1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. Bir Kurban Daha
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Kurban Daha

A+A-

Şanlıurfa Karaköprü Sosyal Rehabilitasyon Merkezinde kalan 13 yaşındaki K. D. Adındaki kız çocuğu, önceden maruz kaldığı cinsel istismar nedeniyle psikolojik destek görmesi ve iyileştirilmesi amaçlıyla bu merkeze yerleştirilmişti. Rehabilitasyon merkezinin önünden 4 Aralık günü kaçırılarak dövüldü ve tecavüze uğradı. Failler kız çocuğunu yol kenarına atarak kaçtı. Bir vatandaş kız çocuğunun perişan halini görüp güvenlik birimlerine haber verdi. Kızın ifadesi doğrultusunda devlet hastanesinde çalışan iki sağlık çalışanı ve bir güvenlik görevlisi, suçlular tutuklandı.

Bu haber üzerine, inançlı kesim olarak yapacağımız ilk yorum ‘Allah’ın kitabından uzaklaşan toplumların kaçınılmaz sorunları ve kurbanları’ anlamında söylemler olacaktır. Bunun doğru bir tespit olması bizim bu caniliklerde ve adaletsizliklerdeki sorumluluğumuzu kaldırmıyor.

Bu yorumlamanın bizi aklaması düşünülüyor, genellikle. İnancını yaşamaya çalışan, ideal ilişkilere sahip olduğunu varsayan bizler; kendimizi bu sorunlardan beri hatta neden sonuç ilişkileri kurarak beklenen son, hak edilen bir ceza olarak değerlendiriyoruz, mağdurların başına gelenleri.

Bu bakış açımız nedeniyle, toplumun ahlaki çöküntüsü ve toplumun en zayıf-zayıf bırakılmış kesimleri olan kadın ve çocukların maruz kaldığı şiddet ve istismara ideolojik bir tavırla mesafeli duruyoruz. Ayrıca böyle konuları konuşmak biz ahlaki hassasiyeti(?) olan kesimleri rahatsız ediyor!

 Konuşmaktan geri durmamız, görmezden gelmemiz toplumsal vicdanımızın ve mazlumdan olma yükümlülüğümüzü kavrayamamamızdan kaynaklanıyor. Bu sorumsuzluğumuz ve zayıfa sahip çıkmamamızın sonucu olarak suçlular çarpık yargı sisteminin açıklarından faydalanarak cezasız kalıyor, bu cezasız kalış suçlu adaylarını cesaretlendiriyor.

Bu zulme ses çıkarmamız için bir sebep olarak değil(bana da zararı olur diye tepki geliştirmek, çıkarcı bir anlayıştır) ama bu sessizliğimiz sonucunda er ya da geç bu sapık fikirli insanların elinin sahipsizlerin dışında, koruyup gözettiğimiz çocuklarımıza da yetişmesi hiç de uzak bir ihtimal değil. 

Endişeliyim, çünkü bu kimsesiz kızın yalnızlığından, zayıflığından, yaşadığı bu yaşından büyük zulümlerden dolayı korku ve şaşkınlığın şoku nedeniyle bilinçsizleşmiş halini kötü niyetlerine kurban eden bu canilerin ceza almadan kurtulabilme ihtimalinden dolayı huzursuzum.

 Endişelenmek için sebeplerim var. Geçen yıl 30’a yakın kişi tarafından cinsel istismara uğrayan ilköğretim öğrencisi kız çocuğunun davası sonuçlanmış, ‘kendi rızası olduğu’ varsayılarak suçlular hak ettikleri cezayı almamışlardı. Mağdur olan suçlu bulunmuş, suçlular aklanmıştı.

Bütün bunlarla birlikte bu küçük kızın bedenine el uzatmış canilerin cezalandırılacaklarını varsaysak bile, hayata böylesi darbelerle başlamış bir çocuğun yarının olabileceğini düşünebilir miyiz? İlk mağduriyetinden güç alan bu canilerden sonra gelecekte hangi canilerin bu kızımızın yaşadıklarından cesaret alıp tekrar yeltenmeyeceğini garantileyebilecek miyiz?

İdeal yaşam ile ilgili her kesimin söyleyecek sözü mutlaka vardır. Bizler de toplumun nasıl olması gerektiğine dair kanılara sahibiz. Ancak içinde yaşadığımız gerçekler üzerine sorgulamalarımızı yapmalıyız. Bu kızımızın başına gelen felakette her kesin üzerine düşen sorumluluğu tespit etmeli ve eleştiriyi yapmalıyız. Sorumlular cezalandırılmalıdır.

Anne-babasız kalmasıyla başlayan mağduriyeti, devlet koruması altında devam etmiştir, kızımızın. Zaten çetin bir imtihan sonucu yaralarının sarılması için getirildiği rehabilitasyon merkezinde gerekli ilgiyi görmemiştir. Edindiğimiz bilgilere göre kaldığı merkezde psikolog, sosyal hizmet uzmanı bulunmamaktadır. Alanı olmayan yüksek okul mezunu sözleşmeli elemanlarla mağdur çocuklar ‘rehabilite’ edilmeye çalışılıyor.

 Olay yaşandıktan sonra bu vahşetin duyulmaması için kurum yöneticileri inanılmaz çaba harcıyorlar. Gayret çocuğun duygularının ve kişiliğinin korunması için değil, bu kızımızın korunmasından sorumlu kurumun yöneticilerinin bir zarar görmemesi. Koltuklarının sallanmasından kaynaklı endişeler.

Suçu işleyen zanlıların aile ve çevreleri onları aklamak için bin dereden su taşıyacak ve geçmişteki örneklerdeki gibi ‘kızın rızası’ oluşturulmaya çalışılacaktır. Belki de önceki yarası deşilerek karakteri sorgulanacaktır. Aileler kendi evlatlarının özgürlüğü için bir mazlumu tekrar tekrar kurban verecekler.

Bizler aile ortamlarımızı bu tür felaketlere karşı bir garanti olarak değerlendirip, halimize şükredeceğiz. Şükrün edası paylaşmaktır. Kendimiz için oluşturduğumuz güvenli limanları toplumun zayıflarına sağlamadıkça şükretmiş olmayız. Yaşanan her vahşetin sorumlularından biri de biziz.

Bu kızımızın başına gelen felaketin sorumlularının aklanmasına izin vermeyelim. Yenilerinin yaşanmaması için birey olarak yanı başımızdaki mazlumdan sorumluyuz, devlet de kurumlardaki ve dışarıdaki bütün çocuklardan sorumludur. Sorumluluklarını devletin yerine getirmesi için yapacağımız her tepkimiz vicdani borcumuzdur. Suçun seyircisi olarak suça ortaklık yapmamalıyız. 

KARİKATÜR: FATMA PALA
UFKUMUZ.COM

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.