1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Değerlerin kaynağını nerede arayacağız?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Değerlerin kaynağını nerede arayacağız?

A+A-

Ahlak felsefesinin konusu gibi görünüyorsa da hakikatte insan tefekkürünün cevabını araması gereken iki önemli soru var: İlki “iyi ve kötü nedir?”, diğeri “iyinin ve kötünün ölçüsü  nedir?” Veya şöyle de sorabiliriz: “İyi ve kötü neye göre belirlenecektir?” Aslında ilk soruya doğru cevap bulunsa ikinci sorunun da cevabı bulunmuş olur veya tersi de doğrudur.

Öteden beri tekrar edilegelen iddia şu: Bana göre iyi olan bir başkasına göre kötü olabilir; çünkü değerler izafidir. Bu önermeden hareket ettiğimiz takdirde ahlak başta olmak üzere değer olarak her ne varsa, tümünün zamana, topluma, topluluklara ve şahıslara göre değişken olduklarını söylememiz gerekecek. Yani yeryüzünde beşeriyetin sırtını dayayacağı, tutum vedavranışlarında referans alacağı sabiteler mevcut değildir. Hatta sadece zamana, topluma ve şahıslara göre beşeri faaliyet alanlarına, sözgelimi mesleklere ve sektörlere göre de değerler değişir, şu veya bu ahlaki normları üst değer olarak vaz’etmek mümkün değildir. Tabii ki bu bizi ahlakı etiğe ve bireysel akla indirgeme sonucuna götürür.

Kuşku yok ki iyi ve kötü, ahlaki değerlerin kökenidir. Bu doğru! Ama şu soru da önemlidir: Bize göre bir şeyin iyi veya kötü olması, acaba içimizden bunu bize ilham eden bir özden mi kaynaklanır, yoksa bunu dışardan, sosyal çevremizden mi ediniriz? Mesela annemiz, babamız, arkadaşımız, akrabamız, okulumuz veya toplum, bize bu iyidir veya kötüdür dediği için mi, o şey iyi veya kötüdür?

Bunu kavramsallaştıracak olursak şöyle sorabiliriz: İnsanın, ebedi ve evrensel bir özü var mıdır? İnsanın ebedi ve evrensel bir özü varsa, iyinin ve kötünün kaynağı o özdür. Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler, insanın ebedi ve evrensel bir özü olduğuna inanır. Bu fikri de dinlerinin köken itibariyle vahye dayanıyor olmalarına borçludurlar. İnsan, Tanrının yeryüzündeki yansımasıdır veya İslam inancına göre Allah’ın yeryüzündeki halifesidir. Allah bize kendi ruhundan üfledi; dolayısıyla bizde ilahi bir öz vardır. İkili tabiattan söz etmek icap ederse, ilahi tabiatımız dünyevi tabiatımızda içkindir, iki hakikat, iki özerk alan olmadığından, İslam tefekküründe “fizik-metafizik” ayırımı da yoktur. İyinin de kötünün de kaynağı bu özdür. Batı felsefesinin problematiği olan “metafizik” veya Aristo’nun büyük şarihi İbn Rüşt’ün kitabına da ad seçtiği “Ma ba’de’ttabia”nın İslam düşüncesinde karşılığı yoktur. Ruh, bedende kokunun güldeki durumu gibidir, onda içkindir.

Ahlaki değerlerin kaynağı ilahi özdür, dedik. Bu böyle olmakla beraber önemli bir ihtirazi kaydı koymayı ihmal etmemeliyiz. Şöyle ki: Eğer iyi ve kötünün kaynağı ilahi öz ise, ilahi olandan kötülük yani şer nasıl neş’et eder? Yüce Allah iyiliği emretmiyor mu? Şu ayete bakalım: “Şüphesiz Allah, adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder; çirkin utanmazlıklardan (fahşadan), kötülüklerden ve zorbalıklardan sakındırır. Size öğüt vermektedir, umulur ki öğüt alıp-düşünürsünüz.” (16/Nahl, 90) Ayet açık, Allah kötülüğü emretmiyor, bu durumda kötülük ontolojisi, cevheri varoluşuyla ilahi özden neş’et etmiş olamaz. Ancak Allah, nefse iyilik ve kötülüğü yapmayı ilham ediyor. İnsan iyilik ve kötülük fikrine sahiptir, birinden birini tercih ettiğinde aynı zamanda “yapma-yapabilme güç ve özgürlüğü”ne de sahiptir: “Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene", sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun).“ (91/Şems, 7-8.) Yüce Allah’ın insana kattığı ilahi özden sadece iyilik neş’et eder, kötülük insanın iyi olanı kötü-yanlış kullanımı (suiistimali)dir, Allah’ın kötülüğü yaratmış olması veya bizim amentüde “Hayır ve şer Allah’tandır” dememiz O’nun yaratması, insana kötülük yapma özgürlüğünü ve kudretini vermesidir, yoksa kötülüğü emretmesi değil.

Bir ateist veya materyalist, insanın özü olmadığına inanır; iyiyi ve kötüyü biçimlendiren tarih ve toplum olduğunu iddia eder. Bir toplum içinde gözümüzü açarız, tarihten de bir şeyler alırız ve böylece iyi ve kötü kavramımız gelişir.

Fakat bu düşüncede bir sorun var: Eğer insanın ebedi bir özü yoksa ve ahlaki değerler bu özden neşet etmiyorsa, o zaman ebedi ve evrensel, herkesi bağlayan değerler de yok demektir. Sonuçta, yeryüzünde insanları bir arada tutacak, birbirlerine bağlayacak, onları yönlendirecek ve denetleyecek değerler olmayacaktır. Kimin gücü yetiyorsa kendi değerlerini herkese dikte edecektir ki, bu sadece ahlaki bir mesele değildir; aynı zamanda hukuki, sosyal ve iktisadi bir meseledir de. Bu bizi küresel manada herkesin üzerine mutabakata varacağı, ihlal ettiği durumlarda müeyyide ile karşılaşacağı “evrensel hak ve özgürlükler”in de mümkün olmadığı, olamayacağı sonucuna götürür. Bugün Batı dünyası dünyaya evrensel sözleşmeler ve haklar sunuyorsa ya bu önermeyi yanlışlamakta veya kendi hak ve özgürlük anlayışını herkese empoze etmektedir.

İnsanın değerlerini eğer toplum, tarih ve iktisadi durumlar inşa ediyorsa toplum, tarih ve iktisat değiştiğine göre, ortada değişmeyen, ebedi bir şey de yok demektir. Sabit değerlerin olmadığı bir dünyaya yakışan niteleme sadece nihilizm olur! Benim için iyi olan, başkası için iyi olmaktan çıkar, devamlı değerler değişir. Ancak gerçek şu ki, değişmeyen, ebedi ve evrensel olan, iyi ve kötü kavramları da vardır. Üzerinde önemle durduğumuz “maruf ve münkerler” değişmez; herkes için geçerlidir, evrenseldir. Mesela günümüzde uluslararası literatürdeki insan hakları sözleşmeleri aslında birer maruf fikrinden veya marufa ulaşma ihtiyacından çıkmış sayılır. İnsanın eş ve iş seçme hakkı engellenemez, bu hakkı kısıtlayan hükümler yasalarda ve anayasalarda yer alamaz. Kime sorarsanız sorun bunlar maruf olup artık hukuki metinlerde yer almış bulunmaktadırlar. Devletlerin buna uymaları istenir. İnsan haklarını kuşkulu kılan kökenlerinin ilahi öze refere edilmemesi ve ma’ruf ile münkere göre süzgeçten geçirilmemesidir.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.