1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. BUNDAN GAYRI
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

BUNDAN GAYRI

A+A-

 

Şu koca dünya iyice kocadı artık. Kocadıkça sorunları, meseleleri de kocaman oldu. Halden hale, şekilden şekle evrildi. Kocayan bu dünya üzerinde artık ne sınır kaldı ne kural-kaide. Globalleşmenin ve kutuplaşmanın getirdiği hayat tarzı, dünyayı daraltmış, kıtaları, ülkeleri bir mahalle haline getirmiştir. Adeta küçük bir köye dönen dünyada; dünyanın bir köşesinde hapşıranın hastalığı dünyanın başka taraflarına bulaşmakta, herhangi bir toplumda ortaya çıkan bir kaos veya akım, dünyanın başka diyarlarına anında ulaşmakta ve etki etmekte. Dijitalleşen ve robotlaşan bu hayattan da insanlık elini eteğini çekti. Bu şekilde insani olmaktan, insancıl olmaktan ve bununla birlikte duygularından, hislerinden, taşıması gereken fitri düşüncelerinden sıyrılan insanın dünyayı getirdiği hal, şimdi içinde bulunduğumuz haldir.

Biz dünyalılar, hangi dinden, ırktan, renkten olursak olalım, fıtrata, doğaya, yaşamın ana gayesine aykırılık gösterdik. Herkesin kendisine bir hisse çıkarabileceği bu aykırılığın, çizgi dışına taşmanın, haddi aşmanın sonucunda, ister bir komplo teorisi olarak düşünelim ister farklı bir şekilde, hiç fark etmez, kendi sonumuzu hazırladık, kendi kuyumuzu kazdık. Şimdi geldiğimiz şu noktada, girdiğimiz bu stabilize yolda artık zor ve meşakkatli günlerin bizi beklediğini biliyoruz. Burada, artık bir durum değerlendirmesi, bir muhasebe yapma gereği hâsıl olmuştur. Şimdi artık bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Herkesin şapkasını önüne koyup bundan sonraki gidişatı değerlendirmesi gerekiyor.

Şu an içinde bulunduğumuz Coronavirüs musibeti de, yeryüzünde olağan bir şekilde yaşayabilecek insan protipinin aksine, içerisinde birçok hinlik ve hainlik barındıran bir gidişatın sonucu olarak ortaya çıktı. Sonuçta başımıza gelen bu acayip vaziyet de, biz dünyalılara hayata çok daha farklı bir gözle bakmayı, dünyayı daha değişik bir bakış açısıyla algılamayı öğretti. Bir kere, dünyanın neresinde olursa olsun ortaya çıkan bir sıkıntıdan, yine dünyanın başka bir köşesindeki insanın bigâne kalamayacağını gösterdi. Aynı gemide olduğumuzu, aynı kazanın suyunda ısındığımızı anlamamıza yol açan son acı tecrübe, hayatın tüm boyutlarını değiştirmekle kalmamış, onları farklı formatlara da dönüştürmüştür.

Ve şimdi artık bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın içinde bulunduğu seyir, tüm dünya insanlarının Hz. Âdem’den gelme bir kardeşliğinin olduğunu, bir kardeşte baş gösteren sıkıntının diğer kardeşleri de etkisi altına alabileceğini, aynı gemide olduğumuzdan, gemi batacaksa eğer hepimizin boğulacağını anladık. Bunu anlamanın bedelini ağır bir şekilde ödüyoruz. Yaşarken aynı gökyüzüne baktığımızı, ölürken de aynı toprağa baş koyacağımızı da şimdi bihakkın bir kez daha anlıyoruz ve yaşıyoruz.

