1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. Dava eri olabilmek!!
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

Dava eri olabilmek!!

A+A-

Her fikrin, ideolojinin, felsefi görüş ve dini inancın kendisine has düşünce dünyası ve bu düşünce dünyasının da ön gördüğü bir dava disiplini vardır!

            Tabiidir ki biz burada envai çeşit cahili davaların özellikleri üzerinde duracak değiliz. Aslında bu husus, Müslüman araştırmacılar tarafından salt başına bir araştırma ve vuzuha kavuşturma konusu edinmelidir. Etraflı bir şekilde İslami çevrelere ve bu çevrelerin “dava” anlayışına; nelerden sakınılması gerektiğine ve bu yolun yol işaretlerine kaynaklık edebilecek bir eser vücuda getirilmelidir!!! Zira bu hususla ilgili olarak, hem geçmişten günümüze kadar süre gelen pek çok İslami Hareket tarzlarında veya İslami yapılanmalarda, bu gerçeğin ihmal edilmesine neden olmuş ve hem de bu çevreler tarafından çeşitli gayri İslami tutum, davranış ve uygulamaların bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşanmasına kaynaklık etmiştir!!! Netice itibariyle; Müslüman olarak ortaya çıkan pek çok topluluk/yapı arasında onarılması bir hayli zor yıpranmalara, yıkılmalara ve düşmanlıklara yol açmıştır. Hala da İslam adına saf İslami akide ve pratikten yoksun nice yapılar karşı karşıya gelmekte ve Müslüman kanının akmasına, canına kıyılmasına zemin oluşturmaktadır!!!

            İslami dava; İslam’ın vahyolunduğu saflığıyla şekillenmezse; orada İslam’ın kendisi çıkıp gider ve orada dava güdenler sadece davalarıyla baş başa kalırlar. Yani, İslam, kendisine herhangi bir dış unsurun katılmasını, katkı olmasını asla kabul etmez. İşte İslam tarihinin ilk asrından itibaren (Muaviye’den itibaren) İslam’a dış katık katılmaya yeltenildiği içindir ki; bu tür Müslüman geçinenler, gerçekten daima ümmetin başına dert olmuşlar, bela olmuşlar, musibet olmuşlardır. Dava adına yola çıkarlarken; öncelik Rızai ilahi olmamış; çeşitli dünyevi ölçüler edinile gelinmiş ve bu tür girişim ve uygulamalar ise, her seferinde ümmet içinde tahrip gücü, hayalleri zorlayan yıkım ve ziyanlara neden olmuştur. Zira küfür ile imanın bir arada kalamayacağı gibi; küfre yol açacak emareler ve iman da keza bir arada durmaz!!! Cahiliye ile imanın bir arada kalamayacağı gibi; cahiliye emareleri ile de  iman bir arada durmaz!!! Bu ikisini bir arada tutmak isteyenler ise kendilerinden iman uzaklaşır ve bu habis emareleri ile baş başa kalırlar!!!

            Öz ifade ile Müslümanlar arasında tefrikaya yol açan, Müslümanlardan olmuyor!!! Bu husus, hiçbir kişi ve ya topluluk ile sınırlı değildir. Bu ef’ale kalkışan kim olursa olsun, bu tehlike ile yüz yüze kalacaktır. Aynı şekilde hiç kimse bu konuda yapılan başka bir yanlışı kendisine emsal gösteremez ve mesnet yapamaz!!! Bu bağlamda iman edenlerin tümü Rabb-i Rahman katında kardeştirler. Bu kardeşliğin yegâne ölçüsü İMAN’dır. Kardeşlikte başka ölçüler aramak cahiliye adetlerinin ta kendisidir. Eğer bu konuda herhangi birisi veya birileri cahiliye hükmünü arıyor(lar) ise; bu arayış(lar) bizim ilgimizi değil; tavizsiz tepkimizi çekmelidir. Aynısını kendimize örnek veya emsal değil; ona ve o tür girişimlere karşı koyup; Rabbimizin kesin hükmüne kesin bir şekilde teslim olmak düşer!!! Kardeşliği, adaleti, huzuru, güveni, kurtuluşu, birliği, dirliği net ve kesin bir şekilde Rabb-i Rahman’ın evrensel ve yegâne hükmünden aramalıyız. Yapacağımız yegâne müracaat yalnız ve yalnız oraya yapılmalı, yegane kıstas oradan alınmalıdır!!! 

            Bu bağlamda ÖZE DÖNÜŞ HAREKETİ eğer bir İslami hareket ise (ki biz böyle olduğuna inanıyoruz) bu konuda net tavır takınmalı, net pozisyon olmalı ve net icraatlara yönelmelidir. Saf İslami ölçüler dışında hiçbir kırıntının, tortunun peşine düşmemelidir. Vahyolunuduğu şekliyle, ümmet bilinç ve şuuru çerçevesinde, Rabbani hedef belirlemeli ve bu hedefe de Rabbani yol ve yöntemle ilerlemelidir. Bu minval üzere; taktik, teknik, maslahat, metot, sosyal veya siyasal şartlar türünden, farklı argümanların vs…vs… peşine veya hevesine kapılmamalıdır, düşülmemelidir… ( Şu anda bunlara dikkat edildiği kanaatindeyiz… Rabbim ilgililerden gani, gani razı olsun… Hayırlı uğraşılarında muvaffakiyetler ihsan buyursun…)

            Resulullah, bizlere ne verdiyse onu almak ve bizleri neden sakındırdıysa da ondan uzaklaşmakla mükellefiz. Eğer bu ölçü, gereği üzere anlaşılmaz ve tabi olunmaz ise; unutulmamalıdır başka ölçüleri edinilir ve onlara tabi olma handikapıyla karşı karşıya kalınır. Bu handikapın farkında bile olmadan, kapılıp gidilir. Tıpkı;  “Biz sadece onlar bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye yalvarıyoruz!!!” diyenlerin derekesine düşülür!!!

            “Talut, ordu ile hareket edince; Şüphesiz Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka! Dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Talut ve O’nunla beraber iman edenler ırmağı geçince (geride kalanlar), ‘Bu gün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok’ dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (sudan içmeyip, ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: ‘Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. (Şüphesiz ki) Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 249)

            Evet! Dünyevi hırs, tamah, zevk, fikir, görüş heva veya hevesin peşine farkında olarak veya olmayarak düşenler; Rabbani davayı gereği üzere omuzlayamazlar. Muhakkak ki bir şekilde tökezlerler, gevşerler, geri kalırlar veya başka mecralara yönelirler… Bu konuda takva, en güvenli sığınak olmalıdır. Tıpkı yalın ayakla dikenli bir tarlada yüründüğü bir hassasiyetle; gayri Rabbani yol ve yordamlara düşmekten sakınmaya, kaçınmaya gayret gösterilmelidir…

            Bu samimi duygu ve düşüncelerle; hep beraber Allah’a emanet olalım ve sıdk ile O’na teslim olalım… Kimseyi incitmemişimdir inşaallah… Selam ve dua ile…

                                                                                                            Mehmet Taş

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.