1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. CHP-MHP'nin 'akıl'la oyunu…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Karar
Yazarın Tüm Yazıları >

CHP-MHP'nin 'akıl'la oyunu…

A+A-

 İktidar henüz adayını açıklamadığı için seçim tartışmaları muhalefet adayı üzerinden yürüyor.

Önemli olan şühpe yok, İhsanoğlu'na oy vermesi beklenen kesimlerin ne düşündüğü.

Bu konudaki ayrışma ise bariz.

Geçtiğimiz günlerde ORC'nin adaylar üzerine yaptığı ilk kamuoyu araştırması bu açıdan ilginç sonuçlar içeriyordu. Buna göre CHP seçmenlerinin yüzde 68'i Ekmeleddin İhsanoğlu'nun partisinin cumhurbaşkanı adayı olmasından memnun değil. Buna karşılık MHP'lilerin yüzde 75'i memnun. Bu rakamlar seçimlere doğru elbette değişecektir, memnun olmayanların mevcut siyasi koşullarda, İhsanoğlu'na oy verme ihtimali büyüktür.

Ancak bu rakamlar yine de, bir başlangıç tablosu olarak kimi ciddi sorunlara işaret etmektedir.

İlki açık: İhsanoğlu CHP'lilerin değil, MHP'lilerin adayı. Ekmel Bey'in adaylığı zaman içinde CHP'de parti teşkilatı düzeyinde bir ayrışmayı tahrik edecek tohumlar ekmiş görünüyor.

İkincisi şöyle: CHP'li seçmenler İhsanoğlu'na oy vereceklerse, bu, sahiplenmeyi, kazanmayı, geleceğe bakmayı, umudu değil, sadece Tayyip Erdoğan'a karşı sefeberliği ifade ediyor. Ve bu çerçevede son derece sınırlı bir siyasi anlama işaret ediyor.

Üçüncüsüne gelince: Aday belirleme yöntemi ile CHP seçmeninin memnuniyetsizliği biraraya gelince, demokratik kavga verme iddiasında olan bir çevrenin, bunun aksine, 'tek parti dönemini andırır bir teknik' ciddi sorunlar içeriyor.

Malum, bu ve benzer tespitler İhsanoğlu'nun aday olarak açıklandığı an yapılmaya başlanmıştı.

Anketler ise bu tespitleri güçlendiriyor.

İhsanoğlu tercihini savunanların ana motivasyonu, görüldüğü kadarıyla, AK Parti hükümranlığını kırmak, bunu taktiksel nitelikle, bir cephe savaşı havasında tüm karşıt güçleri seferber ederek, gerekirse faydacı, hatta ilkeden uzak bir şekilde yapmak. Mart yerel seçimlerindeki Mustafa Sarıgül tercihinde olduğu gibi…

Ne var ki, yine Mart seçimlerinin gösterdiği gibi, ideolojik karşıtlık, saf mücadele, birleşik cephe gibi Batı solu geleneğini andıran bir 'seferberlik arayışı' Türkiye'nin siyasi kültüründe anlam taşımaz.

Bu tutum tersine, özellikle bizde, siyaset kavramının içini boşaltmakta, fikir, öneri, gelecek, inşa, vizyon, perspektif, siyasi alternatif, hangi kelimeyle tanımlarsanız tanımlayın, 'toplumsal siyaset'i 'taktiksel siyaset'e feda eden bir anlayışı beslemektedir. Bu kadarla sınırlı kalmayıp, siyasi eylemi 'sınıfsal bir refleks'e dönüştürmekte, cemaatçi siyaseti, kendi içine siyaset yapma halini körüklemekte, toplumsal tasavvurdan uzaklaşmaya yol açmakta, topluma değme fikrini öldürmektedir.

Yıllardır CHP'ye ve sol çevrelere egemen bu, 'kemalizm, laikçilik, beyaz refleks karması'nın, ideolojinin toplumsal üzerindeki hükümranlığını ifade eden bu fikri varoluş ve davranış biçiminin yeniden derda deva olarak sunulması düşündürücüdür.

Kaldı ki bu tutum kaybetmeye endekslidir.

ORC'nin ardından SONAR'ın yaptığı araştırmalar bu durumu da açıkça resmediyor.

ORC'ye göre aday olması halinde Tayyip Erdoğan yüzde 54, İhsanoğlu ise 39 oy alacak. Erdoğan'nın alması öngörülen bu miktarda Kürt oyları dahi yok. BDP-HDP oy oranı 7,1 olarak görünüyor.

SONAR'ın anketine göre Tayyip Erdoğan'ın oy oranı yüzde 53. İhsanoğlu'nunki ise yüzde 40. Burada Kürt oyları ayrı bir öbek halinde yüzde 6,6 görünüyor.

İkinci bir tur olursa İhsanoğlu'nun Kürt oylarından medet umması hiç anlamlı değil, zira barış süreci, istikrar beklentisi, İmralı mesajları ters adresi işaret ediyor.

Bu durumda görünen odur ki, Tayyip Erdoğan 1. turda kendisiyle yarışacaktır. İlk turda ya yüzde 50'yi geçecek ya da çok az altında kalacaktır. İkinci tur olursa oy oranı muhtemelen yüzde 60'ları bulacaktır.

Çatı adayı fikrinin taktiksel olarak da yanlış olduğu ortaya çıkmaktadır.

Zira bu tercih 2. turu, 1. tura taşımış, ikinci turda yapılacak seçmen ittifaklarının yukarıdan tayine dayalı biçimde toplumsal enerjiyle ilişkisini baştan itibaren kesmiştir.

AK Parti hegemonyasından şikayet eden kesimin görmesi gereken şudur: Bu hegemonyanın kırılması için bugüne kadar AK Parti'ye oy veren seçmenin 'gerçek ve içeriden bir kararla' kesif olarak başka bir partiye oy vermesi gerekiyor.

Bunun birinci koşulu AK PArti'nin başarısızlığıdır. Ortada böyle bir tablo yok.

İkinci koşul yeni umut projesidir. Muhalefette de böyle bir niyet yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.