1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Bülent Orakoğlu Röportajı 2
Bülent Orakoğlu Röportajı 2

Bülent Orakoğlu Röportajı 2

A+A-

ORG. BAŞBUĞ MEDYAYI NEDEN ÖRGÜTLEDİ

Bülent Orakoğlu’ndan medyanın Aktütün eleştirilerine flaş açıklama..

Ergenekon TSK’ya olan bakış açsını değiştirdi

TSK’nın üst kademesi, halkın desteğini almak için medyayı Aktütün’de örgütledi

Akreditasyon ambargosunun kaldırılmasındaki ince ayrıntı

Başbuğ’un TSK’daki ayrışmalara karşı medya hamlesi

Şehit cenazeleriyle Türk-Kürt kavgası genele yayılmaya çalışılıyor

Asker Dağlıca ve Aktütün baskınlarındaki şüpheleri ciddiye alıyor

Ordu kendi içerisinde temizliğe gidiyor

Karakol baskınlarında ihanet mi var

Halkın vicdanında gerçekler gözüktü

Orgeneral Iğsız büyük bir gaf yaptı

Saatlece süren çatışmada uçaklar neden havalanmadı

PKK&Ergenekon ilişkisi, Aktütün baskınını konuştuğumuz eski Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Bülent Orakoğlu’yla yapılan röportajın ikinci bölümü…

 Erol Metin/Aktifhaber

Özellikle Aktütün Karakolu’na yapılan saldırıdan sonra ne oldu da TSK bu kadar yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Ergenekon’da ortaya  çıkan bilgiler bu eleştirilere zemin mi hazırladı?

Ergenekon terör örgütüyle ilgili yapılan, yeni Ergenekon diyelim,  operasyonlarda artık Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı ortaya çıktı.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken…

Artık hangi kurum içerisinde kim olursa olsun suç işleyen insanların cezasını çekeceği, kanun dışına çıkan, hukuk dışına çıkan insanların cezasını çekeceği ortaya çıktı. Geçmiş dönemlere baktığımız zaman Türkiye’de böyle kuvvet komutanını bırakın generallerin bile yargılanması söz konusu değildi. Ama bu Ergenekon terör örgütü operasyonuyla birlikte hangi kurumda olursa olsun, ister Türk Silahlı Kuvvetleri’nde ister Emniyet Teşkilatı’nda veya hangi kurumda olursa olsun…

Ama ordu Türk halkının en fazla güvendiği kurumların başında geliyor.

O ayrı bir konu.

Şimdi halkın bakış açışı değişti mi?

Halkın bakış açısı değişti tabii. Güvenilir açısından o ayrı bir şey. Belki gene güvenilir olabilir onu söylüyorum.  Zaten güvenilmek zorunda. Aslında olay şu: Hiç kimse kendi kurumu içerisinde suç işleyen insanları koruma, kayırma lüksüne sahip değildir. Bir hukuk devleti olmanın özelliği budur. Siz çok güçlü olabilirsiniz. Dikkat edersen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hükümetlerle birlikte ülkeyi idare etme sevdası vardır. Darbeler falan bundan olur.  Geçmiş dönemlere baktığınız zaman bazı şeylerin sorgulanamadığını görüyorsunuz. Mesela medyaya bakın, medya Dağlıca olayında bu kadar sorgulama yapmamıştı.

Bu kadar üzerine gitmemişti…

Medyanın hepsi gidiyor şu anda. Medya içerisinde farklı gruplar var, farklı görüşten medya grupları var ama şu anda baktığınız zaman hepsi sorgulama ihtiyacı hissediyor. Çünkü niye bende rahatsız oldum. Uzun yıllar bu devlete hizmet etmiş bir emniyet mensubu olarak, o Genelkurmay yetkilisi paşanın yapmış olduğu açıklamalar yanlıştı. ‘Paramız yoktu, burayı düzeltemedik’ dedi. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 20 yıllık, 30 yıllık geçmişine baktığınız zaman hangi hükümet olursa olsun hükümette bir kuruş para bile olmasa Türk Silahlı Kuvvetleri, istediği zaman bu para yaratılır.

