1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. BİR VİRÜSTEN DAHA FAZLA/ Arş.Gör. Erkan Baysal
BİR VİRÜSTEN DAHA FAZLA/ Arş.Gör. Erkan Baysal

BİR VİRÜSTEN DAHA FAZLA/ Arş.Gör. Erkan Baysal

KORONAVİRÜS

A+A-

 

 

Her büyük nimet ve felaketten çıkarılması gereken dersler vardır. Aksi takdirde nimetler felaketlere dönüşür ve felaketler de tekrar eder. İnsanlık tarihi boyunca hep böyle olmuştur. Aylardır uygar dünyanın gündemini meşgul eden, sınır tanımayan, devletleri ve toplumları teker teker mağlup eden, en önemlisi de nerede ve nasıl duracağı bilinmeyen koronavirüs, insanlığın yüz yüze kaldığı en büyük felaketlerden birisidir. Bu açıdan bakıldığı zaman bir virüsten çok daha fazla ve derin anlamlar taşımaktadır.  Birey, toplum, devlet ve uluslararası camia olmak üzere her dördünün bu felaketten çıkarması gereken dersler vardır. Bir birey olarak şu sonuçları çıkarılması gerektiğine inanıyorum;

Birincisi, insanlık bir ailedir. Aynı anne ve babadan olan insanoğlu, istediği kadar diğer insanlardan uzaklaşın, eskilerin tabiri ile Çin'e kadar gitsin, araya Çin Seddi'ni de örsün onun sağlığı, huzuru ve refahı diğerlerini de akli, ahlaki ve dini olarak ilgilendirmektedir. Global dünyada sadece ilgilendirmekle kalmamakta aynı zamanda etkilemektedir. Çünkü iletişim ve ulaşım olanaklarından dolayı bu gibi durumlarda sınırlar, insanları karantinaya almak dışında pek işe yaramamaktadır. Nitekim böyle de oldu. Dünyanın bir ucunda ortaya çıkan bir salgın onun diğer ucuna gitmekte ve bütün insanlığı bir anda etkisi altına almaktadır.

İkincisi, bilim ve medeniyet insanlığın ortak malıdır. Dünyanın her hangi bir köşesinde üretilen bir bilim veya inşa edilen bir medeniyet, eninde sonunda bütün insanlığa fayda sunmaktadır. Birkaç aydır insanlığın gözü kulağı bu felakete çare bulacak bilim camiası ve medeni toplumlardadır. Bunu yapabilen Doğu, Batı, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, İngiliz, Fransız veya Roman olması önemli değildir. Yeter ki birileri insanlığı bu felaketten kurtarabilsin. Bu da aslında bilim ve medeniyetin kimsenin tapulu malı olmadığını ve insanlığın ortak mirası olduğunu ortaya koymaktadır. İnsanlık tarihinin en büyük bilim havzaları olan Antik Yunan Medeniyeti, İslam Medeniyeti ve Modern Batı Medeniyeti bu karaktere sahiptir.

Üçüncüsü, fıtrat ve doğallık zorunludur. Başta koronavirüs olmak üzere bütün doğal ve yapay virüsler, en fazla bağışıklık sistemleri zayıf olan birey ve toplumları etkilemektedir. Onun zayıf olmasının en önemli nedeni ise organik hayatın terk edilmesi, doğal hayatın bir kenara bırakılması ve hazır şeylerin tüketilmesidir. İnsanlık için çok geç olsa da büyük bir hamle ile tekrar yönünü fıtrat ve tabii hayata çevirebilir. Özellikle doğal hayatını daha tam bozmamış toplumların, Batı toplumlarını her konuda özenmeyi bırakarak bundan sonra daha dikkatli olmaları gerekir.

Dördüncüsü,  sömürgeciler ilahi bir uyarıyı hak etmektedir. Mevcut dünya düzeninde sömüren ve sömürülen, açlıktan ölen ve hayatın her türlü sefasını süren olmak üzere iki farklı toplum yapısı vardır. Batı toplumları daha çok birincisine tekabül ediyor. Bu toplumların fikir babaları diğer coğrafyaları farklı yollarla sömürerek en üst düzeyde müreffeh bir hayatı halklarına sunmaktadırlar. Dolayısıyla onlar, uzun zamandır açlık, susuzluk, çaresizlik ve mülteciliği unutmuşlardır.  Bu yüzden bombalanan şehirler, hastaneler veya denizlerde boğulan çocuklar onları pek rahatsız etmemektedir. Koronanın başta Batı olmak üzere mamur dünyayı alt üst etmesi, aynı zamanda ilahi bir uyarı olarak da okunmalıdır.

Beşincisi, insanlığın acziyetidir. Son birkaç asırdır insanoğlu, Allah tarafından kendisine tevdi edilen dünyada yeni imkânları elde ettikçe kendini Allah yerine koydu. Bir anda iman, ibadet ve ahlakın gereksiz olduğunu düşünmeye başladı. Hatta bu konular gündeme geldiğinde; "insanlık aya çıkmıştır. Hala neyden bahsediyorsunuz?" şeklinde tepkiler bilim çevreleri tarafından sık sık veriliyordu. Oysa Allah ve insanın mahiyeti hiçbir zaman değişmemektedir. Dolayısıyla insanın aya çıkması ne Allah'ı tanrılıktan ne de insanı kulluktan çıkarır. Bunu en güzel şekilde ortaya koyan da her gün aya çıkan ve tanrılık rolüne bürünen insanın bu günlerde bir mikrop karşısında şaşıp kalmasıdır. Peki ya gökten bir yıldız düşseydi veya evrenin tamamında dengeler bir anda bozulsaydı acaba insanoğlu ne yapardı?

