1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Darbecilerin akıl hocalığını yaptılar
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Darbecilerin akıl hocalığını yaptılar

A+A-

 27 Mayıs'ta Ankara'dan iki uçak kalktı.

Biri İzmir'e diğeri İstanbul'a.

Kendisine bir baş arayan darbenin liderini getirmek üzere İzmir'e giden uçak Cemal Gürsel'i getirdi. İstanbul'a giden ise evlerinden topladığı Anayasa profesörlerini Ankara'ya getirdi.

Evlerinden toplanan Anayasa profesörleri çoktan bavullarını hazırlamış bekliyorlardı.

Gerisini 27 Mayıs'ın kudretli generallerinden Cemal Madanoğlu anlatıyor?

'Profesörleri Genelkurmay'da bir salona oturtmuşlar. Böyle sinema seyredecek gibi yan yana dizilmişler. Karşılarında bir masa var. Ben masaya geldim. Dedim 'Sayın hocalar, profesörler biz bir iştir yaptık. Siz dedim profesörler heyeti, Yargıtay, Danıştay, Askeri Şura hepinizi millet meclisine toplayalım. Kurucu Meclissiniz diyelim. İçeriye sokalım. Müddet yarın 12'ye kadar. Saat 12'ye kadar hükümetinizi ilan edin Kurucu Meclis olarak ben askeri çekeyim.'

Darbeciler, anlı şanlı Anayasa profesörlerine, 'Saat 12'ye kadar hükümetinizi kurun ben askeri kışlasına çekiyorum' demişti.

Sessizliği Sıddık Sami Onar bozdu.

'Efendim. Biz kendi aramızda görüştük. Düşündük, taşındık. Bu iş sizin dediğiniz gibi değil' dedi.

Darbenin dumanı tüterken Anayasa profesörleri ne olacağını düşünmüştü.

Madanoğlu, 'Nasıl' diye sordu.

Anayasa profesörleri darbecilere akıl verdi:

'Siz Teşri selahiyetlerle mücehhez bir ihtilal komitesi kuracaksınız. Devlet reisi de sizden, hükümet reisi de sizden'

Madanoğlu bunu hiç düşünmemişti.

Hocalar, kışlamıza çekileceğiz diyen darbecilere, 'Durun kışlanıza çekilmeyin. Hükümet kurun, devlet başkanı olun, ülkeyi yönetin' diyorlardı.

Anayasa profesörleri, kışlasına çekilmeye hazırlanan askere, 'Durun gitmeyin' demişti. Asker durdu.

Başka bir şey daha söylediler.

İleride yargılanmamaları için darbecilere, 27 Mayıs'ın bir darbe olmadığını, meşruiyetini kaybetmiş bir iktidara karşı yapılmış bir devrim olduğunu savunan bir fetva verdiler.

Sonra askerlere dönüp, 'Bu Demokratları yargılayın ki, sizin meşruiyetiniz sorun olmasın. Yarın siz yargılanmayın' diye akıl verdiler.

O akılla askerler Yassıada Mahkemelerini kurdular.

Ama bir sorun vardı.

Cemal Gürsel, Bayar, Menderes ve önde gelen Demokrat isimler dışındakileri salıvermişti.

'Sıddık Sami Onar, 'Bu Demokrat mebusların hepsi idam kaçağı. Eh bunları Gürsel paşa salıvermiş. Nasıl olur' dedi.

Böylece ihtilalin ilk günü toplanıp daha sonra evlerine gönderilen DP milletvekilleri geri toplandı.

Hocaların telkinleri ile kurulan Yassıada Mahkemesi kuruldu.

'Sizi buraya tıkan kudret bunu istiyor' diyen Salim Başol'un yönettiği Yassıada Mahkemesi'nden Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idamı çıktı.

Darbenin ilk günü Anayasa profesörlerini toplayıp, ülkeyi siz yönetin ben askeri kışlasına çekiyorum diyen darbeciler, hocaların verdiği akılla kalmış ve Menderes'i asmışlardı.

Hocaların elinde artık Menderes'in kanı vardı.

27 Mayıs'tan sonra devlet yeniden formatlandı. Görünürde seçilmişlerin idare ettiği bir hükümet ile asker, yargı ve CHP vesayetinin söz sahibi olduğu devlet ortaya çıktı.

Ne zaman ki millet ileri gitti, devlet darbe yaptı, onun tepesine vurdu.

Darbenin silahı askerdi, fetvacısı ise her zaman yüksek yargı oldu.

Bizde askeri vesayetin dayanak noktasını teşkil eden yüksek yargı parti kapatmalar, yasaklar ve idamlarla sık sık rejime ayar verdi.

Başbakan'ın, 'Demokrasiye müdahaleyi askerden ziyade yargı yapmıştır' sözünün tarihi perspektifine baktığımızda karşımıza, kanlı darbeler tarihi çıkıyordu.

Metin Feyzioğlu, Danıştay'ın kuruluş yıldönümü törenlerinde, siyasete ayar vermeye çalışırken, bir vesayetin sözcüsü olarak konuşuyordu. Ama hesap etmediği bir şey vardı. Buraya, vesayetlerle çarpışarak gelen Recep Tayyip Erdoğan'ın varlığı.

Başbakan, millet iradesine ayar çekmeye çalışan bir zihniyete karşı, milletin hukukunu savundu. Aslında sivil siyasetin temsilcisi olarak Kemal Kılıçdaroğlu da hukuku savunulanlar arasındaydı. Ama o bunu anlamadı. Erdoğan düşmanlığı ile yargı vesayetinin yanında yer aldı.

Belki de ben yanlış anladım. Kılıçdaroğlu, tarihine ve misyonuna uygun olanı yaptı. Yargı vesayeti karşısında esas duruşa geçti.

Burada bir çelişki yok ama birilerinin CHP liderine Türkiye'nin artık vesayetlerle idare edilen eski Türkiye olmadığını anlatması gerekiyor.

Kandıralı Kemal sen de dur...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.