1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Deniz Gezmiş'in İttihatçı idolü kimdi?
Deniz Gezmiş'in İttihatçı idolü kimdi?

Deniz Gezmiş'in İttihatçı idolü kimdi?

A+A-

İşte Kütahyalı'nın yazısı:

- Deniz Gezmiş ile ilgili mevzularda Türk solu çok hassas. Gezmiş bir tip aziz mertebesinde anılıyor. Gezmiş etrafında mitolojik/dinsel bir hale var. Aynı şey küresel bazda “Che” simgesi için de geçerli. Sosyalist hareketlerin anlam dünyasında tüm olumlu özelliklerin onlara atfedildiği destansı kutsal kahramanlar bunlar... Hem azizler hem de şehit...


O sebeple mesela Deniz"in kendi eliyle yazdığı kimi mektuplarını bile inkâr etmek isteyen bir eğilim oluşabiliyor. O mektuplardaki sözlerin “sahih hadis” olmadığı ispatlansın; uydurma olduğu biri tarafından kanıtlansın istiyor günümüz solcu ruh hali...


O sebeple bana yine bir dolu mektup geldi. Telefonumu bulup arayan okurlarım oldu. Ki bunlar bana küfreden değil, genelde sempatiyle bakan okurlar... “Deniz kendine hiç Kemalist dememiştir, yok böyle şey” diyor birçoğu... Oysa bu konular bayağı yazıldı, konuşuldu. Fakat insan zihni istemediği şeyleri unutmak istiyor. Mayıs ayındaki yazımda alıntılamıştım. Anlıyorum ki ihtiyaç var. Deniz"in 16 Ocak 1971 tarihli babasına yazdığı mektubu yeniden alıntılıyorum. Mektup “sahih”tir...


“Baba, sana her zaman müteşekkirim. Çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni. Küçüklüğümden beri evde Kurtuluş Savaşı anılarıyla büyüdüm. Ve o zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Baba biz Türkiye"nin 2. Kurtuluş savaşçılarıyız. Elbette hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı 1. Kurtuluş savaşında olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz onları...”


Gezmiş mektubun devamında mevcut iktidarın ve diğer tüm partilerin de Kemalist çizgiden saptıklarını ve tek gerçek Kemalist muhalefet olarak kendilerinin kaldığını anlatıyor babasına...


Gezmiş ailesinin de önce İttihatçılığa sonra da Kemalizme bağlı bir aile olduğunu söyledim. Zaten bunu Gezmiş"i belli ölçüde tanımış herkes bilir. Gezmiş"in yakalandığı dönemde Türk devlet zihniyeti Gezmiş"i karalamak için tipik iğrenç taktiklerine başvurur. Aslen Erzurumlu olan Gezmiş"in köken olarak Ermeni olduğu iddia edilir. Gezmiş"in babası Deniz"e yazdığı mektupta bu meseleye de değinir...


“Sana Ermeni demişler. Sen de it ürür kervan yürür demiş geçmiştin. Bana sorsaydın; Anne tarafından deden, Balkan savaşına askeri lise öğrencisi olarak katılmış, Kurtuluş Savaşında yaralanmış ve İstiklal Madalyası almış şerefli bir subaydır. Baba tarafından deden şimdi seni Ermenilikle itham eden zibidilerin varolması için Sarıkamış muharebesinde Moskof Ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya ormanlarında işkence çekmiştir. Sen bilir misin Gezmişoğulları, Birinci Dünya savaşında on altı şehit vermiş bir ailedir. Babanın üç dayısı Erzurum"un geri alınmasında Ermeniler tarafından şehit edilmişti. İşte sen bu biçim Ermenisin(!)...”


Görüldüğü gibi Cemil Gezmiş"in de oğluna dair dezenformasyon bilgi yayanların zihniyetinden bir farkı yok. Onun için de Ermeni imgesi iğrençliği simgeliyor. Bu “iğrenç” Ermenilere karşı savaşmış olmakla övünüyor ve oğluna nasıl bir aileden geldiğini gururla hatırlatıyor. Deniz"in de babasının onu bu yetiştiriş tarzıyla nasıl övündüğünü ve babasına nasıl şükran borçlu olduğunu biliyoruz...


Gezmiş"in kafasındaki temel kurgu da o anlamda ailesinden devraldığı İttihatçı ve Kemalist zihniyetle birebir bağlantılıdır... Bu kurguya göre; Gezmiş"in dedeleri 1. Kurtuluş savaşçılarıydı, Deniz"ler de 2. Kurtuluş savaşçıları... Deniz"lerin dedeleri ilk kurtuluş savaşında bu toprakları yabancılara bırakmamıştı... Deniz"ler de nefret ettikleri yabancılara bu toprakları bırakmayacaklardı... Yani mesele sadece Deniz"in böyle bir aileden gelmesi değil, bu aile geleneğine aynı zamanda sahip çıkması... Kafasındaki devrimci-milliyetçi ideolojisini bu temel üzerinden kurgulaması...


Bu bağlamda ailesinden devraldığı siyasal geleneğe/zihniyete mesafe almış enternasyonal Marksist bir gerilla da değildir Gezmiş...


Geçen hafta Gezmiş ile aynı dönemde hapis yatmış, dönemin devrimci bir aktörünün tanıklığına yer verdim... Bu tanık şaşırtıcı olmayan biçimde Gezmiş"in İttihat-Terakki partisini çok büyük bir benimseyişle andığını ve bir ismi idol olarak gördüğünü belirtiyordu...


İttihatçılar içinde de Deniz"in idol olarak gördüğü isim tıpkı kendi gibi gözükara bir kişiydi. “Vatan” ve “Millet” aşkı için, inandığı ideoloji için ölmeyi ve öldürmeyi göze almış bir isimdi. Nitekim o isim “yeri gelince” bir Harbiye Nazırını hem de makam odasında şakağından vurdu. “Zamanı gelince” de hizmet ettiği kuvvet tarafından kurşuna dizildi ve öldürüldü. Bu hikâye tanıdık geliyor değil mi?


İsimler değişiyor ama yaşananlar ve zihniyet aynı bu topraklarda maalesef...


Evet, o isim Yakup Cemil"di...


Devam edeceğim...

Kaynak:
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.