1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. Boyun Eğme ve İtaat Mekânı Olarak Mescid
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Boyun Eğme ve İtaat Mekânı Olarak Mescid

A+A-

 

Ayasofya'nın ibadete açılması ile birlikte gerek mimari gerek ibadet yönünden büyük bir önem ve anlam yüklenilen camiler ile ilgili son günlerde yoğun bir tartışma almış başını gidiyor. Cami, toplanma bir araya gelinen mekan olarak bilinen ve kudsiyet addedilen, Allah ‘ ın evi. Ucu bucağı bilinmeyen kâinatı yoktan var eden Allah’a ibadet etmek için gerçekten bir eve ihtiyaç var mı, yoksa camileri insanların kendilerini güvende hissettikleri, problemlerinin çözüm bulunduğu, dokunulmaz, her türlü dünyevi çıkarların arka plana itildiği, kula kulluğun reddedildiği ve sadece Allah’a secdenin edildiği evrensel mekanlar olarak mı algılamalıyız.

‘Bireylerin veya bir cemaat gibi bir grup insanın adanmışlık, saygı gösterme veya dini çalışma gerçekleştirmek için geldiği özel olarak tasarlanmış bir yapı veya kutsanmış bir alandır. Bu amaçla inşa edilen veya kullanılan bir binaya bazen ibadethane denir. ‘ Dijital ansiklopedi wikipedia Camii bu şekilde tanımlamaktadır.

İslami literatürde ise saygı ve adanmışlık ilkeleri çerçevesinde Allaha teslim olanların adaleti ve barışı sağlamaya ahd etmiş (Müslüman) erdemli kişilerin toplanma, iştişare etme, strateji belirleme, sorunları konuşma ve çözüm üretme merkezi ve kişiye özel baş eğme ve itaat eyleminin gerçekleştiği, mekâna cami denilmektedir.

Ancak; Kur'an'da ibadethane adı olarak camî terimi geçmez, bunun yerine "secde yapılan yer" anlamındaki mescit kavramı kullanılır. Onlar "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden başka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir. (her şeye galiptir.) (22/40)

Mescitlerin asıl anlamından koparılarak günün belirlenmiş vakitlerinde bireysel veya toplu, şekilsel ritüellerin icra edildiği mistik mekânlara evrilmesi/dönüştürülmesi gerçeğini görmezden gelmek Allah’ın evlerine yapılan en büyük haksızlık ve zulüm olarak önümüzde durmaktadır. Ana sorunun yerine tali sorunlarla ilgilenmek vaktimizi boşa harcamak değil de nedir? Namaz; bir diriliş ve uyanış eylemidir. Namaz; aynı zamanda kulluğun, boyun eğmenin, acziyetimizi dile getirmenin ve övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek O’ nun varlığı, O’ nun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceğinin ilanıdır Tek başına yapıyorsan Allah'tan destek ve güç almak için yaparsın. Toplu namazlarda da Müslümanlar bir araya gelip birbirlerine destek olup sorunlarına çözüm ararlar, ortak akıl oluşturmaya çalışırlar. Cuma namazında imamın hutbe okuması ve cemaatin de sessiz bir şekilde dinlemesi sonradan kültür haline gelmiş bir uygulamadır. Kuran'ın emri olan mescid gerçeği ise sorunların dile getirildiği, tartışıldığı ve çözüm üretildiği toplanma (Camii), iştişarenin yapılacağı yer olarak anlaşılmalıdır.

Mescit inşası sadece Allah'ın dininin özgür bir şekilde yaşandığı ortamlar için geçerli değildir. Mekke döneminin mescidi Daru'l Erkam'dı. Firavunun zorbalığının her türlüsünü tadan İsrailoğulları da mescit inşa etmekle emrolunmuşlardı.

"Biz Musa'ya ve kardeşine şöyle vahyetmiştik: "Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın. Evlerinizi (içinde namaz kılınan) kıblegâh hâline getirin. Namazı dosdoğru kılın. Müminleri de müjdele." (10/87)

Mescitler hangi ırka, sıfata, makam ve mevkiye sahip olursa olsun bütün Müslimlerin eşit bir seviyede olduklarının hatırlatıldığı mekânlardır. Orada insanlar aynı toprağa alınlarını koyarlar. Aynı ilahtan yardım isterler. Ayrım yapmaksızın tüm kardeşleriyle omuz omuza verirler.

Mescitler İslam toplumunun bir bütün olarak gündeminin belirlendiği mekânlardır. Tüm İslam toplumu bir vücudun azaları gibi aynı yere bakıp, aynı sese kulak verip, aynı şeyi düşünüp ve aynı hedefe odaklanacak bir anlayış geliştirmelidirler.

Emir/memur ilişkisinin pratiği yine mescitlerde icra edilmelidir. Görev gereği verilen geçici ünvanların hiçbir geçerliliğinin olmadığını günde beş kez teslim olanlar (Müslüman) bunu yaşamın her alanında pratikleriyle göstermelidirler.

Mescitler aynı zamanda halkın yönetime en rahat şekilde ulaşabildiği meclisler olmalıdır. Böylece yönetilen ile yöneten arasındaki bağlar kuvvetlenir. Bunun sonucu olarak da İslam toplumunun temelleri sağlamlaşır.

İslam’ın ilk yıllarında inşa edilen mescitlerde askerî harekâtlar müzakere edilmiş, savaş sonrası değerlendirmeler yapılmış, yaralılar tedavi edilmiş, esirlerden bazıları da burada tutulmuştur. Ayrıca Allah Resûlü elçilerini ve misafirlerini burada ağırlamış, başka din mensupları ile tartışmalar, hatta düğünler yapılmış, bayramlar kutlanılmış, insanların arasındaki sorunlara mescitte çözüm bulunmuş, mahkemeler yapılmıştır.

Yukarıda çok azını zikrettiğimiz bu fonksiyonların yanında daha sayamayacağımız sayısız amacı olan mescitlerin tüm dünya Müslümanlarının dil, ırk, renk, mezhep, meşrep vb hiçbir ayrıma tabi tutulmadan özgürce bir araya gelip toplandıkları, Allah’ı birleyip kulluk ettikleri özgür mekânlar haline getirdiğimiz, Allah’a olan kulluk görevimizin bir kısmını yerine getirmiş olacağımız kanaatindeyim. Hayırlı Bayramlar Vesselam…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.