1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Çete Devleti
Çete Devleti

Çete Devleti

A+A-

11 Mayıs tarihli Taraf Gazetesi, Yazar Zihni Çakır’ın ‘’Kod Adı Darbe’’ adlı kitabında bulunan MİT’in Özdemir Sabancı cinayeti konusundaki gizli raporunu yayınladı. Bu rapora göre 1996 yılında Özdemir Sabancı’yı, içinde 2005 yılında  Kozan Garnizon komutanı olan Yüzbaşı Hüseyin Pepekal’ın da olduğu dört  kişi öldürmüş. Bu cinayet de diğer cinayetler gibi bir çok yönüyle karanlıkta kaldı. Bütün faili meçhuller gibi karanlıkta kalmaya mahkumdur. Eğer Türkiye’de bir cinayet karanlıkta kalıyorsa bu cinayeti bizzat devletin kendisi işlemiştir. Türkiye’de devlet cinayetleri işler, gazeteleri havaya uçurur, yargı ve diğer kurumlar da bu cinayetlerin ortaya çıkarılmamasına çalışır. Perde görevi görür. Yargının ve diğer kurumların görevi budur. Bütün dünya da oynanan yargı oyunundan bir sonuç bekler.

Türkiye’de devlet, komplex kurumlarla gizlenmiş  bir gurup kişiden oluşmuş  çetedir. Bu çete asıl gücü elinde bulundurur. Yasama, Yürütme, yargı, ekonomi bu gücün elindedir. Bu çete kararları alır. MGK’da seslendirir. Bütün kurumlar uygular. Derin devlet dediğimiz çete, döneme göre tehdit olarak algıladığı konuları belirler. Algıladığı tehditlere karşı en hukuksuz, en acımasız saldırıyı gerçekleştirir. Bu saldırıların  çoğunu da bizzat devletin görevlileri gerçekleştirir.   

Geçtiğimiz günlerin gündem konusu 1977 1 Mayısında 37 kişiyi katledenler de bu çetenin görevlileridir. Çete, o dönemde en büyük tehdit olarak solcuları algılıyordu. Kontrolündeki meşru organlarla,ceza yasalarıyla bu tehditi kontrol altına almaya çalışırken görevlileriyle de meşru olmayan faaliyetlerini yürüttü. Halkın üzerine ateş açtı, Maraş’ta Çorum’da halkı boğazladı. Bunların gerçek failleri hiçbir zaman yakalanmadı. Çete eğer, Misyonerliği tehdit olarak görüyorsa bunu milli güvenlik siyaset belgesine alır. Bu konuyu yasalarla sınırlandırmaya çalışır. Bunun yanında Malatya’daki gibi katliamları organize eder. Ta ki kendi istediği sınırlarda işlerin yürümesine kadar. Konunun yasal, meşru olması çete için önemli değildir. Kendisi kendi kurumu olan Diyanetiyle Avrupa’da örgütlenirken başkalarının dini çalışmasının karşılığı katliamdır. Avrupalılar da bu çetenin kontrolündeki yargıdan  adalet beklerler. Bu yargı komedisi de diğerleri gibi asıl faillerin gizlendiği bir kararla sonuçlanır.

Özdemir Sabancı’nın öldürülmesi, o dönemde Kürt Sorununa çözümcü yaklaşmaya çalışan bir kısım Türk burjuvazisine verilmiş bir gözdağıdır. Onlara oturun oturduğunuz yerde, benim işime karışmayın mesajıdır. Gerçekten de o dönemde Türkiye burjuvazisi Türkiye’nin esas sorunu olan Kürt sorunu konusunda inisiyatif almaya kalkmıştı. Sabancı, Kürt sorununun çözümü konusunda rapor hazırlamış bu raporu 29 Eylül 1995 günü Diyarbakır’da toplanan Demokrasi Kurultayı’nda finansal güçlerin Kürt sorununda batı çözümüne arka çıktığı bir ortamda açıklamıştı. Sabancı da bu ortamda ağırlıklı bir gruptu ve caydırılması(!) gereken bir gruptu. Kürt raporu’ adı verilen bu raporda Sabancı elini taşın altına koymak istediğini belirtmişti. Sakıp SABANCI Diyarbakır’daki konuşmasında: ‘Türkiye dünya ile beraber yaşayacak. Dünyanın icaplarına göre reçete yazabilme becerisini gösterebilme ve uygulama ister. Eylül ayından beri çalışıyorum. 60 sayfalık rapor yazdım.’ Dünya sermayesiyle bütünleşmeye vurgu yapan –ki bu konuşmadan 3 y sonra Gümrük Birliği’ne girildi- bu temel söyleşiden sonra Sabancı IRA ile barış görüşmelerine oturan İngiltere’den ve Bask sorununu barışçı yollarla çözen İspanya’dan örnekler verdi. Sözlerini şöyle bağladı: ‘Büyük faturalarla bugünkü huzur ortamına geldik. Bunu ilerilere taşımak gerekir. Mutluluğu yüreğimde hissedemiyorum. Çünkü öyle bir Ankara var ki; istikrar ve devamlılığın ana noktasında kaygı duyuyorum. Daha ilerilere gitmemize Ankara fren getirir mi demek zorunda kalıyorum.’Sabancının Kürt sorununa müdahalesi çeteyi kızdırmıştı. Çete, Güvenlik önlemleri en yüksek düzeyde olan binalarında Sabancıları cezalandırdı. Bu gözdağı aynı zamanda Türkiye’deki tüm burjuvaziye, aydınlaraydı. 

Bu çetenin eylemlerini Kuzey Kürt işadamlarının katledilmesinde, Şemdinli’de, gazeteci-yazar cinayetlerinde gördük. Bunların hiç biri aydınlanmadı. Sadece Şemdinli’de halk bu çete elemanlarını derdest etti. Ancak, Türk yargısı halen bu çete üyelerini aklamakla meşgul. Sabancı gibi bir aile eğer Türkiye’nin esas sorunu hakkında inisiyatif alamıyorsa, çözüme katılamıyorsa kimse katılamaz. Kimse söz söyleyemez. Söyleyenlerin de söylediklerinin bir kıymeti harbiyesi yoktur. Sabancılara verilen gözdağı bize şu gerçeği de gösteriyor. Türkiye’de herkes bu derin devlet denilen çete tarafından, Genelkurmay tarafından esaret altına alınmış. Yazarı, sanayicisi, aydını, sendikacısı, siyasetçisi, işadamı esir durumda. Türkiye’de kimsenin yaşam, gelecek güvencesi yok. Kontrol çetede.

 Kürtlere, bu esir halktan müttefik olmaz. Apocular boşuna uğraşıyorlar, çatı-matı partileriyle. 

-nasname.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum