1. YAZARLAR

  2. Cafer SOLGUN

  3. Davutoğlu’nun ikilemi
Cafer SOLGUN

Cafer SOLGUN

Taraf Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Davutoğlu’nun ikilemi

A+A-

AKP ile koalisyon yapmak, açık ki hem AKP hem de CHP için zor bir tercih. Ancak ilk başta herkeste ‘nasıl olur?’ duygusu uyandıran bu ihtimal, kısa zamanda görüldü ki ülkenin sağlıklı bir geçiş süreci ile AKP’nin sorumlusu olduğu tahribatları kısmen de olsa gidererek makul bir sürede seçime gitmek için en gerçekçi, akılcı olanı. Olumlu, iyimser bir hava doğdu; taraflar “Seçmenin mesajını aldık” diyen açıklamalar yaptılar.

Muhtemel bir AKP-CHP koalisyonu 13 yıllık AKP dönemine son verir. Uzun süredir yaşadığımız siyasi ve toplumsal gerginliğin ivmesi düşer, kutuplaşmanın keskinliği giderilir. En azından uzlaşılan maddeler itibarıyla yeni bir anayasa yapılır, Siyasi Partiler Kanunu değiştirilir, mesela yüzde 10 seçim barajı kaldırılır. Ekonomik 
dengeler yerine oturur, piyasalardaki belirsizlik ve kriz endişesi yerini daha istikrarlı bir gidişata bırakır. Çözüm süreci yeni bir anlam ve soluk kazanır. Hükümetin dış politika anlayışı değişir. AB ile ilişkiler yeniden canlanır. Cumhurbaşkanı Erdoğan Saray’a çekilir, fiili ‘başkan’ rolü oynayamaz, hükümeti kendine oyuncak edemez…

Tabii ki kolay olmaz. Mesela rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, hâlâ ‘şüpheli’ sıfatı taşıyan eski bakanların durumu gibi konularda görüş ayrılıkları yaşanır. Ama bunlar da Meclis iradesinin çözeceği konular olur.

Bu hükümet büyük olasılıkla 4 yıl sürmez. Ancak daha az gergin ve daha çok serbest, eşit, adil bir seçime gitmemizi olanaklı kılar.

Belirtmemek eksiklik olur: CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu bu süreçte son derece olumlu, yapıcı bir tutum takındı. 
Siyaseten risk aldı. Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi taşıdığı nokta, ‘bildiğimiz CHP’den farklı bir nokta. Bu durum, Tek Parti CHP’si dönemi uygulamalarının sakız edilmesini de etkisiz kıldı. HDP de olumlu, yapıcı bir politika izledi. Bazılarının beklediklerinin aksine slogancı, çözüm üretmeyen ve önermeyen söylem ve tutumlardan uzak durdu.

Ana hatlarıyla çizdiğim bu tabloda bir abartı, mübalağa, hayalcilik var mıdır? Sanmı
yorum. Ne var ki Saray bütün ağırlığıyla ülkeye nefes aldıracak bu olasılığı devre dışı bırakmaya çalışıyor; MHP ile koalisyon, olmadı AKP azınlık hükümeti, o da olmadı HDP’yi dışlayan bir seçim hükümeti gibi formüller dayatıyor. Sayın Erdoğan’ın dilinden düşürmediği ‘milli irade’, en kötü ihtimal fiilen ‘reis’ rolü oynamaya devam etmesine rıza gösterecek bir AKP iktidarı demek. Başka bir ‘milli irade’ tanımıyor.

Görünen o ki, 
Suruç katliamının ardından ‘zamanıdır’ deyip devreye sokulan B Planı kapsamında, AKP-CHP koalisyonu sabote ediliyor. Bir başka deyişle sayın Ahmet Davutoğlu Saray’a rağmen bir tutum alabilecek midir, göreceğiz.

Seçimin ardından yaptığı ilk açıklamada 
Davutoğlu, “Biz istedik, ama halk başkanlık sistemine onay vermedi” demiş ve devam etmişti: “Kişi nerede ise makamı orasıdır. Sistem değişmediğine göre artık taşların yerine oturtulması lazım. Herkes kendi görevini yetki ve sorumlulukları dahilinde üzerine düşeni yaparsa bir uzlaşı doğar”. (11 Haziran2015)

Davutoğlu’nun ikilemi, Saray’ın mı ‘milli irade’nin mi temsilcisi olacağına bir türlü karar verememesidir. Can ve zaman kaybediyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar