1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Cisimsel Dirilişin Delilleri Nelerdir?/Maarif
Cisimsel Dirilişin Delilleri Nelerdir?/Maarif

Cisimsel Dirilişin Delilleri Nelerdir?/Maarif

A+A-

 

Cisimsel Dirilişin Delilleri Nelerdir?

 

Cevap:

1- Akıl: Cisimsel dirilişle ilgili olarak en yaygın ve çarpıcı neden, rivayet ve özellikle Kur’an-ı Kerim vasıtasıyla sunuluyor. Ancak akıl açısından da cisimsel dirilişin olamayışına ilişkin sağlam bir neden sunamayız. Ayrıca dirilişin, insanın bütün mahiyetiyle dönmesi durumunda tamamen anlamlı olacağı kesindir. Buna rağmen insan varlığının sadece bir boyutu dönerse, dirilişten bahsetmek eksiksiz olmaz. Dolayısıyla dirilişin hem cisimsel ve hem ruhani olduğu takdirde dirilişten bahsedebiliriz.

Burada diğer önemli bir husus, insanın dünyada hem cismi ve hem ruhuyla ameller yaptığıdır ve tabii olarak hem cisimsel ve hem ruhani açıdan cezalandırılmalı veya ödüllendirilmelidir ve adaletin gereği de her boyutun amelin oluşmasındaki payına göre cezalandırılması veya ödüllendirilmesi gerekiyor. Acı ve zevkin ruhla ilgili birşey olmasına rağmen cisim de bir amelin sebeb ve sonucunda yaptığı katkıya göre cezalandırılmalı veya ödüllendirilmelidir.

Üçüncü hususa gelince, bir yandan tam diriliş ve tam zevk ile sevabın ve öte yandan tam acı ve azabın gereği hem cismin ve hem ruhun dönmesi lazımdır. Başka bir deyişle hikmet burhanı ve rahmet burhanı açısından insan en son sevap ve azabı tamamen görmelidir. Maddi ve manevi sevap ve azabın sadece manevi sevap ve azaptan daha eksiksiz olduğu besbellidir.

Birçok acılar ve zevkler cisimsiz gerçekleşmez; cisim birçok acı ve zevkin alımının sebebi ve aracıdır. Ancak nihayet bu acıları ve zevkleri hisseden, ruhtur ve cismin çekip gitmesiyle bütün bu acılar ve zevkler geçersiz olacak. Böylece müminlerin bazılarının uğruna zor ve çetin ameller yaptığı veya günahları terkettiği sevap ve nimetler, ahiretteki sevaplar listesinden silincek ve dolayısıyla bunlar ücretsiz bir zahmete katlanmış oluyorlar. Oysaki mümin insanların çoğu bu ahiretteki ödüllere ulaşma dürtüsüyle kendi vazifelerini yapmışlardır.

‘Ruh’ ile ‘cisim’ arasında öyle yakın bir ilişki vardır ki, bunların birinin durumu ve üzüntüleri karşılıklı olarak diğerinde yankılanır. Cisim ve ruh birbiriyle büyür ve birbirlerini bütünleyen ikizlerdir. Ölüm gerçekleşince cisim ve ruh arasındaki bağ geçici olarak kopar ve kıyamette yeniden birleşir. Dolayısıyla bir yandan diriliş hem cisimsel ve

hem ruhani olduğu zaman eksiksiz sayılır, öte yandan adalet ve hikmetin de gereği budur. Elbette başka akli hususlar da vardır ki, nakli deliller bahsinde ve Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinin incelenmesinde onlara değineceğiz.

2- Rivayet: Yukarıda da belirttiğimiz gibi cisimsel diriliş, kutsal İslam dininin gereği ve semavi dinlere inanan herkesin benimsediği bir konudur. Kur’an’ın birçok ayetinde ve sayısız rivayette cisimsel diriliş açıklanmıştır.

Kur’an’ın cisimsel dirilişle ilgili ayetlerini birkaç gruba bölebiliriz:

a) Maddi nimetler ve cisimsel zevklerden bahseden ayetler. Bu ayetlerde insan organlarından birinin tattığı cennetin nimet ve zevklerine odaklanılır. Cennetin yemekleri, tatlıları, giysileri, eşleri ve evlerinden bahseden ayetler gibi. Bu nimetleri kavrayıp bu zevklerden yararlanmak maddi organlar olmadan imkansızdır. Bu husustaki ayetlerin sayısısın çokluğu da yorumlanmalarının önünü alır, aksi halde bu ayetler yorumlanırsa Kur’an ayetlerinin görünüşüne gerek kalmaz. Örneğin aşağıdaki gibi bazı ayetlerden bahsedebiriliz:

“İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır. Orada konfor içibde bol meyve ve içecek isterler. Yanlarında da gamzeleri kasan hep bir yaşıt dilberler. İşte bu, o hesap günü için size va’dedilenlerdir. İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.”(Sad: 49-54)

Başka bir yerde şöyle buyurmuştur: “Doğrusu bugün, cennetlikler eğlence ile meşguldürler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Orada taze yemişler onların, temenni edecekleri herşey onlarındır.”(Yasin:55-57) Ve yine Kur’an şöyle buyurmuştur: “İşte onlar (sabikunlar), mukarrip (Allah’a yaklaştrılmış) olanlardır. (Onlar) naim cennetlerindedirler. Evvelkilerden bir ümmettir. Ve (onların) birazı sonrakilerdendir. Altın ile örülmüş, mücevherlerle (inci ve yakutla) süslenmiş tahtlar üzerinde. Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır (mukarribin olanlardır). Onların etrafında halidun olan (ölümsüz) gençler dolaşır. Akan pınarlardan doldurulmuş kaseler, ibrikler ve billur kadehler ile. Ondan (o şaraptan) başları ağrımaz ve sarhoş olmazlar. Ve arzu ettikleri meyvelerden. Ve canlarının çektiği kuş etlerinden (sunulur). Ve harika güzel gözlü huriler (vardır). Sanki saklanmış inci tanesi gibi. Yapmış olduklarının mükafatı olarak. Orada boş bir söz işitmezler ve günaha girmezler. Sadece selam selam sözü söylenir.”(Vakia: 12-26)

Başka bir yerde şöyle buyurulmaktadır: “İyiler, kamil insanlar, müslümanlar kafur katılmış dolu bir kadehten içerler. Bir kaynaktır ki, Allah’ın kulları ondan içer; onu (istedikleri yere) fışkırtarak akıtırlar. Ve sabırlarından dolayı onları cennetle ve ipek elbiselerle mükafatlandırdı. Orada tahtlar üzerinde yaslanırlar. Orada güneş (şiddetli sıcak) ve şiddetli dondurucu soğuk görmezler. Onun (ağaçlarının) gölgesi, onların üzerine yakındır ve onun (olgunlaşmış) meyveleri emre hazır olarak yaklaştırılmıştır. Ve gümüşten kaplar ve billur kadehler ile onların etrafından dolaşılır. Gümüşten kadehler ki, onların miktarını belirlemişlerdir. Ve orada, muhtevası zencefil olan kadehler sunulur. Orada ‘selsebil’ diye isimlendirilen bir pınar vardır. Ve ölümsüz genç delikanlılar onların etrafında dolaşırlar, sen onları gördüğün zaman saçılmış inciler sanırsın. Ve baktığın zaman orada nimetleri, büyük bir mülk ve saltanat görmüş olursun. Onların üstlerinde yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rab’leri onlara temiz (lezzetli) içecekler (şaraplar) sundu. Muhakkak ki bu, sizin mükafatınız oldu. Ve sizin çabalarınız teşekküre layık olmuştur (takdir edilmiştir”(İnsan: 5-6 ve 12-22)

Bu konuyla ilgili başka birçok ayet vardır. Bkz: Rahman suresi: 46-76, Gaşiye suresi: 8-16, Nebe suresi: 31-36, Mutaffifin suresi: 22-28, Hakka suresi: 19-24 vs.

Belli ki türlü meyvelerden, kuş etinden, çeşitli şaraplardan, tahtlardan, harika eşlerden ve hizmetçilerden, gölgeliklerden, bahçelerden, nehirlerden vs. nimetlerden ancak insanın cisimsel boyuta sahip olmakla bu nimetlerden yararlanabilmesi ile mümkündür. Çünkü soyut ruh şaraplara ve etlere vs. ihtiyaç duymaz ve ona bir faydası da yoktur ve yukarıda belirttiğimiz gibi bu kadar ayeti te’vil etmek akıl, mantık, akıl sahiplerinin geleneğine ve mukaddes şeriata aykırıdır.

b) Maddi azaplar ve cisimsel acılardan bahseden ayetler: Bu tür ayetler, cisimsel boyut olmadan imkansız sayılan azap ve cezalandırılmalardan bahseder. Bu konu, ilk bölümdeki ayetlere benzer olduğundan dolayı daha detaylı anlatmaktan vazgeçerek sadece birkaç ayeti örnek olarak veriyoruz. Kuran şöyle buyurmuştur:

“Defteri soldan verilenler. Nedir defteri soldan verilenler? İliklere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su içindedirler. Ve kapkara dumandan bir gölgede. Ne serinder ne de faydalı.” (Vakıa: 41-44)

Bir başka yerde şöyle buyurmuştur: “O azap günü, düyada iken biriktirilip yığılan altın ve gümüşler Cehennem ateşinde kızdırılır ve sahiplerinin alınları, yanları ve sırtları onlarla dağlanır.”(Tevbe: 35)

Kur’an yine başka bir yerde şöyle buyurmuştur: “Takva sahiplerine vadedilen cennetin durumu şudur: İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve safi süzme baldan ırmaklar vardır. Ayrıca onlara her türlü meyve ve Rablerinden bir bağışlama vardır. Bunlar hiç o ateşte ebedi kalacak ve kaynar bir su içirilip de, bağırsaklarını parçalayacak kimselere benzer mi?”(Muhammed: 15)

Bir başka yerde şöyle buyurmuştur: “Onlar kızgın ateşe atılırlar. Kaynar su pınarından içirilirler. Onların yiyeceği dari’den (acı, pis kokulu dikenli ağaçtan) başka birşey değildir. Beslemez ve açlığa da bir fayda vermez.”(Gaşiye: 4-7)

Bir başka yerde şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki, zakkum ağacı. Günahkarların yemeğidir. Erimiş maden gibi karınlarında kaynar. Kaynar suyun kaynaması gibi.”(Duhan: 43-46)

Sonuç olarak şöyle söyleyebiliriz: Cennette cisim ve beden organlarını gerektiren mümniler için yemekler ve nimetler var olduğu gibi cisim ve beden organlarını gerektiren dinsizler için de azap ve acılar vardır. Bunlar arasında cehennem yemek ve şarapları ve derilerinin veya iç organlarının yanması gibi azaplardan söz edebiliriz. Bu ayetler de açıkça dirilişin cisimsel olduğunu söylemektedir: “Ayetlerimize küfredenleri şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.”(Nisa:56)

c) Vücüt organlarının Kıyamette konuşup şahitlik yapmasından söz eden ayetler: Bu tür ayetler insanın organlarının konuşmasından bahsederek şöyle diyor: Kıyamet gününde ağızlar dikilir, insan dille konuşamaz ve onun yerine ayaklar, eller, gözler, kulaklar ve deriler konuşur ve suçlunun aleyhine şahitlik yapar. El ve ayak olmadığı sürece onların şahitlik yapmasından söz etmek anlamsız kalıyor. Bu ayetler dışında bazı diğer ayetler iyi ve kötü insanların yüzlerinin nasıllığı hakkında bilgi veriyor ve iyilerin mutlu ve güler yüzlü yüzlerinden ve kötülerin korkunç yüzlerinden bahsediyor. Örneğin, “O gün ağızlarını mühürleriz, elleri bize söyler, ayakları yaptıklarına şahitlik eder.” (Yasin: 65) veya “Hatırlar o günü ki Allah’ın düşmanları, işte onlar, toplu halde ateşe sürüleceklerdir. Nihayet oraya

vardıkları zaman kulakları, gözleri ve derileri, yapmakta oldukları şeyler hakkında onların aleyhine şahitlik eder. Derilerine derler ki: Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Onlar da: Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önceden yaratan O’dur ve O’na döndürülürsünüz, derler.” (Fussilet: 19-21) ayetleri gibi.

Yukarıda anlatılan ayetler Kıyamette insan organları ve vücudunun olacağını açıkça söylüyor. Kıyamette insanın organlarının varlığından bahseden başka ayetler de vardır ki, bunlar el ve yüzün varlığından ve onların rolünden bahseden ayetlerdir. Örneğin, “O gün öyle yüzler vardır ki, apaydınlıktır. Güleç ve sevinç içindedir. Ve o gün üzeri tozlu (toza toprağa bulanmış) yüzler vardır. Onu bir karanlık kaplar.” (Abese: 38-41) (Ayrıca Bkz: Hakka suresi: 19. ve 25. ayetler; İnşikak suresi: 7. ve 9. Ayetler vs.)

