1. YAZARLAR

  2. Bayram ZİLAN

  3. Cumhuriyetin Kağıttan Partisi: CHP
Bayram ZİLAN

Bayram ZİLAN

Milat Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhuriyetin Kağıttan Partisi: CHP

A+A-

     Geçtiğimiz haftalarda CHP 90. Kuruluş yıldönümünü görkemli bir kokteylle kutladı. Takip edenler bilir, davetsiz misafir olarak biz de postallı bir yaş pastayla kendilerine bir sürpriz yapmıştık.

     1923’te Atatürk tarafından ‘Halk Fırkası’ adıyla kurulan partinin başına 1924’te ‘Cumhuriyet’ sözcüğü eklenmiş ve adı Cumhuriyet Halk Partisi olarak bugüne kadar gelmişti.

     Türkiye siyasi tarihinin en eski ve en çok iktidara gelen partisi olan CHP, kuruluşundan beri Cumhura karşı devleti koruyan tutumuna rağmen “Cumhuriyetin sarsılmaz bekçisi” olarak anıla gelmesi iyi bir PR çalışmasından başka bir şey ifade etmemiştir.

     Üstünlerin eşitliğinin garantörlüğünü yapan, ayrıcalıklı zümre için imdat butonu işlevi gören bir siyasi partiyi “Cumhur-iyetin sarsılmaz bekçisi” diye nitelemek Cumhura büyük bir haksızlıktır.

     1923’ten bu yana Çevre’ye karşı Merkez’i koruyan, millete karşı devlete kalkanlık yapan, resmi ideolojinin yetkili bayisi CHP, bugüne kadar Türkiye siyasi yelpazesinin sol skalasını işgal eden bir parti olmuştur.

     Sosyalist Enternasyonal’ın mülteci üyeliğini yaparken eşitlik ve adaletten uzak durması, özgürlük söylemini sadece kendi ve kendi gibiler için kullanması da ‘şizofrenik sosyalizm’den öteye geçmemiştir.

     Demokrasilerin namusu olan seçim sandığına olan soğuklukları da bir hafızaya tekabül eder. O hafıza, Türkiye’nin ancak seçkinci bir zümre tarafından yönetilebileceği, seçim sandığının sadece demokrasinin süs eşyası olarak kalması gerektiği, en kötü ihtimalle sandıktan çıkan millet iradesinin ‘ara formüllerle’ değiştirilebileceği kabulünden oluşan bir hafızadır. Nitekim ‘meğer asker de kağıttan kaplanmış’ sözü de bu hafızanın bir ürünüdür.

     CHP’nin bu hafızasını pekiştiren önemli sebepler de vardır. Bu ülkenin bütün Ara Rejimcilerinin milletin iradesine rağmen değiştirdiği bütün iktidarlar, CHP’nin temsil ettiği Merkez2in bileşenleridir. Ve CHP nerdeyse 80 yıl boyunca Ara Rejim Bürokratlığı rolü üstlenmiştir. Yani CHP kuruluşundan bu yana hiçbir zaman ‘seçilmeyi’ bir gaye olarak benimsememiş, daima stratejilerini ve söylemlerini ‘atanma’ üzerine kurgulamıştır.

     Bu kurgu nedeniyle CHP, hiçbir zaman milletle bir kontak kurmamış, toplumsal talepleri dikkate almamış, varlığını millete değil, Ara Rejimcilere ve seçkinci zümreye borçlu hissetmiştir. Onların taleplerini başının üstüne koymuş, halkın taleplerini ayaklarının altına almıştır. Anayasa Mahkemesi’nin yollarını tam 158 defa aşındırmasının sebebi de bu kurgudur.

     Ancak Cumhuriyetin değişmez bürokratı, Ara Rejimcilerin tek kararnameyle 49 defa atadığı, 50. defa da halk tarafından görevden alınan CHP, Ak Parti’nin kapanma davasının olumsuz sonuçlanmasından sonra darmadağın olmuştur.