Bu sorgulamada Ergenekon’un etkisi oldu mu?

İşte onu söylüyorum. Tabii Ergenekon terör örgütünün çok ciddi etkisi oldu. Savcıların hazırladığı iddianamede Türkiye’nin 30 yıllık kirli geçmişi gözler önüne serildi. Bu mahkemede iddia edilir edilmez ama Türk kamuoyunda insanların vicdanlarında gerçekler gözüktü. Mesela çeşitli illerde birçok konferanslara gidiyorum insanlar soruyor niye bitmiyor diye. Bunları söylerken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kimliği üzerinde hiç oynanmaması… Türkiye hakikaten önemli bir bölgede. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu bölgede güçlü olması lazım ama askerin siyasetle ilgisi olmaması gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin görevi bu ülkeye göz dikmiş dış düşmanlarla, dış devletlerle olan mücadelesidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri ne zaman siyasete girmeye çalışmıştır hep yıpranmıştır. Bu zaten Atatürk’ün birçok konuşmasında da vardır. Buradan baktığınız zaman o eskisi gibi olmayacak derken bunu söylüyorum. Eskiden askerlerimiz şehit düştüğünde TSK’yı eleştirdiğiniz zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’yle entegre olan medya tarafından hain durumuna düşürülüyordunuz. Böyle bir psikolojik harekat uygulanıyordu ama şimdi öyle değil. Şu anda bütün Avrupa ülkelerinde, gelişmiş ülkelerde hata yapanın hesap vermesi yönünde medya sorguluyor. Enteresandır dikkat ederseniz bence Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst kademesinde de bu sorgulama var. Yani onlar istediği için biraz medya…

Nasıl bir sorgulama var?

İşte suç işleyenin cezasını çekmesi yönünde bir sorgulama var. Burada bunları koruma…

Ordunun üst kademesi de mi bu durumdan rahatsız?

Evet bence onlar da rahatsızdı ama o ordu içerisinde bu söylediğimiz psikolojik harekatlardan da genç subaylar sendromu gibi onları sıkıştıran birtakım şeyler vardı, olaylar vardı. Bir komutan biraz demokratik davrandığı zaman o komutana ordunun alt kademelerinden tepki geldiği konusunda çeşitli iddialar da ortaya atılıyordu. Komutan rahatsız oluyordu. Çünkü baktığınız zaman alt kademedeki insanlar size şüpheyle bakabilir endişesi vardı. Bunu ilk aşan Hilmi Özkök Paşa olmuştu. Burada önemli bir şey, halk bir kere bunu istiyor ama bence üst düzey komutanlar da bu sorgulamayı yapmak istiyor. Yani Halkın desteğiyle yapmak istiyor. Öyle söyleyelim. Çünkü bu öyle basit bir şey değil.

Niye kendisi gerekli adımı atmıyor?

Yıllardan beri gelen bir gelenek var. Bunları kırmak zor.

Kendisi gerekli tedbirleri alamıyor mu?

Alınır ama bugüne kadar kamuoyu vicdanı tatmin olmamıştır. Mesela Dağlıca’ya hemen yasak kondu. O bütün mahkemelerine, bunlarla ilgili çeşitli konuşmalara yasak konuldu. Benim kendi fikrimdir, şu anki Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Paşa’nın göreve başlar başlamaz Güneydoğu’ya, Diyarbakır’a giderek orada insanlarla bir köprü kurmak istemesi… Hükümetle aynı paralelde aslında bu. Hükümetin de bu şeyi aynı paralelde gidiyor ve bakın İlker Paşa’nın çeşitli kuruluşlardaki uzmanlara terörle mücadeleyle ilgili fikir danışması falan, bütün bunlar artık Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde Türk milletinin de kamu vicdanının da nazara alındığını, dikkate alındığını gösteriyor. Şimdi zaten bakın bu akredite meselesi var ya bir çok gazeteye şey uygulanıyordu. Yani kimisi çağrılmıyordu. Dikkat edin bu yavaş yavaş kalkıyor. Bu bakımdan ben diyorum ki; Burada kesinlikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şu andaki üst düzey yöneticileri, ordu içerisindeki bir takım ayrışmalardan rahatsızlar, ordu içerisindeki Ergenekon yapılanmasından rahatsızlar kamuoyu vicdanında bunları temizlemek amacıyla medyayı kullanma arzusundalar diye düşünüyorum. 

