1. YAZARLAR

  2. Kemal BURKAY

  3. Bir Dünyalıyım
Kemal BURKAY

Kemal BURKAY

Kemal BURKAY
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Dünyalıyım

A+A-

Sevgili okurlar,

Köşe yazım eskidi. Canım epeydir bir şey yazmak istemiyor. Yazacak şeyse hem çok, hem yok...

Aslında ben de çok yazan biriyim. Yazınca da, herhalde solculuğumdan olacak, oldukça uzun yazıyorum. Buna rağmen her gün köşe yazısı yazanlara şaşıyorum.

İnsan her gün yazınca tekrara düşer, oysa Mevlana’nın deyişiyle yeni günde yeni şeyler yazmak lazım.

Şu ara neden mi yazmıyorum? Belki de yazılması gereken her şey yazıldığı için... Bir rubaimde şöyle diyordum:

Dostum, artık söylenmeyen, yazılmayan şey var mı?
Haz ya da acı, gönül hayattan payını aldı
Dünyayı dolaştım, çok şey gördüm, duydum, yaşadım
Altmış yıl uzundur, bundan çoğuna gerek var mı?

Demek bu rubaiyi yazdığım zaman altmış yaşındaymışım. “Üstü kalsın!” diyebileceğim bir yaşta... Aradan yıllar geçti.

Son mısra belki karamsarlık, bezginlik yansıtıyor, belki de hayata kalenderce bir bakışı... Onu yorumlamak okura kalmış. Aslında hayat altmışında da, yetmişinde de güzel; eğer yürek gençse, eğer gönül iklimi iyiyse, hoşsa, Akdenizse...

Gönlün hoşsa bu dünya bir gül bahçesidir
Yaralıysa bir harabe, mezarlık gibidir
Bense sevdim hep, ister şenlik, ister yas olsun
Dünya hoş güzel de, memleketim gibi değil

Bu dörtlüğün de son mısraına bakınca derin memleket hasreti çektiğimi, yanıp kavrulduğumu düşüneceksiniz. Memleket hasretinin zaman zaman, tınlayan bir gitar teli gibi beni yokladığı, çocukluğumun kırlarını, gençliğimi, orta yaşlarımı geçirdiğim yöreleri, uzun yıllardır görmediğim dostlarımı özlediğim doğru. Ülkeden çıkalı 30 yıl olmuş...

Ama yo, belki size garip gelecek ama, bunca zaman içinde hasretten hiç yanıp tutuşmadım, bugün de öyle. Gerçekçiyim ve “yurt dışında” da hiç boş kalmadım. Koşan, yüzen, dövüşen, üreten birinin can sıkıntısına da kedere de vakti olmaz...

Bu dövüşse kötü adamlarla ileydi ve iyi şeyler içindi; ezilen, hakkı yenen insanlar, kuşlar, güler, topraklar için...

Kaldı ki 30 yıldır yaşadığım şu İsveç, gezip dolaştığım dünyanın dörtbir yanı da insan olarak benim yurdum. Ben bir Dünyalıyım.

Dostum, gönlünü ferah tut, senin yurdun bu dünya
Bu toprak ve su, gül-ağaç, yel ve yağmur, kaya
Güneş ve yıldızlar altında, ister kuzeyde olsun
İster güneyde… Ha uzak adalarda ha baba ocağında

                      *   *   *

Yazıya başlarken kafamda bir konu vardı, bir kısa giriş yapıp ona geçecektim.

Konu ne miydi? Şu günlerde ne olur?.. Gazetelerde, televizyonlarda, internet sitelerinde anayasa değişikliği konusu, Ergenekon davasında bir komediye dönüşen yargı kapkaçı…

O böyle demiş, şu şöyle demiş, öteki şöyle ateş püskürmüş!..

Ama hayır, bağışlayın sevgili okurlar. Canım bu ara ne onların dediklerini dinlemek ne de üstüne yazı yazmak istiyor. O konu bana şöyle bir şiirimi hatırlattı:

DONKİŞOT

Senin durumuna neden şaşayım
Meşelikte meşe odunundan bir kral
                                            neden şaşayım
Ne şiir gerekli sana, ne incelik
Ne geniş ufuk, ne bilgi, ne bilgelik
Bu garip insancıklar sahnesinde
Alçağın biri gider biri gelir
Düzen ne zaman mı değişir, dostum?
Bunca kavga gürültüden
                   saçı sakalı ağarttıktan sonra
Ben de aynı şeyi soruyorum doğrusunu istersen
Alan razı veren razı
Belki de çektiğimiz çile, yürek sızısıyla kaldık
Ama başka türlü olur muydu zaten
Bir odun bir adama döner mi bilmem
Ya da bir adam bir oduna?.
Ama ben mutluyum yaşadığım donkişot ömrümden
Postun da paranın da canı cehenneme
Yine aynı tatlı budalalıkları yapardım
Hayata sıfırdan başlayabilsem

                                            10 Ocak 2000

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.