1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Büyük yenilgi
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Büyük yenilgi

A+A-

İsrail yüzlerce insanı öldürüp, binlercesini yaraladıktan, evleri yakıp yıktıktan, hastaneleri bombalayıp, yaralılara ulaşılmasını bile engelledikten sonra ateşkes ilan etti. Konunun uzmanları İsrail’in istediklerini aldığını, kendi stratejisi doğrultusunda ilerleme sağladığını ve koşulları fazla zorlamamayı tercih ettiğini belirtiyorlar. Nitekim İsrail devletinin sözcüsü bunun bir ‘zafer’ olduğunu söylemiş. Bu kelimenin böylesine rahatlıkla kullanılması zamanımızda pek kimseyi rahatsız etmiyor... ‘Zafer’ bir düşmanı alt etmenin adı... Düşman ise doğal olarak kötülüğün taşıyıcısı, çünkü aksi halde onu düşman saymazdık.

Bilincinde olmaktan rahatsız olduğumuz şey ise, düşman yaratmanın en iyi yolunun bazen kendimizi tanımlamaktan geçtiği. Çünkü kendini tanımlamak, özellikle en yakında duranlardan ayırt etmek demek. Bu durum kendiliğinden düşmanlık ima etmeyebilir... Farklı olmalarına rağmen kişi ve grupların beraberce yaşamaları bir tür ütopya değil. Ama herhangi bir insanlık durumunun gerçeklikle ütopya arasındaki çizgide nerede durduğu tamamen bir zihniyet sorunu... Diğer bir deyişle farklılıkları birlikte yaşatabilen düzenlerin her şeyden önce farklılıkları anlamlı ve değerli bulan, hatta onları talep eden bir zihniyete ihtiyacı var.

Gündelik anlamda fazlasıyla kullanıldığı ve hiç de uygun olmayan bazı ideolojilerin malzemesi haline geldiği için ‘demokrat’ kelimesine bugünlerde mesafeli yaklaşmakta yarar olabilir. Ancak düşmanlık üzerine inşa edilmemiş, kalıcı bir barışı arayan yaklaşımların da sadece demokrat zihniyet içinde üretilebileceğini görmek lazım. Çünkü bu zihniyet kişiyi mütevazı olmaya, haddini bilmeye davet eden bir gerçeklik algılamasına dayanıyor. İnsanın gerçeklik karşısındaki öznelliğini kabul ettiğiniz ölçüde, kendi gerçeklik kabullerinizin ne denli kof olabileceğini, ama öte yandan bu kofluğu giderecek hiçbir inancın veya ideolojinin de bulunamayacağını anlıyorsunuz. Bunun nedeni söz konusu inanç ve ideolojilerin de daima ve kaçınılmaz olarak kişinin öznel yorumuna muhtaç olması, ancak bu yorum sayesinde anlaşılır hale gelmesidir.

Dolayısıyla demokrat zihniyete sahip birinin önündeki tek yol gerçeklikle ilgili algılamaları olabildiğince çoğaltmak, çeşitlendirmektir. Kişinin kendi öznelliğini aşmasının yolu, daha geniş bir öznellik zemini içinde kendisine yer bulmasından geçer. Bunun anlamı bize benzemeyen insanlarla birlikte olmaya muhtaç olduğumuzdur ve söz konusu ihtiyaç sadece bilgi üretme açısından değil, bizzat toplum olabilme açısından da geçerlidir. Kısacası demokrat bir toplum, kendi içindeki çeşitliliği korumaya ve aynı zamanda kendi dışındaki çeşitliliği de davet etmeye eğilimlidir. Böylesi bir anlayışın paylaşmayı ve barışı toplumsal ilişkiler açısından vazgeçilmez bir temel haline getireceği açık. Nitekim demokratlığı veri aldığımızda, ‘düşman’ kavramının da anlamı büyük ölçüde değişir. Olası ‘düşmanlar’ bizzat paylaşmaya, barışa, çeşitliliğe, beraberce yaşamaya karşı olanlardır... Eğer ‘zafer’ kelimesinin de bir anlamı olacaksa, bu tür düşmanlara karşı olduğunda geçerlidir.

Oysa İsrail’in Filistinlilere karşı yönelttiği mücadele epeyce farklı bir normatif algıdan hareket ediyor. İstenen şey ayrıştırmak, asimile etmek, homojenleştirmek ve son kertede çeşitliliği yok etmek... ‘Düşman’ aslında İsrail devletinin İsrail’e ait saymadığı ama İsrail’in içinden de çekip atamadığı bir çeşitlilikten ibaret. Kazanılan ‘zafer’ bu çeşitliliğin ezilmesi, farklı olduğuna pişman edilmesi... Tam da bu yüzden, mücadeleyi kazanmasını sağlayan her hamlede İsrail’in daha da yenik düştüğünü hissediyoruz. Çünkü zamanın ruhu demokrat zihniyetin ilkelerinin gözardı edilmesini mümkün kılmıyor. İsrail’in ancak gayrı meşru yola düşerek kazanabileceği ve bu nedenle de her ‘zaferin’ yüz kızartıcılığı altında ezildiği bir mücadele bu...

Bu noktada soru, İsrail’in bu yükü nasıl taşıyabildiğidir... Yanıt ise ABD’ye veya Arap ülkelerine bakılarak verilecek türden değil. Bunlar meselenin özü değil, stratejik payandaları... Meselenin özünde Hamas’ın da aynen İsrail’in zihniyetini paylaşıyor olması yatıyor. Bugün Filistin adına davranan Hamas da, farklılıklara tahammül göstermeyen, kendi kimliğini tanımlarken düşman yaratan, kendi yaşamını ötekinin yaşamaması üzerinden kurgulayan bir anlayışa sahip.

Ateşkes sonrası verilen demeçler bu hazin manzarayı bir kez daha ortaya koyuyor. Hamas’ın sözcüsü de aynen İsrail sözcüsü gibi gelinen durumu bir ‘zafer’ olarak nitelemiş... ‘Zafer’ iyi bir şey... Elinizden gelse tekrarlamak isteyeceğiniz bir durum. Demek ki Hamas binlerce sade ve masum insanın ölmesine, İsrail de daha binlerce insanın katili olmaya hazırlar... Siyasi hedefleri o denli kutsal ki, insan hayatını bozuk para gibi harcayabilecek haldeler.

Meselenin bu noktaya gelmesi şaşırtıcı değil... Demokrat zihniyetten nasibini almamış tarafların yan yana geldiği ortamlar, çatışmanın, ötekileştirmenin, düşman yaratmanın ve böylesi ‘zaferlerin’ dünyasıdır... Her zaferde insanlığınız biraz daha elinizden gider ama siz ille de o zaferi kendinize ister ve adım adım hastalanırsınız...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.