1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. “Ceset aç” tankları canlı şahidi anlattı
“Ceset aç” tankları canlı şahidi anlattı

“Ceset aç” tankları canlı şahidi anlattı

A+A-

İtalyan gazeteci Vittoria Arrifoni'nin Gazze'den kaleme aldığı yazılarını gün be gün Timeturk okuycuları için tercüme etmeye devam ediyoruz.

YARI SAYDAM HAYALETLER ADALET İSTİYOR

Vittoria Arrigoni*

Bunu yazarken, İsrail tankları “Şerit”e girdi. Gün bir gün önce nasıl bittiyse öyle başlamıştı, ayaklarımızın altındaki yer sarsılıyordu, abluka trajedisinden sivillerin öncül hedefler olarak belirlendiği bombardıman afetine dönüşen bir buçuk milyon insanın kaderi üzerine asılı gökyüzü ve deniz tepemizde namütenahi işbirliği yapıyordu.

Yer alevlerle virane, denizden top atışları var ve tüm sabah gökyüzünden bombalar yağmur gibi yağdı. Kanundışı ve mücrim ablukasında İsrail’in dayattığı 6 milin epey ilerisinde, daha birkaç gün önce eşlik ettiğimiz balıkçı tekneleri artık kömürden birer enkaz. İtfaiyeciler yangını söndürmeye çalıştıkları anda, F16 makineli tüfeklerinin hedefleri haline geliyor, bu dün yaşandı. Bu ağır saldırıdan, ölülerin tam bir kestirimini yaptıktan sonra (tabi böyle bir şey mümkünse), şehir bir moloz çölü üzerinde yeniden kurulmak zorunda.

Livni dünyaya Gazze’de insani aciliyetin olmadığını açıklıyor: açıkça demek ki inkar sadece Ahmedinecat parçaları etrafına özgü bir şey değil. Filistinliler, Mossad’ın emrindeki eski katil Livni’yle tek bir konuda hem fikir: sınırlardan daha fazla gıda içeri giriyor, nedeni de sadece, İsrail’in çektiği tel örgünün Aralık’ta gıdayla birlikte başka hiçbir şeyin geçişine izin vermemesiydi. Ancak mezarlığa yeni fırından çıkmış ekmek sunmanın faydası nedir ki? Gerçek aciliyet, düşen bombaların durmasıdır, hayatta kalanlara herhangi bir malzeme getirmeden önce. Cesetler yemez, onlar sadece toprağa gübre olur ki şu anda Gazze çürümeden mütevellit hiç olmadığı kadar verimli. Öte yandan, morglarda bağırsakları çıkarılmış çocukların bedenleri, kayıtsız seyircilerde suçluluk hissini artırmalıydı, bir şeyler yapabilecek olup da yapmayanların. Obama’nın golf oynarken gülüşü tüm Arap uydu TV kanallarındaydı, ancak buralarda kimse birinin derisinin renginin Amerika’nın dış politikasını kökten değiştirebileceğine inanmıyor.

Dün (Cuma) İsrail Herez sınırını, Gazze’deki tüm yabancıların tahliyesi için açtı. Biz, ISM’nin yabancıları dışında kimse kalmadı. Bugün (Dün), İsrail hükümetine basın konferansıyla olduğumuz yerde kalma nedenlerimizi açıkladık. Birçok uluslararası doktor ve hemşirenin içeri girip kahraman Filistinli meslektaşlarına yardım etmesine kapatılırken, bu katliamın tek olası görgü şahitlerinin yani yabancıların tahliyesi için geçişlerin açılmasından midemiz kalktı.

