1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Demokrasi büyüsünü bozmak
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasi büyüsünü bozmak

A+A-

Bölgede demokratik sürecin işler halde olması İsrail’i ve monarşileri tedirgin eder. Sistem açısından daha tehlikeli olanı, halk desteğini kazanan partilerin kurduğu hükümetlerin bir süre sonra sisteme meydan okuma ihtimalinin belirmesidir.

 

Başlangıçta muhafazakâr partiler uluslararası müesses düzenle diyalog kurarak, hatta bazı taahhütlerde bulunarak iktidarlarının önünü açarlar. Bir süre sonra sistemin talepleri ile muhafazakâr partileri belli talepler ve beklentilerle iktidara getiren geniş halk kitleleri arasında gerilim başlar; gerilim arttıkça iktidar ikilem içine girer. Küresel sistemin talepleri doğrultusunda eksiksiz davrandığında kitlesel desteği zayıflıyor, bir süre sonra da iktidarı kaybedecek noktaya gelebiliyor. Esasında küresel sistem hiçbir partinin uzun süre iktidarda kalmasını arzu etmez, iktidar sürelerinin uzaması muhafazakâr partilerin halk kitleleriyle irtibatlarının kökleşmesine yol açar. Sistem bunu küresel çağda” ulusal ve bölgesel feodal beylikler”in türemesi, başarılarıyla öne çıkan “liderlerin siyaseten derebeyleşmesi” şeklinde algılar. Bir diğer sorun da, “İki modernleşme projesi” arasındaki kutuplaştırıcı gerilimdir. Bir kutupta Batı’nın emredici ve taşıyıcı araçlarla empoze ettiği modernleşme yani “modernizasyon”, öbür kutupta mütedeyyin kitlelerin kendilerine özgü yollarla denemek istediği “Batı-dışı modernleşme” yer alır. Sistemin çıkarı modernizasyonun devamındadır. Fakat modernizasyon adaletsiz büyümeye ve toplumsal çözülmeye dayandığından iktidarla kitleleri karşı karşıya getirir. Muhafazakâr parti bunu birkaç dönem dener, bir süre sonra büyümeden pay almayanların ve aşırı nüfus, küresel piyasanın denetimine giren kentleşme ve izlenen kadın politikaları sonucu aileleri dağılanların feryatları yükselince geri adım atmaya yeltenir, işte tam böyle durumda iki modernleşme arasında gerilim hem içeride hem içerisi ile dışarısı arasında çatışmalara dönüşür.

Bölgede yaratıcı kaos doktrinini takip eden veya gerektiğinde ülkeleri işgal eden Batı’nın, istikrar sağlayan partilerin belli belirsiz meydan okumalarından hoşnutsuz olduğu açıktır, yeni karizmatik liderlerin güç temerküzüne yönelmeleri hoşnutsuzluğu iyice artırır. Tabii ki küresel güçlerin beklentileri bu değildi. Demokrasi ihracıyla hedeflenen, son kullanma tarihleri çoktan geçmiş diktatörlerin yerlerini uyumlu liderlere ve yönetimlere bırakmasıydı. Bu da demokrasi büyüsüyle sağlanacaktı. Sihirli değnek topluma dokundu ve bir anda istikrar sağlayan ama söz dinlemeyen partiler, artan halk desteği dolayısıyla meydan okuyan karizmatik liderler türemeye başladı. Bir ülkede başarıyla denenen modelin diğer ülkelere de sirayet etmesi, demokrasiye üstlenmesi mümkün olmayan misyonların yüklenmesine yol açar. Halk kitlelerinin taleplerinin tümünü ve sahiden karşılayan demokratik uygulama ne tarihte ne günümüzde görülmüştür. Yeni durumda Türkiye ve Mısır tecrübesi üzerinde uzun boylu imal-i fikr edenler “demokrasinin İslam dünyası için iyi olmadığı” fikrine varıyorlar. Bundan böyle bölge için yeni arayışların “anti-demokratik” mecraların keşfine yöneleceğini söylemek abartı olmaz. Formül, demokrasi büyüsünü bozmak. Bu çerçevede sandığın itibarsızlaştırılması; çoğunluğa karşı azınlık haklarının yüceltilmesi -ki bu yönde bir retorik inşa ediliyor- ister askerî ister sivil nitelikte olsun vesayete geri dönüşün işaretleri sayılır. Özellikle eğitim ve üniversite sisteminin oluşturduğu işsizler ordusu ve postmodern kültürü tüketme arzusu taşıyan orta sınıflara demokrasi işledikçe korku unsurunun artacağı duygusu aşılanmaktadır. Sistem iki argümanı başarıyla kullanır: Biri “demokrasi, cahil halk kitlelerinin desteğinde sivil diktatörler üretir”, diğeri her şey sandıktan ibaret olursa “hayat tarzına müdahale” tehlikesi artar. Objektif olarak bakıldığında muhalefetsiz veya zayıf muhalefetli tek parti iktidarlarının inhisarcı, tahakkümcü yönelimlere girdikleri, otosansürü kaba sansürden daha çok işler kıldıkları söylenebilir. Tek adam olmaklık da güç zehirlenmesine yol açar. Bütün bunlar doğru olmakla beraber, sorunların çözümü büyüsü bozulmak istenen demokrasinin açacağı boşluktan geri gelme ihtimali hiç de zayıf olmayan askerî diktatörlükler, darbeler veya vesayet rejimi değildir. Batı “model”i değiştirmek istiyor.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.