1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Bedri İnce Tahtacı'yı Ergenekoncular mı öldürdü?
Bedri İnce Tahtacı'yı Ergenekoncular mı öldürdü?

Bedri İnce Tahtacı'yı Ergenekoncular mı öldürdü?

A+A-

Refah Partisi, Fazilet Partisi ve AK Parti'de siyaset yapmış, son 10 yılın en önemli siyasi simalarından TBMM Susurluk Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanlıkları görevini yapmış olan Mehmet Elkatmış ile ilk iki bölümü büyük yankı uyandıran röportajımızın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. 

DAHA KAÇ BOMBA VAR ERGENEKONCULARDA?

-Ergenekoncularda çıkan el bombaları ve sayısız silahlar var mesela, onların da kaynağı belirlenemiyor? 

Bakın yine orijinal bir bilgi vereyim: Bugün mesela MKE ürünü birçok bombalar var. Bunun gibi binlercesi var belki. Bunlar sorulmuş mu? Kim yapmış, bunlar sadece ortaya çıkanlar yani. Geçenlerde Jitem'ci albayın evinde yine kaç tane bomba çıktığı ifade ediliyor. Bunlar soruşturulmuş mu, MKE kaç bomba üretmiş, kimlere gitmiş, kaç tanesi orduda, kaç tanesi kayıp. Sadece ortaya çıktıkça haberimiz oluyor. Ama bunlar nerden alınmış, kimden alınmış, sonuç yok.  

YEŞİL'İN TÜRKİYEDEKİ BANKALARDA SERVETİ VARDI

Yine çok orijinal bir durum. Yeşil var biliyorsunuz. İcraatlarından tanıyoruz, görmedim ben onu. O zamanlar bir basında röportajı çıktı tam sayfa. Bir takım şeyler anlatıyor. Muhabir soruyor, ‘Bankalarda sizin çok paranız var.' ‘Doğru, var' diyor. ‘Benim çok param var bankalarda, ben şimdi bankaya gitsem, büyük bir para çekecek olsam, şüphelenirler. Hemen ya ihbar eder ya da soruştururlar' diyor. ‘Diyelim ki ben parayı aldım, bunu yedirirler mi bana' diyor. Yani bu parada bir çok kişinin payına işaret ediyor. ‘Yedirmezler' diyor. 

-Yani para bir grubun, sadece bir kişinin değil…

Tabi, herkesin yerine ve konumuna göre bir payı var o parada. Biz bunun üzerine o zaman Türkiye'de ne kadar banka varsa yazı yazdık. Dedik ki, ‘İsmi Ahmet Demir, kod adı Yeşil, Sakallı, Hacı gibi lakapları da var, bu isimlerle ilgili bankanız nezdinde her hangi bir hesap açılmış mıdır? Açılmışsa bu hesapların durumu nedir?' Bazı bankalardan ‘bu isimle ilgili her hangi bir hesap yoktur' yazısı geldi. Bir bankadan da bu isimde bir hesap ve para vardır diye geldi. Bir kamu bankasıydı yanlış hatırlamıyorsam ve meblağ yüksekti. Bazı bankalar da ‘bu gizlidir, ticari sırdır, bu konuda bir bilgi vermemiz mümkün değildir' diye cevap gönderdi. Bir terör örgütü mensubunun bankalardaki parasını Türkiye'nin en yüce kurumunun bünyesindeki komisyona bildirmiyor. 

TBMM iç tüzüğünde ‘devlet sırları ve ticari sırlar araştırma kapsamı dışındadır' deniyor. Sen onları araştıramazsın diyor. Demek ki biz görevimizi biraz aşmışız. 

-Bu kişi bir gazeteciye konuşuyor ama komisyona konuşmuyor. 

Hayır mesele daha derin, yani bir banka diyor ki ‘tamam var böyle bir hesap', bir tanesi de ‘veremem ben' diyor. Böyle bir şey olur mu, o zaman öteki suç işlemiş oluyor. 

-Bu hesaplara devlet el koyamıyor mu peki? 

Koyabilir tabi ki. Terör örgütünün, terör örgütü mensubunun ya da her hangi birinin. Yani Türkiye'de kara para yok mu? 

Efendim bir de Yeşil aranan birisi. Devletten de maaş alıyor, gazetelere röportaj veriyor. 
İsmi ve yaşantısı ile ilgili çeşitli şeyler söylendi. Ancak ne olduğu tabi muamma. Şimdi şöyle bir şey var, Susurluk ayrı, Ergenekon ayrı diye bir şey yok. Bu sadece Susurluk olayı Susurluk'ta meydana geldiği için adı öyle olmuştur. Gayri meşru ve suç olan her şey Susurluk'ta var, Ergenekon'da da var. Veli küçük orda da var burada da var. Sami Hoştan orda da var burada da var. 

BEDRİ İNCE TAHTACI SUİKASTA KURBAN GİTTİ

-Susurluk'la ilgili sizin de dava arkadaşınız, rahmetli Bedri İnce Tahtacı, suikasta kurban gitti deniyor. Sizin kanaatiniz nedir bu konuda? 

Benim kanaatim de o yönde. Çünkü ben olay yerine olaydan sonra gittim, baktım, orada bir kaza meydana gelmesi… Aslında biz beraber gidecektik. Almanya'da bir toplantıya davet ettiler bizi. Beraber gidecektik. O benden 10-15 dakika evvel çıkmış evden. Uçak biletlerimiz aynıydı ama o önceden İstanbul'a gitme kararı almıştı. Orada bir birimizle bir araya gelip gidecektik. Aynı apartmanda oturuyoruz, arabalarımız aynı garajda. Ben kazanın olduğunu gördüm ama onun olduğunu bilmiyordum. Uçağa yetişeceğim diye biraz da acele ettim yolda durmadım. Kalabalık vardı orada, sabahtı ve ortalık aydınlıktı. Arabanın sürat yapması da mümkün değildi. Viraj falan yok. Kavşağa gelince çok süratli de olamaz. Sürat yapmak mümkün değil çünkü kavşağı geçmiş. Böyle bir sürat de yok, hava yağışlı değil. Arabayı inceledim, önünde çarpma falan yok. Paramparça olması lazım. Arabası BMW. Yandan vurmuşlar. Sonra bir bilgi geldi, it kapanı diye bir kapan kurmuşlar. Ama tabi bunun için bir şahit yok. Bu bilgi bir siyasiden geldi. Böyle bir bilgi var diye. Çarpan araba da yok. Çok süratli olduğunu da kabul etsek, yani ağaca çarpmış, o zaman ağaç devrilirdi. Bu durumda şu doğrulanmış oluyor ki, birisi sıkıştırmış bunu. Bu it kapanı dedikleri olay bu şekilde. 

-Size yönelik tehditler oldu mu o dönemde?

Her türlü tehdit oldu da adam açıp isim söylemez. O dönemde belki de emniyet istihbarat dinliyordu telefonları bilemeyiz bunu. 

-Yeteri kadar hükümetten destek bulabiliyor muydunuz komisyon olarak? 

Müspet bir destek kimseden görmedik. Çok ciddiye alındığını söyleyemem. 

Bütün olaylar Veli Küçük üzerinde yoğunlaşıyor gördüğümüz kadarıyla. 
Susurluk'ta da iki üç kişinin üzerinde kaldı bu iş nihayetinde. İşte hayatta kalanlardan Korkut Eken, İbrahim Şahin. 

-Ergenekon iddianamesinde Çatlı'nın kaza anında ölmediğine dair bazı bilgiler yer aldı. Kazadan sonra boynunun kırılarak öldürüldüğünden söz ediliyor. 

Hayır, Çatlı kazada ölüyor ancak şurası söylenebilir, o bir kaza değildi bir suikasttı. Sonradan gelen bir takım bilgi ve belgelerde Mercedes'in direksiyonunun uzaktan kumanda ile kilitlendiği, kazanın kaçınılmaz olduğu, yani kamyona denk geldiği, çünkü kamyon olmasa direksiyon kilitlendiği için başka bir şekilde kaza olacak. 

