1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. BÖLGEMİZDEKİ EĞİTİM SORUNLARI
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

BÖLGEMİZDEKİ EĞİTİM SORUNLARI

A+A-

 

Sosyal dönüşümde eğitim kurumlarının üstlendiği önemli  rol  ve misyon tartışılmazdır. Okul eğitmenin yüceltmenin ve sosyal rolün pekiştirildiği merkez ünitelerin başında yer almaktadır. Çocuğun aile ortamından uzaklaşıp farklı yüz ve karakterde kişilerle yüzleştiği kaynaştığı yeni bir ortamdır. Bu yeni ortamın kendine has ilkeleri ve prensipleri çocukta beklenmedik tepkiler ortaya çıkarabilmektedir. Anne babanın koruyucu ve savunmacı ilgisinin aksine; yargılayıcı ve kuralcı  kurumsal baskı, çocuk psikolojisi üzerinde tahribatlar oluşturması kaçınılmazdır. Eğitim yöneticilerinin ve öğretmenlerin bu tahribatı en aza düşürmesi için her öğrencinin birebir farklı özelliklerini ve kişiliklerini çok iyi analiz etmeleri  gerekir. Kendilerine emanet edilen çocuğun bireysel özelliklerinden, sosyal çevre şartlarına; aile yapılarından sahip oldukları prensiplere kadar her ince ayrıntıyı bilmek zorundadırlar.

 Öğrenciyi sadece okula devam eden biyolojik bir varlık olarak ele almak en büyük eksikliktir. Çocuğun bedensel ihtiyaçlarını yerine getiren anne babalar, maalesef zihinsel açlıklarına çare olamamaktadırlar. Bu iş için en önemli görev eğitim kurumlarına düşmektedir. Eğitim kurumu bu açlığı doyuracak kapasitede eğitim programı hazırlayıp uygulamaya koymakla yükümlüdür. Basmakalıp hazır programlarla bu misyonun yerine getirilmesi mümkün değildir. Merkezden hazırlanıp tüm yerel unsurlara dağıtılan bu programların değil kişilerin ihtiyacını karşılaması, yerel farklılıklara bile çare olması mümkün değildir. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde hazırlanan müfredatın ve eğitim programlarının yurdun her köşesinde aynı derecede uygulanmaya çalışılması bazı olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Örneğin;  müfredatı ve eğitim programını uygulamakla sorumlu yöneticilerin ve öğretmenlerin sürekli yer değiştirdiği bir okul ile, yıllardır aynı idareci ve öğretmenlerin görev yaptığı diğer bir okulun durumu aynı sonucu doğurmaz. Birincisinde gitme ve ayrılma düşüncesi bazı uygulamaların ciddiyetle ele alınmasını engellerken, ikinci okulda ise sürekli ilerleme ve başarıya odaklanma düşüncesi ön planda olacaktır. Bu iki eğitim kurumunun aynı derecede sınıflandırılması ve uygulamaya tabi tutulması istatistikî sonuçlardan, eğitim kalitesine kadar aynı sonucu doğurması mümkün olmayacaktır. Yukarıdaki basit bir örnek realiteyi net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu öğrencilerinin pozitif ayrımcılığa tabi tutulması gerekirken aynı koşullarda yarıştırılması şu anki tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

Açıklanan YGS sonuçlarına baktığımız zaman bu durum daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Hakkari olarak durumu değerlendirdiğimiz zaman ilimizdeki sınav sonuçları ne yazıkki hiç iç açıcı  görülmemektedir.    Öğretmenin birkaç ay ya da en fazla bir yıl kaldığı bir okulda başarı ancak bu kadar olabilir. Bunun yanında kalabalık ve ekonomik yetersizlikler içerisinde bulunan bir aile içerisinde yeterince ilgi görmeyen öğrencinin eğitim ve öğretime yeterince motive olamamaları başlıbaşına bir sorun olmaktadır. İlköğretim dönemi boyunca gereği gibi hedef ve amaçları kavrayamayan, okuyamama, anlayamama, kendisini ifade edememe, muhakeme kuramama ve öz güveni kazanamama gibi eksikliklerle ortaöğretime geçiş yapan öğrencinin üniversite sınavındaki başarısı istenilen düzeyde olamayacaktır. Ortaöğretim dönemi boyunca da okulda yeteri kadar anlama ve anlatma ortamını bulamayan bir öğrencinin ücret karşılığı dershanelere yönelmesi de bu sonucu değiştirememektedir.

Sonuç olarak ilimizin içerisinde bulunduğu bu olumsuz tablonun değişmesinin tek çözümü, öğrencilerin okul öncesinden,  ortaöğretim döneminin sonuna kadar, okuma, anlama, muhakeme kurma ve kendisini ifade etme anlamında ebeveynlerinden yeteri kadar desteği görmesi, aile, çevre ve okul ortamının istenilen düzeyde olması; sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik anlamda şartların iyileştirilmesi eğitim ve öğretim anlamında ilerlemeyi sağlayacak yegane alternatiflerdir. Ülke genelinde geri kalmış bölgelerin pozitif ayrımcılığa tabi tutulması, öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda rehberlik çalışmalarına ağırlık verilmesi, yöneltme çalışmalarının objektif kriterlere göre yapılması gerekir. Bunun yanında ulusal basında yer alan önyargılı demeç ve söylemlerle bölge öğrencilerinin ve öğretmenlerin başarısız ve yeteneksiz olarak gösterilmesi şeklindeki açıklamaların da terk edilmesi yoluna gidilmelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.