Biz hiçbir yere gitmiyoruz çünkü inanıyoruz ki silahsız halka karşı işlenen cinayetlere saat saat, dakika dakika şahadet etmek elzemdir. 445 ölüye ulaştık, 2 bin 300 yaralımız var ve çoğu, birçoğu kayıp. Bunu yazarken 63 sabi bombalarla paramparça edildi. Şu an İsrail’in saydığı kurban sayısı üç. Konsolosluklarımızın bize tavsiye ettiği gibi kaçmadık, çünkü ilk yardım ambülanslarına insan kalkanı olarak yardımlarımızın hayat kurtarmadaki belirleyiciliğinin çok iyi farkındayız. Bir kez daha dün, Gazze Şehri’nde bir ambülans daha vuruldu. Bir gün öncesinde Cebaliye mülteci kampındaki iki doktor Apache helikopterinden atılan füzeyle can verdi. Kişisel olarak arkadaşlarım, onları bırakmamam için istirham ettikleri için buradan kımıldamıyor değilim. Hayatta kalan arkadaşlarım, ölü olanlar gibi, hayaletler olarak uykusuz gecelerime üşüşen.  Yarı saydam yüzleri hala bana gülümsüyor.

7.33, Cebaliye’deki Kızıl Kamer Hastanesi. Milano’daki gösteri yapan kalabalıklara telefonla bağlandığımda, hastanenin önüne iki bomba düştü. Ön cephelerdeki camlar aşağıya indi ve sadece şanstan ambülanslar hasar görmedi. Son saatlerde bombardımanlar sıklaştı ve ağırlaştı. Yakınlardaki İbrahim Makadme Camisi, bombalar altında moloz haline dönüştü: bu hafta bu onuncu. Şimdilik 11 kurban ve 50 yaralı var. Bu öğleden sonra caddede karşılaştığım yaşlı bir Filistinli teyze bana, bu kesinlikte cami vurmaya devam etmesinden yola çıkarak İsrail’in 2009 yerine kendini Orta Çağ’da sanıp sanmadığını sordu. Sanki Gazze’deki Müslüman ibadetgahlarına karşı kişisel bir Haçlı Seferi’ndelermiş gibi.

Buna rağmen yeni bir bomba sağanağı Cebaliye’yi vurdu ve sonunda, içeri girdiler. Tankların homurtusu sınırlara gün boyu eziyet ederken, yeterince insan bedeni yutamamaktan muzdarip açlık çeken, oruç tutan bu mekanik yaratıklar, trajik icralarını artık yerine getirebilirler. Bölgeye Kuzey-Batı Gazze’den girdiler ve evleri metre metre dümdüz ediyorlar. Geçmişi ve geleceği gömüyorlar, bütün aileler ve tüm nüfus meşru topraklarından kovuluyor, mülteci kampında bir kulübeden başka bir sığınak bulamayanlar.

Geçen Cuma akşamı İsrail tehditleri gökyüzünden yağdıktan sonra buraya, Cebaliye’ye koştuk. Uçaklardan atılan yüzlerce bildiri mülteci kampının genel tahliyesini emrediyordu. Ne yazık ki bu tehdit somutlaştı. Şanlı olan, çok azı, yanlarına, bir TV, bir DVD çalar ve 60 yıl önce işgal edilen ve yitirilen bir zamanlar Filistin olan yerdeki hayatlarından bir hatıra alarak anında kaçabilmeyi başarabildi. Ekseri çoğunluk gidecek yer bulamadı. Hayatlarına aşeren bu homurtuları, sahip oldukları tek silahla, başları yukarıda ölmenin asaletiyle karşılayacaklar.

Ben ve arkadaşlarım, yaklaşan tehlikenin farkındayız, bu gece hepsinden daha da fazla. Ancak Yeni Yılı kutlayan ve bu masum sivillerin katline ortak olduğumuzu ve suç ortaklığı yaptığımızı anlamayan Avrupa ya da Amerika’daki metropol cennetlerinde dinlenmek yerine Gazze cehenneminin ortasında olmak çok daha rahatlatıcı.

İnsan kalın.

* Gazze'ye Özgürlük Hareketi'yle Gazze'ye giden ve Uluslararası Yardım Hareketi (ISM) üyesi gazeteci ve yazarın Il Manifesto için yazdığı makaleden.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.