1. YAZARLAR

  2. Muhammed Taha Uğurlu

  3. BİR MODERNİZM ELEŞTİRİSİ: POSTMODERNİZM
Muhammed Taha Uğurlu

Muhammed Taha Uğurlu

Yazarın Tüm Yazıları >

BİR MODERNİZM ELEŞTİRİSİ: POSTMODERNİZM

A+A-


Dünya tarihinde 18. ve 19. yüzyıllar insanlık için bir dönüm noktasıydı. Hızlı sanayileşmenin etkisiyle toplumun refah seviyesindeki artış bilim ve teknolojideki gelişmelere de yansıdı. Çeşitli dünya görüşleri ve felsefî akımlar meydana geldi.

Bunun sonuncunda insanlık, dünya yüzeyindeki tüm dinî inanışları ve birçok anlayışı tartışmaya, bilimin tek gerçek olduğunu kabul etmeye başladı. Ta ki İkinci Dünya Savaşı patlak verene kadar...

Bu kanlı savaş sonucu bilimin ve teknolojinin insanlığın zararına da kullanıldığı görüldü. Yüksek bir enerji kaynağı olarak görülen atomun parçalanması olayı insanların üzerine ölüm kusan bir canavara dönüştü; insanlığın yararı için kullanılması gereken petrolden, silahlar, savaş araçları ve ölüm makineleri icat edildi. Böylelikle insanlık modernizmi tartışmaya açtı. Bunun sonucunda yeni bir anlayış yani Postmodernizm doğdu.

Bu akıma göre modernizmin getirdiği her şey yenik düşmüştür; insanı ileriye götürmek için yapılan bütün bu gelişmeler aslında insanı daha da geriye götürmeye, çağ atlattığı söylenen kimi teknolojik gelişmeler, insanı aptallaştıran birer araç olarak kullanılmaya başlamıştır.

Baktığımız zaman Postmodernizm katı bir anlayış olmasının yanında haksız sayılamayacak düşünceleri de barındırmaktadır. Örneğin Dünya barışını korumak için kurulan BM, bu amaç doğrultusunda hareket etmedi.

Afrika’yı yıllar boyu sömüren bu kuruluşun mensupları orayı açlık ve sefalete terk ettikten sonra masum görünmek adına oraya insanî yardım götürmekte(!) Bunun haricinde tüm dünyanın gözü önünde Bosna’nın, Halepçe’nin, Suriye’nin ve daha birçok coğrafyanın katledilmesine seyirci kalındı. İnsanların birbirlerine daha kolay ulaşması ve iletişim kurması amacıyla üretilen televizyon ve internet gibi multimedya araçları daha çok siyasî otoritelerin propaganda aracı ya da Kapitalist şirketlerin daha fazla ürün satmak için kullandıkları birer pazarlama araçları olarak kullanıldılar. Hatta toplumun eşitliği ve kollektifliğini savunan Kominizm gibi düşünce sistemleri bile bunu tam aksini yaparak insanları bu düşünce etrafında köleleştirdi, Bolşevik İhtilali’nden İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar yaklaşık kırk milyon insanın ölümüne sebep oldu.

İşte Postmodern anlayış, insanlığın yararına olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin çöktüğünü, bize sunulan dünyanın aslında aldatmacadan öteye gitmediğini söylemektedir. Bu anlayışın etkileri çok geniş olmakla birlikte edebiyata da yansımaları derinden olmuştur.

Postmodern edebiyata göre kurmaca ile gerçek iç içedir, romanın aslı ile hayatın aslı fark etmemektedir. Bu anlayış çerçevesinde “Üst Kurmaca” adı verilen bir teknikle yazarın metnin içinde bulunmasını sağlayarak romanı bu şekilde yazdılar. Yani metnin kendisini sorunsallaştırmak hayatı sorunsallaştırmaktır. Çünkü hayat da bir metindir. Büyük kurum ve kişiler tarafından kurgulanmıştır. Samuel Beckett’ın dediği gibi “Anlatılacak bir şeyin kalmadığı bir dünyada edebiyat, kendini anlatmak zorunda kalmıştır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.