ihale! Onca yıllık gizlilik! Saklılık. Kapaklılık. Çözümsüzlük inadı.
Ergenekon İddianamesi’ndeki Özal’ın Kuyumcusu Bilmemkim Bilmemne’nin dallama konuşmaları, ya da Şarkıcı Emel’in Veli Küçük’ten damat adayı şurada askerliğini
yapsın ricalarına (medeni bir ülkede bu rica da o şarkıcıyı sonsuza dek ‘ayıplı’ kılardı, ayrı) ‘farlarını tutup’ bütün bu temizlik harekâtını sarakaya alma gayretleriyle baş döndürenler-
Yalnızca saçmalamıyorlar, ahlaksızlıkları/izansızlıklarıyla mide bulandırıyorlar. Geleceğimize aynı ipoteklerden yeniden, yeniden koydurtmaya çalışıyorlar- o da ayrı. Apayrı.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.