O halde şimdi nasıl bir hayat anlayışına sahip olmalı, nasıl bir yol izlemeliyiz. Hayatın tüm alanlarının alt üst olduğu, yaşamın tüm boyutlarının ters yüz olduğu bu dünyada nasıl bir yaşam modeline sahip olmalıyız? Geçmişte yaşadığımız hayatı da göz önünde bulundurarak bir çıkarım yapma, bir akıllanma, bir yol tutma noktasındayız. Ya her şeyi tatil edip oturup ölümü bekleyeceğiz ki bunu aklı başında olan hiçbir insan tabi ki istemez, ya da bundan sonraki hayat anlayışımıza bir çeki düzen vereceğiz. Şimdi kaybettiklerimizi sıralarsak ki buna hiçbir kalem yetmez, nasıl bir ziyan içinde olduğumuzu anlarız. En azından şöyle düşünebilir; şu içinde yaşadığımız dünya gezegenin hangi köşesinde olursa olsun bir hastalık baş gösterirse bundan hiçbirimizin kurtuluşu olmaz, bu nedenle şu yeryüzünde herkesin ortak bir sorumluluk altında olduğunu, eğer ki şu dünya gemisinin su alıp batmasını istemiyorsak hepimizin bu konuda vazifelerinin olduğunu unutmayacağız. Bırakın ülkeleri, dünyayı bile batıracak olan, bana ne nemelazımcılığını herkesin terk etmesi lazım. Dünya denilen bu handa; eğer bu yeryüzü bir döşek, şu gökyüzü bir yorgansa, şu güneş bir fenerse ve hepimiz de bu handa yaşıyorsak, o zaman bir aile olma bilinciyle hareket etmeli, fıtratın aksine davranmaktan vazgeçmeliyiz.

Ancak her şey bu kadar kolay değil. Bu handa kabiller de var, firavunlar da var nemrutlar da… Bu taifenin her an ve her yerde dünyayı ihya etme adına imha etme çalışmaları hiçbir zaman ara vermeden devam edegelmiştir. Bunun için de bin bir türlü alicengiz oyunları, sayısız ayak oyunları, kumpasları, tuzakları, hileleri vardır. Hatta bu konuda Rabbimiz onların bu hilesi ile ilgili bizi şöyle uyarıyor; “Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.(Bakara/2) Hal böyleyken bu hanın sakinlerinden olan Habillerin, Musaların ve İbrahimlerin de bir tedbirleri, planları, yol haritaları olmalı. Bu han öyle bir han ki, hiçbir zaman durulmamış, hiçbir zaman sakin bir hayat yaşamamış, tabiri caizse bu hanın muzırları yüzünden hiçbir zaman gün yüzü görmemiş. Huyla huyundan vazgeçmiyor ve vazgeçmeyecek de. Halden hale evrilen bu hanın şimdi de başına gelen musibet, hiç de yenilir yutulur cinsten değil, adeta tüm hanı darma duman edecek, taş üstünde taş komayacak bir musibet.

Tüm bunlar olup biterken, kendi hayatımızda olup bitenleri, olması ve olmaması gerekenleri, şöyle geriye dönüp ibret nazarıyla baktığımızda, her türlü hal ve vaziyetlerimizi gözden geçirmek durumunda olduğumuzu görürüz. Artık rahat bir nefes almanın bile mümkün olmadığı şu dünyada, geride kalanların geri kalan hayatlarını nasıl geçirmeleri ile ilgili bir dizi kararlar alması gerektiği ortadadır. Elimizden kayıp giden onca imkân ve rahatlıklarımızdan sonra, hayat yine aynı şekilde mi devam edecek? İhmal ettiğimiz insanlar, yapmadığımız çalışmalar, önemsemediğimiz işler, gitmediğimiz yerler vs. Tüm bu geride kalan yaşanmamışlıklardan, ihmalkârlıklardan sonra Rabbimiz bize bir tekrar hakkı daha verecek mi, belli olmaz. Ancak, işin aslı şu ki; tüm bu nimet olduğunun farkında olmadığımız imkânlara tekrar kavuşursak, hayat yine eskisi olmamalı, aksi takdirde tarih tekerrür edecek. Tercih tüm insanlığın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.