Demek istediğiniz ordu içerisindeki bir bölünmenin olduğu yönünde mi?

Hayır bölünme değil orduya sızma… Ordu içerisinde kesinlikle bir bölünmenin olduğunu düşünmüyorum. Ama şöyle bir şey Emniyet Müdürlüğünü yaptığım için, bakın Türkiye’yi idare etmenin en ufak bir ilde emniyet müdürü olmayla veya vali olmayla; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olma arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de aynıdır orda. Ünvanlar, makamlar, mevkiler değişir. Dediğim gibi uzun yıllar gelenekler vardır devletin yönetiminde. Bu geleneklerde  Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde mesela genç subaylar diye bir şey çıkmış 1960 ihtilali sendromuyla. Komutanlara, başbakanlara siz, genç subaylar teyakkuz halinde, rahatsız dediğiniz zaman bu ne demektir hemen Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’u hatırlar…

Dağlıca’ya saldırı yapılacağından Genelkurmay önceden haberdar edilmişti.  Aktütün saldırısında da MİT, Emniyet ve Jandarma istihbaratı 16 gün önceden gerekli uyarıyı yapmışlar. Genelkurmay bu istihbaratlara neden önem vermiyor?

Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nı yaptığım için, rutin istihbarat vardır. Nedir bu mesela şimdi bu medyada yer aldı. Aktütün diyor 5 kere basılmış. Geçen bir asker dedi ki ne 5 kere…

38 kere dedi…

Biri yüzlerce kere dedi. Şehit verdiğimiz zaman herhalde sayıyoruz.  5 kere 6 kere diye. Bu şudur rutin istihbarat vardır, devletin istihbarat birimleri bazen hakikaten örgütün içerisine sızarak eylem yapılabileceğini tespit edebilirler ama bazen de PKK’nın kendine göre önem arz ettiği günler vardır o günlerde eylem yapmaya çalışır. Böyle masa başında üretilen haberler de olabilir. Tabii bu olayda istihbaratın alındığı zaten inkâr edilmiyor. Yani askeri birimler tarafından buranın basılacağı istihbaratı alındı ve biz buraya şu kadar kuvvet gönderdik diyor. Bence istihbarat fazla önemsenmiyor ben bunu anlıyorum. Çünkü oraya 40-50 tane veya neyse bir jandarma özel kuvveti gönderiliyor. Oraya karakolun basılacağı söyleniyor ama siz de okumuşsunuzdur gazeteden PKK tarafından ağır silahlar getiriliyor. Çok ağır silahlar.

45 gün önceden hazırlıklar yapılıyor…

Bir aya yakın sürede bir şeyler yapılıyor. 4-5 gün önce etraf çevriliyor. Burada bunları böyle rahatça yapmaları akla şu soruları getiriyor; mademki biz Kandil’i çok ciddi anlamda uçaklarla veya Amerikan’ın uydu sistemleriyle denetleyebiliyoruz, anlaşma yaptık ya, bunlar bize bildirildi mi, bildirilmedi mi? Herkesin merak ettiği, bir kere emniyet birimi olarak merak ettiğim bütün istihbaratı falan geçiyorum ya orda 6 saat 7 saat gündüz bir çatışma oluyor. Bu 6-7 saat içerisinde niye bizim skorsky helikopterimiz veya F-16’larımız gelip o 350-400 kişiyi orada bombalamıyor?

Niye peki?

