1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. 'Bize halk ve Hakk yeter'
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

'Bize halk ve Hakk yeter'

A+A-

Eski dönemin tetikçileri yeni dönemin etikçileri kesildiler.

Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adaylığı sırasında hukuk cinayeti olan 367 kararını savunanlar, 27 Nisan e-muhtırasını alkışlayan şimdi etik, ahlak, erdem gibi değerleri keşfettiler.

Neymiş efendim Başbakan istifa etmeliymiş.

Peki böyle bir düzenleme Anayasa'da var mı? Anayasa'nın 114 ve 102. maddelerinde yok. 298 sayılı Seçim Yasası'nda var mı? Yok. Cumhurbaşkanlığı Seçimi Yasası'nda var mı? Yok. YSK genelgesinde var mı yok. Hem de yok yok yok.

Dünyanın hiçbir yerinde yok.

Sizin o çok sevdiğiniz muhtar bile istifa etmiyor.

Siyasi etiği Recep Tayyip Erdoğan aday olunca mı hatırladınız.

367 kararı sırasında icat edilmemiş miydi bu etik?

Başbakan istifa etse seçim kazanacaklar.

Kafayı Recep Tayyip Erdoğan'la öyle bozmuşlar ki, Ertuğrul Özkök, 'Sessiz Allah' diyor. Tövbe tövbe. Sanki bir de 'Sesli Allah' var. Erdoğan'dan nefret edebilirsiniz ama bunu insanlığın Allah inancına hakaret edecek bir noktaya vardırmayın. Bunun adı düpedüz şirktir.

Tam da bu aşamada Başbakan'ın MKYK'da yaptığı bir analizi paylaşmak istiyorum:

'Bunların derdi bizim şahsımızla değil. Bunların derdi bizim değerlerimizle ve temsil ettiğimiz toplumsal kesimlerle.'

Bu siyaset sosyolojisinin üzerinde dikkatle çalışması gerektiği bir tespit.

AK Parti MKYK'da seçim hazırlıkları masaya yatırılıyor. Ama bir vesile ile bu konu da tartışılıyor. Başbakan, 'Güç odakları ve medya konusunda tavrımız aynen devam edecek' diyor.

'Bunlar vaktiyle bize geliyorlar. Diyalog kuruyoruz. Sonra atmosfer değişince dönüyorlar, aynen devam ediyorlar' diye ekliyor.

Sonra bir gözlemini paylaşıyor. 'Bu tür diyalog kurmak istediklerinde şunu anlıyorum. Bizim gücümüz Tansu'ya, şuna, buna yetti. Sana da yeter dediklerini anlıyorum. Ben de, 'Ben milletimle beraber olduğum sürece gücünüz bana yetmez' diyorum.'

Bu sözler bir anlamda Recep Tayyip Erdoğan siyasi mücadelesinin özünü ve tüm geçmişini özetliyor. Ama aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı seçimi başta olmak üzere geleceğe ışık tutuyor.

Başbakan bu değerlendirmesinin hem başında hem de sonunda, MKYK üyelerini tek tek süzüyor ve 'Halk ve Hakk bize yeter' diyor.

Sadece miting meydanlarının tam tepesine asılacak değil, zihnimizin bir köşesine kazınacak bir söz.

Recep Tayyip Erdoğan'ın Pınarhisar Cezaevi'nden Çankaya'nın tepesine taşıyacak olan sır da bu.

Halka dayanmak ve Hakk'tan yardım istemek.

Başbakan'ın MKYK'daki şu sözlerini de paylaşmak istiyorum:

'Biz bu günlere güç odakları ve medya ile gelmedik. Halkın desteği Hakk'ın yardımı ile geldik. Halk ve Hakk bize yeter.'

Bu tam bir teslimiyet hali.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik bir yol haritasının iyice şekillendirildiği MKYK'dan duygusal bir anekdotu paylaşmak istiyorum.

Malatya Milletvekili Öznur Çalık, 'Bu son toplantı mı?' diye soruyor. Başbakan, 'Yok geleceğim' diyor. Belli ki bir MKYK daha yapacak. Sema Kırcı, 'Sizin Cumhurbaşkanlığı makamına gideceğinize seviniyoruz ama siz gidince biz yetim kalacağız' diye konuşuyor.

Başbakan, yok ben yine başınızda olmaya devam edeceğim şeklinde bir cevap veriyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili titiz bir çalışma yapılıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerini çok sıkı tutan Başbakan, seçimlere ilişkin çok önemli uyarılarda bulunuyor.

'Rehavete kapılmayın' diyor.

Sonra sıralıyor.

1-Kampanya süresince gaf yapmamaya dikkat edelim.

2-Mitinglere ağırlık verelim.

2-Halkla birebir iletişim kuralım. Arkadaşlarımız halkın içinde olsun.

3-Seçmenlerimizi sandığa taşıyalım. Tatile gidenlerin oy kullanmalarını sağlayalım.

Bu konuşmalardan sonra seçim kampanyasını yürütmek üzere Ömer Çelik, Yalçın Akdoğan, Hüseyin Çelik, Süleyman Soylu, Mustafa Şentop, Mahir Ünal ve İbrahim Uslu'dan oluşan bir komite kuruluyor.

AK Parti bunu her seçimden önce yapıyor.

Peki kimim Başbakan olacağı konusu konuşulmuyor mu?

Toplantıya öyle bir hava hakim oluyor ki, kimse bu konuya değinmek istemiyor. Birkaç kişi gündeme getiriyor. Ona da yadırgayıcı bir gözle bakılıyor.

Çünkü, Cumhurbaşkanı seçiminden önce Başbakanlık meselesini konuşmaktan Erdoğan'ın rahatsız olduğu hatta bunu kırmızı çizgi olarak ilan ettiği biliniyor.

Seçimlerde motivasyonu olumsuz etkileyecek olan bu tartışmadan özenle kaçınılıyor. Başbakan'ın isteği de bu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.