1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Çağı Anlamayan Çağdışı Bir Darbe Girişimi
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Çağı Anlamayan Çağdışı Bir Darbe Girişimi

A+A-

Cumhuriyetin bidayesi yılları olan 1925’ten 27 Nisan 2007’deki  e-muhtıraya kadar uzanan sürede şekillenen darbeci bir gelenek vardı. Anlaşılan ordunun içinde halen bu geleneğin işleyebileceğine inanan ve toplumsal değişimi hiç okuyamayan subaylar vardır. 

Bu çağ dışı darbeciler, toplumun büyük bir kesiminin bireysel varlık sınırlarını aşıp ortaklık duygusuna sahip olduğunu, özgürlük alanlarının genişletilmesiyle ilgili elde ettiği kazanımları hayatına direnmeden teslim etmeyeceğini okuyamadılar. 

Ulusal ve yerel ölçekte binlerce tv ve radyo kanalının yayın yaptığını anında canlı yayına geçebildiğini, teknolojinin getirdiği imkanlarla milyonların anında birbiriyle iletişime geçebildiğini, birbirini etkilediğini ve toplumsal yapıya, çok değil yirmi yıl öncesine nisbetle bile birkaç asırlık fark attırdığını doğru okuyamadılar. Belki Türksat’ı ele geçirerek bu iletişim imkanını kesmeyi düşündüler ama bir aksilik bütün hesapları alt üst edebilirdi ve etti de. Bir yandan darbe girişimi sürerken öte yandan medya ve çağdaş iletişim imkanları darbe karşıtı yayına geçti. Böyle bir dünyada darbeye kalkışanların başarısız olacağı, başarısızlığın da ötesinde aleme rezil olacağı kaçınılmazdır. 

Çağı, seyyal olan hayatın akışını, modern imkanların insan üzerindeki etkilerini doğru okuyamayan darbeciler, halkı 1960, 1971, 1980 ve 1997 yıllarındaki halk sandılar. Baskı ve şiddet karşısında sineceklerini var saydılar. Ama muhafazakar ve dindar kesim başta motor gücü olmak üzere toplumun çok önemli bir kesimi bugüne kadar görülmemiş cinnetvari şiddete rağmen direnişe geçti. Birinci Dünya Savaşında bile bombalanmayan Meclisin bombalanması, halkın üzerine helikopterlerden ateş açılması, bir dizi stratejik kurumların ateş altına alınması bile halka geri adım attırtmadı. Çünkü bugünün insanı dünün insanı değildir. Zira ulaşılan özgürlük düzeyi ve modern imkanlar, sahiplerini hiç bir şekilde darbe yönetimi altında yaşamaya razı edemez. 

Darbenin sadece Fetöcü subaylar tarafından değil, zamanı doğru okuyamayan darbeci geleneğe sahip diğer subayların da bu girişime iştirak ettiğini ve bu darbe teşebbüsünün bir ittifak halinde yapıldığını düşünüyorum. 

İttifak halinde yapılan bu darbeye geçit vermeyen toplumsal değişim sadece sivil alanla sınırlı değildi. Ordunun içindeki cesurca karşı çıkışlar ve polisin direnci de çok önemli bir etken oldu. 

Halk katmanlarında önemli karşılığı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı da en önemli faktörlerden biriydi ve darbeciler bunu da doğru okuyamamıştı. 

Toplamda (I) Erdoğanın halkı meydanlara davet etmesi, (II) toplumsal değişim, (III) medyanın gücü, (VI) askerin içinden gelen direnç, (V) polisin direnci, (VI) siyasi partilerin karşı duruşu darbenin başarısız kalmasında önemli faktörlerdir. 

Darbeciler, şiddetle, kan akıtmakla bu darbeyi önleyebilecek muhtemel bütün faktörlerin üstesinden gelebileceklerini düşünmüş olabilirler ama bu tecrübe, herkese, her kesime, siyasal talebi olan her teşekküle ciddi bir mesaj vermiş olmalı: Bütün dünyada olmasa bile Türkiye’de ister tepeden ister tabandan olsun her türlü şiddet eyleminin ve teşebbüsünün netice vermeyeceğidir. Bu gerçeğin anlaşılması, herkesi siyasal alana taşıyabilir, sorunların çözümünün silah ve şiddetten değil siyaset ve siyasal alandan geçtiğine yöneltebilir. 

Darbeler toplumsal bir felakettir.Toplumsal olan her felakete karşı durmak, toplumsal ve insani bir duruştur. İnsani olan her duruşu İslam da onayladığından aynı zamanda İslami bir duruştur. Dolayısıyla toplumsal felaketler karşısında beni ilgilendirmez demek, düşünce ve siyasi farklılıklardan ötürü sessiz kalmak doğru bir yaklaşım değildir ve olamaz. Çünkü bu tür felaketler vaki olduğu zaman herkesi kuşatır ve sessiz kalanlara da bedel ödetir. Herkese bedel ödetecek bir felakete karşı kimsenin sessiz durması gibi bir duruşu olamaz. Beni, bizi ilgilendirmez diyenler, yaşadıkları zeminden uzaylılar kadar uzaklaşmış veya insani duygularını bile yitirmiş bir görüntü çizerler. 

Bu nedenlerle daha darbenin ilk saatlerinde meydanlara inilmesi ve toplumsal bir felakete yol açacak darbe teşebbüsünün karşısında durulması hususunda tavır aldık. Bu karşı duruşta ateşli silahlarla yaralanan arkadaşlarımız oldu. Bu tavrımız darbeye ve darbe ihtimallerine karşı aynen devam edecek. Çünkü darbe, sadece iktidara veya siyasi bir partiye karşı değil, toplumun tümüne karşı geliştirilen bir  felaket senaryosudur. Böyle durumlarda özel yaklaşımlar ve siyasetler belirleyici olamaz.  

İstanbul’da havalanında tankın önüne yatan Metin Doğan, hayatında hiç oy kullanmadığını söylüyordu. Hayatını, toplumu için gözden çıkaran insani bir tavır ve eylem geliştiriyordu. Eğer o gece iki yüz ikişi hayatını feda etmeseydi, eğer o gece milyonlar sokağa çıkmasaydı, eğer gece insanlar tankların üzerine çıkmasaydı, bugün o gece sessiz kalanlar da bedel ödüyor olacaktı. 

Bu başarısız ama faturası ağır olan darbe teşebbüsünden hem askerin hem de sivillerin çıkarması gereken dersler vardır. Bundan böyle hiç bir askerin darbeyi aklından bile geçirmemesi gerekir. Çağın ve insanımızın değiştiğini anlamaları gerekir. 

Şiddeti savunan sivillerin de bu toplumsal değişimi anlamları, çağın gerisinde kalmamaları, toplumu yirmi yıl önceki toplum sanmamaları icap eder. 

Siyasetle ilgilenen hir insan ve teşekkül, hayatın seyyaliyetini ve bunun getirdiği değişimleri doğru okuyup analiz edemez ve doğru yönetemez ise, hayatın dışına itilir. 

Devam eden bu acı tecrübenin bir daha tekrarlanmayacığını umut ediyorum. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum