1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Darbeyi 1 yıl önceden biliyorduk!
Darbeyi 1 yıl önceden biliyorduk!

Darbeyi 1 yıl önceden biliyorduk!

A+A-

Karadayı'nın 'Darbe bir hastalıktır' ifşaatları

Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı'nın ilk ses kaydı internete düştüğünde, 'Darbe yapmak bir hastalık mıdır?' diye sormuştum.

Karadayı, internete düşen son ses kaydında, bu soruya ifşaatlarıyla cevap veriyor.

"Evet. Darbe yapmak bir bağımlılıktır" diyor.

Karadayı, 1960 darbesinde İstanbul'daki merkez Davutpaşa'da görev yapıyor.

"Polisin gözaltına aldığı yasadışı eylem yapan üniversiteli öğrencileri yemek yedirip, arka kapıdan salıyorduk" sözleri ona ait.

Daha sonra İstanbul Üniversitesi'ne rektör olan ve yasakçı icraatlarıyla büyük tepki toplayan Kemal Alemdaroğlu, kendisine "Paşam beni de salıvermiştiniz" demiş.

Ergenekon sanığı Prof. Alemdaroğlu'na belki de bütün yaptıkları için cesareti, bu yasadışı salıverme verdi. Karadayı'nın bu jesti, gençlerin darbecilere güven duymasını sağlamış olmalı.

Karadayı, ifşaatlarına devam ediyor.

12 Eylül 1980 darbesinde, bu kez darbenin Ankara ayağının

merkezi Mamak'ta görev yaptığını ifade ediyor.

En çarpıcı sözü, "Darbeyi biryıl önceden biliyorduk."

Karadayı, bu süre zarfında atamalarla bire bir ilgilendiğini ve kritik noktalara güvendikleri

isimleri atadıklarını kaydediyor.

Yani, tayin ve terfi sistemini,darbeye zemin hazırlamak için

kullanmışlar.

Bir yıl boyunca, darbeyi meşru kılacak olayları seyretmişler ya da (kendisi itiraf etmiyor ama)

darbeyi meşru kılacak gelişmeleri bizzat beslemişler.

Mamak, daha sonra, 12 Eylül tutuklularının adeta işkence merkezi olması ile ün saldı.

Karadayı, gerçekten çok iyi çalışmış.

Karadayı, 28 Şubat darbesi sırasında "esas oğlan" rolünde.

Dönemin kudretli Genelkurmay Başkanı...

Tansu Çiller'in kendilerini azletme çalışması yürüttüğünü, korumasının belgeyi özel çekmecesinden alıp ulaştırdığını ifşa ediyor.

Bağlı bulunduğu Başbakan Erbakan için nahoş sözler sarf ediyor.

Cumhurbaşkanı Demirel'e yaptıkları telkinleri, daha sonra hükümet kuracak Yılmaz'a nasıl şartlar koyduklarını anlatıyor.

Karadayı, anlaşılan içerisinde aktif görevler aldığı 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinden önemli dersler çıkartmış.

28 Şubat'ta, yasadışı Batı Çalışma Grubu'nu kurarak, yine darbeye zemin hazırlama çalışmaları yürütmüş. Sadece siyasilere değil, o dönem medya üzerinde de psikolojik hareket yürütüp, toplumu bir darbe için şartların oluştuğuna inandırmaya çalıştılar.

Karadayı, bütün bu alışkanlıklarını emekliliğinde de terk etmemiş.

Encümen-i Daniş, Dostlar Meclisi gibi üyesi olduğu fikir gruplarından, 27 Nisan muhtırasına (ya da darbe girişimine) yönelik çalışmalar yürütmüş.

Karadayı'nın ifşaatları, Hasan Cemal'in "Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım" kitabının pabucunu adeta dama atar...

Hasan Cemal, kitabında 9 Mart Cuntası'nın darbeye zemin hazırlatmak için, "Mahir Çayan'lara mısır patlatır gibi her yerde bombalar patlattıklarını" anlatıyor.

Karadayı'nın ifşaatları, darbelerin zorunluluktan doğmadığını, askerin "toplum mühendisliği" merakının ürünü olduğunu tescil ediyor.

28 Şubat darbesinde Karadayı'nın yardımcısı Orgeneral Çevik Bir'in, alt birimlere gönderdiği el yazması bir notu, dün Taraf gazetesi yayınladı.

Bir, "Mevcut seçim yasası ve eğitim sisteminin devam etmesi halinde; 2000 yılı Milletvekili Genel Seçimlerinde milli görüşçü partilerin din eğitimli seçmenin etkisiyle toplam oyların yüzde 34'ü ile tek başına iktidara gelerek, ülkede dine dayalı devlet düzenini kurabilecek her türlü değişikliği yapabilecekleri, 2005 yılı genel seçimlerinde ise yaklaşık 6,5 milyon ilave din eğitimli seçmenin etkisiyle toplam oyların yüzde 67'sini alarak her konuda mutlak çoğunluğu elde edebilecekleri değerlendirilmektedir" diyor.

Yani, darbenin yapılmagerekçesi açık bir şekilde, "sandık korkusu" ya da "sandık düşmanlığı"... Karadayı'nın ifşaatları, darbelerin yeni darbeciler ürettiğini, darbe hazırlıklarının yıllar sürdüğünü, bir gecelik bildirilerolmadığını, aksine şartların oluşması için de ayrı bir gayret sarf edildiğini teyit ediyor. Karadayı'nın ifşaatları, askerin sivil otoriteye bağlı olmasının ve özgür bir toplum için sağlıklı işleyen demokrasinin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.

Darbe hastalığının kaynağı, kendisini halktan üstün gören "jakoben" yaklaşım, tedavisi ise halka güvendir. Halka güvenen, sandığa da halkın demokratik tercihlerine de saygı gösterir.

Erhan Başyurt / Bugün

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.