     Çünkü bu süre zarfı içerisinde ‘Merkez’in hegemonyası zayıflamış, Çevre güçlenmiştir. Bürokratik oligarşinin refleks mekanizmaları olan TSK, HSYK, AYM vb kurumlar demokratikleşmiştir. Artık CHP’yi iktidara atayan mekanizmalar yoktur.

     Bu durumu CHP içerisinde küçük bir ‘yenilikçi grup’ kavrasa da, bu kavrayış CHP siyasasına etki etmemiştir.

     Hiç kuşku yok ki bugün Türkiye’nin en acil ihtiyacı bir ‘muhalefet partisi’dir. Siyasal iktidarın demokrasi, hak ve özgürlükler noktasında yavaş ve ürkek hareket etmesinin en önemli sebebi muhalefet(sizlik)tir.

     CHP, ya yeni Türkiye’yi doğru okuyup, Ara Rejimcilerin nabzı yerine milletin nabzını tutacak, siyasal iktidarı demokrasi, hak ve özgürlükler noktasında sıkıştıracak ya da marjinal bir parti olup yok olmaya mahkum olacaktır.

     Anlaşılması gereken diğer bir hususta Türkiye’de iktidarı artık daha çok demokrasi ve özgürlük vaat edenlerin değiştirebileceği gerçeğidir.

     Bugün artık, Türkiye’nin en büyük meselesinin çözümüne ‘haberim yok, oynamıyorum’ kolaycılığına sığınarak hiçbir katkı sunmayan, siyasal iktidarı, farklı toplum kesimlerinin demokrasi ve özgürlük taleplerine kulak vererek bu taleplerin karşılanması için siyasal iktidara baskı yapmayan ve eski Türkiye’nin savunuculuğunu yapan hiçbir siyasi partinin iktidar olma şansı yoktur.

     Asıl itibariyle Türkiye’nin normalleşmesi ve yenileşmesi CHP’nin de köklü bir değişime gitmesi için bir şans doğurmaktadır. Siyasetteki paradigma değişikliği, toplumun demokratik olgunluğunun gelişmesi, ister istemez bürokrasiyi ve siyaset kurumunu da değişime zorlamaktadır. Toplumdan gelen bu güçlü demokrasi talebi 1923’ten bu yana devam eden toplum mühendisleri marifetiyle tavandan-tabana doğru değişim geleneğini de ters yüz etmiştir. Bugün artık değişim tabandan tavana doğru doğal ve doğru yönde işlemektedir.

     Bütün bu gelişmeler Türkiye’yi güçlü bir muhalefet ihtiyacıyla baş başa bırakmıştır. Bu nedenle toplum-çevre-taban CHP’den bu ihtiyacı karşılamasını ve merkez-tavancılığı bir kenara bırakmasını beklemektedir.

     Bakalım CHP, bu beklentiyi karşılayan, değişimi kavrayan, halkın nabzını tutan, farklı toplum kesimlerinin demokrasi taleplerine kulak veren, iktidardan daha fazla demokrasi, eşitlik, adalet ve özgürlük isteyen, tabanı, çevreyi ve seçilmeyi esas alan bir parti mi olacak? Yoksa merkezi, vesayeti, eski Türkiye’yi temsil eden, atanmayı esas alan, Operasyonel Genel Başkanların yönettiği Cumhuriyetin Kağıttan Partisi olmaya devam mı edecek?

     Sonucu hep beraber göreceğiz, ancak unutulmamalıdır ki Türkiye halkı kendi ihtiyacını daha çok karşılayan siyasal iktidarı seçtiği gibi, kendi ihtiyacını daha çok karşılayan güçlü bir muhalefeti de seçecek olgunluğa ve ferasete sahiptir.

     Dünya Demokrasi Hareketi Genel Başkanı

     twitter: @bayramzilan


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.