1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Çok evlilikte üst sınır
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Çok evlilikte üst sınır

A+A-

Hz. Aişe (r.a.)’nın işaret ettiği üzere (Buhari, Tefsir, 4; Müslim, Tefsir, 6) ayet, yetim kızlar konusunda önemli bir uyarı getirirken, bu arada köklü bir geleneğe de son verip yeni bir düzenleme yapmaktadır. Buna göre, bundan sonra erkekler ancak veya azami olarak dört kadınla evlenebileceklerdir. Bu üst sınırdır. İslamiyet’ten önce Araplar arasında ve eski zamanlardan beri çağdaşları diğer beşeri havzalarda yaygın bir biçimde çok evlilik vardı. Üstelik kadın sayısında herhangi bir sınırlama yoktu.

Eski Hindular, Lidyalılar, Babil, İran ve İbraniler arasında çokeşli evlilik yaygındı. Çok eşli evlilik konusunda Ahd-i Atik’te çok sayıda örnek var: Hz. Yakub’un birden fazla hanımı vardı (Tekvin, 31:17). Elkana’nın birinin adı Hanna, diğerinin Peninna olmak üzere iki eşi vardı (I. Samuel, 1:1), Hz. Davud’un da birkaç hanımı vardı (II. Samuel, 5:13). Hz. Süleyman’ın eşleri ve cariyeleri konusunda abartılı rakamlar verilir (I. Krallar, 11:3). Tevrat, ilk eşten sonra evlilik yapılacaksa şu hükmü koyar: “Kendisine başka bir kadın alırsa, birincinin nafakasını, giysilerini ve kadınlık haklarını eksiltmeyecektir“ (Çıkış, 21:10). Bu hükümlerin İslamiyet’te de aynı olduğunu söylemek mümkün.

Eski Yunanlılar’da da çokeşli evlilik vardı, bir erkek dilediği sayıda kadınla evlenebilirdi.  Musa aleyhisselamın şeriatını devam ettiren Hıristiyanlık açısından çokeşliliğe engel hükümler yoktu. Tek eşliliğin Pavlus’la Hıristiyanlığa dahil edildiğini söyleyebiliriz: “Eğer biri suçsuz, tek kadın kocası ise ve iman eden ve edepsizlik ve düzensizlikle haklarında şikayet olunmayan çocukları varsa, onu tayin et“ (Titusa, 1:6-9). Hıristiyanlık’ta birden fazla kadınla evlilik esas itibariyle Jüstinyen kanunlarıyla yasaklanmıştır.

Denebilir ki, tek-eşli evlilik “Katolik evlilik biçimi“dir, modernlik bunu Katolik’ten almış, Kemalizm de modernizasyon politikaları icabı benimsemiştir. Ancak fiiliyatta erkeklerin yaklaşık 2/3’ü buna riayet etmemiştir. Çok eşli evlilik hukuki ve sorumluluk yüklemesi dolayısıyla hakikatte erkeğin aleyhinedir, en azından ona sorumluluklar yükler, resmi tek eşli evliliklerin geçerli olduğu yerlerde zarar kadınlara çıkmaktadır.

İslamiyet bir erkeğin evliliğini dört kadınla sınırlandırdı. Sakif kabilesinden Gaylan’ın nikahı altında 10 (Muvatta, Talak, 76), Haris bin Kays’ın sekiz hanımı vardı. Hz. Peygamber (s.a.) her ikisinin eşlerini dörde indirip, diğerlerini boşamalarını emretti (Ebu Davud, Talak, 25.)

Bütün sahabeler azami eş sayısını dört olarak anladı, İslam tarihinde de kimse dördün üstünde kadınla evlilik yapmadı. Bu açıdan “Size helâl olan (başka) kadınlardan iki(şer), üç(er), dör(der) olmak üzere nikâhlayın “de olan vavları toplama şeklinde anlayıp sayıyı dokuza çıkaranların görüşleri muteber değildir. Hem ayet sayıyı dörtte bitirmekte, hem Allah’ın Rasulü (s.a.)’nün tatbikatı bu yönde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Peygamber Efendimiz’in dokuz hanımını nikahı altında bulundurması kendisine özgü bir uygulamadır, bu ruhsat sadece kendisine tanınmıştır (Bkz. 33/Ahzab, 50).

Bu kombinezondan anlaşılan şudur: İndiği sosyal ortam itibariyle adalet şartının en yüksek düzeyde tahakkuk ettiği evlilik “yetim kızlar“la olandır. Buna ideal evlilik dahi denebilir. Çünkü hem bir yetimi topluma ve medeni hayata kazandırmış, hem de onun temel mali haklarına riayet etmiş oluyorsunuz. Bunun hemen altındaki evlilik türü “iki-üç veya dört kadınla olan evlilik“tir. Hitap dörtten fazla evli olan veya bu tür evliliği yapabilecek erkeklere geldiğine göre, ayetin “adalet“ kıstasını temel alıp eş sayısını dörtle sınırlandırmak istediği açıktır. Bu üst sınırdır, daha çok adalet için üç eş, dahası iki eş gerekir. Bu da mümkün olmayacaksa tek eşli evlilik en hayırlısıdır. Ayet gayet açıktır: Velayetiniz altında bulunan yetim kızla evlenerek onun malını yemektense, diğer kadınlardan iki, üç veya dört kadınla evlenebilirsiniz. İslam bilginlerinin icmaı budur, nassların sübutundan ve delaletinin katiliğinden çıkan sonuç budur.

Kısaca birden fazla eşle evlilik mümkündür, tercihe ve imkana bağlı olarak dört eş üst sınırdır. Çok evliliğin “adalet“ faktörü dışında şu veya bu şarta bağlanan bir ruhsat olduğu yönündeki modern zamanlara ait iddianın kuvvetli bir dayanağı yoktur. Çok eşli evliliğin geçerli şartı eşler arasında adaletin tesis edilmesidir. Adaletin tek eşli evlilikte daha kolay sağlanabileceği belirtilmekte, ama tam adalet sağlanamayacak diye, iki, üç veya dört eşle evlilik yasaklanmamaktadır. Son sıradaki evlilik türü ise, biraz da maddi imkansızlıklar dolayısıyla savaş esiri bir “cariye ile olan evlilik“tir.

Evlilikte haklar veya eşler arasında adaletin ne anlama geldiğine gelince. Öncelikle eşlerin maddi-mali ihtiyaçlarının örfe göre karşılanması, güvenliklerinin sağlanması, sağlıklarıyla ilgilenilmesi ve sosyal temsilleri ve sorumluluklarının yerine getirilmesi gerekir. Bunlara bağlı olarak onlarla vakit geçirir, sohbet eder veya cinsel hayatı sürdürürken eşit davranılması, birinin tercih edilip diğeri veya diğerlerinin ihmal edilmemesi. Bunun hayli zor olduğunda şüphe yok, bu yüzden 129. ayette bunun zorluğuna işaret edilerek hiç değilse kaba adaletsizlik ve haksızlıktan kaçınılması istenmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.