 Yani niye bombalamıyor, acaba Dağlıca’daki gibi bir sıkıntı mı var? Bunu sorgulamalıyız. Bakın yeni Ergenekon terör örgütü tarafından Dağlıca’nın stratejik planları alındı bunu sorgulamak lazım. Niçin aldılar, ne yaptılar? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kimliği üzerine  konuşmuyoruz ama orda belki örgüt TSK’nın içine sızmış diyorum… Ergenekon terör örgütü mensupları mı bu saldırıyı hazırladı? Bu o anlama geliyor.

Şimdi şöyle bir şey var; Dağlıca’da istihbarat Genelkurmay’a ‘acil’ koduyla verilmişti..

Evet Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde hata yapan insanlar sızmış mıdır? Yarbay Dirik niçin bunu vermiştir? O bayana da sorulmalıdır ve bu kamuoyuna açıklanmalıdır. Buranın stratejik planları niye Ergenekon terör örgütünden zanlı bir kişiye verilmiştir ve bir sene sonra basılmıştır? Bununla onun arasında bir bağlantı var mıdır, yok mudur? Siz bunu devlet olarak açıklamazsanız bugün Aktütün’de de aynı şüphe kendini gösterir. Çünkü şöyle bir şey söyleyelim bakın yine Ergenekon yapılanmasının Balıkesir’de bu gençlik teşkilatlarını örgütlediği… İddianamede var. Birtakım gençlerin gizli bir yapılanma içerisine sokulmak istendiği ve bakıyorsunuz Altınova’da  normal bir Kürt-Türk vatandaşı arasında olağan bir hadise,  yani olay yaratan bir hadise değil. Ama ondan sonra provokatörlerin devreye girip bunu Balıkesir’in geneline yaymaya çalıştığını, Türkiye bunu tartışırken Aktütün’e baskın yapılarak…

Adana’ya da sıçradı benzer olaylar…

Evet sanki şehit cenazeleriyle bu olay Türkiye geneline yayılmak isteniyor.

Zamanlama açısından baktığımızda neden böyle bir zamanlama seçildi?

Bu açıdan böyle bir zamanlama enteresan.  İşte Balıkesir’deki olay ve arkasından Aktütün’e yapılan saldırı. Balıkesir’deki provokasyonla Aktütün’deki saldırının aynı merkez tarafından yapıldığını düşünüyorum . bunu Dağlıca’daki olayın açığa çıkmamasından dolayı söylüyorum.  Çünkü devletin bir yetkilisi şunu demeli: Ya arkadaşlar bu Dağlıca’daki Yarbay Dirik bu şeyi falan Ergenekoncuya vermiş ama şu sebepten vermiş.  Eğer bunun hakikaten baskınla bir ilgisi varsa bu açıkça ortaya konmalı ve bunlar cezasını çekmeli. Çünkü 28 Şubat sürecinde yani biz bunları söylerken, bu kitabı yazarken  günümüzden değil yaşadığımız olaylardan yazdık. 28 Şubat’ta biz aslında Ergenekon’u tespit ettik.

Bakın buna dikkat etmemiz lazım; Dağlıca’daki olaylarda niye hem kamuoyu hem asker veya medya birlik halinde, topluca bu olayın üzerine gitmedi? Dikkat ettiniz mi Dağlıca’da böyle bir şey yoktu. Ama biraz önce söylediğim gibi bu biraz da üst düzey komutanların bu işi kamuoyunun desteğini alarak sorgulama şeyinden geliyor. Çünkü hakikaten baktığınız zaman Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde hiçbir komutan, suç işleyen insanlarla direkt muhatap olmak istemez.

Ordu kendi içerisinde temizliğe mi gidiyor?

Tabii kendi içerisinde temizliğe gidiyor. Bunda da böyle çok psikolojik bir harekâtla kamuoyunun da desteğini alarak gidiyor. ‘Genç subaylar sendromu’ dediğimiz birtakım sendromlarla karşı karşıya kalmamak için…

Asker de bu iki baskınla ilgili şüpheleri ciddiye alıyor değil mi?

