1. YAZARLAR

  2. M. Latif YILDIZ

  3. Çözümü STK ve HALK
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

sorgu / yuksekovahaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Çözümü STK ve HALK

A+A-

 

21 Mart Amed ( Diyarbakır) Newroz’unda Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile start alan sürece Başbakan R.T. Erdoğan da “akil insanlar” projesi ile karşılık verdi. PKK çoktan çekildi dense bile Murat Karayılan da 25 Nisan açıklamasında 8 Mayıs’ta “Türkiye içindeki silahlı güçleri Kandil’e çekiliyoruz” beyanı ile yıllar sonra ilk kez “barış”ciddi bir ivme kazandı.

Ancak Meclis çatısı altında MHP’nin “barışa” şiddetle karşı çıkmasından öte saldırgan ve savaş dilini kullanması; CHP’nin bir türlü yön tayin etmeyen duruşu bazıbölge ve illerde “akil insanlar” ve Kürdlere yapılan saldırılar hoş olmayan görüntüler verdi/veriyor.

Kürd halkının barış için gösterdiği yapıcı, hoş görülü olgunluk ve birlikteliğe MHP, CHP ve türevlerinin direnişi süreci zayıflatmakta, hatta baltalamakta. Geçmişte öyle bir yüz yıl yaşadık ki barışı ne AKP Hükümeti; ne de BDP ve PKK tek başlarına süreci götürmelerine güçleri yetmez. Topyekun halkın ve Sivil Toplum Örgütlerin desteklediği; her kesin bir birini ikna ettiği, konuşmaya dahil olduğu bir katılım ile barışın toplumsallaştırılırsa olur.

Hükümetin dahiye buluşu olan “akil insan” formülü yetersiz bir strateji. Demokratik baskıyapacak farklı bir yol izlenmeli gerekçesiyle kamu oyunda yeni bir görüş ortaya atıldı. Sürecin 63 akilin omuzlarından alınarak 81 il ve ilçede bulunan Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ile halkın doğrudan devreye konması yöntemi ile tartışılmasının daha anlamlı ve etkili olacağı ileri sürüldü. Sürecin sonunda Kürdleri tatmin, Türkleri ikna etmek, yeniden tehlike ile karşılaşmamak, Kürd meselesinde “farklı”yı düşünen, yaşayan, üretenleri ortak paydada buluşan bir toplum olmak için bu yöntem şarttır deniliyor.

Nitekim bu alanda Ankara’da yapılan bir etkinliğe çağırılanlardandım.

Kızılay’da Yüksel Caddesi Mülkiyeliler Birliğinde yapılan toplantıyı yeni anayasa için girişim grubundan, yazar, eski Mazlumdur Genel Başkanı Ayhan Bilgen, Gazi Üniversitesi öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Yarar, Ahmet Kardan, Alev Özkazanç, Elçin Öz, Tugay Turan gibi aydın, aktivist ve akademisyenler tertiplemişti. Siyasilerden sadece BDP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu vardı. 35 kişilik yuvarlak masa toplantısında süreç tartışıldı.

Barışsürecinin toplumsal etkisi ve genel bir değerlendirme perspektifinden yola çıkılarak katılımcıların büyük çoğunluğunun görüş belirttiği toplantı 3,5 saat sürdü.

Toplantının birinci oturumunda: Barış sürecinin neresindeyiz? Barış sürecinin yarattığıyeni olanaklar nelerdir? Müzakere sürecinin kalıcı, sürdürülebilir toplumsal bir barışıklık ve demokrasi getirmesinin önündeki engeller neler olur? Konuları etraflıca dile getirildi.

İkinci oturumda; neler yapılmalı veya yapılabilir başlığı altında: Barış sürecinin toplumsal gücünü arttırmak ve toplumun demokratik katılım kanallarını güçlendirmek için neler yapılabilir? Tüm bunlar için yapılacak kurumsal ve yasal değişimler nelerdir? Sivil inisiyatifler olarak bizler farklı toplumsal kesimlere ulaşmak ve barışın toplumsallaştırılması için nasıl katkısunabiliriz?

Bu etkinlikten yola çıkarsak sorular halinde sürece katkı sunmak için yapılan sivil toplum girişimi “barış” isteyen AKP, Başbakan, Hükümet; BDP, PKK, KCK; Türk – Kürd kamuoyu açısından halkla buluşmada yol gösterici girişime örnek olabilir.

Unutulmamalıki yaşanan gelişmeler tarihidir ve de çok önemlidir. Süreci belirleyecek, toplumsal uzlaşıyı sağlayacak olan Sivil Toplum Kuruluşları ve halkın tartışması olmalı. STK ve halkın çalıştayları ışığında siyasilerin yol almasıdaha doğru olacaktır.

Süreç her ne kadar önce silahların susması ile kaim olacaksa da çözümün kalıcı olması için yeni anayasa çerçevesinde şekillenmesi kaçınılmazdır. Halkın anlamak istediği süreci başlatan taraflar AKP, Hükümet, Başbakan, Devlet kısacası Türkler ve BDP, PKK, KCK yani Kürdler siyasi olarak bu meseleyi “barış” ile bitirme kararındalar mı, değiller mi?

