1. YAZARLAR

  2. Fehmi KORU

  3. Beka sorunu konusunu yanlış tartışmışız. Meğer kast edilen şey farklıymış…
Fehmi KORU

Fehmi KORU

http://fehmikoru.com/
Yazarın Tüm Yazıları >

Beka sorunu konusunu yanlış tartışmışız. Meğer kast edilen şey farklıymış…

A+A-

 

Bir süredir iktidar partileri sözcülerinin dillerinden düşmeyen ‘beka’ sözcüğü ile ilgili yazılmadık pek bir şey kalmadı.

Tartışanlardan kimi, görevi gereği, ülkemizin başbaşa kaldığı bir dizi iç ve dış sorunu birbiri ardına sıralayıp neden ‘Cumhur İttifakı’ tarafından belirlenmiş adaylara oy vermemiz gerektiğini büyük bir itinayla gündeme taşıdı. Kimi de, bencileyin, ‘beka sorunu’ gibi ancak gerçek anlamda tehdit altına düşüldüğünde kullanılabilecek ciddiyette bir kavramı seçime gidilen bir ortamda uluorta kullanmanın yanlışlığına vurgu yaptı.

Sonuçta, yanında veya karşısında yer tutarak ele alanlar, konuyu ciddi ciddi tartıştılar.

Tartıştık.

Beka sorunu HDP ile ilgiliymiş

Galiba yanlış yapmışız. Daha doğrusu, konuyu yanlış anlamış, o yüzden de yanlış yönlere çekmişiz.

Meğer ‘beka sorunu’ denilen şey HDP’nin varlığı imiş… “Beka sorunu var” diyenler, “İster CHP’ye, ister İYİ Parti’ye, isterseniz Saadet Partisi’ne oy verin, bizim adaylarımızdan başkasına vereceğiniz oylar HDP’nin kâr hanesine yazılır, HDP’nin kârlı çıkması ise teröre destek anlamı taşır” demek isterlemiş…

Bunu neden ilk ifadelerinde açık etmediler bilemiyorum, ama son zamanlarda AK Parti tarafından itibar edilen köşelerde yazılanlar tam tamına bu denklemi kurmamıza imkan tanımaktalar. [Bir örnek yazı bugünün tarihini taşıyor.]

HDP’nin cumhurbaşkanı olarak çıkardığı ve halktan hiç de azımsanmayacak bir oy almış Selahattin Demirtaş’ın uzun süredir cezaevinde misafir edilmesi, HDP’den seçilmiş bazı milletvekillerinin mahkeme mahkeme dolaşmaları ve tutuklu yargılanmaları da herhalde aynı sebepten… HDP’li belediyelerin çoğunun ‘kayyım’ eliyle yönetildiğini de unutmuş değilim.

‘Beka sorunu’ yüzünden oluyormuş bütün bu olanlar…

Türkiye’nin ‘terör’ diye bir sorunu bulunduğu ve bunun binlerce cana mal olduğu bir gerçek. Terörle mücadeleye ayrılan enerji ve imkanların ülkenin kalkınmasını baltalayacak boyutlarda olduğuna da hiç kuşku yok. Türk Silahlı Kuvvetleri ile güvenlik güçlerinin neredeyse bütün mesaisi terörle mücadeleye ayrılıyor. Sınır ötesi askeri harekatlar bile yine teröre yönelik tedbirlerle ilgili.

Bu tabloyu tersine çevirebilsek, terörü bir çırpıda kökünden yok edebilsek ve ülkenin bütün enerjisi ile imkanlarını çok daha verimli alanlarda değerlendirebilsek herhalde bu yüzyılın en büyük kalkınma mucizesini Türkiye gerçekleştirebilir.

Olabilir bir şey midir bu?

Dünyada Türkiye’nin neredeyse 40 yıldır baş etmeye çalıştığı türden etnik kökenli teröre muhatap olmuş başka ülkeler de var. Geçmişte de vardı, bugün de öyle ülkeler bulunuyor.

Etnik kökenli teröre geçmişte muhatap olmuş ve kanlı olaylar yaşanmış bazı ülkeler sonunda bu işin üstesinden geldiler. Halen aynı türden teröre maruz kalanlar arasında da yine benzeri bir başarıyı yakalamak için gayret gösteren ülkeler olduğu da biliniyor.

Terör gerçekten de buna maruz kalan ve can-mal-itibar kaybına uğrayan ülkeler için bir ‘beka sorunu’ teşkil ediyor.

Ülkenin adı İngiltere olsa da ediyor, Sri Lanka olsa da…

HDP’ye veya onun gibi bir partiye olan ihtiyaç

Acaba terör belasına müptela ülkelerden sorunu çözmüş olanlar bunu nasıl sağladılar? Halen terörü yok etmek için gayret eden ülkeler hangi yöntem/ler ile bu beladan kurtulmayı umuyorlar?

Çok yolu-yöntemi var da terörden kurtulmanın, hemen hepsinin reçetesinde bizdeki HDP türü bir partiden yararlanmak mutlaka bulunuyor.

Öyle partilere siyasi sistem içerisinde yer aldıkları ülkelerde de kızılıyor, kitleler varlıklarından rahatsızlık duyuyorlar, ancak siyaset onlardan yararlanmanın yollarını arıyor ve bulanlar çözüme de yaklaşıyorlar.

Türkiye de o yolu denedi. Denedi, ama beceremedi. İlk denemelerin başarısızlıkla sonuçlandığı başka ülkeler de var; yeniden denediler ve bir çoğu başarıyı öyle buldu. Bizde de terörün bütünüyle ortadan kaldırıldığı günler mutlaka gelecek.

O günlerde HDP gibi bir partiye belki ihtiyaç olmaz, ama belki de esas ihtiyacın o sırada duyulması da mümkündür. Sırf böyle bir ihtimal düşünülerek bile, siyasetin kanalını açık tutmak gerekir.

Kızabiliriz. Rahatsızlık duyabilir ve tahammül sınırlarımız zorlanabilir. Ancak siyaset bunu normal kuralları içerisinde yumuşatıp uygun bir hale sokmanın da sanatıdır. Esas HDP’lilerin işinin zor olduğunu, onların iki taraflı baskılar altında bulunduğunu görmeliyiz.

“Ülkemizin beka sorunu var” görüşünü sıklıkla tekrarlayan ve bunu HDP ile ilgili dile getirenlerin de bu gerçeği bilmesinde yarar var.

Siyaset ortamı nefessiz kaldığında ülkede ‘beka sorunu’ kendini daha güçlü hissettirir; bunu da asla unutmayalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.