1. YAZARLAR

  2. Veysel YENİGÜL

  3. Beyaz Türk aydınları ve Cemaat Kürtlerden ne istiyor
Veysel YENİGÜL

Veysel YENİGÜL

Fikirzemini
Yazarın Tüm Yazıları >

Beyaz Türk aydınları ve Cemaat Kürtlerden ne istiyor

A+A-

    Beğenir ya da beğenmezsiniz, Türkiye'de cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bu kadar kararlı ve ciddi bir konsept çerçevesinde işleyen çözüm süreci var ortada. Bu sürecin işleyişine bağlı ileriki yıllarda ortaya çıkacak tabloya göre Kürtlerin siyasal tutumları ve geleceğini daha net tartışma imkanı bulabiliriz. Değişen bir dünya ve Ortadoğu coğrafyasında, hiç kimsenin Kürtlere eskisi gibi sömürge bile olmayan o statüyü dayatma veya kabul ettirme gücü olmayacaktır. Bu bağlamda geçenlerde bir yerde Altan Tan’ın dedikleri dikkate değerdi. MHP bile Türkiye’de iktidara gelirse, süreci tersine çevirme; tank ve topla Erbil’e, Kamışlı’ya girme ve savaş açma lüksü yoktur. Bu durum, Türkiye’nin milyar dolarlarla ifade edilen Kürt Yönetimiyle olan ticaret hacmini bloke edeceği gibi, içeride de iç savaşa davetiye olacaktır. En fazla şu olabilir: Süreci bir nebze dondurmak ve menfaatleri zedelenen bazı kesimlerin güdümünde yeni bir yol haritası tayin etmek… Yani, Kürt meselesinin Türkiye boyutunda bazı aktörler arasında menfaat ve güç savaşı yaşanmaktadır. 

    Öte yandan, 17 Aralık süreci ile somutlaşan ‘Erdoğansız Türkiye’ projesi dış destekli ve organize bir operasyondur. Burada elbette işin yolsuzluk kısmı, Kürtler için teferruattır. Bu konuda esas mevzu; eğer süreç planlandığı gibi işlerse, cemaatin de tıpkı Kemalistler gibi Kürt coğrafyasındaki çıkarının sona erecek oluşudur. Cemaatin 7 Şubat sürecinden beri esas derdi buydu. Cemaatin Kürt meselesine bakışı ve çözüm formülü ‘şefkat tepe’ dizisidir. Medyasındaki kimi kalemler ise sadece iyi polis rolündedirler. Aynı şey ‘Beyaz Türk’ aydınları için de söylemek mümkün. Demokrat diye bildiğimiz bu çevrelerin şimdiye kadar oynadıkları ‘İyi polis’ rolleri tükenince, gerçek niyetleri de kısa sürede açığa çıkmış oldu. 

    Kendilerin ait bir fikri olmayan kimi 'aydın' tabakanın derdi ne? Kürtler, silaha sarıldıklarında, hep beraber ''terör ve şiddetle bu iş olmaz. Demokratik yol ve yöntemlerle haklarınızı savunun.'' diyorlardı. Çoğu da egemen söylemin tembihlediği 'faşistçe' argümanla saldırmayı ihmal etmezdi Bir halkın gaspedlmiş en meşru hakları-özgürlüğü ve kimliği umurlarında değildi. Varsa yoksa terör eksenli yaklaşım ve uyduruk yazılar karalamaktan ibaretti tüm dertleri. Sonra devran döndü, gerçeklik kendini fena halde dayatınca, devlet konsept değişikliğine gitti. Bu sefer de bu icazetli gazeteci-yazarlar başladılar yeni bir algı inşa etmeye; Efendim, bu sorunu çözmek için silahların susması ve tümden bırakılması lazımdır. 

    Peki, nasıl olacaktı bu iş? Başta, Kürt halkının şiddete başvuran örgütle arasına mesafe koyması, örgüte baskı yaparak silahla bu işin çözülmeyeceğini ve siyasetle haklarımızı alacağımızı yüksek sesle dillendirmeleri lazım geliyormuş… Bu düzlemde yürüdü 2009’da başlayan ilk demokratikleşme ve çözüm hamlesi... Sonra, siyaset için hazırlanan binlerce kişi KCK’dan uyduruk iddianamelerle içeri atılınca, bunlar başladı kıvırmaya. Nitekim, 2011’de geçmişteki gibi çatışmalı dönem geri gelmiş ve hiç gereksiz yere kan akmıştı. Bunlar, o gün yeniden başlamışlardı; bu iş silah ve şiddetle olmaz şeklinde başa saran o yazılarına... Arada bir de ‘’Efendim, hükümet çözüm sürecini yürütemedi, Öcalan devre dışı kaldı, Kandil artık başına buyruk v.s’’ belirli tempoda karamsar psikolojik harekât yürüttüler. 

    Derken, Hükümet geçen yıl, bir kez daha çözüm süreci için başladı Öcalan üzerinden görüşmelere. Bu sefer, silahları susturmak için açılması gereken siyasal alanı tıkayan ‘paralel devlet’ engelini aşmak lazımdı. KCK v.s davalarda içeri tıkılan siyasetçilerin sürecin selameti için bırakılması lazımdı. İş oraya doğru giderken bu defa da başladılar; 'vay efendim, hükümet Kürtlerle anlaştı, Türkiye için lazım olan demokratik adımları atmıyor, Erdoğan eliyle Türkiye otoriterleşiyor, demokrasi elden gidiyor' palavralarına... 

 

    Durmadan da yazıp çiziyorlar... 

    Oysa ki Kürt meselesinin gerçek mahiyeti ve çözümün hakkaniyete dair haklar kısmı(dil, siyasi statü, kimlik) bunların hiç umurlarında değil... Tabi arada bir aba altında sopa göstermeyi de ihmal etmiyorlar. Erdoğan'a karşı çıkmadıkları için, Türkiye’nin kayacağı yanlış zeminde kendilerinin de bedeller ödeyeceği, ödemek zorunda kalacaklarını vb türden imalarda bulunuyorlar... 

    Demek oluyor ki Türkiye şimdiye kadar kendileri için pek de yanlış bir zeminde değilmiş!... 

    Yahu, siz ne anlaşılmaz insanlarsınız öyle... Kürtler, basbayağı siyaset yapıyorlar işte... Düne kadar siyaset yapın diyen siz değil miydiniz? Kürtler, elinizin altındaki oyuncak mı ki emrinizle vesayetçi bir siyaset yürütsünler. 

***
    Beyaz Türk elitleri, the cemaat ve ulusalcılar, yeni bir hamle yaptı Kürt mahallesine yönelik!.. Öcalan'ın bundan 15 yıl önceki sorgu görüntülerini servis ettiler ve 'bu adam sizi satıyor uyumayın' diyorlar. Bunlar Kürtlerle resmen dalga geçiyorlar. Kendilerinin emri altındaki bir medya ve iktidarları gölgesinde; o günün faşist atmosferinde sergiledikleri tavırları unutuldu sanıyorlar.

    Sözgelimi, bunlardan biri, dün 'Apoyu paşa yapalım' diye akıl veriyor ve çözüm sürecinde 'Türk ocakları kapatılmalıdır' diyordu; bugün ise kalkmış bu sürecin en önemli mimarlarından olan Ak Parti için Kapatma davası isteyecek kadar ölçüsüzleşebiliyor. Genelleme hata olacak biliyorum ama bir tespiti savsaklamanın anlamı yoktur: 'Türk aydınının' kendine ait bir fikri ve ilkesinin olmadığına ve menfaati uğruna dönekliğine somut örnektir Mümtaz'er Türköne...

    Hasılı… Uluslararası düzen, güç ve menfaat üzerine kurulmuştur. Bu düzenin özü pek değişmeyecek ama dönemsel olarak aktörleri, kurbanları ve ortakları değişebilir!.. Kürtler, şimdiye dek bu düzenin kurbanıydılar. Bundan böyle kurbanı olmaktan bir nebze kurtulup ortağı olmaya doğru yol alabilirler. Bunun yolu da bir bütün halinde Ortadoğu ölçeğinde de doğru siyaset yapmaktan ve birlikteliği sağlamaktan geçer. Beyaz Türk aydınların ve bazı çevrelerin, bu süreçte Kürtlerin hassasiyetlerini kaşıyarak her türlü art-niyet kokan kışkırtmaları dikkate alınmamalıdır. 

babapir@gmail.com


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.