ERGENEKON SORUŞTURMASI 28 ŞUBAT'A DA UZANMALI

-Siz o dönemde hükümetin bakanı değildiniz ama iktidar partinin milletvekilleri arasındaydınız. Ekonomik bakımdan hükümet iyi bir ivme kazanmıştı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu müdahaleler olmasaydı bugün Türkiye çok daha farklı olacaktı. Özellikle o dönemde çok müdahaleler var.

Şimdi ben umut ediyorum, şimdi Ayışığı, Sarıkız, Eldiven gibi bir takım ihtilal girişimlerinden söz edildi. Generaller bunlardan ötürü suçlanıyorlar. Peki 28 Şubat'ta yapılan neydi? Orada da Çalışma Grubu diye illegal bir örgüt kurup, ihtilal hazırlığı yapmışlar. Darbe yapılamamış ama post modern darbe yaptık diye yetkili bir takım kişilerin açıklamaları var. Peki darbe yapmak meşru bir şey mi? Neden yargılanmıyorlar. Burada daha yapılmış bir şey de yok, sadece projesi var. Eyleme tam geçilememiş. Ötekinde eyleme geçilmiş ve olmuş. Sonra ne olmuş, ülke soyulmuş, ne kadar ekonomik kriz yaşadıysak o dönemin eseridir. Bankaları soyulmuş devletin. Bankalara nasıl el konulduğu da bugünkü Ergenekon iddianamesinde ortaya çıkıyor. Esas Ergenekon da budur. Bu de Ergenekon'un bir yönü. Bugünkü Ergenekon'un ana görevi nedir, AK Parti hükümetini yıkıp kendi istedikleri bir hükümeti kurmak. 28 Şubat'ın hedefi neydi, Refah-Yol hükümetini yıkmak ve yerine talancı bir hükümet kurmak. Peki bugün Ergenekon'cu olmakla suçlananlar başarılı oldular mı, olamadılar ama yargılanıyorlar. 28 Şubatçılar başarılı oldular mı, oldular, hükümeti de yıktılar, devirdiler, post modern darbeyi de yaptılar. İstedikleri bir hükümet de kurdular. Peki bunlar yargılanmayacak mı? Bunların yaptığının hesabı sorulmayacak mı? Soruşturmanın mutlaka bu tarafa doğru gitmesi lazım. Yapmazlarsa bana göre soruşturma eksik kalır. 

-O dönemde Demirel de aktif rol oynamıştı… 

Yani kim varsa, bu işin aktörleri soruşturulacak. İşin özü bu. 

-O dönemde siz her iki liderle de çalıştınız. Sayın Erbakan'la da, Sayın Erdoğan'la da. İki farklı olayda iki liderin tavırları ile ilgili yorumlar yapılıyor… Mesela Dolmabahçe görüşmesi, Erbakan Hoca'nın Susurluk'u "fasa fiso" olarak nitelendirmesi..

Tabi çeşitli yorumlar yapılabilir. Bunu iyiye de kötüye de yorumlayabilirsiniz. Görüşme yeri o kadar önemli değil. Ne görüştükleri önemli. Bunu herkese açıklamak mecburiyetinde. Spekülasyonları engellemek babında. Açıklanmazsa herkes kendine göre bir yorum getirebilir. 

TÜRKİYE NORMALLEŞİYOR MU?

-Türkiye'nin normalleşme yolunda ciddi adımlar attığını düşünüyor musunuz? 

Ben çok büyük bir yol alındığı kanaatinde değilim. Bu dönemde de bir takım emekli, görevli askerlerin içinde bulunduğu projeler yapılmış. İhtilal projeleri, e-muhtıralar var. Köşk seçimi sürecindeki olaylar var. Bir şey çok konuşuluyor ancak temelde yapılamıyorsa, mesela en basitinden askeri harcamaların denetim altına alınması. Bu kadar zor mu yani? Demek ki çok zor. Yapılamıyor. Güç yetmiyor. Siyasi iktidarın bunu yapması lazım. 1960'tanh önce böyleydi. Demek ki yapılabiliyor. Şemdinli'deki tutumlar ortada. 

ERGENEKON'UN 1 NUMARASI DIŞARIDA

Ergenekon soruşturmasındaki kararlı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Tabi savcı özveriyle çalışıyor. Küçümsemek için söylemiyorum ama az önce söylediğim konuların da soruşturmaya dahil edilmesi gerekiyor. Çünkü bunlar Ergenekon'un dışında olaylar değil. İkincisi gereksiz bazı bilgiler de iddianameyi girmiş, bir takım çevrelere bu işi sulandırma imkanı verdi. Bazı şeyler magazinleştirildi ve işin içinden çıkılmaz bir hal aldı. İşin üzerine cesur bir şekilde gitmek lazım ama iş biraz dağıtılmış. İşin ucu kaçmış gibi bir durum var. Bir organizasyon var. Yönetimi de belli ama lideri belli değil. Benim de tahmin ettiğim isimler var birkaç tane. Ama belgelere bakmak lazım. Savcının bunu belirlemesi lazım. 

Eruygur ve Tolon paşalar var… Onlar da değil, dolayısıyla 1 numara dışarıda. 
Onlar da değil. Bir numara dışarıda.  

-Siz Refah Partisi dönemini de AK Parti'nin iktidar dönemini de yaşadınız. Türkiye'de şöyle bir kanaat var. Henüz güç yetirilemiyor mu yoksa gerçekten bu camia gücünün farkında mı değil? Gücü yerinde de bi kompleks mi var. Halk üstüne düşeni yapmış ama beklentileri yerine getirilememiş. Erbakan Hoca gerekli iradeyi göstermedi denildi o dönem için...

Türkiye normalleşmedi. Türkiye'de tam bir demokrasi anlayışı yerleşmedi. Hangi parti olursa olsun bir lider hegemonyası var, hepsi de diktatör gibi yönetiyor. Bunun etkisi var. Tamamen iş ranta dönüştü.

İNANANLAR BASKI GÖRÜYOR

-Bazı tezatlar yaşanıyor günümüzde. Örneğin malum bir gazetede yersiz ve yalan da olsa bir imamla ilgili iftira haberi yayınlandığında o imam hemen açığa alınıyor. Ama toplumumuzla alakası olmayan kesimlere baktığımızda onlara güvenceler veriliyor. Kimse de eleştirmiyor. Yani ne olacak? Eşcinsellere toplantılarına katılıp teminat vermek… 

İnanan insanlar üzerindeki baskılar kalkmış değil ve inanan insanlar sıkıntılı. Başörtüsünden tut sosyal hayattaki diğer argümanlara kadar. Öğrenim özgürlüğünden tut sosyal yaşantısına kadar her alanda baskılar var. Esas mahalle baskısı inanan kesim üzerindedir. Azgın laikler inanan insanlar üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Azınlık olmalarına rağmen. 

SOL BU GİDİŞLE ADAM OLAMAZ

-Abdüllatif Şener'in çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Görelim tüzüğünü, görmeden bir şey söyleyemem. Ben parti kuracağım demiştir ve orda kaldı. Bir muhalefet boşluğu var Türkiye'de. Sol hiçbir zaman alternatif olmaz Türkiye'de. Bu düşünce ve gidişatla mümkün değil. İşin doğası bu. Sol mantıkla bunun olması mümkün değil. Kendini Ergenekon'un avukatı yerine koyuyor. Milletin temel değerlerine düşmanlıktan başka bir şey yaptıkları yok. Bu milletin kahir ekseriyeti de Müslüman ve inançlı olduğuna göre, ona muhalefet edenler tarih boyunca varlık gösteremediler. 

Yener Dönmez/Rıfat Yörük-habervaktim.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.