Altıncısı, Batı'nın bilimdeki öncülüğüdür. Koronanın en büyük nedeni, Batı medeniyeti, onun doğal hayatı bozması ve teknoloji canavarı olsa da ABD, Batı ve Çin'in bilimdeki öncülüğü hala güçlü bir şekilde devam etmektedir. Çünkü aylardır bu virüsün teşhisi ve tedavisi konusunda kimsenin gözü kulağı Ankara, Tahran, Kahire, Bağdat, Erbil, Şam, Cidde veya Haydarabat’ta değildir. Herkesin ilgisi Pekin, New York, Paris ve Berlin'dedir. Dolayısıyla Batı hayat tarzı ve medeniyeti ciddi bir şekilde sorgulanması gerekli olmakla birlikte bu gerçeğin de gözden kaçırılmaması gerekir. Bunun anlamı şudur Batı öncülüğündeki modern dünya düzeni kendine çekidüzen vermediği veya alternatif bir dünya sistemi çıkmadığı sürece aynı sorunlar tekrar etmeye devam edecektir.

Yedincisi, İslam Dünyası'nın insanlığa yönelik ciddi bir misyon yüklenmesi ve sorumluluğunu yerine getirmesidir. İslam âleminin her büyük felakette ayet ve hadisleri okuması ve bir anlamda dünyaya Allah'ı hatırlatması yetmiyor. Bununla birlikte kendi içindeki sorunları hallederek, adalet, şeffaflık ve hakkaniyette dayalı düzenler kurarak insanlığa gerçek anlamda öncü bir model ortaya koymalıdır. Çünkü birkaç asırdır sadece başkaları Müslümanların huzurunu kaçırmıyor ve onların kanlarını akıtmıyor. Müslümanlar da birbirini mağlup etmek, sahipsiz bırakmak ve kanlarını akıtmakta oldukça heveslidirler. Dolayısıyla mevcut sorunların yegâne günah geçişi Batı değildir. Daha Batı medeniyeti ortadan çıkmadan Müslümanlar arasında yaşanan büyük sorunları hatırlatmaya hacet yoktur.  Bu yüzden dünyayı doğru düzgün idare edemediği konusunda sadece Batı’yı eleştirmek hakkaniyetli bir yaklaşım değildir. Mamur dünyada Müslümanlar, söz hakkı ve karar mercii olmak istiyorlarsa öncelikle gerçek anlamda özeleştiri yapmaları gerekir.

Sekizincisi dinin en büyük moral kaynağı olmasıdır. Aylardır insanlığın yüreği ağzına gelmiştir. Herkes mal, mülk, servet ve hayatını bu şekilde bırakıp gitmekten korkuyor. Genelde bütün dinler özelde ise İslam dışında hiçbir modern açıklama tarzı insanlığa tam anlamıyla moral verememektedir. Bütün şatafatlı ifadeler ve kürsülerde haykırılan ideolojiler suya düşmektedir. Çünkü insanlığın bir mead/nereye gideceği sorunu vardır. Tam da bu noktada başta İslam olmak üzere semavi dinlerin önemi ortaya çıkmaktadır.  İslam ise sadece bir moral kaynağı olduğu için değil aynı zamanda hak olduğu için insanlığın yegâne kurtuluş gemisidir. Ancak Müslümanlar bu gemiyi her yerinden deldikleri için Allah, ahiret ve manevi bağlara muhtaç olan diğer toplumlar, onlara güvenip bu gemiye binmekten imtina ediyor..

Bu felaketin bir anda önce ortadan kalkması dileklerimizle…


YAZARIN YAYINLADIĞIMIZ DİĞER MAKALELERİ:

EMANET ADALET SADAKAT/Arş.Gör. Erkan Baysal

- İslâmî İnşa ve Nebevî Gelenek-2/Arş.Gör. Erkan Baysal

- İslâmî İnşa -1/Arş.Gör. Erkan Baysal

- İslam ve İnşa/Arş.Gör. Erkan Baysal

- DİNÎ RADİKALİZM VE YIKIM/Arş.Gör. Erkan Baysal

- İLİTAM, İLTİÂM, İLLET-İ TÂM/ Arş.Gör. Erkan Baysal

- Endülüs’te Medeniyetimizi Suriye’de İnsanlığımızı Kaybettik/ Arş.Gör. Erkan Baysal

- Ramazan’ın Misyonu/ Arş. Gör. Erkan BAYSAL

- MUHAKKİK VE RABBÂNİ BİR ÂLİMİN (MUHAMMED SALİH EKİNCİ) MECLİSİNDEN NOTLAR/ Arş. Gör. Erkan BAYSAL

- Bediüzzaman/Ğaribüzzaman (Said’e Bin Selam Olsun)/ Arş.Gör. Erkan Baysal

- TEKFİR VEYA IŞİDÇİLİK/ Arş.Gör. Erkan Baysal

- Hadis Usulü "Yalan Uydurma" Usulü müdür?/ Arş.Gör. Erkan Baysal

- SURİYE SAVAŞI VE COĞRAFYAMIZIN GELECEĞİ / Arş.Gör. Erkan Baysal

- KUR'AN LAFZI ALLAH'A AİT DEĞİL Mİ?/Arş.Gör. Erkan Baysal

- Eş'ârî "Değer Anlayışını" Eleştirirken Ne Kadar Mutezile veya Mâtürîdî’yiz?/Arş.Gör. Erkan Baysal

- Politik, Toplumsal ve Epistemolojik Sünnilik/Arş.Gör. Erkan Baysal

 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum