1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Bir polemiğin anatomisi
Bir polemiğin anatomisi

Bir polemiğin anatomisi

A+A-

Okuyacağınız haber bir polemik içermektedir. Zaman gazetesinin 'hizbullah'ın hamisi ergenekon' haberi üzerine yapılan bir tartışma,yorumculardan harun varlık ve cevdet akbayın yorumları ilgi çekici.Bu polemik nasname sitesinden alınmıştır.... Yorumsuz yayınlıyoruz.

 

sabr .. 21 Jul, 2008 01:31:11
avatar
Kürdlerin icerisinde kitleselllesen iki örgütlü grup(PKK VE HIZBULLAH) var. Kuzey kürdistanda kürdlerden olusmus baska örgülü bir güc varsa bana gösterin. Nedense bu her iki örgütlü güc de ergenekonla irtibatlandiriliyor. Bu mantiga nasil inanilir? Siz nasname yekilileri bu tür haber ve yorumlari yayinlamakla neyi amacliyorsunuz? Bunuda anlamis degilim. Ergenekonu bu sekilde anlamlandirilmaya calisilirsa, zamanla ergenekon gercegi gerceklikten cikiyor gibime geliyor. Bence isin icinde hem laik(PKK) hem de dindar(Hizbullah) kürd örgütleri karalamaktan baska bir girisim degildir bu haber ve yorumlar.
 
 
AMEDİ FARKİNİ .. 21 Jul, 2008 02:48:23
avatar
Zamanla her şey anlaşılıyor.Bizler bunu yıllar öncesinde anlıyor ve söylüyorduk ama nafile...Eli kanlı zalimlerin yaptıkları tek tek ortaya çıkarılırsa millet küçük dilini yutacak.Anlatılanlar yüzde 20 yi bulmaz keşke soruşturma derine insede her şey ortaya çıksa.Sayın nasname yetkilileri yazarlarınızdan sayın zilan beyde kürtlerin kurtuluşunu PKK-DTP ve bu zalimlerin birleşmesinde bulluyor ve tavsiye ediyordu.Kürt halkı hep kandırılıyor,destek verdiği can verdiği uğrunda sürgünedildiği,ceza yediği, şerpeze olduğu bu örgütler bu halkın düşmanı ergenekon ile dirsek temasında çalışıyor.heyhat ki heyhat....
 
 
xxxxxx .. 21 Jul, 2008 03:38:35
avatar
Bence yorumlar yerindedir bu yazilanlari saadece ovmek yada yuceltmek anlaminda yada pkk hizbolla gorusuylen okumaya baslamak ve karamsarlika bitrmek yanlis olur her iki orgutun gecmisi ve yatiklari hersey ortadadir her iki orgutde masa anlaminda teroristdir bunu bilmeyen kalmadi yoksa simdiye kadar faydasini goren kim oldu menfaatci bireyden haric her iki orgutde kurd milletini yok etmeye amaclidir bu her iki cete olum yolsuzluk surgunden vs...... baska hicbirsey wermedi insanlarimiza vs......
 
 
ali .. 21 Jul, 2008 06:07:35
avatar
Bana öyle geliyor ki, zaman ve çevresi kendi dışındaki bütün hareketleri halkın gözünde düşürmek için "yalan ve iftira dayalı haber yapmak" ilke edinmiş. yazıda bir çok çelişkili konular vardır.
Bunlardan biri de yazıda geçen "Bu ilişkiyi ilk olarak Velioğlu ile aynı evde kalan Molla Mansur Güzelsoy belirlemiş. Tanık ifadesine göre Mansur Güzelsoy, 1994 yılında örgüt tarafından sabah namazı çıkışında dövülerek öldürülür." ibaredir. oysaki Mansur Güzelsoy İran' da trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Bu konunun doğruluğu için editörün araştırmasını ve bizimle paylaşmasını istiyorum.
 
 
ali .. 21 Jul, 2008 09:40:14
avatar
işinize gelen yorumları yayınlıyorsunuz. Gelmeyene hiçbir gerekçe ileri sürmeden yayınlamıyorsunuz. Aşağıdaki yorumlar için yazdığınız kuralları gözeterek küçük bir yorum yazmııştım kendimce. yayınlamadınız. Ama şimdi bu yazım işinize gelecek yayınlarsınız. İşte demokratik olduğunuzu göstermek için. Lakin son iki cümlem de sizi kararsız kılabilir. Hiç de özgür düşüncelere tahammülünüz yok. İlke milke fasa fiso.
 
 
Adil .. 21 Jul, 2008 10:58:30
avatar
Tanık ifadesinde geçen Molla Mansur güzelsoy yanlışıkla Molla Ubeydullah Dalar yerine kullanılmıştır, Molla Ubeydullah Dalar bu eli kanlı zalimler tarafından sabah namazı çıkışı dövülerek şehid edilmiştir...
 
yilmaz .. 21 Jul, 2008 11:28:06
avatar
slm arkadaslar, eger bana soracak olursaníz pkk ve hizbullah nedir veya ne degildir diye ,? benim size bir yurtsever ve bu halkin bir sIra neferi olarak vere bilecegim cevab su olur´ki, bu da öyle herkesin öyle pek anlayabilecegi türden bir aciklama olmayacagina göre umarim yazim sansüre ugramaz ve yayinlanir. arkadaslar, pkk ve hizbullah bir birleriyle bire bir örtüsen ve bir birlerini bütünleyen ama farkli kulvarlarda olsalar dahi birbirleriyle aslinda dirsek temasinda bulunan ve ayni amaca hizmet eden farkli olusumlardirlar.! ama su unutulmamalidir´ki, günümüz kosullarinda emperyalistlerin egemen güclerince biz mezepotamyali halkalrIna ve özeliklede kürd halknina karsi dayatilan bir imha ve inkar politikasiyla karsi karsiyayiz.! demem o´ki, gecmiste pkk ve hizbullahin catsimasini bir kisir döngüye ve yurtsever kürt halkinin katilamina dönüstüren bir takim gücler simdi günümüz kosullarinda pkk denilen bu ne üdgü belirsiz sözüm ona kürd halkinin kurtulus mücadelesini yürütmeye calisan ve ama yedi göbekten derin devletin ve ergenekonun uzantisi oldugu ve biz kürd halkini kemalizimle bütünlestirmek icin var gücüyle yirtina yirtina kabizlik sancisina yakalnmis casina kivranan bir önderlik ve onun kuyrukculariyla karsi karsiya bulunmaktayiz,! iste bu noktada durup düsünmeliyiz! kimdir bunlar ve hangi amaca hizmet etmek istiyorlar ,? APO kimdir,? amaci nedir,!
nedem kurdistani milli bir hareketi savunmuyorda kemalizim ve misak i milli sinirlari diyor?! nden.? pkk´nin hizbullhtan farki nedir simdi soruyorum sizler buyrun yanitlayin hadi?..
 
 
ali .. 21 Jul, 2008 11:39:42
avatar
siz başlığınızda taraf olduğunuzu apaçık gösteriyorsunuz.başlığınızı dayandırdığınız delilleri de sunsaydınız daha inandırıcı olmayacakmıydı.ellerinizdeki bilgiler masa başında oturup aldığınız maillerden başka bir şey değil.ciddiyetinizi gösterip delillerinizi sunun yoksa müfteri olursunuz.bunca yıl çektiklerinize dava adamı vasfınıza ihanet etmiş olursunuz.wesselam

Editörun notu: Lutfen iyi okuyun, haber bize ait degil aktarmadir. Başlık apaçık gösteriyorki TC rejimi pisliğe bulanmıştır/ıflah olmaz. saygılar
 

 
bir okur .. 22 Jul, 2008 02:03:07
avatar
gerçi cevdet akbay köşesine bir yorum yazdım, ama birde burada farklı yazayım, bu tür haberlerin genel kaynağı zaman gazetesi ve STV, ne yazık ki bu kulvarda yayın yapan görüşün türk islam sentezi çerçevesinde yapılanmaya gittiğini görürseniz, yayınlarındaki kastıda görebilirsiniz. Bir tanık, kim bu tanık, sarı çizmeli memet ağa, şehit rehber için bu işten bıkmışta kurtulmak istiyormuş, kurtulmak isteyen son dakikasına kadar çarpışmaz ve canını vermez, teslim olur içeride paşa paşa geçinir, ve nasıl olsa beni çıkarırlar bir gün der. Hele bakın hizbullah tarihine onun hakkında söylenilen sözlere, insaların hayali sözlerinden ve senaryolarından başka bir tanıkları varmı iddialarına, bir zamanlar bir haber okumuştum, kaynana gelinini hastanelik etti diye bi haber çıkmıştı bir gazetede, oysa haberde verilen fotoğraf mısırlı Zeynep GAZALİ'nin resmiydi ki gelini hiç olmamıştı amahaber işte salla gitsin. Tabi böyle bir haber olurda hele hele birde tanık buldularya balıklama atlarlar haberin üstüne artık hizbullah ortak düşman cephesi, daha doğrusu islama ortak düşman cephesi mi diyeyim. artık bu tanığı ısıtıp yedirirler bize... Yemekde görmüşmüş önceleri tanımamış sonraları ise rehber olduğunu öğrenmiş ve bu şekilde bütün derin bağlantılar çözülmüş, insaf be insaf be insaf be....
haberi yapana da, habere balıklama atlayana da,,,,
Haberi yapana ithaf: 'Ey iman edenler bir fasık size bir haber getirdiğinde onun doğruluğunu araştırın ve ona inanmayın'
'Yoksa siz Allah içinizden Allah, resulü ve müminleri sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız.'
'Kim müminlerden başkasını sırdaş edinirse o da onlardandır'
Sözün sonu: yayınlanması dileğiyle.
vesselam
 
 
harun varlik .. 22 Jul, 2008 02:59:18
avatar
sayin nasnamenin yetkili arkadaslari,zaman gazetesi gibi basinda turanci lider fethullah gülen gibi bir insandan aldiginiz alintiyi hic sorup sorusturmadan bir itirafcinin yalan ve dolanlariyla süslenmis bir sanaryoyu hemen siteye almis oldugunuzu gördüm.fakat malesef yine bir yanlis ve yalan bir habere yer vermis oluyorsunuz.sayin ali beyinde yazdigi gibi molla mensur güzelsoy iranda verem hastaligindan rahmet eden biri.türkiyede vurulmasi tamamen bir yalan.diger ergenekon baglantilarinda oldugu gibi ya bu hüseyin velioglunun bir tane fotografini yayinlayin sadece bir tane.yesille olur bir subay ile olur bir jandarma ile de olsa biraz yazilanlarlar yutulur.ancak külliyen yalan.zaman gazetesin den bunu kaleme alan sahis öncekendi seyhi olan fethullahin fotograflarini yayinlasin.ergenekonun fikir babasi fethullah gülendir.kendi disindakilerini safdisi birakmak icin ve kürdleri tamamen sahipsiz birakmak icin yapmayacaklari cirkeflik ve iftira yoktur.Ben sunu iddia eddiyorum ispatlayacak bir fotograf ve bir belge göstersinler ilk olarak sanirim hizbullahin icindeki serefli insanlar bu pisligi temizleyecekler.su ana kadar yazilan söylentiler sahsiyeti olmayan satlik insanlara dayandirmasi ve molla mensurun konusunda yalan söyledigi ispatli olan birin diger yazdiklarida ayni hizada.hüseyin velioglu bildim bileli sakkaliydi ve sakalli ve yasli adamdan emir erimi olur.bu kadarda sahsiyetsizlik olmaz sanirim.yalan ve iftira atiliyorsa bari biraz tutarli olsun.
selam ve esenlikler
 
 
stratejist .. 22 Jul, 2008 03:15:18
avatar
degerli okuyucular ,böylesine hassas ve karisik bir dönemde aslinda derin devletin bir diger adi olan ergenekon tabirinin sikca kullanilmasi ve sistematik olarak t.c nin terörö olarak kabul ettigi PKK-DHKP-C - HIZBULLAH IBDA-C EL-KAIDE ve benzeri örgütlerle baglanti kurulmasi veya kurulmaya calisilmasi dikkatleri gercekten cimbizla cekmesi gerekiyorki cünkü eger ergenekonu;yeni olusan derin devletin eskisini tasfiyesi olarak tanimlarsak buda su demek olurki yeni olusumun eskisinden daha güclü ve zalim oldugunu gösterirki bunun düsünülmesi pekte cazip olmayan bir tez olur,eger bu olayi miladi dolmus,paslanmis yahut ortama bir canlilik ve rant getirsin diye malum mecralar budama operasyonu yapilmissa ki yanlista sayilmaz cünkü teslim alinan emekliler genelkurmayin gönderdigi ve sifresi olan subayi görünce anca actilar kapiyi sayin kahraman! polislere.bu fikirde pek cazip degil cünkü bütün bunlar türkiye siyasal arenasi icin pekte yabaci olan seyler degil malesef ispati ise siyasilerin ve askerin yorum ve aciklamalari bomba etkisi yapmasi gerekirken pek aldiris eden olmadi sadece bazi cesaretli medya tarafindan biraz konusuldu.eger ergenekon nedir diye soruldugunda söyle bir cevap alip ve akla uygun varsayimiyla hareket ederseniz durum biraz aralanir gibi olacagina tanik olacaksinizki söyle;ergenekon tarihi bizim yasimizin yetmeyecegi kadar- okurlarin en yüksek yaslarinin 80 oldugunu varsayarsak- eskiye dayanir ve kökleri iyice yayilmis büyükce mesela türkiye yi kapsayacak kadar büyüklükte bir agaca benzer ki üzerine bir ülke insa edilmis. cikarip atman icin kökler yerinden oynayacagindan ya ya amerika kadar egemen zorbaligin olacak ki kimi zaman gerek yanina cagirdgi ünlü ve müslümanlarin papa si olmaya hazirlanan zaman gazetesinin asil sahibi ni igfal ederek dini ve sözde dindarlari kendi ne hizmet ettirtmek ,gerekse devletin en tepedeki adamina kadarda siyasal ve askeri balans ayari cektikten sonra tuzlu cayi suratlari eksitmeden icirmek suretiyle basini oksamis gibi yapacak ve yahut gercekten bir devrim yasanacak ki oda uzak görünüyor cok yazikki.bu durumda herkesin yaptigi sadece safini belli etmekten baska bisey olmadigini düsünüyorum ,yani ergenekon u devletin kendi pisliklerinden baska hala görev basindaki pasalara uzattirmayip baska merciler arayarak hedef saptiranlarda ergenekon ile bariz bir isbirlikleri oldugunu artik halkin anlamasi lazim. karsit görüslerin birbirlerine zann da veya ithamda bulunmalarini bir nebze olsun anlamak mümkün görünse bile ,müslüman oldugu söyleyen zaman gazetesinin cok iyi tanimalarina ragmen böyle bir iftiraya yeltenmeleri sadece bu sorusturma kapsaminda belki zaman ve cevresiyle ilgili hizbullahin elinde onlari canevinden vuracak belgeler yayinlanacagini düsünüp daha evvel davranma hissiyat ve heyecanina gelmelerimi onlari kendilerinin dahi inanmadiklari bir iftira araciliyga ortalikta bilgi kirliligi ve hedef saptirmaya yönlendiriyor acaba diye düsünmekten kendimi alamiyorum .iskencecilerin bir kisminin fetullah gülenin emri altinda oldugu gercegini gözardi etmezsek eger hizbullahi ve pkk yi en az devlet kadar hatta bazi hususlarda yapi ve karakterlerini onlardan da cok bildiklerini unutmamaliyiz .insani korkak köyde it ****** cok bulunur.bunuda ben gelecek nesillere atasözü olarak birakiyorum .
yazimi okuduysaniz zaman ayirdiginiz icin tesekkür ederim ayrica nasname yetkililerine tesekkürlerimi iletip yazimi yayinlamalarini rica ediyorum .
 
 
Cevdet Akbay .. 22 Jul, 2008 08:04:02
avatar
Hizbullah’i degerlendirirken, kendileri tarafindan kaleme alinan “Kendi dilinden Hizbullah” kitabina onem veririm. Bu kitabi, birkac defa okudum. Bir nevi Ataturk’un Nutku’na benzer, Ataturk, Nutuk’u muhalifleri karalamak icin yazdigi gibi bu kitap da sanki sirf Menzil Gurubu’nu karalamak icin yazilmis. Kitabin bir alt basligi “Menzil isimli nifak gurupcugu” (“grup” yerine asagilayici bir tabir olan “grupcuk” kullanilmis).
Asagida, bu kitaptan bazi ifadeler alintilayarak meseleyi ele almak istiyorum.

Yazdiklarimdan yola cikarak benim Fethullahci veya sucu bucu oldugumu soyleyenler var, cikiyor, cikacaklar. Hem PKK’lilar hem de Hizbullahcilar bu bahaneyle bana saldirmayi tercih ediyorlar. Onlara gore Fethullah Gulen rejim ajani ve Ergenekonun fakir babasi oldugu icin ben de rejim ajaniyim (CIA, FBI baglantilarimi henuz bilmiyorlar!!!). Siddete bulasmamis her cemate, insana muhabbetim vardir ama benim hicbir cemaatle organik hicbir bagim yoktur. Dolayisiyla ben ne Fethullahciyim ne sucu ne de bucuyum. Fanatik bir Bediuzzaman hayraniyim; kitaplarini okur, ondan feyizlenmeye calisirim. Cunku o bana sevgiyi, sevmeyi, sevdirmeyi ogretiyor. Sevgiden kimseye zarar gelmez. Bunun disinda siradan bir Muslumanim; herseyden once dini, dusuncesi, fikri, rengi ne olursa olsun insana deger veren, herkesin hayat hakkina inanan bir insanim. Kisacasi, once insanim sonra Muslumanim. Dolayisiyla kimin bana ne kulp taktigi umurumda degil.

Sadece Izzettin Yildirim Hoca’nin sehit edilesini ele alacagim. Onu sehit edenin Hizbullah oldugunu kendi yazdiklarindan gosterecegim. Bakalim cikip ozur dileyecekler mi? Merak ediyorum. Cinayetlerini bu dunyada saklayabilirler, yarin Buyuk Hesap gununde Izzettin Yildirim ve katlettikleri masum insanlar yakalarina yapisacak… Orada kendilerini nasil savunacaklar acaba?

“İbrahim Sarıaltun’u Türkiye’deki İslami gruplar çok yakından tanırlar. Bu şahsın polisle ilişkileri, Kahramanmaraş Pazarcık’ta lise öğrencisiyken başlıyor. İstanbul’a üniversiteye gidince bu ilişkilerini daha da geliştirerek, TC polisi ve istihbaratına bağlı olarak çalışmalarını sürdürüyor…. Arkasındaki istihbarat güçlerinin desteği ve bunların kendisine verdiği görev icabı, birçok çevreyle ilişkiler geliştiriyor ve önemli bir şahıs pozisyonunu kazanıyor. Özellikle, Kürt-İslam çizgisi adı altında, üniversite dönemi ve sonrasında Türkiye genelinde birçok kişi ve grupla ilişkiler içine giriyor. Daha sonra PİK adına hareket edip Türkiye’nin birçok yerini dolaşarak muhtelif görüşmelerde bulunuyor, irtibatlar kuruyor, siyasi ve teşkilati ilişkiler geliştiriyor (s. 231-232).”

Yani kitaba gore Ibrahim Sarialtun bir ajandir; bu ajan yakalaniyor ve ondan bazi ifadeler aliniyor. Bu ifadeler uzerine Izzettin Yildigim evinden alinip sorguya cekiliyor. “Fasiklarin sozune itimat etmeyiniz” tavsiyesinde bulunan Hizbullahcilar, kendi iddialarina gore rejimin ajani (Hizbullah’in literaturune gore Sarialtun da herhalde fasik sayilir) olan birinin ifadeleriyle Izzettin Yildirim hedef aliniyor. Sarialtun’un verdigi bilgiye gore rejim, Hizbullah ve PKK’ya karsi alternatifler cikarmaya calisiyormus, Izzettin Yildirim’in ismi de bu alternatifeler arasinda geciyormus!

Devamini kitaptan okuyalim (s. 234) “Bu önemli gelişme ve bilgi üzerine Cemaat, İzzettin Yıldırımla konuşma, bu konuyu detaylıca soruşturma ve öğrenme ihtiyacı duydu. Bunun için İzzettin Yıldırım Cemaat tarafından çağrılarak bu konuyla ilgili kendisiyle
konuşuldu. İzzettin Hoca, İbrahim Sarıaltun’un söylediklerini doğruladı. Ancak bu toplantılara kendisinin değil, grubundan iki arkadaşının katıldığını, bu planın perde
arkasında TC’nin olduğunu bilmediğini ve bu planın içeriği ve detayından haberdar olmadığını söyledi.”

“İzzettin Hoca Cemaatin yanında olduğu sırada TC, 17 Ocak 2000 tarihinde Cemaate yönelik büyük bir operasyon gerçekleştirdi. İzzettin Hoca’nın bulunduğu ev, Beykoz’da
basılan evle irtibatı olduğundan, operasyon başlar başlamaz bu evin de basılacağı korkusuyla evde bulunan Cemaat mensupları İzzettin Hoca’yı evde bırakıp evi terk ediyorlar. Yanına tekrar dönmeye teşebbüs ettikleri halde o evin de operasyon kapsamında olmasından ve operasyonun şiddetinden dolayı buna muvaffak olamıyorlar. Bu şekilde bir daha da yanına dönemiyor ve kendisinden haber alamıyorlar. (s. 234)”

Simdi burayi biraz tahlil edelim… Izzettin Yildirim’i eve alip sorguya cektiklerini kabul ediyorlar (domuz baglarindan, sorguyu kasete cekmekten bahsetmiyorlar; bir lider sorgulari neden kasede ceker acaba? Cevap bekleyen bir soru). Dikkat ederseniz, Izzettin Hoca’nin oldugu ev basilmiyor, Beykoz’daki evin basildigini duyan Cemaat mensuplari “Evin basilacagi korkusuyla” Izzettin Hoca’yi evde birakip tabanlari yagliyorlar. TC’nin ajanlarini dunyanin dort bir yaninda takip ederken korkmayan; enseleyip yakalarken, sorguya cekerken korkmayan; masum insanlari Istanbul’un gobeginde domuz bagi esliginde sorguya cektikten sonra gomerken korkmayan Cemaat’in korkusuz mucahitleri, baskin haberini alir almaz kaciyorlar; ustelik Izzettin Hoca’yi iceride unutarak(!). Daha sonra donmek istemisler ama operasyonun siddetinden dolayi buna muvaffak olamamislar!

Bu masala inanmamizi bekliyorlar. Peki Izzettin Hoca niye kacamamis? Madem Cemaat evine misafir edilmis, herhalde domuz bagiyla bagli degildi, elleri ayaklari bagli degildi; mutlaka bir sofada rahat rahat oturuyor olmasi lazimdi! Serbest olan bir insan bir firsatini bulup disari cikmaz mi? Siz olsaniz cikmaz misiniz, kacmaz misiniz? Demek iddia ettikleri gibi onu misafir etmemisler, cok agir sartlarda, domuz bagiyla baglayip insanlik disi bir muameleye tabi tutarak sorguya cekmisler. Baskindan sonra ele gecirilen video kasetlerinden, Izzettin Yildirim’in sandalyeye bagli, cok bitkin oldugu gorunuyor. Bir hayvan bile bu sekilde muamele gormemesi gerekirken, dindar, TC muhalifi masum bir isana bunu yapanin kalbinde zerre kadar iman, vicdan olur mu? Izzettin Hoca kacamadigina gore iki ihtimal var: ya domuz bagiyla bagliydi, onun icin kacma sansi yoktu, ya da Cemaatin mucahitleri(!) tarafindan zaten sehit edilmisti. Bu iki ihtimalden baska bir ihtimal goremiyorum.

Diyelim ki ucuncu bir ihtimal var; dedikleri gibi Izzettin Hoca evde serbestti, Cemaat’in sorgucu mucahitleri(!) ile insani bir gorusme yaptiktan sonra televizyondan Bassin haberi aliyorlar. Bizim korkusuz Mucahitler, “Izzettin Hoca, bize musaade, tuvaletimiz geldi, suraciktaki caminin tuvaletine gidip gelecegiz” bahanesiyle evden kactilar. Izzettin Hoca da, “Tamam siz tuvaletinizi yapiniz, ben de bir cay icip birazdan cikarim” dedi. Ardindan cikmaya firsat bulamadan polisler evi basti, domuz bagiyla bagladilar ve topraga gomduler! Bu durumda bile butun kabahat, Izzettin Hoca’yi oraya goturup onun katledilmesine sebep olan Cemaat’e ait degil mi? Izzettin Hoca’yi oraya goturmeselerdi olmeyecekti! Tabi ilk iki ihtimal dururken bu ucuncu ihtimale inanmak icin akli ekmek peynirle yemek gerekir. Cemaat’in Mucahitleri, kendilerini akilli, el alemi sersem saniyorlar anlasilan. Insan bir cikar ozelestiri yapar, hata yaptik der, ya Hu! Bu ne pervasizlik, b une vurdumduymazlik boyle! Insan hatayla bir karinca ezse kalbinde bir sizi, bir rahatsizlik hisseder, bunlarda bunu bile goremiyorum.

Haydi Menzil Gurubu’na bagli masum insanlari “Munafik” yaftasiyla katlettiniz, sunu bunu rejim ajani diye katlettiniz, peki Izzettin Yildirim cinayetini nasil orabas edeceksiniz? Munafiklik meselesinin de iyice cilkini cikartmislar. Tarihten bir ornek vereyim. Bir soylenti cikiyor, “Hazreti Peygamber, munafiklarin reisini oldurtecek” diye, soylenti Abdullah Bin Selul’un oglu Abdullah’a gidiyor, Peygamberimize gelip soruyor. Peygamberimiz boyle birseyin olmadigini soyluyor. Hatta munafiklarin reisini oldurmek soyle dursun, Peygamberimize suikast duzenleyecek kadar ileri giden bu munafik reisi olunce kendi cubbesini kefen olarak ona sariyor. Bu davranis karsisinda binden fazla munafigin imana geldigi soyleniyor. Ki o zaman kimin munafik oldugu Hz. Cebrail tarafindan bizzat Peygamberimize bildirilmisti. Yoksa kimin munafik oldugunu hickimse bilemez; hatta Hz. Peygamber, munafiklarin listesini Hz. Huzeyfe’ye vermisti; Hz. Omer gibi sagliginda Cennetle mujdelenen biri ona gidip kendisinin de listede olup olmadigini soruyor! Bizim Cemaat’in Mucahitleri Hz. Omer’den daha imanli ve gaybi ondan daha iyi bilmeliler ki kimin munafik oldugunu bilmisler, once listeleyip sonra da domuz bagiyla temizlemisler! Bu gunahin hesabini nasil verecekler? Allah bu cinayetlerin hesabini sormaz mi saniyorlar!

Kitabi aradim, “Munafik” kelimesi 24 defa geciyor. “Menzil isimli nifak grupcugu” gibi cok asagilayici basliklar var kitapta. “Kemalist” 19 defa geciyor. En agir tabir, “zulum ve sovenist laik Kemalist rejim” olarak geciyor. Cemaat’in Menzil Grubu’na olan kini, Kemalist rejime olan kininden daha fazla gibi gorunuyor. “PKK” 596 defa geciyor. “Jandarma” uc defa, “Polis” 51 defa geciyor. En cok merak edilen konu, yani “Domuz bagi” kitabin hicbir yerinde gecmiyor… Bugun “domuz bagi” denince akla gelen Hizbullah, Hizbullah denince akla gelen ilk sey domuz baglari! Insan bir cumleyle dahi olsa, “Bizim domuz bagiyla hicbir ilgimiz yoktur, tamamen iftiradir” demez mi? Demiyorlar. Demek suclamalar karsisinda sukut ederek cinayetlerini kabul ediyorlar.

Benim siddete karismamis hicbir insana zerre kadar garazim yoktur. Dolayisiyla Hizbullah (veya Cemaat)’a karsi da sahsi bir garazim yoktur. Ama ortada cinayetler var, domzu bagiyla insanlik disi bir sekilde katledilenler var ve suclanan Hizbullah bir kelimeyle dahi olsa bu konulardan bahsetmiyor. Isin ustunu ortmeye calisiyorlar. Gerekceleri de, Hucurat 6nci ayet. Birsey yazsak, “Fasiklarin getirdigini kabul etme” diyorlar. Tamam da, kitabinizda bu bilgiler yok, nereden ogrenecegiz?

Ayette diyor ki, “Ey iman edenler, eger bir fasik (yoldan cikmis) biri size bir haber getirirse, onu etraflica arastiriniz. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kotulukte bulunursunuz da sonra islediklerinize pisman olursunuz!” Yani gelen haberi “kabul etmeyiniz, kestirip atiniz” demiyor ki, “Arastiriniz” diyor. Biz de arastiriyoruz. Cemaat’in masum insanlara Munafik damgasi vurup ortadan kaldirdiklari ortada, insan bir cinayet islemeye baslayinca bulur kulpunu, kimisini munafik diye kimisini ajan diye damgalayip domuz bagiyla katleder. Cemaat bize, “Medyada yazilanlarin butunu yalan, inanmayiniz” diyor, medya fasik oldugu icin onlarin haberlerine inanmamamiz gerektigini soyluyor. Oysa kendileri, yakaladiklari bir fasigin (TC ajani onlar icin fasik sayilir) getirdikleri bilgiye dayanarak onlarca insanin hayatini kararttilar; en azindan sehit Izzettin Yildirim’in bu sekilde sorguya cektiklerini kendileri de kabul ediyor! Demek Cemaat, Hucurat 6’yi kendi cinayetlerini ortbas etmek icin kullaniyor gibi bir suphe var. Bizi kandirabilirler, Mahkeme-i Kubra'da Allah-u Teala'yi da kandirabilirler mi acaba? Allah'i kandirmak icin yazdiklari bir kitaplari var mi?
 
 
El-Amedi .. 22 Jul, 2008 12:14:40
avatar
Nedense dün yazdığımız kısa sorular şeklindeki yorumumuzu yayınlamadınız biz yine deneyelim yazmayı...

Haberin kaynağı kim; Zaman Gazetesi...
Haberin dayanağı kim; Bilinmiyor daha doğrusu söylenmek istenmiyor. Büyük ihtimal Fethulllah Gülen'e bağlı ve zamanında Diyarbakır'da işkencecilik yapmış biri.
Haberin içinde yazının doğruluğu; yüzde iki (yüzde iki de yazıdaki ve,ile,ki gibi bağlaçlar için verdim yoksa onu da vermezdim ha, buna da şükür etsinler)

Molla Mansur Güzelsoy; İran'da ölümcül bir hastalıktan vefat etmiş biri ve Velioğlu ile 90'ların başından evvel ayrı kulvarlarda olan insanlar.

Velioğlu bıkmış mış; yahu bıkan bir insan neden son damla kanına kadar savaşsın. Gider teslim olur ergenekoncularla beraber, herhangi bir küçük adada tutuklu olarak keyif sürerdi. Yada Amerikalara giderdi.Yoksa ne diye seyahatlerini bir kamyonun gizli deposunda yapsın ki (basına zamanında yansıyan habere göre diyorum)

Sahi madem o kadar ciddiyetine inanıyorsunuz neden bir görüntü,fotoğraf yada belge yok. Öyle ya şu sıralar yayınlayan yayınlayana...

Bunları da geçtim ki özellikle Cevdet Akbay denen kişiye sesleniyorum. Madem o kadar Ergenekon karşıtısın ve hayali haberlere yorum yapıyorsun. Emin Gürses ve Tuncay Güney zamanında o basında çalışmışlar. Özellikle Emin Gürses'in yorumlarını senelerce bize dinlettirdiniz. Bizde burdan yola çıkarak diyebiliriz mi acaba Fethullah Gülen hareketi ve onun havarisi Cevdet AKbay birer Ergenekoncudur...

Birileri bu topraklarda emek sarfetti birşeyler yapmaya çalışıyor, çok yapabiliyorsanız en iyisini gidin kendiniz yapın yapamıyorsanız bari o insanları rahat bırakında kendileri yapsınlar. Övgünüze ihtiyaçları yok, ama bari köstek olmayın.
 
 
selim .. 22 Jul, 2008 03:01:53
avatar
sen her ne kadar kendini beri goruyorsanda fethullamarika mudavimisin israil cocuklarina atilan bombalar yuregimi parcaladi diyen hz huseyine asidiyen bir insanin kisiligi sahsiyeti ve ciddiyeti ne derecede olur dunyanin her tarafina turki okullar acip islami alt kimlik turklugu ust kimlik goren bir insani islamiyeti ne derecede olur ergenekona gelince samanyolu tv program yapan tuncay guney acaba huseyin velioglunun mu yoksa her dadas biraz turanci dogar diyen fetullahin mi bay bilmisse gelince devletine soyle ikibinde elle gecirilen kasetleri yayinlasinda bir gorelim neyin ne oldugunu eger cani orgutse herkes ic yuzunu gorsun yok degilse istihbarat sebekeleriyle islami gecinen guruplarin flortunu gorsun allahin laneti ergenekoncularla amerikalilarla israillilerle ve tc ile isbirligi yapanlara olsun
 
 
harun varlik .. 22 Jul, 2008 04:44:28
avatar
sayin cevdet akbay icin gecen sene yazdigim bir cümle dokunmustu, ama ayni düsüncemi tekrar ediyorum.ben hizbullahin yeri geldigi zaman elestirilebilecek oldugunu söylemistim.evet bu gün o kivama gelmis olbilir.hizbullahin kendiinsanina yapmis oldugu yanlislai sonuna kadar sorusturun karistirin ve hesap sorun,tabiki hesap sorabilmak icinde o hakka sahipolama niteligini tatasimak lazim.
Benim sert elestirdigim noktalardan biride, bir insani mahkum etmek icin o insana ait tesbitli ve kanit olabilecek belgeleri ortaya koymak lazim.huseyin velioglunu ergenekonla iliskilendirmek istiyorsaniz onun belgelerini ortaya koymaniz lazim demisim.diyorsunuzki su itirafci , su devlet istihbaratindac calismis (ki ismini bile veremiyorsunuz)bir sari cizmeli huseyini bir emir eri olarak gördügünü söylüyor ve bunuda alanen yaziyorsunuz.insaf diyorum,perincekin ilskisi var dediniz fotograf yayinladiniz,yalcin kücük ayni sekilde foto ile belgelendirdiniz yazilariyla isbatladiniz, öcalani kendi itirafi ile ortaya koydunuz. bende diyorumki ; bu konuda bu sahislara tanidiginiz hakki hüseyin velioglunada taniyin.insaf bu cokmu. insaf imandan gelir.iman sahibi bir insan haksizlik etmeye tenezzülk etmez. hakki ne ise onu verir.Evet bu konuda yaniliyorsunuz ve sonuna kadarda yanlis icerisindesiniz. ben senin oktay eksilerle ugrasmani tavsiye etmistim , emin cölasanlar ertugrul özköklerle ugrasin, kimin karisi kiminle yatti, onu arastirin, demistim ve yanilmamisim.eger hizbullahi elestirecekseniz elestiriyi hakkettikleri noktalari ama kesin bilgiye dayali olmak kaydiyla elestirin.elimizden gelirse yardimci oluruz.cünkü o nsanlarin yanlis yapmalarina mani olabilrsek bizde seviniriz.Se nasil fethullah ile iliskim yok diyorsan benimde hizbullahla ilsikim yok.bunu serefim üzerine söz vererek söylüyorum.
izettin yildirim konusunda sana hak veriyorum. ve bunun gibi konulari isleyebilrsin, ancak Fethullahin ergenekon ile olan yakinligini gözardi edip onun yeri hüseyini islemeniz insafsizliginda ötesinde bir olaydir.
ikinci bir hususda suki; Seviyorum dedigin Saidi nursinin papucunu dama atan ve ismini tarih sayfasindan silmeye calisan fethullah gülendir.Ki su an nur cemaati icerisinde Bediuzzamani konusmak nerdeyse gizli bir yasak yasaniyor. evlerindeki kütüphanelerden cikardilar, dersanelerden kovdular ve fethullahi onun yerine ikame edebilmek icin binbir sahtekarin rüyasini yayinlayip, sadece kürd olusu nedeniyle unutturdular.bunu bilmemen mümkün degildir.bu bir zülümdür ve bu zülme hep seyirci kaldiniz.sadece kürdlere degil iman etmis tüm insanliga yapilmis bir zülüm.hadi cevdet kardes bunuda isle.
son olarak size tavsiyem, lütfen bir insani karalarken ispatinizi saglam deliller üzerine oturtun.yalanlarla bir olaya müdahale ancak nefret tohumlarini ekersiniz, sevgiyi ise Qaf daginin arkasina atmis olursunuz.
Daha önce hizbullah ile ilgili bir dizi nasnamede yayinlandi ve okudum. insaf ve hakkaniyet ölcülerine dayali idi ve elestiri olmasina ragmen kimse rahatsiz olmadi.
kimse yazmasin cizmesin demiyoruz ancak, yazarken hakka riayet etmek sartiyle.
Ben fethullahin ergenekon baglantisini söylerkende ayni hakka riayet ediyorum.
1. susurluk olayinda ismi ön siralarda geciyor.
2. kanadaya kacan ve bu gün bir havrada haham yardimcisi olan adam hem samanyolunda hemde zaman gazatesinde calistigini söylüyorum.
3.Egitim konusunda fethullahin dünyaya acilmasi Allah adina degil Tuancilik adina oldugunu herkes biliyor ve kendileri de söylüyor. hersen milyarlarca para döküp türkce olimpiyatlarini düzenleyen yine onlar ve onun direktifleri.Ama yani basinda ve sözde üstadim dedigi Bediuzzamin cocuklarinin dillerini(kürdce)onlara cok görüyor. Kuzey iraktada okul acmasinin nedenlerinden biri, yine türk dilini orayada tasiyip türkiye icin münasip kullar yetistirmek oldugundan kimsenin süphesi yoktur. bunlari cogatmak mümkün ancak polemigi fazla uzatmak istemiyoum zira basli basina bir calisma olur.
netice olarak, dedikoduya dayali degil gercek ve saglam delillere dayali elestirilerinizi ve yanlisi engelleme acisinda saldiri mübahtir ve hatta farz dahi olabilir yapin,ancak oktay eksi ve ertugrul özkökün taktikleri ile meselenin üzerine giderseniz bu yanlislari hep tekrar edersiniz.
selam ile
 
Cevdet Akbay .. 22 Jul, 2008 07:03:04
avatar
Farkli fikirlerin tartisilmasi guzeldir. Bunun neticesi hakikattir. Koru korune elestirmek de muhabbet de kor eder, hakikatleri gormeye engel olur.

