1. YAZARLAR

  2. Mehmet Taş

  3. Bu Vebalin Altından Kalkamazsınız !!!
Mehmet Taş

Mehmet Taş

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Vebalin Altından Kalkamazsınız !!!

A+A-

 

İnsanın kalbi katılaştı mı, gözlerine kan bürür… Zulümde sınır tanımaz… Ahu figanlar dağları inletse de, o insanın kulakları tınlamaz. Hırs bürüdü mü kalbine, Rahmani korkular çıktı mı kalpten; kıyametler kopmaya durur. Karışır birbirine havarlar; gökleri inlet! Lakin zalim olan insan ırgalanmaz… Düşer süfli emellerinin peşine; alçalmada sınır tanımaz… Firavun olur kol gezer, Nemrut olur, Karun olur kol gezer ve Ebu Cehil olup; kasıp kavurur insanlığı, mazlumları, mağdurları, sessizleri, kimsesizleri, yalınayaklıları… Yolları kesilir, ümitleri kesilir, hayalleri kesilir, istikballeri kesilir, rızıkları kesilir, sesleri kesilir, nefesleri kesilir, aşları kesilir, başları kesilir fakir fukaranın, garib gurebanın, masumların, mazlumların…

İnsan, insanın hem kurdu olur; onu paralar, parçalar yok eder… İnsan insanın kardeşi olur; onu kendi nefsinden aziz bilir; kendisi için istediğini onun için de ister, kendisi için istemediğini onun için de istemez. Bazı insanlar, başkasını korumak için kendisini seve, seve feda eder. Bazıları da kendisinin küçücük bir çıkarı için; nice insanın kanına girer, katleder, yok eder… Rabbani yola sırt çevirir; nefsini kendisine Rabb edinir; kişisel menfaatlerini biricik ölçü alır, ölçüsüz kalır, vicdansız kalır!!!

İnsan bir yandan “eşrefi” mahlûkat olurken, bir yandan da “esfele safilin” olmaktadır. İnsan bu yönüyle müthiş bir dağılım göstermektedir. Bir yanıyla bu kâinat, kendi emrine, faydalanmasına verilmiş iken; bir yandan da bu kâinat içindeki en değersiz varlıktan daha da değersiz hale düşmektedir. Bir değersize kul olur…

************************************************

Evet, insan çok değişken bir varlıktır. Ama bu değişkenlik içindeki konumunu da kendi iradesi ile tespit ve te’kit etmektedir. Burada sözü günümüzün kanayan yarasına getirmek istiyorum. Evet, özellikle İslam coğrafyasında olmak üzere yaşanan kargaşa ve hengâmelerin temelinde, büyük oranda yukarıda kısaca ifade etmeye çalıştığım noktalar yattığı kanaatindeyim. Türkiye Kürdistan’ında temeli asırlar öncesine kadar uzanan; Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla ivme kazanan; son otuz-kırk yıldan beri on binlerce cana mal olan ve en son birkaç yılda cılız da olsa umutlar yeşerten, ama hassaten de son birkaç aydır tüm celalliğiyle ayyuka çıkan menfur olaylar. Ne yazık ki Kürd halkı “iki cellad” arasında kalmışçasına bir kıyıma maruz

kalmaktadır. Yarım asra yakındır halkı dinsizleştirme çabasında olan bir örgüt; hendek siyasetiyle halkımızın istiklal ve istikbalini hendeklere gömme gayretine kalkışırken; karşı taraftan; “bölücü terör örgütüne“ karşı devlet iradesini gösteren hâkim güç, hendeklere gömülen halkın üzerini bir daha ayağa kalkmamamcasına toprak yığmaktadır.

Öldürmelerle insan bitmez! Bitiremezsiniz!!! Tarihin hiçbir döneminde öldürmeyle insan bitirilmemiş ve kalıcı çözüm de gelmemiştir. Ama kalıcı nefret, kalıcı kin, kalıcı düşmanlıklar gelmiştir. Örgüt halkı öldürebilir, çocuklarını alıp ölüme gönderebilir. Buna gücü yeter. Acıma duygusu da zaten yoktur. Vicdanı kurudur, kalpleri katıdır. Zaten örgütün yönetici kesiminin kendi çocuklarının da böyle bir sıkıntıları yoktur. Örgütün yüce (aslında süfli) hedefleri uğruna gençlerin ölümü elzemdir. Toplumun kan ağlamasının anlam ve önemi yoktur. Devletin de ‘birlik ve beraberliği, dirlik ve düzeni’ uğruna ölümlerin sadece istatistikî anlamı vardır. Bunun dışında kale alınacak bir tarafı yoktur. Barışın, adaletin, hakkaniyetin, gerçek anlamda kardeşliğin; devleti âlinin bekası uğruna feda edilmesi memnuniyet kaynağıdır.

