1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. CAHİLLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

CAHİLLERDEN YÜZ ÇEVİRMEK

A+A-

 

Cahiliye devrine ait hayat izlerinin toplum içerisinde hala baskın olarak yaşandığı Mekke Döneminde nazil olan ilahi düsturlar, asli mecrasından uzaklaşan insanı/toplumu, tekrardan asli yapısına döndürecek yeniden bir yapılandırmayı/inkılâbı amaçlıyordu. Öyle bir inkılap ki sadece davranışlarda değil, yüreklerin derinliklerinde olacak bir inkılap!

Cahiliye Devri Mekke toplumu af, merhamet, kolaylık, yumuşaklık, ilim, vs. iyilik/güzellik türünden insani değerlere/kavramlara tamamen yabancı kalmıştı. O toplumda zorbalık, bencillik, kayırma, haksızlık, insanı değersizleştirmenin her türlüsü, hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmişti. Böyle bir durum ve ortamda Rabbimiz, Resulüne dolayısıyla müminlere toplumsal dönüşümü sağlayacak şu emri şerifi buyurmaktaydı:

“Sen, af ve kolaylık yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!” (A’raf, 199)

Yeni bir toplum inşası için Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilen yepyeni hayat düsturlarıyla İslami bir toplum şekillenmekteydi. Bu bağlamda her türlü cahiliye, zorbalık ve barbarlıktan arınmış bir neslin inşasına yönelik olarak Resulünün ve de müminlerin şu hususlara azami hassasiyet göstermeleri emrediliyordu:

1-Affedici Olmak,

2-Kolay olanı seçmek,

3-İyiliği emretmek,

4-Cahillerden yüz çevirmek/muhatap olmamak!

Rabbimizin, Resulünden dolayısıyla müminlerden istediği bu hususlara kısaca bir göz atalım:

1-Affedici Olmak:

Af, yapılan bir hatayı, yanlışı, eksikliği veya fazlalığı görmezlikten gelmek veya olmamış saymak gibi anlamlara gelmektedir. Yüce Rabbimiz, kulun işlemiş olduğu suçlardan pişmanlık duyması, bir daha işlememeye ahdetmesi ve affedilmesi dileğine karşılık kulunu affetmektedir. Bu affediciliği Resulünden de istemektedir.

Affedilmek, insanın onurunu okşar, onun zihin dünyasına ferahlık verir. İnsanı her türlü olumsuz hal, tavır ve davranışlarından olumlu yöne yönlendirir ki bu bir samimiyetin, safiyetin işaretidir. Affedilme isteği işlenen bir suç, hata, kusur veya yanlıştan dolayı yürekten bir pişmanlık duymadır ki; Rabbimiz bu pişmanlığı kulundan kabul edip, kulunu affediyor.

Cahiliye döneminin katı yürekliliğinden, acımasızlığından, gaddarlığından, kindarlığından hak ve hukuksuzluğundan böylesine naif bir zihin yapısına, merhamet ve şefkat deryasına yönelmek elbette ki insanlar için müthiş bir dönüşümü ve asil bir inkılâbı ifade etmekteydi.

2-Kolay olanı seçmek:

Kolay yolun tutulması İslam’ın ana şiarlarındandır. Çünkü İslam, başlı başına kolaylık dinidir. Âlemlerin Rabbi insanı yarattığı gibi ona kolay bir şekilde yaşayabilmenin yollarını da göstermiştir. Başka bir ifadeyle insanı her türlü sıkıntı ve zorluklardan koruyabilecek yaşama biçimini de emir buyurmuştur. Zira insanın fıtratına yerleştirdiği yetileri de insanın yaşaması gerektiği hayat tarzını da yine O var etmiştir. Rabbimiz ne güzel buyurmaktadır:

“Sen yüzünü Hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa, ona çevir” (Rûm, 30)

İnsan, ancak üzerinde yaratılmış olduğu hayat kanununa yönelince gerçek huzuru yaşayabilir. Bu hayatın ötesinde insanlar için huzursuzluk vardır, tarifi güç sıkıntılar varır. Gerek Müslümanlar olarak gerek bütün bir insanlık âlemi olarak tarih boyunca bu fıtratı ihlal ve ihmal etmiş olmanın hadsiz hesapsız sıkıntı ve zorluklarını tecrübe etmişiz. Zira kolayın ötesinde zorluk, doğrunun ötesinde yanlışlık, iyinin ötesinde kötülük, hakkın ötesinde de batıl vardır.