Tabii almak zorunda. Zaten bakın Türkiye’de Genelkurmay bazı şeyleri söylemez. Böyle direkt açıklamalar ancak kızdığı zaman falan, bir gazeteye veya bir kişiye kızdığı zaman yapar.  Ama bazı şeyleri de göstererek mesela o sivil toplum kuruluşlarını çağırması ciddiye alındı. Çünkü USAK Başkanı Laçiner, “PKK-Ergenekon kol kola” dedi. Dikkat ediyor musunuz bu şahsı da çağırdığına göre demek ki bunlar artık normal anlamda ciddiye alınıyor.

Bence Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst kademesinde de ordu içerisindeki, mesela zaten yeni Ergenekon terör örgütünün bir sivil kanadı var, bir de resmi kanadı var. Resmi kanada baktığınız zaman poliste de var ama yüzde seksen-doksan ağırlığı askere sızma gayretleri var. Bu bakımdan bu tehlikeyi üst düzey komutanlar gördü ve bu da enteresan bir şey ki, hükümetle  birlikte bunu yaptıkları kanaatindeyim.

Son Aktütün saldırısı ile ilgili olarak burada Aynı Dağlıca’daki şüpheleri taşıyorum.  Çünkü 6,7 saat gündüz çatışma sürerken değil mi; Kandil’e operasyonlar yapıyoruz F-16’larımız gidiyor. F-16’ları bırakın bizim skorsky helikopterlerimiz var.  6 saatte oraya gidemiyor mu? Normal vatandaş da benim gibi düşünüyor. Şimdi normal vatandaş gibi düşünüyorum 6 saat süren bir çatışmada niçin buraya gidip de bu PKK unsurları bombalanmadı? İstihbarat alındı diyoruz değil mi, keşke alsak çünkü istihbarat zafiyeti bakın şöyle bir şey…

Siz bir istihbaratçısınız, askeriyenin istihbarat yapısını sağlıklı buluyor musunuz?

Şimdi şöyle askeri istihbarat tabii muhakkak Türkiye’de olmaz ama askeri yönlerden olmalı. Yabancı ülkelerin ülkemizde birtakım psikolojik harekâtları var. Askeri yönden de var, sivil yönden de var. Aslında askeri istihbaratın, Milli İstihbarat Teşkilatımızın, Emniyet istihbaratının, Jandarma istihbaratının çok kaliteli istihbarat ürettiğini özeleştiri olarak söylüyorum mümkün değil. Kaliteli istihbarattan kastımız nedir? Kaliteli istihbarat, olayları genel değil de mesela dersiniz ki Dağlıca Karakolu 10 kere 50 kere basılmıştır. Ya bu gene basılabilir dersiniz. Tahmin edersiniz. Bir yerden bilgi alarak değil. Bu rutin istihbarattır, bunu bildirirsiniz. Bu bildirme böyle bir bildirmedir ama kaliteli istihbarat şudur:  Şu kadar örgüt mensubu, şu şu silahlarla ve falan yerden temin ettikleri silahlarla, şu gün gelecekler, şu gün sınırı geçtiler…

Ciddi bir durum olmazsa ‘acil’ koduyla verilmez istihbarat. Dağlıca’da acil koduyla istihbarat verildi…     

