1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Çözüm için kavga değil işbirliği zamanı
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Çözüm için kavga değil işbirliği zamanı

A+A-

Ankara'da herkes birbirine girdi.

Daha birkaç ay önce kafa kafaya verip, çatı aday çıkaran Kılıçdaroğlu ile Bahçeli birbirlerine ağıza alınmayacak suçlamalar yönelttiler.

Kavgayı Kılıçdaroğlu başlattı. MHP'yi AK Parti'nin koltuk değneği olmakla suçladı. 'AKP ne zaman sıkışsa koltuk değneği her zaman hazırdır' diye sataştı.

Bence MHP'ye haksızlık etti. MHP seninle ortak aday çıkarırken, iyiydi de tezkereye evet oyu verince mi iktidarın koltuk değneği oldu.

Bahçeli'nin yanıtı gecikmeden geldi. 'CHP Genel Başkanı, çoktan bölücü terörün kucağına düşmüş ve kanlı niyetlere utanmadan tercümanlık yapmıştır' dedi.

Laf aramızda Bahçeli'nin eli biraz ağırmış.

Sonra?

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, HDP'li Sırrı Süreyya Önder'i, 'Haddini bil' diye uyardı. Sırrı Süreyya Önder ise, 'Bana had bildirmeye kalkışmışsınız. Kim size bu ruhsatı verdi?' diye sordu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise kıran kırana bir söz düellosu yürütüyorlar.

Biz ne yapıyoruz.

Seyrediyoruz.

Hayır öyle değil.

Üzüntüyle takip ediyoruz.

Yerli yersiz kullanıla kullanıla aşındırılan, 'Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde' diye bir söz var ya tam da bu günler için söylenmiş.

Hadi Kılıçdaroğlu ile Bahçeli arasındaki tartışmayı anlıyorum da AK Parti ile HDP'ye ne oluyor. İki parti değil mi çözüm sürecini yürüten.

Bu iki parti değil mi, çözüm süreci için görüşmeler yapan, aralarında yol haritalarını konuşan.

Eee bu iki parti kendi aralarındaki sorunu çözemiyor ki, Kürt sorunu ve PKK terörünün sona ermesi gibi devasa bir sorunu çözsünler.

Devletlerin ve milletlerin hayatında bazı dönüm noktaları olur. Gün bu gündür denilen anlar yaşanır. Kader anıdır. Dönüm noktasıdır

Siyaset, o gün susar. O gün ne iktidar vardır ne muhalefet. O gün milletin geleceği söz konusudur. Siyasetin dili susar, devlet adamlığı ön plana çıkar.

İşte o günlere benzer bir sürecin içinden geçiyoruz.

Çözüm sürecine sadece silahların susması, PKK'nın tasfiye edilmesi açısından bakmayan birisi olarak, tarihi Kürt ve Türk kardeşliğinin yeniden ihdası ve iki milletin aynı geleceği doğru tarihi yürüyüşünün başlatılması olarak gören biri olarak, çözüm süreci açısından kader anı denilebilecek bir dönemecin başında olduğumuzu görüyorum.

Bugün yapabileceğimiz yanlış bir tercihin ülkemizi tekrar terör sarmalına sokacağı endişesini taşıyorum. Geldiğimiz noktada günlük tartışmaları bir tarafa bırakıp, çözüm sürecinin başarıya ulaşması açısından, iktidarı ve muhalefeti ile güçlü bir irade ortaya koymamız gerektiğine inanıyorum.

Türkiye test ediliyor.

Kobani üzerinden bölgeyi dizayn eden ABD, planlarına ram olmadığı için Türkiye'yi PKK üzerinden cezalandırmaya çalışıyor.

ABD ile bir takım gizli ittifaklar geliştiren Kandil, Kobani üzerinden çözüm sürecini, Türkiye'yi test ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan döneminde gerileyen, 'Derin devlet' Başbakan Davutoğlu'nu test ediyor.

Tansu Çiller Başbakan olmuştu. Ancak henüz hükümet güvenoyu almadan Türkiye bir yangın yerine dönmüştü. Çiller, hükümet proğramını okumak için Meclis kürsüsüne çıktığında cümleleri yutuyordu. Şırnak, Cizre düştü düşecek. Devlet günlerce Şırnak'a giremedi. Sonra OHAL Valisi sanki başka bir ülkenin şehrine girer gibi 'Kurtarılmış Şırnak'a girdi. Tabii işin aslı öyle değildi. O günlerde Çiller'in etkili bir danışmanına ne olduğunu sormuştum. 'Devlet bizi test ediyor' demişti.

Devlet önce test etti sonra teslim aldı. 'Bask modeli'nden söz eden Çiller'den Doğan Güreş'e, Mehmet Ağar'a 'silah arkadaşlarım' diyen çelik yürekli Başbakan'a gelindi.

Bugünleri 90'lı yıllarla kıyaslama niyetinde değilim. Hele hele Başbakan Davutoğlu'nun birikimine haksızlık etme gibi bir düşüncem yoktur.

Çünkü çözüm sürecinin gizli mimarlarından biri Davutoğlu'dur. Çözüm sürecinin her aşamasında MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la yaptıkları çalışmaları bilenlerdenim. Yakın çalışmaları nedeniyle MİT Müsteşarı'nı Dışişleri Bakanı'nın bir yardımcısı gibi çözüm sürecine olan hakimiyetinden dolayı Dışişleri Bakanı'nı çözüm sürecinin mimarlarından biri olarak düşünmüşümdür hep.

Davutoğlu, çözüme olan inancını Başbakan olarak çözüm sürecine kendisine bağlamakla gösterdi. Ve tüm bu sarsıntılara rağmen çözüm sürecinin arkasında duran güçlü ifadeler kullandı.

Geldiğimiz noktada hükümet ile HDP'nin birbirini suçlaması yerine tam tersine işbirliğine ihtiyaç var.

Başbakan Davutoğlu'nun çözüm sürecine ilişkin örneği bu açıdan çarpıcı.

'Azgın dalgalara rağmen, nehrin yarısını geçtik, artık geri dönemeyiz.'

Kürt sorununu hep Boğaz geçişine benzetirim. Dip akıntıları çoktur. O nedenle büyük gemiler kılavuz kaptan almadan Boğaz'ı geçemezler.

Ortadoğu coğrafyasının en kullanışlı kartıdır Kürt kartı. Dip akıntısı çoktur. Şimdiye kadar büyük güçlerin, ülkeleri dize getirmek için kullandığı Kürt kartı bugün fonksiyon değiştirdi. Artık bölgeyi dizayn edebilecek bir karta dönüştü.

Biz bu olayı Kürt kartı olarak göremeyiz. Biz bu olaya tamamen iki kadim milletin kendi kaderlerine doğru yürüyüşü olarak bakarız.

Çözüm süreci cumhuriyet tarihinin en kapsamlı barış projelerinden biri. Yok yok eksik söyledim. Cumhuriyet tarihinin ilk barış projesi.

Eee bu coğrafyada bunu bize kolay kolay yar edeceklerini mi sanıyorsunuz.

Büyük doğumlar büyük sancılar getirir. Büyük bir doğumun arifesinde olduğumuza inanıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.