Kürd tarafı silahlı bırakırken yasal ve anayasal zeminde beklenen düzenlemeler yapıldıktan sonra herkes nasıl siyaset yapıyorsa öyle ama kendi hakları, özgürlük, eşitlik, demokrasi için siyaset yapmak istediğini önderleri Abdullah Öcalan’ın ağzından ifade etti.

“Barış” için Kürdistan cephesinde yani Doğu ve Güneydoğu’da bir sorun yok. Sorun 100 yıldır kendisini üst etnik kimlik olarak gören diğer bölgelerde; özellikle kıyı şeridi ve iç Anadolu’dadır. Halkı siyasi iktidarın Öcalan ile vardıkları mutabakatta siyasetle, diyalogla, konuşarak, müzakere ile “bu işte varım” diyor mu demiyor mu sorusu kafaları kurcalıyor.

PKK, bu süreçte silahlı mücadeleden siyaset sahnesine çekilmeyi kabul ettiğine göre hükümetin yasal ve anayasal demokratik iyileştirmeler yapması için STK ve halk kamu oyu oluşturmaları en doğru ve en etkili yöntem olmaz mı? Yol temizliği için AKP ve Sayın Başbakan’ı göreve zorlanmalı. Çözüm için dönemeç ancak halkın katkısı ile mümkün olabilir. Unutulmasın ki Kürdlerin uzun ve özverili mücadelesi salt devlete karşı isyan ya da başkaldırı değildi; Türkiye’nin demokratikleşmesi için de önemli bir dinamiğe dönüştü.

Sürece karşı çıkan, çözüme destek veren ve fakat müzakere sürecinde tarafların kendi taleplerinin dikkate alınması için dayatma yapan zıt görüşleri ortak paydada buluşmaya katkı sunacak olan STK ile halkın buluşmasının 63 akil insandan daha etkili olacağı görüşü hakim.

STK ve halk toplantılarında; Ana Dil’de eğitim ve öğretimin güvenceye alınması.Demokratik, eşit, bölgesel ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, koruculuğun kaldırılması. Anayasa’nın başlangıç bölümünden, değiştirilemez maddeleri; Devletin adının “Hukuk Devleti”, “Demokratik”, “İnsan haklarından” başka “Laiklik”, “Ülkesi ve Milleti ile bölünmez Bütünlüğü” gibi bölümlere ve vatandaşlık düzenlemesinde hiçbir etnik vurguya yer verilmemesi. Egemenlik Kayıtsız şartsız “halkın” ya da“milletindir” denmesi. Her şey açıkça gündeme taşınmalı, siyasilerin yapmayı düşündükleri yeni anayasa için devrede olunmalı.

Vatandaşın zıt talepleri tartışmalı. Zira siyasiler çözüm için halkın önerdiği farklı görüş, algılayışlara göre yol almaz ise barış yerine daha sancılı bir durumun oluşacağı; halkın içinde olmadığı tepeden inme çözümler ile yol alınamayacağı gerçeği görülmelidir.

Söz konusu STK ve Halk toplantıları sürekli hale getirilmeli. Siyasiler de buna destek verirse ortak bir çözüm çıkar. Çünkü Türkiye’de halkın yüzde 90’nı çözüm ve barış istiyor. Önemli olan bu farklı anlayışların bir araya gelmesi ve ortak zemin, ortak payda da uzlaşması.

Sonuç olarak toplantıya davetli olmayıp bir sandalyeye yerleşerek spontane olarak klasik görüş sunan Kemalist ve de ulusalcı emekli öğretmenin konuşma talebine olgunlukla yaklaşan düzenleyicilerin hoşgörüsüne rağmen toplantı adabına uymayan davranış sergilemesi katılımcıların (ben dahil) uyarısına maruz kaldı. Amaç hocayı dışlamak kesinlikle değildi.

Şimdi sağlıklı düşündüğümde “sabote” için oraya gelmemişse toplantımızın amacını izah ederek onunda endişelerini, korkularını giderebilirdik öz eleştirisinde bulanmak isterim. Barış gelecekse, bunu başaracaksak en uçta yer alanların da endişelerini, kaygılarını giderecek bir tutum sergilemeliyiz ki “barış” hem anlamlı hem de kalıcı olsun.

Siyasiler kışkırtıcılığı bırakmalı. Bırakmalı ki farklı anlayışa sahip halk birbiriyle yan yana gelip bir ortak zemin bulabilsin. Halkın kendisi bulur. Süreç halk ile giderse sonuç alınır. Çünkü barışı halk kurar. Mesele işin içine halkı katmaktır. Kattığınız oranda barışı kurarsınız, katmadığınız oranda başarı şansı azalır; bütün iyi niyete rağmen sonuç alamazsınız.

NOT : 1) 4 Mayıs Dersim katliamının yıldönümü. Yazık ki Dersimliler hala asimile ediliyor. Ve Zalimlerin şerrine maruz kalan mazlum Dersimliler katiline aşık olmuş sendromundalar.

2) Yine 4 Mayıs Dünya Basın Özgürlük günü. Bu günde Türkiye Dünya’da 120. sırada. Fiji, Kongo gibi ülkelerin arasındayız. 69 gazeteci cezaevlerinde bir gazeteci ve yazar olarak utanç duyuyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.