1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Demokrasilerde seçimli vesayet!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasilerde seçimli vesayet!

A+A-

Yarın yaklaşık 55 milyon seçmen sandığa gidecek. Seçim demokratik rejimin ana unsurlarından biridir. Demokrasi, belli periyodlarda şiddet kullanılmadan iktidarın seçimle el değiştirmesi demektir.

Tarihin birçok dönemlerinde yöneticilerin seçim yoluyla iş başına getirilmesine çalışılmıştır.  Efendimiz (sas)’in irtihalinden sonra farklı tarzlarda da olsa dört halife seçimle iş başına gelmişlerdir. Esasında “biat” eğer alış-verişten türeme bir siyasi akit ise bu akdin “seçim” olmadan sahih kabul edilmesi düşünülemez. Yazık ki, Dört Halife’nin seçiminde takip edilen yol, Muaviye’nin yaptığı ihtilal ile hukuki bir teamül ve mekanizmaya dönüşemedi.

Seçim demokratik rejimin şartıdır ama yeter şartı değildir. Demokrasinin çoğulcu, katılımcı ve müzakereci olması da icap eder. Ne monarşilerde şahısların ne oligarşilerde zümrelerin tahakkümü meşru olmadığı gibi, seçimle çoğunluğu elde etmiş grupların azınlıklar üzerinde tahakkümü meşru değildir. Milli iradeyi 100’e bölersek, 51 gibi 49 da milli iradedir.

Maalesef Türkiye henüz siyasette “vesayet”in, demokraside de “seçim”in biraz ötesine geçmiş değildir. Geçmişte sivil vesayet üzerinde askerlerin derin etkisi barizdi, şimdilerde belki aynı vesayet silüetini silikleştirmek suretiyle devam etmektedir. Askeri vesayetin tamamen ortadan kalkması bir başka vesayetin önünü açacaksa rejimin krizleri devam edecektir.

Askeri veya sivil karakterde olsun, siyaset üzerindeki vesayeti tamamen ortadan kaldırmanın yolu halkın mutlak olarak irade beyanında bulunmasından geçmez. Maalesef demokrasilerde halkı yanıltmak, uyuşturmak, kandırmak, algı operasyonlarıyla iradesini şekillendirmek pek ala mümkündür. İradenin tamamını halka devrettiğinizde bazen ruhen hastalanmış toplumu tek başına referans almış olursunuz ki, bazı yerlerde toplumun hastalığı ayniyle siyasete yansıyabilmektedir. Faşistleri, otoriter liderleri, ırkçıları, yabancı düşmanlarını, işgalci politikacıları, işini kitabına uyduran rüşvetçi ve yolsuzları halkın seçtiğini unutmayalım. Siyaseti vesayetten kurtarmanın yolu, “Hukukun üstünlüğü” ilkesinin köklü bir siyasi kültür ve taviz verilmez bir ahlak ilkesi olarak işler halde olmasından geçer. Bu her şeyin üstünde olan Hukuk da –hiç değilse ana çerçevesi itibarıyla- çoğunluğu ele geçirmiş siyasi liderlerin veya yasamayı bir şekilde inisiyatifine geçirmiş bulunan yürütmenin müdahil olamayacağı bir kaynaktan neş’et etmelidir. Şahsi kanaatime göre, İslam’dan istihraç edilecek bir siyaset teorisinin demokrasiye kazandıracağı en büyük katkı budur. Kendi üstünde bir Hukuk’a riayete bugünkü “dindar yöneticiler” de razı değildir, çünkü onlar da keyfi olarak yönetmektedirler.

Demokratik siyaset, mevcutlar içinde “ehven” olanı kabul edilir. Bu tartışılır olsa da şimdilik daha iyisi bulununcaya kadar öyledir. Ancak demokrasinin büyük zaafları olduğu görmezlikten gelinemez. Ve biz Müslüman toplumlar henüz monarşilerin ve diktatörlüklerin tamamen dışına çıkıp İslam’dan kaynaklanan bir siyaset teorisi geliştirebilmiş değiliz. Demokrasiye sarılırken onu da seçime ve milli iradenin temellüküne indirgeyip yine üstü kapalı bir otoriterliğe kapı aralayabiliyoruz. Bu yüzden askeri vesayetin yerini sivil vesayet alabiliyor ve bu maalesef dindar seçmen tarafından da kabul görebiliyor. Seçime indirgenmiş bir demokrasi bizi sivil vesayete götürür. Yeni bir demokrasi teorisine ihtiyacımız var. Bunu güçlü İslamcı entelektüeller geliştirmek durumundadırlar. Bir yandan kelam ve fıkıh zemininde siyaset teorisi üzerinde yoğunlaşırlarken, diğer yandan yaşadığımız siyasi tecrübe, süren krizler üzerinde de çok yönlü düşünmek zorundayız. Bunun için öncelikle sosyal barış ve her şeye rağmen siyasi birliği tehdit edici tutum ve davranışlardan uzak durmamız lazım. Çünkü Irak, Suriye, Yemen, Mısır ve Libya’daki gibi bir kaosun içine yuvarlanacak olursak, ortada ne siyaset kalır ne umut! Zamanında birbirlerine anlayışlı davranmayan gruplar bugün derin bir pişmanlık içindedirler.

Yarın bir seçime gidiyoruz, “Çaldıran meydan muharebesi”ne değil. Herkes kendi vicdani kanaatine göre dilediği partiye veya bağımsız adaylara oy versin. Sandıktan çıkan sonuca herkes razı olsun. Yeni bir güne yeni umutlarla başlayalım. Şimdiden sonucun hayırlı olmasını dilerim.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.