1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. CAHİLİYENİN DÜNÜ-BU GÜNÜ-1
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

CAHİLİYENİN DÜNÜ-BU GÜNÜ-1

A+A-

Peygamberler tarihi, aynı zamanda insanlığın da tarihidir. Zira yaratılan ilk insan Hazret Adem'dir ki; Rabbimiz, O'na da nasıl yaşayacağına dair bir hayat düsturu göndermiştir. Yani Rabbimiz, insanı hiç bir zaman başıboş bırakmamıştır. Buna rağmen insanların ekserisi, çoğu zaman gaflete düşmüş, azgınlık yapmış, heva ve heveslerini adeta ilahlaştırmış, şirke saplanmış ve nice zalimlikler işlemiştir. Sonsuz merhamet sahibi Rabbimiz, insanın bu zaafları nedeniyle kendilerine uyarıcı peygamberlerle beraber hayat sistemi vazeden kitaplar da göndermiştir. 

Kur-an, Hazreti Nuh'un diliyle şöyle buyurur: "Andolsun Nuh'u da kendi toplumuna gönderdik. 'Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin! Doğrusu ben, hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum!' dedi." (Hud/25)   

Hayat kitabımız, yine Hazreti Nuh'un şu sözlerini ifade buyurur: "Ey Rabim! Doğrusu bunlar, bana isyan ettiler! Malı ve evlatları, kendisinin sadece hüsranını arttıran kimseye uydular. (İleri gelenleri halka) Dediler ki; 'Sakın ilahlarınızı terk etmeyin! Vedd'i, Suva'yı, Yeğus'u, Yeuk'u, Nesr'i asla bırakmayın!' Böylece birçok kimseyi yoldan çıkardılar!" (Nuh/21-24) 

Ve Hazreti Nuh'un duası: "(Ey yüce Rabbim) Benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimde olan inananları kurtar." (Şuara/118) 

İnsanlar, eğer kendilerine gösterilen hidayet yolunu tutmaz, heva ve hevesleri üzere yaşamayı tercih ederlerse; işte orada ve o zaman cahilliğin her türlüsü boy gösterir. Bu cehalet, herhangi bir zaman veya mekanla mahdut değildir. Nasıl ki tevhid cihanşümul ve zamanşümul ise, cehalet de aynı şekildedir. Yani tevhidin, vahyin yaşanmadığı her mekan ve zamanda, cehalet/şirk hayat bulacaktır ve de bulmaktadır.  

Rabbimiz, insanlık tarihindeki  bir bakıma köşe taşları sayılabilecek olayları/hayatları birer ibret vesikası şeklinde Efendimize bildirmiştir. O da bunu insanlara tebliğ etmiştir. Hazreti Nuh'un kavminde canlandırılan ibretlik anlatımlarda da anlaşılmaktadır ki; ekseri insanlar aklını, iradelerini kullanmamakta ve sarpa sapmakta devam etmektedirler. Bir de, kendini ilah olarak ilan eden tağutların etrafındaki yalaka takımı/güya toplumun ileri gelenleri, saptırıcılar olarak görev üstlenmiş ve halkı putlarını bırakmamaya, sahiplenmeye çağırmışlar. Bu çağrılarında ne kadar başarılı olsalar, yalakalıklarında hem terfi edecekler ve hem de ikramlardan daha fazla pay alacaklardır! 

Cahiliye ve şirk konusunda, her ne kadar isimler ve mekanlar değişse de; içerik, muhteva aynı şekilde yapısını korumaktadır. Misalen, Hazret İbrahim dönemine baktığımızda yine aynı şirk ve cahiliye, insanları kasıp kavurmaktadır. Hadsizin birisi kalkıp, kendisini İlah olarak ilan ediyor. "Zor ve zer" kullanarak halkı kendisine boyun eğdiriyor ! O'nun da yine yalaka takımı işe koşuyor, propagandasını yapıp, putları takdis ederek tağutun katında makam sahibi oluyorlar.  

"Allah, kendisine hükümranlık verdiği için şımararak Rabbi hakkında İbrahim ile tartışan kişinin haline bir baksana! İbrahim ona; 'Benim Rabbim güneşi doğudan doğduruyor, haydi sen de batıdan doğdur bakalım!' der demez, kafir donakaldı! Zaten Allah zalimlere hidayet etmez, emellerine kavuşturmaz." (Bakara, 258) 

Hazreti Musa zamanına baktığımızda yine içerik olarak değişen bir şey görmüyoruz. Makam sahibi hadsizin birisi yine; "en büyük ilahınız benim" diyor! İnsanlara tepeden bakıyor ve hiç kimse karşısına çıkıp konuşma cesareti gösteremiyor! Ama alemlerin Rabbi, kutlu elçisini bu kişiyi de tevhide davet etmesini emir buyuruyordu. Ve elçisine: "Ona tatlı, yumuşak bir tarzla hitap et!" (Taha/44)  "Musa dedi ki; 'Ey Firavun! Gerçekten ben, Alemlerin Rabbinden gelen bir elçiyim... Size, Rabbinizden apaçık bir delille geldim..." (Araf/104-105)  

Hazreti Musa,  son derece kibar ve yumuşak bir üslupla konuşmasına rağmen, Firavun kibrinden dolayı bu konuşmayı sert bulup hoş karşılamadı. Sıradan bir insanın, kendisini yanlış yolda görmesini, başka bir ilaha kulluk etme çağrısı kibrine ağır geldi. Hemen, mele takımını çağırtıp, bu adamın hakkından gelmeleri emrini verdi. Mele takımından istediği sonucu alamayınca da, onlara dahi şöyle dedi; "El ve ayaklarınızı çaprazlamasına kesip sizi asacağım! Sihirbazlar; 'Biz zaten Rabbimize döneceğiz' dediler" (Araf/124-125) 

Zalimlerin her zaman başvurdukları yol tehdit etmek, şantaj yapmak, zulmetmek ve olmasa katletmek olmuştur. Peygamber Efendimiz döneminde de aynı küstahlıklar sergilenmiştir. O dönem Arabistan yarımadasında  şirk ve cehaletin ayyuka çıktığı, insanlığın mumla aranır hale geldiği, insan şeref ve haysiyetinin yerle yeksan olduğu bir hayat sistemi hüküm sürmekteydi.   

Hazreti Peygamber insanları batıldan hakka, şirkten tevhide davet ederken, elbette ki daha önceki peygamberlere karşı sergilenen haydutluk, serkeşlik, gaddarlık ve zulmü, efendimize karşı Mekkeli müşrikler de sergilediler.  

Bir seferinde müşriklerin ileri gelenleri toplanarak Efendimizin yanına geldiler ve şöyle tekliflerde bulundular: "Ya Muhammed! Sen soy ve şerefçe hepimizden ilerisin. Fakat Araplara, şimdiye kadar hiçbir kimsenin yapmadığını yaptın. Aramıza ayrılık soktun! Bizi birbirimize düşürüp düşman ettin! Eğer maksadın zengin olmaksa, seni kabilemizin en zengini yapalım. Reislik istersen, seni başkanımız seçelim. Kadın istiyorsan Kureyşin en asil ve en güzel kadınlarıyla seni evlendirelim. Eğer cinlerin kötülüğüne kapılmışsan, seni tedavi ettirelim. İstediğin her fedakarlığa katlanalım. Yeter ki bu davadan vazgeç, düzenimizi bozma!" 

Alemlerin efendisi şöyle buyurdu. "Söylediklerinizin hiç birisi bende yok. Beni, Rabbim size peygamber gönderdi. Bana kitap indirdi. Cenabı Hakkın emirlerini size tebliğ ediyorum. İman ederseniz , dünya ve ahirette mutlu olursunuz. İnkar ederseniz, Cenabı Hakk aramızda hükmünü verinceye kadar sabredeceğim. Putlara tapmaktan vazgeçip, yalnızca Allah'a ibadet ediniz..."  

Müşrikler, cahiliye kafası ve mantığıyla şöyle itirazda bulundular: "Bizim 360 tane putumuz Mekke'yi idare edemezken, senin bir tek Allah'ın dünyayı nasıl idare edecek?" Evet, elbette ki bu tür diplomatik girişimlerden sonuç alamayan müşrikler, adım adım  işkence, zulüm ve cinayetlerine başladılar. Özellikle önce kölelerden, kimsesizlerden ve fakirlerden başlayarak, daha sonra boykot yıllarında ve hicret süresince işi doruk noktasına kadar tırmandırdılar. 

Maalesef, günümüz cahiliyesinin de Kur-an'da anlatılan eski cahiliyelerden ve Efendimiz dönemi Mekke cahiliyesinden pek farkı yoktur. Allah(CC)'a gereği üzere kulluktan sapıldıktan sonra, aradaki nüans farklılıklar veya şeklen olan farklılıklar bir şey ifade etmiyor! Bu günkü şirk sistemi, sadece Arabistan ile sınırlı değildir. Küresel emperyalizm, modernizm, siyonizm, faşizm, kapitalizm. vs beşer kaynaklı ilahlık taslamalar, dünyanın dört bir tarafına yaydığı  çağdaş bir cahhiliye/şirk hüküm sürmektedir. Özellikle İslam Ümmetinin, Allah(cc)'ın buyurmuş olduğu hayat nizamını terk ederek, modern/çağdaş Firavunların, Nemrutların, Karunların, Ebu Cehillerin, Velid bin Muğirelerin... peşine takılmış olmaları; şirkin ve cahiliyenin ümmet içerisinde/Müslümanlara karşı şiddetin etkisini daha fazla göstermesine neden olmaktadır.  

Yeryüzünü fesat, sömürü, zulüm kazanına çeviren başta küresel büyük şeytan ABD, takım arkadaşları olan AB ülkeleri, yavru şeytan İsrail olmak üzere; bir de bunların 'yanaşmaları' da dahil yeryüzünde fesat tohumu yaymaktadırlar. Müslümanlar arasında İslami yaşamın, ahlakın, bilincin, şuurun, idrakin, azmin yok olması için uzun vadeli ve etkin planlar yapıp, projeler uyguluyorlar. Özellikle son yıllarda ülkemizde yaşanmakta olan sosyal savrulmalar, ailenin itibarsızlaştırılması, gençlere yönelik "özgürlük", kadına yönelik "eşitlik", "kadın hakları" söylemleri; çeşitli medya ve sosyal ağların, basılı ve görsel yayınların de etkin bir şekilde kullanılarak ülkemizde bahsettiğimiz küresel cahiliyenin kök salmasına önayaklık etmektedirler.  

Ey hakimler hakimi, Yüce Allah(cc)'ım! "Sadece sana kulluk eder, sadece senden yardım dileriz." Bir sonraki yazımızda görüşmek dualarımla. Rabbime emanet olunuz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.