d) Dirilişi inkar edenlere cevap niteliği taşıyan ayetler: Dirilişi inkar edenlerin soru ve eleştirileri genelde cisimsel dirilişin kalitesi ve mümkün olmasıyla ilgiliydi. Onlar şöyle diyorlardı: Bu çürümüş kemiklerin yeniden dirilmesi nasıl mümkün olur? Veya biz öldükten ve toprak parçaları olarak yeryüzüne serpildikten sonra nasıl dirilebiliriz? Kur’an-ı Kerim şöyle buyurmuştur: Bu kemikler yeniden hayat bulur ve biz sizin kemik ve parçalarını yeniden toplayıp diriltebileceğimiz gibi, hatta parmak izlerinizi bile eskisi gibi diriltme kudretimiz var. Kur’an-ı Kerim sorusu olanlara şöyle demiyor: Siz yanılıyorsunuz, yeniden dirilenler çürümüş kemikler ve toprağa gömülen parçalar değil, yeni bir yaratılış söz konusu. Kur’an, aynı vücudun bu dağılmış parçaları ve çürümüş kemiklerin yeniden hayat bulacağına vurgu yapıyor. Bu hususta Kur’an’a bakalım: “Ve bize örnek getirmede ve yaratılışını unutmada, çürüyüp dağılmış kemikleri kim diriltir demede. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.”(Yasin:78-79) ‘Diriltecek’ kelimesi açıkça Allah’ın dirilişi inkar eden kişinin elindeki kemiği yeniden dirilteceğine yönelik dile getirilmiş ve bu kelime tek başına Kur’an’daki cicimsel dirilişi isbat etmeye yeter. Kur’an başka bir yerde şöyle buyurmuştur: “İnsan kendisinin kemiklerini biraraya toplayamayacağımızı mı sanır? Evet! Onun parmak uçlarını bile düzeltmeye güç yetirenleriz.”(Kıyame: 3-4) Bu ayetlerde Kur’an çok belirgin bir şekilde Allah’ın, insanın dağılmış kemiklerini yeniden dirilteceğini ve bugün kriminolojide özel bir konuma sahip ve maddi bir mesele olan parmak izlerini yeniden şimdiki gibi yapabileceğini söylüyor. Başka ayetlerde dirilişi inkar edenler Peygamber’in cisimsel dirilişi vaat etmesine karşın şaşkınlıkla şöyle soruyorlardı: “Öldüğünüz ve toprak olduğunuz, kemik (haline) geldiğiniz zaman sizin, mutlaka (topraktan) çıkarılacağınızı mı size vaadediyor? Yazık, yazık size vaadedilen şeye.”

(Mu’minun: 35-36) Ve yine Kur’an şöyle buyurmuştur: “(Şöyle diyorlardı) ‘Biz gerçekten de öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı diriltilecekmişiz’ derlerdi.Önceden gelip geçmiş babalarımız da mi? De ki: Şüphesiz öncekiler de sonrakiler de... Bilinen bir günün belli vaktinde toplanacaklardır.”(Vakıa:47-50)

Bu konuda çok sayıda ayet vardır ve diğer ayetlerin de yukarıda belirtilen ayetlerle anlam bakımından yakın bir çerçevede olduğu için bu kadarla yetiniyoruz.

e) Mezarlardan kalkmayı gösteren ayetler. Bu tür ayetler Kıyamette mezarlardan kalkmayı konu ediyor ve mezarlarda insanın ruhu değil cismi gömüldüğü için, Kıyamette dirilen şey insanın cismidir. Dolayısıyla bu ayetler de cisimsel dirilişten söz ediyor. Örneğin: “Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir.” (Hacc:7) Veya “Sura üflenince, onlar mezarlarından kalkıp Rab’lerine koşacaklar.”(Yasin: 51) Sonraki ayette şöyle buyurmuştur: “Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman’ın vaad ettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler!’ derler” (Yasin: 52) Bu konuyla ilgili başka ayetler de vardır.

Yukarıda belirtilen ayetlere ilaveten topraktan kalkmaktan bahseden bütün ayetler de cisimsel dirilişe işaret eder: “Sizleri topraktan yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve tekrar dirilterek çıkaracağız.”(Taha: 55) Ölülerin bu dünyada dirildiği diriliş örneklerinin hepsi cisimsel dirilişi isbat etmek içindir. Hz. İbrahim’in hikayesinde, O’nun, cismi deniz hayvanları ve kuşlar tarafından yenilen ölünün yeni hayatının durumu ile ilgili soru sorduğuna tanık oluyoruz. Ayrıca Hz. Üzeyir de cisimsel dirilişin içeriği konusunda soru sordu. Tabiattaki ölüm ve yaşam örneklerinin Kur’an’da yeniden dirilişin ispatı bağlamında delil olarak kullanılması da cismani dirilişe işaret etmektedir. Çünkü kışta ölüp baharda dirilen maddi doğadır. Kur’an şöyle buyurmuştur: “İnsanları diriltmek de böyledir.”(Fatır: 9) Veya: “O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.”(Kaf: 11)

Peygamberler cisimsel dirilişten bahsetmeseydi ve sadece ruhani diriliş söz konusu olsaydı, o zaman dirilişi inkar edenlerin şiddetli muhalefeti ve inatçılıklarıyla karşılaşmazlardı.

Kur’an, şöyle buyurmuştur: “Küfre sapanlar dediler ki: ‘Siz didik didik parçalanıp tümüyle dağıldıktan sonra, gerçekten sizin yeni bir yaratılışta bulunacağınızı size haber veren bir adamı gösterelim mi size? Allah’a karşı yalan mı düzüp uyduruyor, yoksa

kendisinde bir delilik mi var (dediler)?’ Hayır, ahirete inanmayanlar, azap ve derin bir sapıklık içindedirler.” (Sebe: 7-8)

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

                                 

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.