Kamuoyuna açıklanmadığı için bazı şeyler,  eğer bu kaliteli istihbarat dediğimiz istihbarat verildiyse ve orada bir zafiyet varsa o zaman ihaneti de aramak gerek. İstihbarat rutin istihbarat değilse, kaliteli bir istihbaratsa kaliteli istihbarat hakikaten örgütün içerisinden bilgi alınarak verilen bir istihbarattır. Bu kaliteli istihbarata rağmen bu olaylar oluyorsa o zaman hem orada hem başka yerlerde ihanet aramak gerekir diye düşünüyorum. Bu çok net biçimde ortada. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir kere bu son olayda hata yapan mensuplarıyla ilgili kamuoyunu tatmin etmesi gerekiyor. İnşallah olmaz yarın başka bir karakolumuza aynı şeyler olduğu zaman çok sıkıntı olur onu söylüyorum. O bakımdan burada hata yapan insanlar muhakkak… Arazi şartlarından bahsedildi, Genelkurmay Başkanlığı’nın yetkilisinin yapmış olduğu açıklamada para konusuna asla katılmıyorum. Bu soruları daha çoğaltmıştır. Hani para bulamadık bu karakolu yapamıyoruz filan. Böyle bir şey ne demek, varmış zaten.

Maliye de zaten doğrulamadı…

Bu büyük bir gaftır onu söyleyeyim. Çünkü bu ülke için şehit veren anneler, babalar çocuklarının bu parasızlıktan dolayı mı yani ihmalden mi öldüğünü düşüneceklerdir. Sen çocuğu el bebek gül bebek büyütüyorsun, orduya teslim ediyorsun. Muhakkak ki bu ülkenin güvenliği için şehitler verilecektir. Polis de verecektir, asker de verecektir. Herkes verecektir. Ama bu şehit vermede eğer bir kusur varsa, bir eksiklik varsa, lojistik olarak bir eksiklik varsa, silah temininde bir eksiklik varsa bunlar da muhakkak sorgulanacaktır.

Bir yazar Fransa’daki olayı verdi. plastik mermilerle tatbikat yapılırken bir kere hakiki mermi konulmuş 17 kişi yaralanmış. Genelkurmay Başkanı istifa etmiş. Ha biz Genelkurmay Başkanı istifa etsin demiyoruz ama en azından buradaki hata yapan insanlar bulunup çıkarılmalı Taraf’ta gördük, Onur Dirik’e plaket verildi.  Taraf gazetesine hak veriyorum çünkü eğer ona plaket  vermeseydik şu anda belki bu olmayacaktı diyor. Geçmişte ihmallerden dolayı askerlerimiz şehit olmuş olabilir. Onun için bir daha olmaması adına bunların sorgulamasını yapmak zorundayız.

Tabii Türkiye’nin bu zaaflarını bilen birtakım gizli servislerin içerdeki olanlarla beraber bu olayları Türkiye’de daha tırmandırabileceği de kanaatini taşıyorum. Aktütün Karakolu’nda esas oranın yetkililerin, burada mesela çatışma sürdü 6 saat içerisinde niye buraya bir şeyin gönderilemediğini açıklanması lazım kamuoyuna. Buraya bir skorskynin veya işte bunları havadan bombalayacak, bu teröristleri yok edecek birtakım işte uçaklar falan F-16 demeyelim de niçin gönderilmedi?..

Dağlıca’da olduğu gibi burada da komuta kademesi tam olarak yerinde değilmiş.  Dağlıca’da düğüne gitmişti burada…

Biraz önce söylediğim gibi bir eksiklik var. Ama bunu Türk Silahlı Kuvvetleri ‘nin kurumsal kimliğini yıpratmadan, bu kurum içerisine sızmış veya hata yapan insanları bulup ortaya çıkarmamız gerektiğini söylüyorum. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri de yani üst kademesi de sanki kamuoyunun desteğini alarak böyle olayın üzerine gidiyor izlenimi var… Şunu bunun için söylüyorum, Genelkurmay’da çok akredite olmuş gazeteler var. Zaten belli bir medya her şeyde bu eleştiriyi yapıyor ama Genelkurmay’la böyle çok sıkı fıkı olmuş gazeteler bile tenkit etti.

Onların da sorgulamasını dikkat çekici buluyorsunuz?

Evet onların sorgulaması bende böyle bir şey uyandırdı. Bu da tabii bu ülke için yararlı bir şey.

(Yarın: PKK’nın kayıp arşivleri, Öcalan’a teklif edilen Çiller suikastı, Ergenekon ismi nerden geliyor..)

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.