İnsan başıboş olarak yaratılmamıştır ve muhakkak birtakım sorumlulukları vardır. Bunların başında da fıtratını bozmadan Rabbine kulluk üzere yaşamak gelmektedir. Sonsuz merhamet sahibi olan yüce Rabbimiz ne güzel buyurmaktadır: “Andolsun Biz Kuranı zikr(öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?” (Kamer, 17)

Resulullah (sav), Muaz b. Cebel ve Ebul Musa el-Eşari’yi Yemene uğurlarken son olarak kendilerine şu tavsiyelerde bulunuyordu: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilafa düşmeyiniz!” (Buhari, 3/72)

3-İyiliği Emretmek: Cahiliye devri Mekke toplumunda iyiliğin esamesi yok iken gelen emirde Müslümanlara iyiliği emretmeleri istenmekteydi. İslam’ın ana düsturlarından biri haline gelen; “iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak” cahiliye toplumunun tüm değerlerini altüst ediyor, yepyeni bir ıslah hareketine dönüşüyordu. Rabbimiz şöyle buyurur: “Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüklerden sakındırırsınız. Çünkü siz Allah’a inanırsınız…!” (Ali İmran110)

Kur-an’ın kılavuzluğunda iyiliği emredip kötülükten alıkoymak, şüphesiz ki insan(lığ)ı doğruya götürür. Dolayısıyladır ki Müslümanlar her gün mükerreren “doğruya hidayet edilmeyi, kötülüklerden sakındırılmayı” yüce Mevla’dan niyazda bulunurlar. Aziz önderimiz şöyle buyurur:

“Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin olsun ki; ya iyiliği emredip, kötülükten sakındırarak insanları sürekli iyiliklere sevk eder ve kötülüklerden sakındırırsınız ya da Cenab-ı Allah üzerinize umumi bir bela gönderiverir…” (Tirmizi, Fiten, 9)

4-Cahillerden yüz çevirmek/muhatap olmamak: Cehalet, insanlar için en tehlikeli halin ifadesidir. Cahillik, bilgisizlikle beraber kabalığı, barbarlığı, zorbalığı, saldırganlığı, haksızlığı, kör inatçılığı ve benzeri kötü huy ve alışkanlıkları içinde barındırır. Müslüman, insanlarla her türlü ilişkilerinde nezaketi, samimiyeti, sadakati ve izzet üzere uzleti göz önünde bulundurur. Kabalığa asla meyletmez. Haliyle bu durumlarda cahillere aldırması, onları kale alması da söz konusu olmamalıdır. O tür insanların kandırma ve saptırmalarına aldırmamalıdır. Elbette ki yapacağı tek şey onların o hallerine üzülmek ve onların da hakka yönelmelerine yardımcı olmaktır.

Cehaletin en büyük düşmanı elbette ki ilimdir. İslam, ilk olarak “Oku” emri ile insanoğluna hitap ederek, cehalete karşı insanı tam bir korumaya almaktadır. Zira iman etmek de koruma altına girmek, emin olmak ve olunmak halidir. Allah’ın adıyla okumak, O’nun azametini, rahmetini ve nimetlerini idrak ettirir. İnsanı her türlü zelillikten, şirkten beri kılar. 

İlmin kapısı ne güzel demiştir: “Cehennem cahillerin yeridir.” (Hazreti Ali)

“Sen, af ve kolaylık yolunu tut; iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir!” İlahi nidayı gereği üzere anlamak, inanmak ve huşu üzere yaşamak dualarımla.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.