1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Cemaat tutarlı
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Cemaat tutarlı

A+A-

27 Mayısçılar Menderes için, 'Sabık Başbakan' dediler.

12 Martçılar Demirel için, 'Devrik Başbakan' diyorlardı.

Menderes ve Demirel askeri darbeyle devrildikten sonra, ihtilalciler tarafından uygun görüşmüş sıfatlardı bunlar.

Bu dil darbe diliydi.

Bu dil darbecilerin diliydi.

Ancak görevi başındaki bir Başbakan için ilk kez, 'Dönemin Başbakanı' ve 'Örgüt lideri' tanımları yapıldı.

Bu tanımı 27 Mayısçılar, 12 Martçılar ya da 12 Eylülcüler yapmadı.

12 Eylül günü konuşmasında Kenan Evren dahi, askeri darbeyle devirdiği Demirel için böyle bir ifade kullanmadı.

Bunu, sırtında Türkiye Cumhuriyeti'nin polis üniformasını taşıyan kişiler yaptı.

'Dönemin Başbakanı' diye fezleke düzenlenen kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakan'ıydı.

Görevi başındaki Başbakan için, 'Dönemin Başbakanı' ve 'Örgüt lideri' tanımı kullanılması dünyanın her ülkesinde, 'Darbe suçu' dur.

Cemaatte bunun farkında. O yüzden 22 Temmuz'a bu denli sert tepki gösterdiler.

Bu yüzden yasadışı işler yapan polislere sahip çıkıyorlar.

Çünkü işlediklerin suçun ne anlama geldiğini iyi biliyorlar. Suçluluk telaşı içindeler.

Biliyorlar ki, görevi başındaki Başbakan'a 'Dönemin Başbakanı' yazanlardan bunun hesabı sorulacak.

Biliyorlar ki, darbeye teşebbüs suçundan dolayı yargılanacaklar.

Bunu gördüler.

Şimdiden, 'Dönemin Başbakan'ı denilmesi doğru' demeye başladılar.

'Fezlekeyi polisler değil, savcılar hazırlar' demeye başladılar. Amaçları kanunsuz işleri yapan polislerini aklamak.

Amaç darbe suçu işleyen polisleri korumak.

Çünkü paralel yapılanmada polisler, savcıların üzerinde, amir konumunda.

CMK'yı bile hatırlar oldular.

CMK'ya göre polislerin değil, savcıların yazdığı geçerliymiş.

Ergenekon'da öyle oldu ya...

Polislerin sadece imza yeri boş bırakılan fezlekeleri gönderip, savcıların imzaladığını unuttuğumuzu sanıyorlar.

İddianamelerin, fezlekelerin, dinleme kararlarının, gözaltı taleplerinin polislerce hazırlanıp, altına sadece savcıların imza attığını hatırlamadığımızı düşünüyorlar.

Tutuklama kararlarının aynı nöbetçi mahkemelere denk getirildiğinin örnekleriyle dolu arşivlerimiz.

Akıllarınca aklımızla alay ediyorlar.

Velev ki öyle olsa.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin emniyet mensupları ülkenin Başbakan'ı hakkında 'örgüt lideri ve dönemin başbakanı' sıfatları ile yazılı doküman düzenlemeleri normal mi?

Bu ancak ihtilal dönemlerinde oldu.

Darbe düzenidir bu.

Hazırlanan darbe hukukudur.

Zaten bunların yaptığı da darbe girişimiydi.

17 Aralık operasyonu devam ederken, bakanlarla ilgili fezlekelerin 19 Aralık tarihinde Bugün Gazetesi'nde yayınlandığını unuttuğumuzu zannediyorlar.

Biz unutsak arşiv unutmaz.

Açın bakın iki gazetenin manşetine, daha soruşturma kapsamında gözaltılar devam ederken, gözaltına alınanların sorgusuna geçilmemişken, düzenlenen fezlekelerin Cemaatin iki yayın organında yer almasını birileri izah etmeli.

Önceleri inkar ettikleri şimdilerde ise medyadaki savcıları tarafından itibarsızlaştırmaya çalıştıkları, 'Dönemin Başbakanı' ifadesinin fezlekelerde nasıl yer aldığına bir belgeyi paylaşmak istiyorum.

Ne diyor?

'Dönemin Başbakanı' ve 'Örgüt lideri'

Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin bunun adına darbe girişimi bunu yapan cemaate de darbeci derler.

Biz şimdiye kadar karşımızda iman ve Kur'an hizmetiyle uğraşan bir cemaat olduğuna inanıyorduk.

Dershaneleri olan, dünyanın çeşitli bölgelerinde okullar açan, 'Altın nesiller' yetiştirmeyi gaye edinen bir Cemaate inanıyorduk.

7 Şubat ve 17 Aralık darbe girişimleri söz konusu olduğunda cemaatin hizmetle meşgul olan yüzde 90'ının bu işlerden uzak olduğuna inanıyorduk.

Bu işlerin polis-yargı cuntasının işi olduğunu savunuyorduk. Hizmet ehli olan insanların bu tür ithamlardan uzak tutmak için.

Yasadışı dinlemeler, şantaj-montaj kasetleri, dışişleri bakanlığındaki görüşmenin dinlenilmesi, Başbakan'a darbe girişimi denildiğinde, paralel mahalleden, 'Kim yaptıysa çıkarın ortaya, hesap sorun. Bizim camiayı haksız yere itham etmeyin' itirazları yükseliyordu.

Bir süre bu seslere kulak vermeye çalıştık. Ta ki 22 Temmuz'a kadar. Nasıl ki yasa dışı dinleme yapanların yakasına yapışıldı. Bir de baktık ki, Cemaat, Çağlayan Adliyesi'nin önünde. Aynen Silivri önündeki Ergenekoncular gibi.

O andan itibaren Cemaat ayrı yasa dışı dinlemeleri yapan, darbeyi tertip edenler ayrı tezi çöktü.

Cemaat kendi eliyle kendi iddialarını çöpe attı.

Organize bir yapı olduklarını ortaya koydular.

Darbecilerle, tabanın aslında aynı vücudun farklı farklı uzuvları olduklarını ilan ettiler.

Bu darbenin Cemaat darbesi olduğunu, bu işi yapanların Cemaat darbesini hayata geçirmek üzere görevli unsurlar olduklarını kabul ettiler.

Cemaat en azından bu konuda tutarlı hareket etti.

Darbeciler bizim darbecimiz.

Bu darbe bizim darbemiz dediler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.