Ben bazilari gibi Hizbullah'a koru koruna dusman biri degilim. Yazilarimi takip eden bilirler ki, Hizbullah'in 1991 yilina kadar olan birinci devresini her zaman takdir etmisimdir. Bu takdirimin en buyuk sebebi Kurd halkimiza yardimci olmalari, herseyden once siddete ve kana bulasmamis olmalaridir.

1991'den sonra siddete bulasti, ozellikle Menzil Gurubuna mensup masum insanlari katletmeye basladi. Menzilcilerin kabahati, Hizbullah'i siddetten alikoymaya calismasiydi. Yazdiklari kitabin anakonusu, Menzilci'lerin munafikligini ispatlamaya calismak. Munafik dahi olsalar onlari oldurme hakkini nereden aliyorsunuz siz? Dislayabilirsiniz, iliskinizi kesebilirsiniz ama hayatlarini alamazsiniz kardesim?

Izzettin Yildirim konusunu da es geciyorlar, sanki siradan bir sinek ayak altinda ezilmis gibi. Harun Varlik muhterem, Oktay Eksi ile Ertugrul Ozkok'un karilari yerine bu meseleye biraz daha detayli girseniz olmaz mi? Neden koca kitapta bir defa dahi olsun domuz baglarindan bahsedilmiyor? Bir musluman, munafik dahi olsa (ki onlarin munafik olduklarini neye gore test etmisler) katledilebiir mi? Bunun Islam'da yeri var mi?

El Kaide gibi siddete bulasan Hizbullah gibi orgutler Islam'in guzel yuzunu maskeliyorlar, insanlarin nefretini Islam'a celbediyorlar. BUgun muslumanlar bin sene calissa bu gibi orgutlerin sebep oldugu tahribati izale edemezler. Bunun vebali kimin boynunda Harun Varlik Bey (ve diger Hizbullah sempatizani kardesler)?

Bunca laf edecegimize domuz baglari ve islenen cinayetler konusunda ikna edici birkac sey yazin bari. Huseyin Velioglu ve cetesi dindar olan Menzilcileri neden katletti? Izzettin Yildirim'in kabahati neydi? Domzu baglariyla Hizbullah'in irtibatini neden reddetmiyorsunuz? COk basit olan bu sorulara kisa dahi olsa bir cevap veriniz.

Meseleyi Fethullah Hoca'ya goturup tikamayiniz. O da nihayetinde bir insandir ve elinizden geldigi kadar elestiriyorsunuz, elestiriyorsuz. Elestirilecek, tartisilacak elbet, ki gercekler ortaya ciksin. Ayni elestirileri Hizbullah'in 1991'den sonraki icraatleri icin de yapalim. Yapalim ki nerede hata yapildi, hizmet eden bir Cemaat neden cinayetlerde bogulup kayboldu, bilelim. BIlelim ki bir daha ayni hatalara dusmeyelim.

PIsliklerimizin uzerini orterek, burunlarimizi kapatarak, gozlerimizi kapatarak, kulaklarimizi tikayarak bir yere varamayiz. Neden siddet, neden kan, neden goz yasi? Menzilcileri, Izzettin Yildirim'i katleden bir Hizbullah ile Kuzey Kurdistan'da masum Kurdleri katledip "faili mechul" diye kapatan Ergenekon arasinda ne fark var, Allah askina? “Bizim katil iyi, onlarin katili kotu” mantigi mi bu? PKK ve Ergenekon oldurunce kotu, Hizbullah oldurunce sevap mi? Bu ne vicdansizlik bu ne arsizlik? Masum insanlarin oldurulmesi ne zamandan beri Islami, Muhammedi oldu? Sahabeleri bile katleden Haricilerden ne farkiniz var sizin?

Islediginiz cinayetlerle (simdiye kadar bu konuda laf etmiyorsunzu, koca hacimli kitabinizda bu iddialara cevap vermeyerek zimnen kabul ediyorsunuz) Islam’a surdugunuz lekenin hesabini vermeyecek misiniz? Alemlere Rahmet olarak gonderilen Allah Resulu’nu bir cani (ha$) gibi gostermenin hesabini vermeyecek misiniz? Alemlere Rahmet olan Allah Resulu’nun birakin siradan munafiklara, Munafiklarin liderine gosterdigi hosgoruyu, daha dune kadar sizinle omuz omuza calisan kardeslerinize gostermediniz, onlari acimadan katlettiniz. Sizin hic mi vicdaniniz, acima duygunuz, insafiniz yok! Izzettin Yildirim gibi Kemalist rejime muhalif bir masumu neden katlettiniz? Utanmadan cinayetlerinizi ortbas etmeye calisiyorsunuz, suclu oldugunuz halde yag gibi su yuzune cikmaya calisiyorsunuz. Eli kanli ellerinizle, cinayete bulasmis gecmisinizle, dine bulastirdiginiz lekelerle Islam’a hizmet ettiginizi mi saniyorsunuz?

Islediginiz cinayetler konusunda ozelestiride bulununuz, Izzettin Yildirim basta olmak uzere katlettiginiz masum insanlarin yakinlarinda ve muslumanlardan ozur dileyiniz, gelip sizin ellerinizi opecegim! Neden kirli gecmisinizle yuzlesmiyorsunuz, neden birazcik dahi olsun ozelestiri yapmiyorsunuz!? Cok mu zor… Peki Allah’in huzuruna gidip, “Elinizdeki kan nedir?” denince ne cevap vereceksiniz? Munafiklarin liderini bile affeden Allah’in Resulu yuzunuze tukurmez mi, “Siz benim masum kardeslerimi neden katlettiniz” diye?! Domuz baglariyla katledilen masumlar orada yakaniza yapistiginda ne diyeceksiniz? Izzettin Yildirim, “Benim tek gayem Kurd kardeslerimi uyandirmak, Kemalist rejime muhalefet etmekti, bana neden kiydiniz?” diye sorunca verecek bir cevabiniz var mi? Menzilcilerin kanini nasil saklayacaksiniz o dehsetli Hesap Gunun’de?

Haydi, yarim cumleyle dahi olsun bir ozelestiride bulununuz. Siddete bulasarak zulum yaptiginizi itiraf ediniz. Cok gunah islediginizi kabul ediniz. Bunu yapanin elini operim ben. Beni kuru kuru dusmanlik yapan, sununla bununla horoz dovusu yapan biri olarak gormeyin. El Kaide teror orgutu gibi Islam’a surdugunuz lekenin hesabini veriniz. Burada vermezseniz Mahkeme-i Kubra’da mutlaka vereceksiniz… Kendinize yazik etmeyiniz.
 
M.Emin .. 22 Jul, 2008 07:09:42
avatar
Bu haber tamamen doğru değil; ancak şu var ki ateş olmayan yerden duman çıkmaz. mesela "Velioğlu'nu emir eri zannetmiştim" gibi şeyler çok saçma geldi bana. Ayrıca M.Mansur için söylenenler de zaten arkadaşların belirttiği gibi yanlış.

Ancak ben de bazı kaynakalrdan öğrendim ki Velioğlu bazı Derin Adamlarla görüşmüş. Benim kişsel tahminim şu: Hizbullah, PKK gibi dışarıya kamp kurmadı, açılmadı. Ama silah lazımdı kendisine. Bence bu Derinler ile olan ilişkileri bu Silahlar meselesiyle alakası olabilir.

Bir de meselenin şu Komplo yanı olabilir: "Ey Kürdler 2 tane büyük örgüt kurduğunuzu zannettiniz (PKK ve Hizbullah) ikisi de Ergenekon, Derin Devlet vs. tarafından kurldu aslında. Siz ne yeteneksiz Milletsiniz böyle" mesajı da veriliyor bence.

Sonuçata olan olmuş; bir daha tekerrür etmemesini dileyelim. İnşalalh bunlar kendilerine çekidüzen verir ve hatalarını da kabul edip tövbe ederler. Sonuçta kaybedeb Kürd Milleti oluyor.

NOT: Cevdet Bey'in belirttiği gibi; İzzeddin hoca için çok büyük bir özür borçları var. Hatta sırf bu hataları için Gayretullaha dokunduklarını düşünüyorum. İzeddin Hoca kaçırıldıktan sonra Beykoz Operasyonu başladı. Buradan sadece dünyevi olarak değil; İlahi Adalet açısından da alınacak çok ders var.
 
 
.. 22 Jul, 2008 07:58:15
avatar
cevdet bey beni tekrar bir iki cümle yazmaya mecbur birakti. cevdet bey ben 1992 den bu yana iliskimi kestim.sebebini sorarsan,ne mal mülk ne mevki makam nede dünyalik bir seydi.benim ayrilmam, sadece sergilenen yanlislardi.bu yanlislar icerisinde devlet isbirligi olamdiini belirtmek isterim.bunun disinda su ana kadar konusulan kendi cevresine yönelik yapmis oldugu yanlislardi. biz konusmaninda bir zamani olduguna inaniyoruz.yapalim derken tamamen bozmak bizim isimiz olamaz.ancak kendi kendinize yapacaginiz yorumlardan da siz sorumlusunuzherkes kendi ceresini teizlesin kanaatindeyiz,pkk li arkadaslar kendi iclerini, hizbullah kendi icini, fethullahcilarda kendi iclerini degistirsinler.birbirlerini elestirirken iftiradan kacinarak kesin delillerle konussunlar. ben izzettin ve menzil olaylarinda yanlislik oldugunu hicbir zaman inkar etmedim.yanlis babamdan geldigi günde karsi cikmisim ve cikmaya devam ederim.Ama yalana ve iftirayada tahammülüm yoktur.ben söylediginiz huzbullahin dilinden kitabi okudum ve benim gözlemlerimdede bir kurusluk degeri yoktur.sempatizanalara yazilmis bir propaganda mahiyetindedir.sunu son olarak söylemem gerekirki konusma zamaninida ben belirlerim.belkide benimle mezara gider.ki eger böyle kindarliga sevkedecse bu yazilar hic konusmamayi yeglerim.buda son cümlelerimdir.
 
 
Halil .. 22 Jul, 2008 08:07:11
avatar
SEVGILI CEVDET BEY`e Itham olunur


Türkiye'nin ajan borsası ve Fetullah Gülen
Fetullah Gülen 6 yıldan bu tarafa ABD'de yaşıyor. Fethullah Gülen, hayat sürdüğü Pensilvenya’daki çiftlikte, korunması ve imkanları ile CIA'in 'çok özel' himayesinde olduğu biliniyor. Yani Fetullah Gülen görünen o ki ABD'yi mesken tutmuş durumda.
Acaba Gülen'i Atlantiğin öte tarafında tutup buraya getirmeyen şey nedir? Gülen kendisine sayfalarını cömertçe açan kartel medyasındaki demeçlerinde bu konuda çelişkili beyanlarda bulundukça milletin kafası iyice karışıyor. Takiyye üstadı Gülen, duruma göre kimi zaman sağlık, kimi zaman sürgün, kimi zaman da şartların elverişsizliği bahanesine sığınıyor.
"Ülke koşulları müsait değil" ifadesi denklemi çözmeye yetmiyor. Çünkü Gülen finans kuruluşları ile, okulları, basını-televizyonu hatta bakanları-milletvekilleri ile Türkiye'de gerçek anlamda bir iktidardır! Hükümetin en etkili bakanlarından Cemil Çiçek'in ifadesi ile "ne zaman isterse dönebilir" Ancak buna rağmen Gülen dönmüyor? Bu koşullar altında Fetullah Gülen'i CIA'in himayesine alıp, ülkeye dönmekten alıkoyan "derin suç" acaba nedir?
Bu sorunun cevabı ANKA AJANSI'NIN 2003 tarihli haberinde gizli. ABD DIŞİŞLERİ'NİN RAPORU: ''FETHULLAH GÜLEN'İ DEVLET DESTEKLEDİ'' başlıklı ve bu güne kadar tekzip edilmeyen haberdeki şu çarpıcı tesbit gerçek her şeyi açıklıyor: "GÜLEN, 1980'LERİN ORTALARINDAN, 1997'YE KADAR DEVLET TARAFINDAN DESTEKLENDİ"
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı "2003 Uluslararası Dinsel Özgürlük" raporunun Türkiye bölümünde, Tarikatların 1920'lerden bu yana resmi olarak yasak olduğu ifade ediliyor. Ordu'nun, tarikatları laiklik karşısındaki en zararlı tehditler olarak gördüğü vurgulanırken, tarikatların yaşamaya devam ettiği ve yaygınlaştığına dikkat çekildi.
Milli Güvenlik Kurulu'nun, İslami köktencilikle mücadelesinde, tarikatlara karşı daha sıkı önlemler alınmasını istediği belirtilirken, "Bununla birlikte, bazı önde gelen siyasi ve sosyal liderler, tarikatlarla ve diğer İslami topluluklarla bağlantılarına devam ediyor" ifadesi dikkat çekti. Raporun bir diğer ilgi çekici bölümünü ise, halen ABD'de yaşayan Nur tarikatı lideri Fethullah Gülen ile ilgili olan kısım oluşturdu. Raporda, "Gülen, 1980'lerin ortalarından, 1997'ye kadar devlet tarafından desteklendi" denildi. Gülen'in, 2000 yılında Terörle Mücadele Yasası'na dayanarak 5 ile 10 yıl arası hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığı belirtilen raporda, Gülen'in, orduya sızma teşebbüsü içinde olduğu iddiasına da yer verildi. Gülen'in 5 yıl içinde bir başka ağır suça karışmaması halinde, davanın düşeceği de anımsatıldı.
ABD Raporunda 1997 yılına kadar Türkiyede derin devletçe kullanılan Gülen'in bu tarihten sonra ABD- İngitere- İsrail ve Vatikan dörtgeninde duble ajan olarak kullanıldığından bahsedip deşifre edecek değil herhalde.
Bu kritik soruya doğrudan cevap olmak üzere, yazılarınn bedeli olarak faili meçhul cinayetin kurbanı olan Dr. Hablemitoğlu'nun yayınladığı "Türkiye'deki Etki Ajanı Borsası: Fetullahçılar" isimli istihbarat raporundan bir bölümü aktarıyoruz:
"Bizzat kendi yandaşlarının açıklamalarına göre; hocaefendileri yakın zamana kadar Türk devletinin istihbarat örgütlerine ajanlık yapmaktaydı. Bir başka ifade ile gerekli ve önemli bulduğu sakıncasız bilgileri -sırf gizli ilişkilerin ve amaçlarının örtülmesine yönelik olarak (second cover)-Türk ilgili makamlarına iletmekteydi. CIA ile bağlantının gelişmesinden sonra bu tür enformasyon hizmeti, (double-agent) statüsü içinde bir süre devam etti. CIA bağlantısı, Fetullahçıların ve de Hocaefendilerinin yerinde yani kendi vatanlarında taraf değiştirmesi (defection in place) sonucuna yol açtı. Ta ki bu çarpık ilişkiyi Türk Silahlı Kuvvetleri ve MIT farkedinceye kadar!"
İşte Fetullah Gülen'i Amerikalarda yaşamaya iten gerçek neden bu. Raporun ifadesi ile 'double ajanlık' Fetullah Gülen'in Türkiye'ye dönmesinin önündeki en büyük engeldir!
Bir gerçek tüm çıplaklığı ile deşifre ediliyor ama raporun anlattıkları bununla sınırlı değil. İşte bir önemli soru daha :
CIA, Fetullah Gülen ve teşkilatına acaba nasıl bakıyor? CIA'nın gözünde bu teşkilatın statüsü nedir?
Rapordan izleyelim:
"CIA nezdinde tüm Fetullahçılar(walk-in) diye tabir edilen bir kategoride tutulmaktadır. Yani kendi ayaklarıyla ve gönüllü olarak ajanlık hizmetine talip olmuşlardır."
Rapora göre hizmet gönüllü gerçekleştiriliyor. Hani en temel 'kutsalınızı' Ayet-i Kerimenin ifadesi ile 'çok az bir pahaya satma' durumu..
Raporda yer alan çarpıcı notları izlemeye devam edelim. Şu cümlelerde hareketin uluslar arası boyuttaki çeşitliliğine ve hizmet zenginliğine! işaret ediyor:
"Bir yandan ABD ile ilişkileri sürdüren Fetullahçılar, diğer yandan da Vatikan, Fener Rum Patrikhanesi, Musevi Hahambaşı derken, farklı ülkelerin istihbarat servisleri tarafindan yönetilen-yönlendirilen bir yapı olarak paylaşılmaktadır"
Peki bu kıymetli hizmetin! içeriğinde acaba neler yer alıyor?
Bu hizmeti esas itibarı ile 'coğrafyamızın, Batının taleplerine özellikle dini ve insani olarak hazırlanması' olarak ifade edebiliriz ki bunun bir ayağı da Türk dünyasında icra ediliyor.
Fetullah Gülen hareketi Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, Sovyetlerin boşalttığı alana göz diken ABD-İngiltere imparatorluğuna hizmet etmiştir. Türk dünyası için "Ilımlaştırılmış İslam", yani "İslam olmaktan çıkmış İslam" formülünü üreten ABD-İngiltere ortaklığı, doğrusu, Fetullah Gülen'den daha iyi bir adres bulamazdı. Türk dünyasında bir anda kurulan Gülen'e bağlı okulların sırrı işte bu ince noktadır! Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit o nedenledir ki, yani bu okulların misyonunu, niçin kurulduğunu, izinleri kimin aldığını, arkasında kimlerin var olduğunu bildiği içindir ki ölesiye savunmuştur! Hatta o günlerde doğan tepkiler üzerine Gülen'in "istiyorsanız Türk Milli Eğitimine devredelim" teklifi de aslında okulların arkasındaki gücü hatırlatma ve "zoru gösterme" amacı taşıyordu.
Hablemitoğlu bu tesbitlerinde yalnız değildir. 1960'lı yıllardan beri Gülen'in sır ekibinden olan eski misyon arkadaşı Nurettin Veren yolları ayırdıktan sonra içerden gözlemleri ile yerel ajanlıktan sonra küresel ajanlığa terfi etmenin, derin devletten küresel çete ile iş tutmanın hikayesini anlatıyor.
İngiliz Kültürüne Katkı Ödülü
Türk dünyasında kurulan okullar senelerdir Türk dünyasını Batıya, ille de ABD ve İngiltere'ye bağlama vazifesi görüyor. ABD'nin gönderdiği ve CIA pasaportu taşıyan 3000 Dolar maaşlı öğretmenlerin kontrolünde bu okullarda, İngilizce eğitimi ve Batı kültürü aşılanıyor. Yukarıda bahsettiğimiz raporda ve başka kayıtlarda da yer alan şu bilgi her şeyii, bu okulların kuruluş gerekçesini yeterince izah ediyor:
"İngiltere, Fetullahçıları desteklemekle Türk Müslümanları konusunda da söz sahibi olma niyet ve iradesini ortaya koymuştur. Lord Rotherham, Londra'da, Gülen ve teşkilatının bu konuda yaptığı hizmetler nedeniyle yapılan ödül töreninde Fetullahçıların okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek '50'den fazla ülkede 500'den fazla okulumuz var' demiştir."
Raporda yeralan ve Lord Rotherham'ı heyecanlandıran, Fetullah Gülen'e övgüler dizdiren ödül töreninin başlığını da eklemeden geçmeyelim:
"İngiltere'ye ve İngiliz kültürüne yapılan katkılardan dolayı üstün hizmet ödülü..."
İngiliz kültürüne üstün hizmet nedeniyle verilen nişan ve yapılan takdirler sadece Londra'dan değil, Kazakistan'ın başkenti Almatı'daki İngiliz Büyükelçisi tarafından da bizzat ifade edilmiştir. İşte 1995 Ekim'inde Kazakistan'daki İngiliz elçisinin ağzından sarfedilen övgüler:
"Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür ediyoruz."(Yeni Hayat, 1995 Ekim)
Raporda Fetullah Gülen-İngiltere bağlantısına yönelik olarak da şu somut ifadeler yer almaktadır:
"İngiltere'de okul açan ve Londra'da büyük bir merkez kuran Fettullahçılar, İngiltere'nin dahilde yabancılara yönelik faaliyet gösteren MI5 ve dış istihbarat servisi MI6'nın Uzakdoğu'ya yönelik faaliyet gösteren departmanı (CIFE) ve Ortadoğu'ya yönelik faaliyet gösteren departmanı (MEIC) ile okullar konusunda ortak faaliyetler yürütmektedirler."
Fetullah Gülen'in özellikle ABD-İngiltere eksenli istihbarat çalışmalarının odak noktası olması ile ilgili olarak ifade edilen rapordaki şu açıklama da galiba Gülen'in misyonunu deşifre ediyor: "Fetullahçılar, Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardır."
Fetullah Gülen'in, "Türkiye'nin hasmı olan ülkeler için en zengin ajan borsasını oluşturması" meselesinin içinin nasıl doldurulduğunu da isterseniz bir başka rapordan izleyelim.1998 yılında yayınlanan MİT raporu, Gülen'in "derin bağlantıları" ile ilgili en ünlülerden birisidir: "Fetullah Gülen'in CIA'in bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu olduğu, Maliye Bakanlığı müfettişlerinin Fetullah Gülen'in mali kayıtlarını incelemesi, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülecektir."
Raporun söylediğini bir tek cümlede özetleyelim:
Fetullah Gülen CIA'in bölgemizdeki en önemli temsilcisidir.
Fetullah Gülen ve İslam'ın Protestanlaştırılması
ABD eski başkanlarından Bill Clinton'un danışmanı Eckelman, Fettullah Gülen'i "İslam'ın Martin Lutheri" olarak tanımlıyor. Martin Luther olmak, yani İslamı tahrif ederek, modernleşme-globalleşme tuzağında bozmak... Fetullah Gülen'i en iyi tarif eden kavramlardan birisi belki de budur.
Fetullah Gülen'e çok yakın isimlerden, Utah üniversitesinde öğretim görevlisi Doc. Dr. Hakan Yavuz' da aynı tarif içinde son derece önemli bir tespit yapıyor: "Turgut Özal ile başlayan İslam'ın protestanlaşma süreci AKP muhafazakarlığı ve Gülen hareketi ile tamamlanmıştır."
Fetullah Gülen'in, gerek Eckelman gerekse Yavuz'un tarifi ile Türkiye'de öncülüğünü yaptığı "Protestan İslam", "hermenötik/tarihselci" anlayışa dayanır. Bu yorumcu anlayışa göre İslamda hiç bir "kesin" yoktur ve diğer insanları bağlayıcı değildir. Her okuyan bir ayetten ne hüküm çıkarıyorsa gerçek odur ve kimse kimseyi başka bir doğrunun olduğuna zorlayamaz.
Amerikalılar temellerini attıkları bu garabete "Light İslam" ya da "liberal İslam" diyorlar. Şu satırlar Light İslam bir başka ifade ile Protestan İslam'ı kurmaya çalışan Fetullah Gülen'e ait. Hoşgörü ve Diyalog iklimi sayfa 156: "Kanaatime göre, tarihi hadiseleri kendi tarihsellikleri içinde ele almalı, yani her hadiseyi kendi şartları ve konumu içinde değerlendirmeli ve bugünkü davranışlarımızda da bugünkü tavırları esas almalıyız"
Fetullah Gülen'ın bu cümlelerle önünü açmaya çalıştığı adresin Yahudi ve Hıristiyanlar olduğunu yukarıda aktarmıştık. Gülen, bir taraftan Kur'an'ın Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili ayetlerini sabote etmeye çalışıyor, diğer taraftan da İslamı liberal bir mantıkla anlamaya ve pazarlamaya gayret ediyor. Yani İslam'ı protestanlaştırarak, Kur'anın hükümlerini Washington'un-Vatikan'ın taleplerine uygun hale getirme çabası içine giriyor! Hz. Peygamber'i Kelime-i Tevhid'den silen anlayış, Kur'an'ı da tarihin derinliklerinde bırakarak Liberal İslam'ın, bir başka yaklaşımla Hıristiyanlığın önünü açıyor.
Impact International dergisinde , Afrika üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan Amerikalı kadın gazeteci-yazar Elizabeth Liagin bakınız Fetullah Gülen'in yarenlik ve itikad birliği ettiği neo-con'ların "Ilımlı İslam"ını nasıl anlatıyor:
"ABD liderleri ve Amerikan dış politikasına yön veren toplum mühendislerinin 'ılımlı İslam'dan söz ederken kasdettikleri şey atıl, pasif ve uysal bir İslam portresidir. Yani Amerikan hegomanyasına karşı çıkmayacak, sınırları Batı tarafından çizilmiş, alanı daraltılmış bir İslam..."
Liagin, Batının Hıristiyani işgaline ve talanına karşı çıkmayacak İslam'ın 'en iyi İslam', 'en liberal İslam' olarak görüldüğünü anlatıyor. Daha doğrusu Neocon-Evangelistlerin nasıl bir 'İslam' kurguladığını deşifre ediyor.
İçi boşaltılmış böyle bir anlayışın İslam'la uzaktan yakından hiç bir ilgisinin olmadığını bir kez daha söylemeye bilmiyoruz hacet var mı? Protestan, light yada liberal ne derseniz deyin bunların hiçbirisinin İslamla bağı-bağlantısı yoktur ve de olamaz. Bahsedilen şey bal gibi bir Hıristiyanlık en azından Hıristiyanlığın önünü açmaktır.
Ve Fetullah Gülen 'tarihselci' bakış açısıyla, bu büyük 'İslam Bozgunun' kaldıracı ve Martin Luther'i olarak vazife görüyor.
Kim bu gizli Kardinal?
Ronald Kessler tarafindan kaleme alınan "CIA Savasta "adlı bir kitap bugünlerde çok revaçta. Kitap yaptığı ifşaatlar nedeni ile CIA başkanı George Tenet'in istifasına kadar neden olmuş durumda. Eser oldukça ilginç ve çarpıcı şeyler anlatıyor. Örneğin kitap CIA'in, yumuşak dini mesajlar vermeleri ve Amerikan karşıtlığını gidermeleri için etkili bazı sözümona İslam sıfatlı dini liderlere para ödedigini ve desteklediğini belgeleriyle ortaya koyuyor.
"CIA Savaşta"(The CIA at War), "Islamda, herhangi bir kişi dini lider olarak adlandırabilir" diyor ve ekliyor: "Bu yüzden CIA kendisine bağlı sahte dini liderler yarattı." Sanıyoruz ki bu bilgi epeyce düşündürücü. CIA sahte dini liderler üreterek, Amerika'ya karşı çıkmayacak, Amerikan muhibbi kitleler üretiyor!
'Sahte dini lider' kavramının altını bir kez daha çizerek şimdi de şu satırlara dikkat kesilelim: "CIA, kendilerini din adamı olarak tanıtan ve Müslüman olmayanlar hakkında yumuşak dini mesajlar verecek görevlileri öne çıkardı..."
Şimdi bu çalışmanın, başından itibaren anlattıklarını, dokümanları hatırlayalım ve Kessler'in kitabında 'sahte din adamı', 'görevli', 'yumuşak dini mesajlar verecek lider' gibi sıfatlarla anlatılan tüm bilgileri ekleyerek kritik soruyu soralım: " Amerikan sevgisini, buna açılan yol demek olan Hıristiyan-Yahudi aşkını topluma aşılayan, CIA'in desteklediği, yumuşak mesajlar veren, sahte din adamı ve görevli acaba kim olabilir?
Herşey, psikolojik savaş taktikleriyle örtülmesine rağmen her şey, aslında son derece apaçık bir 'çıplak hakikat' olarak önümüzde durmuyor mu? "Hıristiyanlar için 'cennete girecek' diyen, daha 1. körfez savaşında Saddam'ın güç bela attığı birkaç füzeden yaralanan İsrailli çocuklar için 'sabahlara kadar uyuyamadığını itiraf eden', İslam dünyası ve Müslüman kavramını 'böyle bir coğrafya yok. Kendi doğrularıyla yaşayan insanlar var' diyerek bir kalemde silip atan, İslam coğrafyasının işgali için bir tek ciddi kelime ederek itiraz etmek yerine ülkelerini savunan müslümanları 'terörist' olarak nitelendiren, daha da ötesinde tüm bu işleri kotaran ülkenin kucağında yatan "bir Rabbin aciz kuluna" işaret etmiyor mu?
Tam da bu noktada arştırmacı Aytunç Altındal'ın çok ses getiren şu satırları akla geliyor: "Papa bu yıl (1998 Şubat ayında) 'kilisenin bağrına bastığı gizli evladı' anlamına gelen 'in pectore' tarzıyla yani gizlice 20 kardinal atadı. Bu kardinallerden 18'inin kim olduğu isim isim biliniyor. Ancak iki tanesi, birisi Çin'de, diğeri Ortadoğu ülkelerinden birisinde bulunan iki kardinal açıklanmadı. Gizli tutuluyor."
Evet İslam'ı protestanlaştırma, siz bunu 'İslam'ı tüketme gayret ve saldırısı' olarak okuyabilirsiniz misyonunu üstlenmiş, bir büyük senaryo ile kitleler tarafından kabul görmüş, vazife ve önemine binaen himaye altına alınmış bu isim acaba kim? Vatikan'ın "Üçüncü bin yılda Asya'yı Hıristiyanlaştıracağız ilk hedef Türkiye'dir" dediği bir ortamda, Papa'nın gizli kardinali acaba kim?
Sizce kim olabilir? Size iki ipucu : Papa'ya sunduğu mektupta., Papalık misyonunn bir parçası olarak acizane diyalog misyonuna katkıda bulunmak için görev talep eden ve Papa’ya Vatikan’da ölmeyi arzu ettiğini açıklayan kişi kimdi acaba? Ve Gülen’in göstermelik yargılanıp sayesinde paçayı yırttığı Vatikan’ın Türkiye temsilcisi Maroviç’ın, ‘ O şeriatı getirmez çünkü Muhammedun resulullah demeyen de cennetlıktır’ dedıği için biz onu çok seviyoruz’ diye bağrına basması yeterli delil oluşturmuyor mu?
Halil Sönmez
20 Ağustos 2006
 
x .. 22 Jul, 2008 09:54:50
avatar
VATİKAN'DAN ZAMAN GAZETESİNE 3,8 MİLYON DOLAR
İtalyan İL MESSENGERO DE MONDIAL gazetesinden;

Dinler arası diyalog basinda da gercekleşiyor !!!
Fetullah Gulen Hocanın papa ile yapmış oldugu telefon görüşmesinden sonra ,Vatikan ,papalık maiyetinde bulunan din adamları da ZAMAN GAZETESINE abone oldular !!!

Bu nedenle Vatikan tarafından Zaman gazetesine 3.8 milyon USD destek amaçlı para transfer edildi !!!
Zaman gazetesinin İtalyanca basılarak,uçak kargoyla Vatikan'a nasıl iletileceği konusunda çalışmalar başladı... Gazetenin İtalya'da kurulacak olan Zaman tesislerinde basılması ve Fransa ve Almanya'da da kiliselere dağıtımı düşünülüyor. Ön görüldüğüne göre İtalya'da da , kilise görevlileri ve koyu dini inançları olan İtalyan vatandaşların da posta kutularına ücretsiz olarak Zaman gazetesinin dağıtılması çalışmaları da gündeme alındı.

Böylece Zaman gazetesinin tirajinin daha da arttırılması planlanıyor.
Fetullah Gülen'in cok saygı ve sevgi duydugunu belirttigi Papa hazretleri ise şöyle söyledi;
"Fetullah Gülen'e ve ABD'de yapmakta oldugu,ABD'nin Ortadoguda BOP planı açılımları konusunda çalışmalarına,Vatikan tarafından verilmekte olan desteklerimiz devam edilecektir" .

Amacımızı ABD'nin bölgeye daha fazla demokrasi ve insan hakları,özgürlük getirmesine yardımcı olabilmektir.
Irak'da ise, görüldüğü gibi demokrasi ve insan hakları büyüyerek gelişmektedir !!! "

Papa sozlerine şöyle devam etti;
"Biz sayın Fetullah hocayla cok yakın ilişkiler içindeyiz.Buna Turkiye'de sanırım şöyle diyorlar (Biz kankayiz) "

Rudolph Valentino
 
El-Amedi .. 22 Jul, 2008 10:38:56
avatar
Doğrusunu sorarsanız merakımı çekmiyor değil; Fethullah Gülen Hareketinin bu kadar hayali delillerle de olsa böyle canhıraş uğraşması kendilerinin gerek yurtiçi gerekse yurtdışı bağlantılarından dolayı olan korkudan mıdır diye düşünüyorum.

Yoksa doğudaki çalışmaları pek netice mi vermiyor ki bu yola başvuruyor.

Merak ettiğim diğer bir noktada hiçbir ahlak ve insani değer taşımayan TC sisteminin neden ele geçirdiğini söylediği kasetleri yayınlamıyor. Halkı bu kadar düşünüyor mu ki halkın ruh sağlığı bozulur diye gizliyor da yayınlamıyor. Halkına bomba yağdıran, terör estiren bir sistem neden bu konuda hümanist kesiliyor.

Ayrıca iki de bir Domuz Bağı diye feryat eden sayıt Cevdet Akbay, siz kaç yerde şahid oldunuz bu olaya, ve hangi görüntülere göre bu yorumu yapıyorsunuz. Haaa eğer kaynak TC basını hele ki Zaman ise yok kardeş biz almayalım karnımız tok. TC sistemini ve onun psikolojik savaş tekniklerini bilmeyenlere anlatın siz onları...
Bir noktaya dikkatleri çekiyorum, o olaylar esnasında öyle bir propaganda pompalandı ki herkes sus pus oldu, vay demek böyle yapmışlar haa öyleyse ne halleri varsa görsün...İşte biz buna psikolojik savaş taktiği diyoruz, bilmem siz ne dersiniz.

Öyle uzaklardan yorum yapmak kolay oluyor, birde işi yerinden görüp gözetlemek gerek.
 
Adil .. 22 Jul, 2008 11:11:36
avatar
Cevdet Akbay isimli yorumcuyu yorumundan ötürü tebrik ederim...
 
kurd .. 22 Jul, 2008 11:34:32
avatar
pkk ve hizbullah kurdistanın bağrından çıkmış iki harekettir.iyi veya kötü yanları olmasına rağmen halkımızın bir parçası.onlara bari biz vurmayalım.fetullahçılar dini kıllanarak yaptıkları asimilasynu fark etmeliyiz.çünkü nlar biliyorki 1000 yıldır bizi kürtlüğümüzden kültürümüzden koparamadılar.bunu dini kullanarak sinsice adice(sistematik duyarsızlaştırma yaparak)yapmak istiyorlar.velioğlunun hataları olabilir çok sert biri olabilir ama o ergenekoncu değildir diye düşünüyorum.öyle olsa teslim olurdu canını vermezdi.onlardan birçok insan vahşi işkencelerle öldürüldü neden kimse bunlardan bahsetmiyor.benim de eskiden hizbullah hakkında önyargılarım vardı. ama ne olursa olsun kürttür kan vermiştir bu toprağa bence onlar ergenekon veya harici değil bu çağın muhyiddin arabisi hallacı mansurudur yani anlaşılamamıştır. kürtler birbirini yamesin artık.....
 
 
x .. 23 Jul, 2008 01:20:31
avatar
Sevgili Cevdet bey bunları okumuş mu?
Fethullah'ın Efendisi ABD' Ve CIAsal İslam...(!)

Bilmeden bilmece çözülmüyor. Bilince bulmaca kolay çözülüyor. Bilmek ise sabır ve araştırma istiyor...

Türkiye'de AKP'nin nasıl iktidara geldiğini, Fethullah Gülen cemaatinin ABD'de nasıl kolayca örgütlendiğini, Türkiye'de büyük finansal güce nasıl ulaştığını ya da medyada profilinin birden bire devlet düşmanlığından halk "kahramanlığına" nasıl yükseldiğinin perde arkasını anlamak için de bilgi gerekiyor. Bilgiye ulaşıldığında da düğüm kolayca çözülüyor...

Birileri Fethullah Gülen'i, dinlerin buluştuğu kent İstanbul, ılımlı İslam, dinlerarası diyalog söylemini kullanarak, bir yanına Fener Rum ve Ermeni Patriğini, diğer yanına da Hahambaşı'nı alarak oturtacağı "dinlerarası" halifelik makamına hazırlıyor... CIA'nin İslamiyet Raporu da AKP ve Gülen'in kodlarını çözmeye yarayan bilgileri içeriyor. Fethullah Gülen ve ılımlı islam söylemini "birilerinden" değil "kuklacıdan" dinleyin.

İşte "kuklacının" o raporu;
CIA'nin 88 sayfalık raporunun girişinde şu cümleler dikkat çekiyor: "İslam Dünyası kendi değerlerini ve doğasını tanımlamanın kavgasını yaşıyor. Peki ABD'nin bu kavgadaki öncelikleri neler? Önce İslamiyet'ten kaynaklanan şiddetin önlenmesi, sonra ABD'nin İslamiyet'e karşı olduğu imajından kaçınılması ve daha sonra da İslam dünyasının demokratikleştirilmesine yönelik atılacak radikal adımların planlanması...İslam dünyası şu an gelişme yoksunluğu ve globalleşme ile uyumsuzluk sorunlarıyla boğuşuyor ve bugüne kadar İslam dünyasında çare için bulunan milliyetçilik, Pan-Arabizm, İslam devrimi vb. kavramların da bu çözümde yetersiz kaldıkları görülüyor." Bu tanımlamadan sonra raporda İslam dünyası 4 başlıkta şöyle kategorize ediliyor: "

1)___ Köktendinciler: Demokratik değerleri redderler ve İslami değerlerle yönetilen otoriter bir dtevlet biçiminden yanadırlar.
2)___ Tutucular: tutucu bir toplum isterler ve modernleşme ve değişim konularına kuşkulu yaklaşırlar.
3)___ Ilımlılar: İslam dünyasının, globalleşmenin bir parçası olmasından yanadırlar ve İslamda reform ve modernleşme isterler.
4)___ Laikler: Din ve devlet işlerinin ayrılmasından yanadırlar. Batı türü demokrasiden yanadırlar ve dini kişi düzeyine indirgemeye çalışırlar."

Bu kategorilendermenin ardından ABD yönetiminin yapması gerekenler raporda şöyle sıralanıyor: "Önce "Ilımlı İslamcılar" desteklenecek: Çalışmaları ve görüşlerinin yayınlanması ve dağıtılmasına maddi katkı yapılacak, daha geniş kitlelere ve özellikle gençlere ulaşmaları teşvik edilecek, sivil toplum kuruluşları kurmalarına, eğitim için yer bulmalarına ve politik süreç içinde gelişmelerine destek olunacak, görüşlerini yaymak için web sitesi, okul, enstitüler kurmalarının önü açılacak ve Ilımlı İslam'ın kitlelerin alternatifi olması sağlanacak.
Köktendincilere karşı tutucular desteklenecek: Bu amaçla, her iki grubun ittifak kurmalarının önüne geçilecek, tutucularla Ilımlı İslamcıların ittifak kurmaları sağlanacak ve tutucu eğitim kurumlarında ılımlı İslamcılar'ın görüşlerinin yayılmasına çalışılacak, tutucu İslamcılar arasında özellikle Sufizm'in taban bulması için uğraşılacak.
Laikler, duruma göre desteklenecek: Laikler'in köktendinci tehhlike karşısında ABD ile aynı görüşte olmaları için uğraşılacak ve bu durum laiklerin milliyetçilik ve sol akımlara yanaşması önlenerek gerçekleştirilecek. Köktendincilerle etkili mücadele edilecek: bu konuda da köktendincilerin terör eylemleri sürekli gündemde tutulacak, gazetecilerin köktendinci akımlar içindeki yolsuzlukları, baskıları, moralsizliği sürekli gündemde tutmaları sağlanacak, aralarındaki bölünmeler hızlandırılacak." Raporun daha sonraki bölümlerinde kategoriler daha detaylı olarak anlatılıyor ve Türkiye'yi ilgilendiren bölümler başlıyor.
Örneğin Köktendinci gruplar arasında El Kaide ile birlikte Kaplancılar da sayılıyor. Laik kategoriye en iyi örnek olarak Türkiye'deki Kemalistler gösteriliyor ve aslında milliyetçilik vb akımlar nedeniyle aslında laiklerin ABD'ye çok yakın bakmadıkları da raporda yer alıyor. Peki bu durumda en iyi ittifak olarak kim kalıyor? Rapora göre bu durumda en iyi ittifak Ilımlı İslamcılar'la yapılabilir...
Ve sıkı durun raporun 38. sayfasında Ilımlı İslamcı olark Türkiye'den Fethullah Gülen'in adı örnek olarak veriliyor. 39. sayfada da Ilımlı İslamcılar'ın en büyük eksikliklerinden birinin "ekonomik güç" olduğu vurgulanıyor ve maddi açıdan desteklenmeleri isteniyor. Raporda Türkiye'nin Ilımlı İslam için iyi bir madel oluşturduğu tespitinde bulunularak, bu konuda Türkiye'deki iktidarın desteklenmesinin altı çiziliyor.

Raporun daha sonraki bölümlerinde kategorilendirilen İslami grupların, kadın, evlilik, cihad, demokrasi, eğitim vb. konulara nasıl baktıkları da ayrıntılarla inceleniyor.
Raporun son bölümünde "Derin Strateji" başlığı altında da, ilk başta verilen "Yapılacaklar" daha da detaylandırılıyor. Burada en ilgi çekici olanı da, "Ilımlı İslami bir lider oluşturulması" başlığı altında ortaya çıkıyor: "Ilımlı İslamcılar'ın cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı ve demokrasi, insan hakları, kadın hakları konusunda etkili politikalar geliştirmeleri sağlanmalı. İslamın bir üst kimlik olduğundan çok, insanlarının kimliklerinin bir parçası olduğu işlenmeli, sivil toplum örgütleri oluşturarak Ilımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı..." Tabii raporda Türkiye'yi, Irak'ı ve tüm İslam dünyasını ilgilendiren bölümler ve hepimize tanıdık gelecek "uygulama önerileri" bulunuyor... Biz burada sadece raporu kısaca özetledik...Bilmek sabır ve araştırma istiyor. Bilen, bulmacayı daha kolay çözüyor...
 
Cevdet Akbay .. 23 Jul, 2008 04:05:08
avatar
Sevgili Harun Varlik;

(Kafasi karisiklari, bir iki cumle kurmaktan aciz oldugu icin kendi ismine bile sadece bir harf, x, koyanlara, ulusalcilarin sitelerindeki sacmaliklari buraya tasiyanlara bir diyecegim yok; onlarin istediklerini yazma ozgurlukleri var; ellerinde yagli ipler, beni domuz bagiyla bogmak icin can atiyorlardir. Allah bilir.)

Sevgili Harun Varlik’a bir iki sozum olacak. Madem sergilenen yanlislardan dolayi 1992’den beri iliskinizi kesmissiniz, en hararetli tepkiler neden sizden geliyor? Ayrilma sebepleriniz arasinda devletle iliskili olduklari yok diyorsunuz, oysa ayrildiginiz yil (92) bunlarin devletle flort ettigi doneme, bundan dolayi PKK ve Menzilcilerle catistiklari doneme rast geliyor. Hic dusundunuz mu, kendi kendinize sordunuz mu, 1990’larin basina kadar halka guzel hizmet eden bir orgut neden silaha sarilip kasaplik yapmaya basladi? Cemaat’I masum gostermek icin, “kendi cevresine yönelik yapmis oldugu yanlislardi” diyorsunuz. Nedir bu “cevresine yonelik yapmis oldugu yanlislar”? Cevresindekilerin tavuklari bahcelerine girince “kis kis” mi dediler; hayvanlarini otlak yerlerden mi kovdular; uc gun ust uste kus mu kaldilar? Sizin basite indirmeye calistiginiz “yanlislar” cinayetti; Menzil Grubu’na karsi gerceklestirilen cinayetlerdir dostum. Cinayetler basit bir “yanlis” olarak gorulebilir mi hic?

1995’te Kuzey Irak’a gidip PKK ile anlasma yaptiktan sonra silahlarini Izzettin Yildirim gibi masum insanlara iten sebep neydi? PKK’yi imana getirdigi icin mi ateskes yapti? PKK ile onlari bir araya getiren guc kimdi, merak ettiniz mi? Onlari baristiran guc, sakin ikisini bir birine kirdiran derin devlet olmasin! Her iki taraftan binin uzerinde Kurd evladimiz telef oldu, degdi mi yani, yazik degil mi? Hizbullahin eliyle PKK’yi terbiye edip Abdullah Ocalan’i Turkiye’ye getirmek icin mi bu catirsmayi baslattilar? Ocalan ikna oldugu icin ateskes yaptirdilar, olamaz mi? Yani Hizbullah’i tetikci olarak kullanmis olabilirle mi? En basindan beri tetikci olarak kullanmak icin Kur’an tutan, koylulere yardim tasiyan elleri silahlara alistirmis olmasin derin devlet! Akla gelen sorulari siraliyorum sadece, benden fotograf istemeyiniz.

Can alici bir soru daha… PKK ile silahli mucadeleye girisip her iki taraftan binin uzerinde Kurdumuzun katledilmesine sebep olan; ellerinde domuz bagi ile onlarca (belki yuzlerce, henuz kesin degil) masumu katleden Cemaat’in, Kurdistan’da cinayet isleyen rejimin gucleriyle, mesela ust duzey subaylariyla, ajanlariyla (erler emir eridir deyip gecelim; Veli Kucuk diyelim, Yesil diyelim, cinayet sebekesinin isimlerini siz veriniz) bir defa dahi olsun silahli catismaya girdigini duydunuz mu? Menzilciler, Kurdistan’i yangin alanina ceviren fasist subaylardan daha mi tehlikeliydi, yoksa olay patrona dokunmama meselesi miydi? Siz cevap veriniz, aralarinda bulundunuz, mutlaka bir cevabiniz vardir.

Sakin cevabinzi mezara goturmeyin lakin orada bu susmanizin hesabini vermek zorunda kalabilirsiniz. Mesela neden “ajan” diye yakalayip sorguya cektikleri genelde ya dindar ya da Kurd idi? Neden aralarinda, Kudistan’da koylulerimize pislik yediren bir komutan yoktu, bacilarimizin irzina gecen bir subay yoktu? Neden Cevik Bir, mesela, Vural Savas veya Kemal Guruz yoktu? Ornek veriyorum. Hedef aldiklari Kurd isadamlarinin yaninda neden Rahmi Koc veya Aydin Dogan yoktu? Neden Hizbullah’in hedef aldiklari hemen hemen herkes ayni zamanda rejim tarafindan muhalif olarak bilinen insanlardi? Neden Kemalist rejimin Kurdleri dindarlastirmasindan cekindigi Izzettin Yildirim? Ne gunahi vardi Izzettin Yildirim’in?

Neden Fethullah Gulen, neden Milli Gorus? Hizbullah’in bunlara karsi silahlarina mermi surdugu donemde, her iki cemaatin de 28 Subat’in muktedirleri tarafindan hedef tahtasina oturtulmasi manidar degil mi? Rejimin sille tokat cektigine onlarin yagli urgan ve silahlarla yonelmesi manidar degil mi? Haydi diyelim Fethullah Gulen devlet ajani ve Kurdleri asimile etmek yuzunden suc(¡) isliyor; Milli Gorus’un ne kabahati vardi? Yasar Nuri Ozturk Fethullah Gulen’den daha mi rejim muhalifidir? Neden Ozturk gibilere degil de Gulen gibilere dusmandir Cemaat? Neden Cevik Bir gibileri degil de Izzettin Yildirim’lari hedef aldi Cemaat?

“Konusmanin bir zamani olduguna inaniyoruz” diyorsunuz… Kabul. 1992’den bu yana 16 yil gecmis; hala konusma vakti gelmedi mi? Ayrildiginizda konussaydiniz belki Izzettin Yildirim katledilmeyecekti? Mezar evler olmayacakti belki? Menzil Grubundan hayatini kaybedenler, PKK ile catismalar olmayacakti belki. Konussaydiniz desifre olacaklardi belki… Ama siz “Bizim katilimiz iyidir, belki kan doke doke bikar da cinayet islemekten vazgecer” diye dusundunuz… Oysa bir sefer kan dokmeye alisan devamli kan dokmeye devam eder… Menzil Grubu tasfiye edildi, PKK ile silahli mucadeleye girisildi… Atestes ilan edildikten sonra bu defa canlari sIkIldI, “Ne yapsak, ne yapsak acaba, tamam, yagli urganlari getirin, biraz da domuz bagiyla katledelim” deyip cinayetlere devam ettiler. “Delil var mi?” diye soracaksiniz, biliyorum. Delil yok mu? Neden domuz baglari konusunda bir kelime bile etmiyorlar? Siz iclerindeydiniz, konusun, ogrenelim. Konusmadiginiz icin islenen cinayetlerden siz de sorumlusunuz dostum; “Zamani gelince konusurum” bahaneleri sizi bu sorumluluktan kurtaramaz.

“Yapalim derken tamamen bozmak istemem” diyorsunuz… Peki simdiye kadar susarak ne yaptiniz, hangi cinayete mani oldunuz? “Herkes kendi cevresini temizlesin kanaatindeyiz, pkk’li arkadaslar kendi iclerini, hizbullah kendi icini, fethullahcilar da kendi iclerini degistirsinler” diyorsunuz, haydi Fethullahcilar Turanci (¡) olduklari icin onlari bir kenara atalim; Abdullah Ocalan’in tayinini Imrali’ya istedigi gunden beri PKK’lilar bir ozelestiri yapiyorlar; ayni seyi Cemaat’tekiler neden yapmadi simdiye kadar? 1992’den beri suskunsunuz, neden cikip konusmadiniz? Sizi de domuz bagiyla katlederler diye mi korkuyorsunuz?

“Ben Izzettin ve Menzil olaylarinda yanlislik oldugunu hicbir zaman inkar etmedim. Yanlis babamdan geldigi günde karsi cikmisim ve cikmaya devam ederim” diyorsunuz; ama bu cinayetler belki siz sustugunuz icin islendi. Hic cikip sesli olarak Izzettin Yildirim cinayetini gundeme getirdiniz mi? Menzil grubuna karsi islenen cinayetleri elestirdiniz mi? Birileri gundeme getirince de, “Konusmanin zamani var” deyip onlari da susturmaya calismaktan baska ne yaptiniz siz? Izzettin Yildirim yakana yapistiginda ne cevap vereceksiniz, merak ediyorum.

“Sunu son olarak söylemem gerekir ki konusma zamanini da ben belirlerim. Belki de benimle mezara gider, ki eger böyle kindarliga sevkedecse bu yazilar, hic konusmamayi yeglerim” diyorsunuz. Kusura bakmayiniz 16 sene konusmayan bir insan bundan sonra hic konusamaz. Konusmamaya kilif aramayiniz, “Domuz baglarindan korkuyorum” veya, “Ben Osman Ocalan’in rolunu yapiyorum, ciktim gibi yapip icindeyim” deyin, cikin isin icinden. Duzeltmek icin ozelestiri yapmak gerekir, sorgulamak gerekir. Sorgulamadiginiz muddetce kimse hatasini kabul etmez. Islenen cinayetlerin uzerinden neredeyse yirmi yil gecmis, cikip bir cumlecikle dahi olsun ozelestiri yapmiyorlar; Allah’tan magfiret dilemiyorlar. Nasil degisecek bunlar Harun Varlik dostum? Siz en iyisi konusmayiniz, konusmalarinizi Mahkeme-i Kubra’ya birakiniz. Orada vereceginiz hesap vardir. Allah sizin ve bizim yardimcisi olsun.
 
 
harun varlik .. 23 Jul, 2008 04:28:19
avatar
eger cevdet arkadasimiz rahat edecekse bir kac cümleyle onun isteklerine cevap vereyim.
evet cevdet bey senin ifade ettigin izettin yildirim ve menzilcilerin disinda bir sürü masum insan o hunhar cinayetlere kurban gitti.domuz baglari sonuna kadar dogrudur, istedikleri kadar inkar etsinler,öldürmek istedikleri insanlarda bahane olarak kasete konusturup infaz ettiler.bu kasete alinmalarin amacida ,ilerde cikabilecek sesleri önlemek ve katlini mesrulastirmak icin hazirlanan bir komploydu"bakin adam kendi agziyla itiraf ediyor, ben ajanim diyor".yoksa o kasete almanin baska amaclari yoktu.bu tüm örgütlerin basvurdugu klasik bir oyundan baska bir sey degildir.ama gelin görünki,o kasetler onlarin isine yaramadi.artik bu konuda kimsenin süphesi kalmamis, istedikleri kadar inkar etsinler. isim isim aciklanabilinir. ancak, bunun kissasini yapacak bir merci varmi,veya bunun hesabini sorabilirmisiniz?ama sabirli olursanizhareket kendi barsaklarini bir gün temizler.tarih boyunca hic bir haksizlik gizli kalmamis.sayet insanlar ortaya cikarmazsa toprak onu kabul etmez ve disari cikarir, izhar eder.kandan beslenen sahislar ve örgütlere Allah lanet etsin,insanlarin ölümüne sevinen günyüzü görmesin ve dizlerini dövsün.Yapilan haksizliklar elbette Allahin gayretine dokundu ve Ilahi sille oyle bir ses cikardiki onu duyan duydu, anlayan anladi,anlamayan ise bu asamadan sonra anlamayacaktir.simdi cevdet, ögrendin. ne yapacaksin veya ne yapalim.onlarin yaptigi yanlisi bizdemi yapalim.hayir kendi hatalarini kendileri itiraf edene kadar sabirla beklemekten baska care yoktur."asagi tükürsen biyik yukari tükürsen sakal" misali. Allah korusun yada t.c ye ispiyonculukmu yapalim. simdi karar senin.eger rahatlamak bu kadar basitse buyrun biraz rahatlayin.
Hüseyini meselenin asil sorumlusu olarak ileri sürmekte aptallarin isi olur.bu yanlislar islendikten belki 3-4 ay sonra hüseyinin haberi olurdu.haber ulasana kadarda bin bir dezenformasyona ugradiktan sonra ulasir.Sizkerden rican biraz örgütcülük bilgisini ögrenin.bes asagi bes yukari hepsi aynidir.ve su an islami kesimde cemaatvcilik yapiyorum diyen tüm islami kesimler yalancidir. hic biri cemaat olamamis.hepsi dahil örgütcüdürler.
NOT: bu yazdiklarima itiraz eden olursa, isim, yer belirtecegimden ben sorumlu degilim.ya mertce kabul ederler,yada susarlar,simdiye kadar oldugu gibi.
 
 
Huseyin Kara .. 23 Jul, 2008 06:39:56
avatar
Merhaba Nasname okurları;

Ya simdi arkadaslar herseyi ergenekon kurduysa, bu siteyide kurmus olmasın. Bunu
niye soyluyorum yani boyle diyerek bir yere varamıyoruz. Eger boyle kaybolmusluk
varsa en iyisi Marksist metodu kullanmaktır.

Yani ne yapmak gerekir, haber kaynaklarını caprazlamak, sonra bu
haber kaynaklarını oncelige gore sıralamak, kimin kime cıkarı var ona bakmak gerekir.

Simdi soruyorum, Ergenekon Hizbulahı burdurduysa. Buyuk ihitmallede
kurdurmusturda. Bu haberin yalan oldugunu nerden cıkartıyorsun derseniz.

Simdi hic Hizbullahın lideri alay konutanı ile acık alanda yemek yermi.
Sakamı bu. Jitem in bile liderleri dogrudan genelkurmaya hesap veriyo. Alay
komutanı yerelle cok iliskisi olan bir insandır. Birde alay konutanı degisir.Boyle gizli bir operasyonun alay komutanımı yonetiyo, iliskeniyo.

Birde adamın yanindaki adam Hizbullahın lideri idi demesi ne demek.
Belki cok benziyen birisi. Bu adamın gozleri iris taramasımı yapıyo. Seneler sonra tipi hatırlıyo.

Simdi buraya getirsek, eminmisin son
kararın mı desek ne diyecek. Kimse seneler once gordugu bir insanı kesin oydu diyemez.

Ayrıca, bu zaman gazetesinin 19 aralik katliamında yazdıklarını da hatırlıyorum. Zaten yalan olmasa dincilik olmaz, yalan olmasa fethullah varolamaz........
 
 
Cevdet Akbay .. 23 Jul, 2008 06:55:15
avatar
Muhterem Harun Varlik;

Evvela samimi oldugundan suphe duymadigim aciklamalariniz icin tesekkur ediyorum.

Butun bu sorulari sormamin, meseleleri kurcalamamin amaci, kendi egomu tatmin etmek icin mi saniyorsunuz?

Zulum rejiminin pencesinde inim inim inletilen, katledilen, tecavuz edilen, pislik yedirilen insanlarimiz birbirini oldurmesin, olmesinler istiyorum. Yarinin cumhurbaskanlari, basbakanlari, bakanlari, milletvekilleri, doktorlari, ogretmenleri, avukatlari, muhendisleri, isadamlari olacak kapasitede olan genclerimizin daglarda telef olmamasini istiyorum.

Oldurulen bir gerilla da, kursunlara kurban giden bir asker de yuregimi yakiyor; ikisi de insan, ikisi de bizim evlatlarimiz; ikisinin de sevenleri, mutluluklarina sevinen, bir hic ugruna oldurulunce aglayanlari var. Akan kan dursun, goz yaslari dinsin istiyorum. Genclerimizi daglara cikmaya zorlayan sistemin ve onu yuruten zalimlerin oyunlarini gorelim artik istiyorum; kani bes kurus etmez Sener Eruygur, Veli Kucuk gibi haydut zalimler bizi boyle kullanmaya devam etmesin istiyorum. Gozlerimizi acalim, bizi bize cellat yapan, mezarimizi en yakin kardeslerimize kazdiran asagilik haydutlari, kirli oyunlari gorelim artik istiyorum.

Silahlar sussun, oldurmeler dursun istiyorum. Silahin, zorbaligin aciz insanlari yontemi oldugunu, cesur ve medeni insanlarin yontemi diyalog, karsilikli olarak meseleleri muzakere etmek oldugunu bilelim istiyorum. Allah’a inanan ile Allah’a inanmayan; dindar ile dinsiz, laik ile antilaik, komunist ile demokrat, sagci ile solcu, Alevi ile Sunni vesaire birbirine silah namlusu dogrutlmadan, birbirinden korkmadan beraber yasasin istiyorum. Silahlarin yerini diyalog alinca zalim rejimin eli kanli haydutlari bizi bir birimize kirdirabilirler mi? Bizi birbirimize dusman edebilirler mi? Edemezler.

Niye bildigini soylemekten cekinmeyen Ebu Zerr-i Giffari’lik yapiyorum? Neden Donkisotluga soyunup Genelkurmay’daki cuntacilara (TSK’nin icindeki herkesin cuntaci olmadigini biliyorum), PKK’ya (PKK icinde kan dokmenin artik care olmadigina inananlarin varligina inaniyorum), Hizbullah’a (Cemaat icinde de gecmisiyle yuzlesenlerin azimsanmayacak kadar cok olduguna inaniyorum), suna buna catiyorum! Arkamda ordum, devlet gucum mu var? Korkusuz muyum ben? Hayir… Arkamda Allah’tan baska hicbir gucum yok. Bircok insani karsima aldigim icin korkuyorum da, itiraf edeyim. Ama bu korkum olmekten degil, olumden korkmam, olume gulerek giderim, olumu olumsuzlugun baslangici olarak gorurum cunku. Korkum, olumumle, “Cok konustu, yadi da ne oldu? Pisi pisine gitti iste!” propagandasiyla mazlumlarin cesaretinin kirilmasi ve canilerin yuz bulmasi ihtimalidir.

Onun icin son nefesime kadar kanin durmasi icin soyleyecegimi soylemekten cekinmeyecegim. Konusmadan meseleler cozulmez; yargilamadan kimse konusmak istemez. Baski kurmadan cozulmeler olmaz. Siddet taraftari olan PKK da Cemaat de (Hizbullah) cozulup tasfiye olacaklar, bundan kacislari yok. Cunku onlar kendi potansiyelleriyle, gucleriyle o kirli islere girmediler; onlari kullanan, veya daha hafif bir ifadeyle, onlara cinayet isleme cesareti veren derin yapi catirdiyor; rejim bagirsaklarini temizliyor; bagirsaklardaki kirlilikler (cinayet sebekeleri, ceteler, PKK ve Hizbullah gibi siddet taraftarlari orgutler vs) disari atiliyor.

Daha dune kadar pervasizca cinayet isleyen ama kendisine dokunulmayan Veli Kucuk yakasindan tutulup hapse atildi, onun patronu Sener Eruygur, kendisini tutuklamaya gelen polis karsisinda tedirgin olup CHP’li milletvekilini ariyor; onlari kullanan CHP, “Bizi ne zaman tutuklayacaklar acaba” tedirginligi yasiyor; CHP’yi kullanan derin yapi kan-ter icinde kotu akibetini bekliyor. Kimse bu gelismeleri sadece AK Parti’nin icraati olarak gormesin. Bu, Ittihat ve Terakki geleneginin tasfiye hareketidir; zulum rejimindeki urlari temizleme operasyonudur, rejimi demokratiklestirme planidir. Bu plan Turkiye’deki bircok kurumda bulunan ve legaliteden yana olan insanlarin ortak iradesiyle uygulanmaya konmus ve operasyon basariyla sonuclanana kadar devam edecek. Siz bakmayin, “Ergenekon’dan birsey cikmaz, fasa fiso” diyenlere. Mezarlikta gezerken korkup islik calmaktir bunlar. Siranin kendilerine geldigini bildikleri icin olayi ortbas etme manevrasidir bunlar.

Bu temizlik yapilirken, gonul ister ki Hizbullah icindekiler de ortaya cikip kirli isleri desifre etsinler. En azindan operasyonun daha hizli tamamlanmasina katki sunmus olurlar. Yoksa onlar istese de istemese de, konussalar da konusmasalar da operasyon olacaktir. Cemaat ve PKK’nin icindeki derin kirlilikler temizlenecektir. Turkiye’de tam demokrasi hakim olunca; simdiye kadar ortami germek icin komsularini dusman goren zihniyet ortadan kalkacagi icin Guney Kurdistan bagimsiz bir devlet olarak kabul edilecek, Turkiye Kurduyle, Turkuyle butun irklariyla kardesce yasanir bir hal alacaktir. Butun bunlar gerceklestikren sonra olsem de gam yemem.
 
 
macin .. 23 Jul, 2008 09:31:03
avatar
Harun Varlik beyden cevap ricasi,
Cevdet bey ve sizin giristiginiz polemige konu son donemdeki siyasi cinayetler neticede herbir siyasi muhalefette olmus-olasi olaylar.Bunlarin uzerinde spekule yapilinabilir. uzun donem tarihten ders cikaramayan bizlerin , kisa metrajli tarihten ne ders cikarabilecegimiz bizlerin kuskuculugumuza kalsin ltf.
Takipci olmakla beraber ilk defa yazmamin sebebi ozellikle Huseyine bizlerden daha yakin oldugu anlasilan Harun varlik beyden bir cevap beklentim..:
Menzil grubu veya Izzeddin beyin olumlerine neticede micro duzeyde guc kavgasi sonuclari olarak bakabiliriz. Ama bir yok edis daha var ki totalde insanimizin kendi beynine siktigi kursun misali gelir bana hep.
Ubeydullah Dalar ,iki universite bitirmis, arapca, farsca ve ingilizceyi tercume edebilecek derecede bilen, geleneksel medreseden mezun, gelenegi ve moderniteyi sahsinda meczetmis aydin-entellektuel bir insan.
Ubeydullah bey bir sabah evinin onunde 16 yaslarindaki iki genc tarafindan ellerindeki demir sopalarla olduruldu.
soru: Bu olayin da yapildiktan sonra, dezinforme edilip Huseyine sonradan ulastirilan bir olay oldugunu bize soyleyebilirmisiniz?
Yoksa yetismesi bir gelenek icinde yillari alan ubeydullah bey gibi bir entellektuel degerin yok edilmesinin gunahi hep hizbullahin ustunde mi kalacak? Diger bir deger Musa Anter in yok edilmesi cozuldu mesela.
-Cevdet bey gocunmasin ama, ben bu olayi izzeddin beyinkinden daha vehim buluyorum
 
(Nasneme.com - Cevdet Akbay'ın yazısına yapılan yorumlardan alınmıştır.)
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.