1. YAZARLAR

  2. Hatice Kübra BAYTAP

  3. Dayanışma Ve Sonuç
Hatice Kübra BAYTAP

Hatice Kübra BAYTAP

Yazarın Tüm Yazıları >

Dayanışma Ve Sonuç

A+A-

 

 

Bir zamanlar bahçesi geniş ormanı andıran ve güvenliği olmayan bir sitenin ve hatta bir yumrukla devrilebilecek tahtadan kapısı olan bir dairede geçen dokuz yılımız boyunca hırsız ve ya hırsızlara rastlamadık.Bir takım gelişmeler sonucu adres değişikliği gerekince farklı bir mahalleye yine güvenliği olmayan normal bir binaya ama bu kez çelik kapılı bir daireye geçmiş olduk.

Daha ilk günlerde hemen hemen her gün apartman ve mahalle sakinlerinin hırsız kovalama manzaralarıyla karşılaşır olduk.Hoş geldine gelen her komşunun hırsızlık vakalarıyla karşılaştıklarını,bu durumun canlarına tak ettiği hikayelerle doluyordu muhabbetimiz.Bir çare,bir çözüm derken hiç bir şikayet,ihbar işe yaramadığı ve ne hikmetse defalarca hırsızı kovalamalarına rağmen bir türlü kim olduğu anlaşılamayan fakat mahalleden biri olduğu da öne sürülüyordu.

Nitekim üç ayımız dolunca biz de hırsızlık olayından nasibimizi aldık.Binaya girmemle hırsızın kaçış anı denk gelmiş ti.İçeri girmeden olayı fark edince zaman kaybetmeden ihbarda bulunup dışarıda ekibin gelmesini bekledik.Açıkçası evde çalabilecekleri değerli bir eşyanın olmamasından emin olsam da şikayetimi geri çekmeyip,hem hırsızlığa teşebbüs girişinden hem de haneye tecavüzden şikayetimi dile getirdiğimde, gelen ekip yerini olay yeri inceleme ekibi aldı şikayet üzere.

Neyse ki tek bir odayı dağıtan hırsızın parmak izi alma çalışmaları yürütülüp prosedür gereği bir takım soru cevaplar ve form doldurulması uzun sürerken kendilerine çay ikram edecek kadar da bir muhabbetimiz oldu. Ne var ki memurlar da yasalardan yakınıyorlardı.''Bu gün içeri aldığımız hırsızları yarın salmak zorunda kalıyoruz,yasalar caydırıcı olmadığından bizim de elimiz mahkum''demişlerdi. Bu durumda sivillere de yetki verilmesi fikrini ortaya attığımda,aslında,halkı bilinçlendirmeye yönelik sivil inisiyatifinizi kullanarak muhtarla da ortak bir çalışmanın yürütülebileceği konusunda bir takım önerilerde bulundular.Ertesi gün ilk işim muhtarı ziyaret etmek olmuştu.Evet bir takım bilgiler içeren broşürlerden birini bana uzatıp bu bilgilerin uygulamaya geçirilmesi gerektiği şeklinde bir açıklama oldu sadece. Velhasıl mahalleliyi bilgilendirerek üzerime düşeni yapmaya çalıştım.Aslında sorarsanız,yapılması gerekli fakat hala da uygulamadığımız basit uyarılar yer alıyor du o broşürde.Örneğin,dış kapının hiç bir zaman açık tutulmaması,zillerin üzerine isim ve soyisim yerine sadece baş harflerin yazılması,evden çıkan kişinin hemen ardından zil ve ya kapı çalmasına ''aynı kişidir'' şeklinde hatalı düşüncelere yer verilmemesi,pazarlamacılara vs aldanılmaması daha hatırlayamadığım bir çok detaylar...
Gel gelelim hırsızlık olayları artmış fakat bizim hırsız bir türlü yakalanmıyordu. Adeta mahalleliyle kafa buluyor du. Neredeyse hayalet olacağına inanacaktık.Bazen bir yerden dönüp binaya girecekken koşturan komşularla çarpıştığımız bile olmuştur fakat bir türlü hırsızı görememişizdir.Durum gerçekten can sıkan hale bürünmüştü.Bir de çocuklarımızın psikolojilerini düşününce,vaveylé;
Binaya,yan binaya,karşı binaya gelen misafirler dahi nasiplerini alıp yalınayak kaldıkları olmuştur.İçeri yerleşip ayakkabıları almak için kapıya yöneldiğimde çoktan gitmişti bile,o kadar ki,artık ayakkabıyla içeri girer olduk.Kiminin zinet eşyaları,çocukların bisikletleri... her gün bir vukuat...
Benim de canıma tak etmişti.Son çalıntı olayında tek tek komşuları dolaşıp son bir hafta da kimin nesi çalındığını,hırsızlık olaylarını tespit edip komşulardan eylem için destek istedim.Destek sözü alınca hemen polisi aradım ve ardından komşuları binamızın önüne topladım.Polisler geldiğinde kalabalık sağlanmış,memurlar neye uğradıklarına şaşırmışlardı. Üstelik eyleme katılan ailelerden biri de polis ailesiydi.Her kafadan bir sesin çıkmasıyla polisler arayan şahıs yani benden duruma açıklık getirmemi istediler.Söz konusu çalınan malların ve ya malların değeri olmadığı,bir haneye izinsiz girilemeyeceği,hırsızlıktan öte haneye tecavüz edildiği,çocuklarımızın psikolojik durumları,ne dinen ne hukuken ne de ahlaken yeri olmayan suçlara karşı sessiz kalmayıp hoş göremeyeceğimizi,sıradanlaşan bir hal alan hırsızlık olaylarına da pasif ve gevşek davranarak onlara artık prim veremeyeceğimizi,yasalar önüne geçemiyorsa,görüldüğü gibi bu küçük sivil örgütlenmeyi daha da genişletebileceğimizi ve gerekirse kendi yasalarımızı oluşturup bunları uygulamaya geçireceğimizi,aynı zamanda elimize geçecek olan hırsızın linç edilmesi de kaçınılmaz olup,sürekli yasaları önümüze engelmiş gibi sunulması tepkilerimize mani olmayacağını dile getirip bazı eklemeler daha yapıp konuşmaya son verdim.İşe yarayacak mıydı bu eylem?Elbette süreç bize gösterecekti.Uzun bir süre her gün takipte kaldık,kimseden hırsızlık vukuatı haberleri çıkmıyordu.Aradan haftalar,aylar hatta yıllar geçti ama o sokağa bir daha hırsız girmedi.Olaydan bir buçuk yıl sonra tekrar başka bir mahalleye taşınmamız da iletişimi koparmadı.Tatlı bir anı olarak hatırladığım bu konuyu sizlerle paylaşmamın nedeni,sivil inisiyatifin,toplum dayanışmasının,ortak hareketin gücü,gereksinimini ve bazen yasalardan daha etkili olabileceğini izah etmektir.

Evlerimize,iş yerlerimize,kapalı mekanlarımıza izinsiz giren şahısların sadece hırsızlık olayı deyip geçiştirmemiz yasalar açısından da çok ta etkili bir sonuç göstermediği çok açık.Şikayetlerin sadece hırsızlık ile sınırlanmasından da bu kaynaklandığına inanıyorum ki,haneye tecavüz şikayetini de dahil edersek şikayetimiz arasına,o zaman daha ağır yasaların yürürlüğe girmesiyle hırsızlık vakalarının bir nebze de olsa indirgeneceğini düşünüyorum.

 

 

 

                        

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.