1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Demokratik mutlakiyetçilik ve hakların mahiyeti
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokratik mutlakiyetçilik ve hakların mahiyeti

A+A-

dunyabulteni


Demokrasinin asgari şekil şartı iktidarın şiddet kullanmadan belli periyotlarda ve seçimle el değiştirmesidir ki bu önemlidir. Dört halife de seçimle iş başına geldi, bu da hayli önemliydi fakat bunun hukuki mekanizması kurulmadığı için sonrasında iktidar saltanata dönüştü.

Ancak demokrasi bundan ibaret değildir, bu rejimde halk mutlaklaştırılıyor, ne var ki halk karar veremiyor. Temsili demokrasi yoluyla vekil seçiyor, meclise gönderiyor, meclis yasa yapıyor. Bizim için can yakıcı soru şu: Meclis her konuda yasa yapabilir mi?

Kime ait olursa olsun iktidarın mutlaklaştırılması zararlıdır. Halkın iktidarı da olsa, bu böyledir. Batılı demokrasiler bunun farkına vardıklarından, sınırlandırıcı bir takım tedbirler alma yoluna gittiler. Mesela “hukukun üstünlüğü ilkesi” veya “azınlık hakları”nın çoğunluğun iradesi dışında tutulması bu yönde atılmış adımlardır. Hatta uluslar arası sözleşmelerin de iç hukukun üstünde tutulması aynı anlama gelir. Yani halkın iradesi hukukun üstünlüğü, azınlık hakları ve uluslar arası sözleşmelerle sınırlandırılmaktadır. Başka şekilde siyasi tercih ve talepleriyle azınlıkta kalanların temel hak ve özgürlükleri korunamaz.

İslam’da bunun teminatı dinin sabit hükümlerine aykırı yasanın yapılmamasıdır. Biz Allah’ın muradına uygun yaşamak üzere yaratıldık. Ama beşer olarak bizler Allah’ın muradının ne olduğunu bilmiyoruz. Allah’ın muradına uygun yaşamak demek, O’nun koyduğu hükümlere uygun yaşamak demektir. O halde o hükümlere aykırı yasa yapılamaz. Peki meclislerde yasalar yapılıyor mu? Yapılıyor. İlahi olana meydan okuyor meclis, parlamento zinayı suç olmaktan çıkardık diyor (evet böyle bir yasa çıktı ve hala yürürlükte var) bir yasa yapıyor, bütün bir ülkeyi aynı yasaya göre yönetiyor. Tek bir yasanın biçilmiş kaftan gibi herkesi bağlaması ayrıca ilgi çekicidir. Edirne’deki insanla Hakkâri’deki insan, Sinop’taki insanla Antalya’daki insan aynı yasaya uyuyor; hâlbuki bütün bir ülkeyi tek bir yasaya göre tanzim edemezsiniz. Hakkâri’deki insanla Edirne’deki insanın örfü, âdeti, objeler dünyası ile ilişkileri farklıdır. Onun için tarihte İslam hukuku modifiye edilmemiştir. Çünkü duruma göre ana göre farklı kararlar vermek icap edebilir.

Meşhur hikâyedir: İmam Şafi’ye birisi gelir, bir fetva sorar. İmam Şafi ona fetva verir. Ertesi gün bir başkası gelir, benzer soru sorar. Ona başka bir cevap verir. Öğrenciler aynı fetvaya iki farklı cevap verişinin nedenini sorarlar. İmam: “Ayakkabılarının tozuna bakmadınız mı” der. “Biri şu bölgedendir öteki bu bölgeden. Bunların örf ve adetleri farklı, teamülleri farklıdır” der.

Meclis bir yasa çıkarıyor, 77 milyon buna uyacak diyor. Bu totalitarizm demektir. Liberal devlet en totaliter devlettir. Kültürle en azından giyimimizi, şehirlerimizi totaliterleştirdi. Hukukla da aynısını yaptı. Tek bir yasa ile bütün ülkeyi idare ediyor. Bu, rafine bir totalitarizm olup demokrasilerin en büyük handikabını teşkil eder.

Çoğulculuğu imkânsız kılan en önemli factor yasamanın merkezileştirilmesi, bir meclisin tekeline verilmesidir. Demokrasilerde siyasal çoğulculuk var fakat sosyo-kültürel bir çoğulculuk yok. Erzurum’a gidecek bir otobüsü ben tahsis ettim fakat direksiyona Ali de geçebilir Veli de geçebilir deniyor. Otobüsün güzergâhı sabit, değişmiyor, direksiyondakiler değişiyor. Buna sahici çoğulculuk denmez. Br dönem A partisi yönetsin, sonraki dönemde B partisi yönetsin, sistem değişmiyor. DEVAMI

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.