Yazık ediyorsunuz. Gerçekten çok, ama çok yazık ediyorsunuz. Yazık etmenin de ötesinde, zulmediyorsunuz, kahrediyorsunuz. Ama en çok da farkında olmadan kendinize zarar veriyorsunuz. Evet, sizler de biliyorsunuz ki kimsenin ahı, kimseye kalmaz. Hele, hele mazlumun ahı hiç kalmaz. Bu gün kalsa da yarın kalmaz. Yarın kalsa da ruzi mahşerde kalmaz, adli ilahide kalmaz. Ama kesinlikle kalmaz…

Bu Müslüman halkı rahat bırakın… Ona yön vermeye, yol çizmeye kalkmayın, komut vermeye yeltenmeyin. Sizlerin onun ferasetine, idrakine, izzetine, hilkatine aklınız da yetmez, fikriniz de yetmez, zihniniz de yetmez. Hele, hele İslam’dan uzak bir yol ve yordam üzere iseniz, tümden yetersizsiniz… Halk adına halkın kanına, canına kastetmeyiniz. Sözde kardeşlik maskesi altında kıyım yapmayınız, hayatı zindana çevirmeyiniz. Halk adına çalışıyor iseniz; öncelikle ve özellikle halkın temel değerlerine karşı saygılı olmayı öğreniniz. Halkın isteklerine değer veriniz. Halkı kin ve nefret belalarına maruz bırakmayınız. Halkın huzur, can ve mal güvenliğini her şeyin önüne alınız. Eğer birlik ve kardeşliğe inanıyor iseniz; kardeşliğin Kur-an’daki şekline ve ölçülerine bakınız. İslam’ın kardeşlik hukukuna bakınız. Efendiler efendisinin gerçekleştirmiş olduğu kardeşlik uygulamalarına, tecrübelerine bakınız. Hamasi tavır, davranış ve tutumlarla kardeşlik kelimesini kirletmeyiniz, katletmeyiniz; zihinleri işgal

ve iğfal etmeyiniz. Eğer birlik, beraberlik, kardeşlik diyorsanız ve bu iddialarınızdan samimi iseniz; her halükarda ‘hayat ölüme tercih edilir’ şiarını ihmal ve inkâr etmeyiniz. Önce hayata sarılınız, hayata önem veriniz. Bir insanı öldürmenin (velev ki devlet uğruna olsa dahi) insanlığı öldürmek olduğunu unutmayınız, unutturmaya yeltenmeyiniz. Rahman olan Rabbimiz, inananları kardeş ilan ederken; kardeşlerinden birisinin, diğerinin haklarına tecavüzü asla makul ve mazur göstermemiştir. Birbirlerini tanımaları şartını koymuştur. Kimlikleriyle beraber, kültürleriyle beraber, dilleriyle beraber, tarihleriyle beraber, özgürlükleriyle beraber, özgünlükleriyle beraber, eşitlikleriyle beraber; hakka, hukuka, adalete saygı ve sevgiyle beraber… Kuru bir kardeşlik çıkışı aldatma olur, kandırma olur, hile olur, hurda olur… Daha sonra da kin olur, nefret olur, isyan olur, imha olur, katliam olur, soykırım olur… Dersim olur, zilan olur… Kalpleri kurutur, gözleri köreltir…

Biz bütün bunları tekrar tecrübe etmek istemiyoruz. Allah hakkı için istemiyoruz. Samimiyet için, sadakat için, adalet için, hak ve hukuk için istemiyoruz. Süfli emeller peşinde koşanların hatırıne bu sorunlarla karşılaşmak istemiyoruz. Zerre kadar akıl, vicdan, izan, insaf, merhamet, şefkat sahibi olanlara sesleniyoruz. İnsanlığına, İslamlığına zerre kadar da olsa sahip olanlara sesleniyoruz. Katletmeyelim, öldürmeyelim… Kan ve gözyaşı döktürmeyelim. Hamaset etmeyelim, ettirmeyelim. Hakk üzere olalım, hakka teslim olalım, huzura kavuşalım, huzur bulalım, mümin olalım, kardeş olalım; sadakatle, samimiyetle bir olalım, birlik olalım, diri olalım… Rabbim cümlemize feraset, dirayet, iman, iz’an, mizan versin inşallah… Aksi halde; ‘ey sorumluluk sahipleri’ bu vebalin altından kalkamazsınız…

NOT: Molla Mansur’ın irtihali senei devriyesidir. Onun gelecek tasavvurunun, tasavvurumuz olması dileklerime; kendisine, Rabbimim razı olduğu ve olunduğu kulları arasına katması dualarımla. Kendisinin ve muazzez arkadaşlarının firkati bizler için zor oluyor. Ruhları şad olsun… Amin…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum