1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Cemaat-i İslami devletle ittifak peşinde
Cemaat-i İslami devletle ittifak peşinde

Cemaat-i İslami devletle ittifak peşinde

A+A-

Mısır’da kurulduğu günden beri silahlı mücadele veren Cemaat-i İslami adlı hareket, sadece kendisine camilerde şer’i ve sosyal alanlarda davette bulunabilme hakkı verilmesi karşılığında hiçbir siyasi faaliyette bulunmaksızın Mısır yönetimiyle işbirliği yapmayı teklif etti.  

Mısır rejiminin Cemaat-i İslami’nin bu yeni girişimini kabul etme şansının son derece düşük olduğunu belirten uzmalar, bu girişimin açık bir şekilde güvenliğe bir kaçış olduğunu ifade etti.  

Cemaat-i İslami’nin internet sitesinde “Acil Mektup” adıyla yayınlanan bu açıklamada, yöneticiler tarihi barışa çağrıldı: “Ümmetimiz, yöneticiler Kuran’la  barışmadan, kalemiyye sınıfı ile seyfiyye sınıfı birbiriyle kaynaşmadan, İslami hareketle devlet sulh yapmadan kurtuluşa eremez.”  

Bu girişim, 1997 yılında başlayan ve 2001 yılında ilan edilen şiddetten uzaklaşma ve cemaatin fikri ve fıkhi konularda yaptığı gözden geçirmelerin ardından meydana geldi.

İslami hareketle devlet arasındaki ilişkilerle ilgilenen herkese yönelik olduğu ifade edilen ve 1 Ekim’de yayınlanan mektupta şu ifadeler yer aldı: “Bu ilişki, çatışma ekseninden İslam ve ülkeyi ilgilendiren konularda en geniş kapsamlı yardımlaşma ve işbirliğine gitmeyi sağlayacak şekilde geliştirme ve düzeltmeye ihtiyaç duymakta, ülkemiz geçmekte olduğu şu sıkıntılı günlerde ulusal güvenliğini ilgilendiren konularda birlik ve beraberliğe daha fazla ihtiyaç duymaktadır.” 

Hareket, bu işbirliğinden maksadın İslam’ın ve ülkenin en yüksek çıkarlarına sahip çıkmak olduğunu ifade etti.   

Davet Rolü 

Yeni bir girişim kapsamında Cemaat-i İslami, kendisine “şiddetten uzak bir şekilde vatanına ve dinine en güzel şekilde hizmet etmesi için” izin verilmesini istedi.   

Yeniden şiddete kaymayacağı noktasında yönetici sınıfı tatmin etmeye çalışacaklarını belirten Cemaat, “Hareketimiz, gerçek vazifesi olan insanların benliğine dini değerleri yerleştirmek ve toplumu ıslah etmekle meşgul olacaktır. Rejimle birlikte çalışmak isteği, yöneticilere yaranma ya da makam menfaat amaçlı değildir.” ifadelerini kullandı.  

Cemaat geçmişte hata yaptığını ve başarısızlığa uğradığını itiraf ederken bunu da “Onlar doğru yapabilme ve hata yapabilme kabiliyetine sahip insanlardı. Onlar, hatadan korunmuş bir dinin mensupları olarak geçmişte yaptıklarıyla İslam’ı temsil etmiyordu.” şeklinde açıkladı.

Açıklama şu şekilde devam etti: “İslami hareketler, ülkede yönetici kesimle müthiş bir çatışma sürecine girdi. Cemaat bu süreçte kan akıtma ve enerjisini boşa harcamaktan başka bir şey elde etmedi.” 

Cemaat-i İslami’nin yöneticilerinden Semir el-Areki, bu girişimle ilgili yorumunda bunun bir “Beklenen toplumsal sözleşmenin ve İslami hareketle devlet arasındaki barışın ilanı” olduğunu söyledi.  

Areki, cemaatin internet sitesinde yayınlanan açıklamasında, “Hareket, devletle olan çatışmasında çok şey kaybetti. Halk da cemaat mensuplarının hapishanelerde bulunması nedeniyle çok şeyi yitirdi.” şeklinde konuştu.   

Güvenliğe Kaçış 

İslami hareket uzmanları ise hükümetin, cemaatin bu teklifini kabul etme ihtimalinden şüphe duyduklarını belirtirken, el-Ehram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Amr Şevbeki, Cemaat-i İslami’nin açıklamasının güvenliklerini sağlama yönünde bir çaba olduğunu, geçmişteki silahlı mücadele tecrübesinin ne kadar başarısız olduğunu gösterdiğini kaydetti.  

Şevbeki, hükümetin bu teklife yanıt verme olasılığının uzak bir ihtimal olduğunu belirterek, “Cemaat sadece davet alanında faaliyet göstermekle yetinse de devletin bunu kabul etme ihtimali çok düşük. Bu faaliyet de devletin yasak duvarıyla karşılaşacaktır.” şeklinde konuştu.

Müslüman Kardeşler Cemaati’nin siyasi bölüm sorumlusu Isam el-Uryan da, cemaat siyasete karışmasa ve devleti ele geçirmek için mücadele vermese bile, devletin bu öneriyi kabul etme ihtimalinin olmadığını söyledi.  

Uryan, “Siyasete girmeyen bir davet nasıl söz konusu olabilir ki? Toplumun ıslahı, ülkedeki yolsuzluk ve zulme girmeksizin nasıl mümkün olacak?” şeklinde konuştu.  

Tedrici Davet 

Siyasal İslam uzmanlarından araştırmacı ve Mısır İslami Cihad Hareketi’nin önde gelen yöneticilerinden Kemal Habib ise, devletin cemaate, davet faaliyetine dönmesine izin vermesinin veya kendilerine ait mescitlerin olmasına ruhsat tanımasının neredeyse imkansız olduğunu dile getirdi.  

Habib, “Devlet dini kendi malı haline getirmiştir. Bu nedenle, ne Cemaat-i İslami’nin ne de hatta el-Ezher’in, hükümetin kendisine mal ettiği bu dini tekeline alma faaliyetine ortak olmasını kabul etmeyecektir.” şeklinde konuştu.   

Cemaat-i İslami yetkililerinin yönetimi ele geçirmeye çalışmayacakları yönündeki faaliyetlerini eleştiren Habib, “İslamcıların yönetimi ele geçirmeye çalışmaları gerekir. Çünkü Mısır’daki yönetimin kokuşmasıyla birlikte adil bir yönetime ihtiyaç duymaktayız.” ifadelerini kullandı.  

Habib, Cemaat-i İslami’nin bu çağrısının aşamalı bir anlayışın yansıması olabileceğini belirterek, Cemaat-i İslami’nin sadece dini davet yönünde bir tercihte bulunmasının kendilerine hapiste reva görülenlere ters yönden yapılmış bir tepki olabileceğini kaydetti. Cemaatin bu yönde bir irade beyanının ve çizgi değiştirmesinin ardından mahkumların önemli bir bölümü salıverilmişti.

Haber Merkezi / TİMETURK 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.