1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. Çağdaş Cahiliye ve Hilm Üzerine
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

Çağdaş Cahiliye ve Hilm Üzerine

A+A-

 

Çağdaş batı medeniyeti(!)nin bir sonucu olarak insanlığın bugün topyekun olarak yuvarlanmakta olduğu psikolojik bunalımlar/çalkantılar, yaşanmakta olan çatışmalar, krizler, bencillikler, hadsizlikler, doyumsuzluklar, bağnazlıklar... insanlığın bir çıkmaz sokağa saplandığını göstermektedir. İnsanlığın tarihi serüvenine baktığımızda, zaman-zaman bu tür badirelerin yaşandığına, bu yaşananların insanoğluna çok ama çok pahalıya mal olduğuna, telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açtığına da şahit olunmuştur/olmaktayız.

Tarih serüveninden biliyoruz ki pek çok kavim/millet helak olmuştur. Elbette ki bu helak oluşlarının muhtelif sebepleri vardır. Mesela Şit Kavminin, Hud Kavminin, Ad Kavminin, Semud kavminin, Lut Kavmimin vs. her birinin ayrı bir helak olma serencamı ayrıdır. Bunları burada zikretmeyeceğiz. Ama şu hususu mutlaka belirtmeliyim ki, bahsi geçen kavimlerin her birinin helak oluş nedenlerinin tümünün kat be katı günümüz toplumunda cari haldedir.

İnsanlık tarihi boyunca Rabbimiz, envai sapkınlıklara sapan insanlara rahmet elçilerini göndererek, Hakk'a ulaşmalarını murat buyurmuştur. Elbette ki Rabbimiz, azgınlık ve taşkınlıklarını daha da ileri bir seviyeye taşıya bugünün insanları için de aynısını murat buyurur/buyurmaktadır. Ama yeter ki insan, insanlığını bilsin, iradesini kullansın, kendisi istesin. İşte bu noktadan itibaren insanoğlu, Rahmeti İlahinin tekrar tecelli ettiğine/edeceğine şahitlik edecektir. Şurası bilinmelidir ki, insan kendi istek, heva ve heveslerine göre değil; Rabbine, O'nun muradı üzerine kulluk ederek ancak gerçek insanlık mertebesine ulaşır ve helak olmaktan kurtulur. Kulluk mertebesinin de elbette ki bazı hasletleri/pratik göstergeleri vardır/olmalıdır. Bu gün bu göstergelerden, başka bir ifade ile mümin olmanın hasletlerinden biri olan "HİLM" üzerinde durmaya çalışacağım inşallah.

Önce şu tespitte bulunalım ki: Bugün insanların/insanlığın İslami erdemlere mutlak şekilde ve acilen ihtiyacı vardır. Müslümanların da gerçek manada Müslüman'ca yaşamaya, inancını pratize etmeye mutlak şekilde ihtiyacı vardır. Bu pratize etmenin de İslami erdemlere sıkı sıkıya sarılmalarını zorunlu kılmaktadır. İşte bu önemli İslami erdemlerden birisi de elbette "Hilm"dir

Hilmin tanımına bakacak olursak; Akıllı, bilgili, kültürlü, hoş görülü, yumuşak huylu, sabırlı, ağır başlı gibi halleri kapsayan İslam'ın ahlaki erdemlerini içerir.

Kimi klasik İslami kaynaklarda Hilm; "Sabırlı ve temkinli, akıllı ve ağır başlı olmak" olarak yer alır. (Lisan-ul Arab, Hlm md.)

Halim olma halinin en bariz yansımaları, bilgi/ilim sahibi ve ağır başlı/vakur olma halidir. Zira bazı kaynaklarda da hilm tanımlanırken; "sefeh ve cehl" kavramlarının karşıtı olarak tanımlanır. Bu konuda İbn-i Manzur; "Sefeh (hafif akıllılık, ahmaklık) hilmin karşıtıdır, cehl(bilgisizlik, cahillik) de hilmin karşıtıdır." der. ( Lisanu'l Arab, "sfh" ve "cehl" maddeleri.

Cürcani ise hilmi açıklarken; "şiddetli öfkelenme halinde dahi olsa, kişinin itidal ve sükunet halinin koruması." şeklinde bir tanım getirmektedir. (et-Ta'rifat, hilm md.)

Rabbimiz, bu konuda Resulüne hitaben şöyle buyurur; "Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillere aldırma." (Araf, 199) Elbette ki bu hitab, bütün müminler için de geçerlidir.

İslam, insanı en güzel erdemlerle bezemek ister. Güzel erdemlerle bezenen insanlardan tabii ki huzur ve güven toplumu oluşur. Yine İslam, ahlakı da önemser ve güzel ahlaklı olmanın aynı zamanda peygamber ahlakı olduğunu izah eder.

"Şüphesiz ki sen, pek büyük bir ahlak üzeresin." (Kalem,4) Aziz peygamberin bu yüce ahlakıdır ki, müşrik toplumundan, dünya durdukça kendisine gıpta ile bakılacak ender bir toplum meydana getirmiş olması, İslam'ın bu yüce değerlerinden başka ne ile iade edilebilir? Bu güzel ahlaktır ki; evlat katilinden dünyaya adaleti ile ün salan Ömer-ul Faruk'ları, ilmiyle Ali-yul Murtaza'ları, cömertliği ile Ebubekr-i Sıddıkları, iffet abidesi haliyle Osman b. Affan'ları, gencecik yaşlarında şahadete aşık Mus'a b. Umeyr'lerı, cesaret ve yiğitliğiyle Hamza b. Abdulmuttalibleri ve daha isimlerini sayamayacağımız nice yıldız misali yiğitleri insanlığa birer şeref tablosu olarak kazandırmıştır.

"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel biçimde mücadele et. Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, hidayete erenleri de iyi bilir." (Nahl, 125)

"Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın, onlar çevrende hemen dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla istişare et. Eğer azmedersen, artık Allaha tevekkül et. Şüphesiz ki Allah, tevekkül edenleri sever." Ali İmran, 159)

Rabbimiz, bu ve benzeri pek çok ayeti kerimede Resulullaha yönlendirmelerde bulunur. Hilme, güzel eylem ve söylemlere çağırır. Bu vesileyle eski kaba-saba cahiliye hal, tavır, tutum, davranış ve alışkanlıkları bertaraf ederek; yepyeni ve gerçek manada medeni bir toplumun inşa edilmesi sağlanmıştır.

Bu gün de eski cahiliyenin kaba-sabalıklarının, taşkınlıklarının, densizliklerinin daniskası toplumun hücrelerine kadar nüfuz etmiş bulunmaktadır. Bu hazin halden kurtuluşun yegane reçetesi, elbette ki yineden ve yeniden İslami hayat düsturuna yapılacak olan dönüştedir. Bu düsturun insan hayatındaki en önemli pratiklerinin başında, bir bakıma İslam ahlakı ile özdeşleşen hilm hali gelmektedir.

Bu konuda Allah Resulü (sav)'den şöyle bir rivayet vardır: Eşec el Abdi adlı sahabeyi överken şöyle buyurmuştur: "Sende Yüce Allah'ın sevdiği iki güze haslet vardır. Bu iki hasletten biri hilm, diğeri ise teennidir." buyurdu. (Müslim, İman, 25)

Efendimizin buyurduğu bu hadisi şerifte hilmin yanında bir de teenniden bahsedilmiştir. Teenni; 'herhangi bir işi yaparken acele etmemek, işi enine boyuna ve genişçe düşünmek, iyice ölçüp biçerek yapmak.' anlamında kullanılan bir terimdir.

Hilm, aynı zamanda Yüce Rabbimizin de güzel isimlerindendir. İslam kaynaklarında geçen hilm; "Yüce Allah(cc)'ın çok sabırlı, günahkar kullarını cezalandırmada acele davranmayan, günah işleyen kullarına (tövbe etmesi için) muhtelif mühletler veren, kulların isyanlarından etkilenmeyen, hak eden kullarına gazap etmesi kendisini telaşa düşürmeyen, herhangi bir telaşa kapılmayan, yaptığı her işi tam anlamıyla olması gerektiği gibi kıvamında yapan gibi anlamlar içermektedir. (İbnul Esir en-Nihaye. Hilm md.)

Günümüzde, her türlü ma'siyetin alenen, çekinmeden işlendiği, İslami erdemleri kuşanmanın ise olanca zorlaştırıldığı acı bir gerçek ile karşı karşıyayız. Çağdaşlık, özgürlük kisveleri altında nesil bilinçli olarak ifsad edilmekte, İslami değerlerimiz bilinçli olarak erozyona uğratılmakta, toplumun dumura uğratılması çalışmaları son derece sinsi, planlı ve programlı bir şekilde yürütülmektedir. Bütün bunların yanı sıra Müslümanlar, gereken mukavemeti gösterememekte, yetersiz, dirençsiz, bilinçsiz kalmaktadırlar.

Evet bütün bu olumsuzluklara rağmen, Rabbimizden gelen ve takva sahiplerine kesinlikle yol gösteren bir kitabımız vardır. Gevşemeyiniz, hüzünlenmeyiniz, eğer inanıyorsanız muhakkak üstün gelirsiniz diyen bir düsturumuz vardır. Davasından

vazgeçmesi karşılığında dünyanın bütün nimet ve imkanları kendisine teklif edilen; olmayınca kendisine karşı bin bir hile ve oyunlara baş vurulan, yetmeyince çeşitli iftira ve töhmetlere maruz bırakılan ve en son da ölümle tehdit edilen, bütün bunara karşı; "Eğer ayı sağ elime, güneşi sol elime koysalar, ben bu davadan vazgeçmem. Ya Rabbimin inayetiyle bu davamı başarıya götürürüm veya bu uğurda ölürüm!" diyen bir önderimiz, rehberimiz, örneğimiz vardır.

Selam ve dua ile

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.