Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Canavar!

A+A-

Perşembe günkü yazımı şu soruyla bitirmiştim: “Muhafazakârlardan ve eski İslamcılardan nasıl bir canavar çıkarabildik?” Sorunun cevabını aramaya çalışacağız.

 

“Canavar” kelimesini Thomas Hobbes’un kullandığı manada ele alıyorum. Yani Fenike mitolojisinde veya Kitab-ı Mukaddes’te geçtiği şekliyle Leviathan! Bu canavar mitolojide Nil Nehri’nde katil bir timsah, İşaya’da putperest paganların simgesidir. Dikkatli bir okuma bizi Kur’an’da geçen “tağut” kelimesinin de buna yakın ama daha geniş kapsamda kullanıldığı sonucuna götürebilir. Leviathan’ı siyaset literatürüne kazandıran Hobbes’tur. Hobbes kesinlikle modern devletin ortaya çıkışını doğru bir biçimde tanımladı. Her ne kadar gerisinde Yunan-Helen, Roma, Hıristiyan inancı yatıyorsa da modern ulus devletin kurucu zihinleri Machiavelli, Hobbes, J.J.Rousseau ve Hegel’dir. Muhafazakâr siyaset, liberalizm ve sosyalizm-Marxizm Avrupa’nın döl yatağında oluşan Leviathan’ın birer türevidirler.

İslam tarihinde zorba, zalim, hak ve hukuk ihlal eden halife, sultan, padişah ve şahlar olmuştur, ama gayr-ı şahsi bir aygıt olarak toplumsal hayatın tüm kılcal damarlarına nüfuz eden, insanı balmumu gibi kendi iktidarı doğrultusunda yoğurup şekillendirmek isteyen bir devlet çıkmamıştır. Haccac “omuzlar üzerinde pişmiş” gördüğü her kelleyi uçurdu ama yine de “Haccac-ı zalim” olduğunu unutmadı.

İslam’ın yegane maksadı ma’ruf ve münker zemininde yüksek ahlaki hayatı korumak ve adaleti tesis etmektir. En zorba yöneticiler bile bugün adına “hukukun üstünlüğü” dediğimiz “İslami hükümleri” yok sayarak yönetmeyi akıllarından geçirmediler. Ya ellerinden geldiğince İslami hükümlere riayet ettiler ya da hukuk ihlalinde bulundular, ama yine de kendilerine zayıf fetvalar aradılar. Çünkü en tehlikeli olan şey muamelatın ve ukubata ilişkin hükümlerin hayatı düzenleyen kurallar olmaktan çıkarılıp diyanete ilişkin ritüellerin din olarak canlı tutulmasıdır.

Üçüncü nesil İslamcılar, 21. yüzyılın başlangıcından itibaren İlk Neslin “devleti kurtarma”, İkinci Neslin “devlet kurma” iddia ve davasını bırakıp, “devleti ve iktidarı yeniden tanımlama” çabasına girişselerdi, sadece kendilerine değil, modern zamanların siyaset düşüncesine de büyük katkılar sağlayabilirlerdi. Böyle yapmadılar, özünde Leviathan olan devleti sahiplenerek iktidar oldular. Müslüman’ın canavarı, dinin sembollerine ve ritüellerine aşırı vurgu yaparken hayatın pratiğinin tamamını modern iktidarın emredici politikalarına ve taşıyıcı araçlarına göre yürütmeye başlarken ortaya çıkar.

Eski İslamcılar “İslamcılıktan istifa edip” yollarına devam edeceklerine; “dinin somut hükümlerini bir kenara bırakıp diyanetle yetinebilecekleri”ne hükmettiler. Tabii ki buna da zayıf da olsa bir “dini/fıkhi meşruiyet” buldular. Buna göre “laik düzende İslami hükümler uygulanmaz; iç ve dış güçler, mevcut hukuki mevzuat buna izin vermez. Ama güçlenmek de lazım, bu da ancak iktidar olmakla mümkün. Modern iktidar tek yanlı olarak güç ve zenginlik kazandırır. Bu durumda güç toplayıncaya kadar iktidar olur ve iktidarı kullanırken İslami hükümleri askıya alabilir, dini ritüellerle yetinebiliriz.” Semboller ve ritüeller hem dinle bağı koruyor, hem laik hasımlara karşı avantaj sağlıyor.

Avrupa’da Leviathan’ı ortaya çıkaran faktör, iktidarın veya devletin Kilise ve Kilise’nin şahsında dine, anı zamanda Tanrı’ya karşı sekülerleşerek otonom varlık, sınırsız güç kazanmasıdır. Sosyalizm “ezilenler” adına bu canavara karşı koymaya çalıştı, ama daha büyük canavar doğurdu; liberalizm “hukuk” adına devletin gücünü sınırlandırmak istedi, referansı “zenginler” olduğu için toplumu ve yoksulları canavarın ağzına verdi. İslami siyasi akımlar bir açılım getirebilirlerdi. “İktidar için iktidar” hırsıyla yanıp tutuşan eski İslamcılar ve muhafazakâr dindarlar, dinin hükümlerine karşı bağımsızlaşarak modern Leviathan’ı kendi iktidarlarında yaşattılar; bu arada sekülerleştiler. Dostoyevski “Tanrı yoksa her şey mübahtır” demişti. Pekiyi, hem Tanrı’yı ve dini ritüellere ve sembollere hapsedeceksin, hem sekülerleşip her şeyi mübah göreceksin! Bu olur mu ey Müslüman?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.