1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Çiçek

  3. Dağlardan Ovaya
Abdurrahman Çiçek

Abdurrahman Çiçek

Yazarın Tüm Yazıları >

Dağlardan Ovaya

A+A-

                            — Barışa ve Özgürlüğe dair —

 

       Karlı dağların doruklarında yaşama dair izler ararken eğer küçük bir su kaynağını keşfettiysek, onu besleyecek veya barındıracak bir yatağı da var mı, diye görme gereği duyuyorum. Eğer ki böyle bir imkânı yoksa suyun, kendine bir yol yapıncaya kadar heba olmaması imkânsız.  Ve eğer yalcın dağlar, o su kaynağının önünü kestiyse, dağ başında küçük bir göl olarak hayat bulmak ve öylece yaşamak zorundadır. Bulunduğu yer, dağ başı olunca başka sularla, dereciklerle ve yağmur sularıyla beslenme ve büyüme şansını da büyük ölçüde kaybedecektir. Oysa o küçük su kaynağı kendine dere, ırmak ve hatta nehir olmasına imkân sağlayacak bir yol bulabilseydi, dağlardan ovalara ve belki de denizlere kadar uzun bir yolculuğa çıkabilecekti.

       Haritalarda kendini ispatlayacak ve belki de tarihe, edebiyata ve birçok konuya dâhil edilecekti. Dağlardan koparak ovaya inmek, o küçük su kaynağının varlığı için bir tehlike gibi görünse de, aslında bu olay onun için bir özgürlük hikâyesinin başlangıcı olacaktır.

       Yine bir düşümde dağ başlarına mekân kurmuş suların ovalara doğru süzüldüğünü görmekteyim. Aktıkça yatağından, yamaçlardan gelen yağmur sularını da kendine katarak büyümekte ve büyüdükçe de gücü ve çekimi giderek artmaktadır. Elbette ki güç ve çekim olunca etrafına yanaşan her suyu içine çekerek karışıp kaynaşmakta ve ovaya vardığında da artık hiç olmadığı kadar güçlü ve ihtişamla aktığının farkına varacaktır.

       Ova, var olanı olduğu gibi ortaya koymakta pek mahirdir. Oysa dağ, kendinden olmayan her şeyi içinde saklar ve göstermez. Güzeli de çirkini de yasaklar. Bu yüzden dağların sicili kötüdür. Eşkıya da oraya kaçar, kaçkınlar da, yabani hayvanlar da. İnsanlığa, medeniyete yaklaşmak için ova o yüzden tercih edilmiştir. Su, dağda akarken ne kadar kontrolsüz, yabani ve hırçınsa ovaya indiğinde de bir o kadar durgun, sakin ve akl-ı selimdir. Dağlarda iken ne kadar korkutuyor ise ovada da bir o kadar güven verir. Bu yüzden gerçek olan, düzde,  meydanda aşikâr olur.

       Suyun serüveni bir dağ başından başlar daha çok. Bazen bir kayanın dibinden kendince ve mütevazı bir edayla süzülürken, bazen de bir damla kar suyudur bu hikâyenin ilk cümlesi. Daha bir damla iken akıbetinin ne olacağını kestirmek pek güçtür. Oysa sayısızca damla bir araya geldiğinde o artık bir damla değildir; onun adı su-dur. Daha çok su bir araya geldiğinde ise derecikler, sonra dereler, ırmaklar, nehirler hayat bulur. Sonra da belki bir deniz ve hatta okyanus oluverir. Bir damla su okyanusta hiçbir şey gibi durur; oysaki okyanus, su damlalarından meydana gelmiştir.

       Bir damla suyun serüveninin peşindeyim. Serüvenin akıbeti herkesi ilgilendirir. Önce; ilk önce dağlardan iniyorum. Şartsız ve koşulsuz değil; iyi niyet şartı ve samimiyet koşulunun peşindeyim. Dağlardan inerken sedlere takılıyorum, kayalara çarpıyorum, başımı dağdan taşa vuruyorum. Yol açıldıkça bana, daha sakin yataklar arıyorum. Bu gayret arttıkça, çoğalıyor ve büyüyorum. Bir dere iken, yol bulduğumda ırmak oluyorum. Kuşları, ağaçları suluyorum. Dağlardan bir vadiye, sonra da ovaya vardığımda suya susamış, kuruyup çatlamış toprakları emziriyorum. Hepimiz birleşince kaynaşıyoruz; toprak ve su; hamurumuzu yeniden yoğuruyoruz.

       Su ile toprağın, dağ ile ovanın hasretliği bitince gözlerimi denizlere dikiyorum. Denize olan hasretliğim- ovaya inince- vuslatın imkânsızlığının ortadan kalktığını görünce daha da artıyor. Çünkü başarabilme ihtimali, umutlarımı daha da büyütüyor.

       Yatağından usulünce akan bir ırmağın, yani suyun, geç de olsa denize kavuşacağını biliyorum. Artık ırmak ile denizin kavuşmasının, kucaklaşmasının vaktidir. Her iki su birbirine kavuşunca, deniz biraz daha büyür ve ırmak artık yoktur. Bu yok olma görecelidir aslında. Çünkü denizin kendisine sunduğu geniş alanda olabildiğince ve daha özgür dolaşabilecektir.

       Irmağın dağlardan ovalara inmesi ona nispeten bir özgürlük sağlarken, denizlerle kucaklaşması suyun gerçek özgürlüğüdür.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.