1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Bir İlke Altmış Üç Ülke
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir İlke Altmış Üç Ülke

A+A-

 

İslam dünyasının kendi içindeki sorunlar ile bu dünyaya dışarıdan yapılan müdahalelere hangi perspektiften bakılmalı? Bu ikisi arasında ilkesel bir fark olmalı mı? Fark olacaksa, bu farkı belirleyen ilke ne olacak ve kim bu esası belirleyecek?

İslam’ı resmi din olarak belirleyen ülke sayısı 27 olarak kayıtlara geçiyor. İslam’ı resmi din olarak belirlemeyen ülkeler ile nüfusunun büyük bölümü Müslüman olan ülkeler de bu sayıya eklendiğinde İslam ülkesi sayısı 63 ülkeye çıkıyor. Bu 63 ülke, sadece demografik açıdan değil, siyasi coğrafya bakımından da ümmetin ana gövdesini oluşturuyor.

İslam ülkelerinin her birinin kendi içinde ve birbirleriyle ilgili sorunları, zaman akışı içerisinde nitelik ve nicelik açısından farklılıklar göstermekle beraber hep olagelmiştir, olmaktadır ve bundan sonra da olacaktır. Öteki dünyanın güçleri de kendi çıkarları doğrultusunda İslam dünyasının iç sorunlarına müdahil olup İslam ülkelerinden birine veya birden çoğuna paydaş, ötekine savaş pozisyonu alabilmektedir. Benzer durum, bir ülkenin içindeki taraflar için de vaki olabilmektedir. Birinci paragraftaki sorulara verilecek cevap, böyle durumlarda yaşamsal önem kazanmaktadır. Dinde kardeş olduklarımızla yaşadığımız sorunda veya çatışmada, dindaşımız olmayan ve dinimizden de hoşlanmayan hatta düşmanlık eden güçlerin birimizin yanında yer alması veya problem yaşadıklarımızdan birine saldırması durumunda alacağımız pozisyon ne olmalıdır? Dinde kardeş olan sorunlu tarafımıza karşı dış güçle işbirliği mi yapacağız, dış gücün saldırısına sessiz mi kalacağız yoksa kardeşlerimizle aramızdaki sorunu askıya alıp dış güce karşı ortak bir direniş mi göstereceğiz? Hangi tutumu neye göre belirleyeceğiz?

Delaleti kat’i olan yani ifade ettiği anlam açık ve kesin olan vahyi bildirimler, İslam’ı din olarak kabul edenler için birer ilke ve uyulması gereken yoldaki işaretler hükmündedir. “Muhakkak ki, müminler kardeştir” ayeti, bu kapsamdaki bildirimlerdendir. Bu ayetin, kardeşlik hukukuyla ilgili diğer hükümlerin, dolaylı olarak cihadi hükümlerin de bir bakıma temelini oluşturuyor.

Konuya ilişkin çok basit ve anlaşılır bir örnek: İki kan kardeşi kavga ederken üçüncü ve yabancı biri kardeşlerden birinin lehine ötekisinin aleyhine kavgaya müdahil olsa, anormal istisnalar hariç iki kardeş kendi arasındaki kavgayı bırakır ve müdahil olan üçüncü kişiye karşı birleşirler. Kardeşlik hukuku ve kardeş sorunları ile yabancının müdahalesi arasına açık ve net bir çizgi koyarlar.

Kan kardeşliğinde geçerli olan bu kural, din kardeşliğinde çok daha geçerlidir ve zorunludur. Yekdiğeriyle sorunlu olan iki mümin birey, grup veya devlet, (I)din kardeşinin aleyhine gayri müslimden yardım isteyemez, (II)gayri müslimin, sorun yaşadığı kardeşine saldırmasına sessiz kalamaz, (III)sessiz kalamayacağı gibi kardeşinin yardımına koşmakla da yükümlüdür.

Kardeşlerden birinin gayri müslimi yardıma çağırması veya onun olaya müdahil olmasına sessiz kalması ötekine de aynı yanlışı yapma hakkı vermez. Zira yanlış, yanlış bir fiilin meşru delili olamaz, ona meşruiyet sağlayamaz. Çoğumuz bu durumlarda sınavı kaybediyoruz. Muhatabımızın yaptığı yanlışa düşüyor, onun yanlışını kendi yanlışımıza delil olarak kabul ediyoruz. Oysaki gücümüz başkasına yetmese bile kendimize yeter.Yanlışı tekrar yerine doğruyu seslendirmede ve doğruya bağlı kalmada ısrarcı olmak, inanmış insanların inancının gereğidir.

Bir İslam ülkesinin dinde kardeş olduğu ülkeye karşı bir süper gücü yardıma çağırması, ötekine de öteki süper gücü yardıma çağırmasını caiz kılmaz. Bu yanlış yapılırsa, zillet ikisi için de kaçınılmaz olur. Müslüman kardeşlerden biri gayri müslime sığınır, öteki bundan sakınırsa, sığınan zelil olur. Somut örnek babından Arabistan’ın tavrı en ibret verici olanıdır. Arabistan’ın, sorunlu gördüğü İslam ülkelerine ve Filistinlilere karşı Amerika ve Siyonist rejime sığınması, dörtyüz milyar Dolar haraç vermesine neden oldu. Bu da yetmez, Amerika tarafından ‘sağılması gereken inek’ olarak nitelendirildi. Bu denli tahkir, tazyif ve aşağılanmaya maruz kalmanın nedeni, Allah tarafından bildirilen temel ilkenin gözardı edilmesidir. Gayri müslimle müslimin aleyhine işbirliği yapmak, izzetin yerini zilletin almasına yol açar.

Yakın tarihte İslam dünyasında cereyan eden bir yaklaşıma defalarca tanık olduk. Bir devletin kendi iç muhalifleriyle ilgili bir sorunda veya bir diğer İslam ülkesiyle yaşanan problemde taraflar, karşıdakine galip gelmek için gayri müslim güçlere çok ciddi tavizler verdiler. Oysaki o tavizlerin yarısını dinde kardeş oldukları muhalifine verseydiler sorun, müslimi gayri müslime muhtaç etmeden çözülürdü. Gayri müslime taviz vermeyi, müslümana taviz vermeye tercih etmenin, İslam’ın müminler için öngördüğü temel prensiplerden ve kardeşlik ilkesinden ne denli bir sapma ve uzaklaşma olduğunu bütün dünya müslümanlarının düşünmesi gerekmektedir.

Hukuk açısından konuya yaklaşırsak, İslam savaş hukuku ile ilgili temel ilkeler ve içtihadlar da kardeşlik ilkesiyle uyum içindedir; dahili ve harici meseleler arasındaki sınırı net bir şekilde ayırmaktadır.

Kural bir: İslam savaş hukukuna göre gayri müslimler tarafından işgal edilen bir beldedeki tüm müslümanlara, işgalcilere karşı savaşmaları farz-ı ayn olur.

Yani küfrün işgali, cihadın ayni olmasının nedenlerindendir. İşgale uğrayan ülkedeki müslümanlar ikiye ayrılıp birbirleriyle savaş halinde olsalar bile, gayri müslim saldırısı olunca, kendi aralarındaki ihtilafı bırakıp ortak direnişe geçmekle yükümlüdürler.

Kural iki: Gayrı müslimler tarafından işgal edilen İslam beldesinin ehli, düşmanı yenmede yetersiz ve zayıf kalırsa, o beldeye yakın olan müslümanlar üzerine de savaşmak vacip olur. Yakındakiler de yetersiz kalırsa, savaş teklifi dalga dalga tüm müslümanları kapsayacak kadar genişler.

Yani birbiriyle sorunu olan iki müslüman ülkeden biri gayri müslimlerin işgaline uğrar ve işgal edilen müslüman ülkedekilerin direnişi yetmezse, onlarla ihtilafı olmayan müslümanlara da ihtilafı olan müslümanlara da yardıma koşmak farz olur.

Üçüncüsü kural: Savaşın farz-ı kifaye olduğu bir yerde bile müslümanların gücü yetersiz kalırsa, civardaki müslümanlar silahlı ve mali destek vermekle mükellef hale gelir. (Zuhayli, el-Fıkhü el-İslamiyyetu ve Edilletuhu, c:3, sh: 714-716)

Kural dört: Fıkıhta ‘nefy’üssebil’ kaidesi vardır. Kafirin müslüman üzerindeki tasallutunun kabul edilemeyeceğini ifade ediyor. Bu fıkhi kurala binaen müslümanlar ile kafirler arasındaki her türlü ilişki ve muamele, eğer kafirin müslümanlar üzerindeki tasallutuna sebep oluyorsa, o tasallutun devamını sağlıyorsa o muamele şer’an caiz değildir. Bu hüküm, bireyden devlete kadar herkes için geçerlidir.

Bu fıkhi kural, Nisa suresi’nin 141. Ayetindeki ‘Allah, müminlerin aleyhine, kafirlere asla bir yol vermez’ ilahi bildirimine ve ‘İslam üstündür, ona üstünlük sağlanamaz’ hadisine dayanmaktadır. (el-Mostafavi, Seyyid Muhammed Kazım, el-Kevaidu, ‘Mietu Kaidetin Fıkhiyyetin, sh: 293-294)

Birey, grup, toplum ve devlet olarak eğer İslam’ın hayatımız ile ilgili tartışmaya ve içtihada yer vermeyecek kadar açıklıkla belirttiği ilkelere uymakla yükümlü olduğumuza inanıyorsak, gruplar arasından ümmet ölçeğine kadar iç ihtilaflara dış müdahalelerin yapılmasına kapı açamayız, kapı açanların açtığı kapıdan da giremeyiz. Çünkü sünnet-i seyyieye ittiba ile değil, itiraz ile mükellefiz. Bu, İslami bir duruştur. Ama duruşumuzu İslam’a göre değil de başka ilkelere göre belirliyorsak, izzet yerine zillete mahkum olmak, kendi elimizle belirlediğimiz mukadderat olur. Allah, insanı tekvinen özgür, teşrien memur yaratmıştır. İlahi memuriyetimize isyan edebiliriz lakin bu isyanın dünyevi ve uhrevi sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağız.

Tercih, iki milyara yaklaşan müslümanın ve 63 ülkenin. Ya 63 ülke bir ilkeyi korur ya da 63 ülke ilkesini de ülkesini de onurunu da kaybedebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.