1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Bedirhanoğlu ile Röportaj
Bedirhanoğlu ile Röportaj

Bedirhanoğlu ile Röportaj

A+A-

Necip Çapraz'ın Bedirhanoğlu ile yaptığı Röportaj:

- Sayın Bedirhanoğlu bize Bedirhanileri ve kendinizi anlatır mısınız?

Tespit edebildiğimiz tarihi kaynaklara göre Bedirhaniler, Eyyubi Hanedanı'nın yıkılışından hemen sonra Botan Bölgesi'nde Azizan Kürt Emirliği adıyla bir emirlik kurmuşlardır. O tarihten, 1847 yılında önce İstanbul'a daha sonra da Girit adasına sürgün edilen son Mir Bedirhan'a kadar, bazen tüm Kürdistan'ı kapsayacak kadar sınırlarını genişletmişlerdir. Zaman zaman emirlikleri üzerindeki egemenlikleri kesintiye uğramışsa da tekrar topraklarını geri almış ve egemenliklerini pekiştirebilmişlerdir. 1847 yılındaki sürgünden sonra da, mücadelelerini devam ettirmişler ve birçok ilklere imza atmışlar. Bunlardan ilk Kürtçe dergi, ilk Kürtçe gazete ve şu anda kullanımda olan Kürtçe Latin alfabesini sayabiliriz.

Kardeşleri ve tüm aile bireyleriyle birlikte sürgün edildikleri dönemde, büyük kardeşi Salih Bey'in Ahmet bey adında bir oğlu Cudi Dağı'nda bulunan Dıvın Köyü'nde Sütannesinin yanında bulunuyordu ve o hiç kimseye deşifre edilmeden o köyde bırakılmıştı. İşte ben ve Cizre'nin Şax Köyü'nden olan tüm akrabalarım Salih Bey'in oğlu olan Ahmet Bey'in torunlarıyız.

- Hakkâri Belediye Başkanlığına adaylığınız sürpriz oldu, bu anlamda sürprizden haberdar mıydınız?

Hayır! Haberdar değildim, benim için de sürpriz oldu.

- Hakkâri ile bağınız nedir, politika dışında?

1994 yılında kısa bir dönemde de olsa, Hakkâri Müftülüğünde ayniyat saymanı olarak görev yaptım. Parti çalışmaları için de bazen Hakkâri'ye geldiğim olmuştur. Bununla birlikte bizim aile ile  Hakkâri emiri Nurullah Bey arasında bir hısım akrabalığı vardı. Ayrıca uzaktan da olsa, akraba olduğumuz çok sayıda Hakkarilinin şu anda mevcut olduğunu biliyorum.

- Politik geçmişiniz nereden başladı?

-1965 yılından itibaren kendimi biliyor ve o tarihten itibaren şu veya bu şekilde Kürt siyasetiyle ilgileniyorum. 2004 yılı başından itibaren DTH'da örgütlenme komisyonunda çalıştım. DTH hareketi partileştikten sonra parti meclisinde yer aldım ve bir dönem MYK üyesi olarak görev yaptım. Şimdi de, DTP Hakkâri Belediye Başkan adayıyım.

- Sizi Kürt sorunu ile birleştiren olay nedir?

Beni Kürt sorunuyla birleştiren olay, ailemden aldığım kültürden kaynaklıdır. Başka özel bir durum yoktur.

- Doktoranız ne üzerine?

Benim doktoram, Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalından Tefsir Bilim dalında, Kur'an'da fitne kavramının analizi üzerinde olup, “Kur'an'da Fitne” adını taşımaktadır.

- Karşı görüşlerden “DTP dinsizdir” söylemlerine sizin cevabınız ne?

DTP Kürt özgürlük mücadelesi misyonuna sahip bir partidir. Özgürlük mücadeleleri Allah tarafından gönderilen tüm dinlerin özünde vardır ve ana hedeftir. Ayrıca halklar arasında onurlu bir barışın sağlanmasını ilke edinmiş bir partidir. Barış da İslam'ın temel hedeflerinden biridir. Parti programında, tüm inançlara karşı saygılı ve eşit mesafede vurgusu vardır. Dinsizdir diyenler, bari dindar olsalar!

- DTP'nin belediyecilik anlayışında temel esaslar nelerdir?

DTP'nin belediyecilik anlayışında temel esaslar, demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir yerel yönetimler modelimiz vardır. Biz bu modelle adil, eşitlikçi ve demokratik katılımcılığı esas alarak halkla birlikte, halkı karar süreçlerinde söz sahibi yaparak, halkla birlikte çözüm üreten bir anlayışla çalışacağız. Biz bu yöntemle demokratik özerkliği hayata geçirerek demokratik cumhuriyete ulaşma çabası içinde olacağız.

- DTP'nin bu seçimi adeta bir referandum yapma girişimi nedir sizce?

İktidar partisi, tüm dünyaya Kürt sorununun olmadığını ifade ettiğinde, tek bir gerekçeyi ileri sürüyor. Diyor ki, eğer Kürtlerin bir sorunu olsaydı banim partime oy vermezlerdi. Oysa benim partim Kürtlerin yaşadığı bölgelerde birinci partidir ve benim 75 tane Kürt kökenli milletvekilim vardır. Özellikle “Kürt Kökenli” diyor. Yani her ne kadar asılları Kürt ise de bundan vazgeçmişler. İşte DTP Kürtleri kendilerine reva olmayan bu durumdan kurtarmak ve bu gerekçeyi iktidar partisinin elinden almak için bu seçime çok önem veriyor.

- DTP belediye başkanlarının yerel atanmışlarla nasıl bir ilişki içinde olması gerekir sizce?

Bana göre çatışmacı değil, fakat ilkeli ve yapıcı bir ilişki içinde olmalıdır.

- Atanmışlardan beklentiniz var mı?

Beklentimiz, atanmışların bir iktidar partisi memuru gibi değil, bir devlet memuru gibi davranmaları ve bu anlayışla görev yapmalarıdır.

- Tarihi bir şehrin günümüz memur kentinde belediye başkanlığını yapmak zor olacak mı sizce?

Elbette zorlukları olacaktır, ancak halkımızla birlikte bütün zorlukların üstesinden geleceğimize inanıyorum. Zaten önemli olan da, zorlukların üstesinden gelmektir.

- Demokratik özerklik projesine Hakkâri'den nasıl bir katılım sağlayacaksınız?

- Hakkâri'de öncelikle, demokratik özerklik projesinin alt yapısı olan mahalle meclisleri ve kent konseyini oluşturmaya çalışacağız. Yani tabandan tavana doğru bir örgütlenme modeli olarak merkeziyetçi yaklaşıma karşı halkın yerel iradesinin bütün yapılarda geliştirilmesini hedefleyen bir proje olarak oturtmayı öngörüyoruz. Oluşturulmuş veya oluşturulacak olan bu meclislerin, projenin ruhuna uygun çalışabilmeleri için gerekli eğitim çalışmalarına önem vereceğiz. Halkımızla toplantılar yaparak bu projenin ne anlama geldiği ve bu projelerle varılmak istenen sonuçlar ile ilgili bilgilenme ve bilinçlenme çabalarımız olacaktır.

- Halkla bütünleşme süreci sizi zorlayacak mı?

Hayır, hiç zannetmiyorum. Çünkü şimdiden halkla bütünleşmiş bulunmaktayım. Ben bu halkın dışından gelen biri değilim, bütün yaşamım boyunca bu halkla birlikte olmaya çalıştım o acıları bende yaşadım ve yaşıyorum. Bu anlamda halkla aramda bütünleşme anlamında hiçbir sorun yoktur.

- Siz Kürt sorununun demokratik açıdan çözümü noktasında nasıl bir reçete sunarsınız?

Benim sunacağım reçete partiminkinden farklı olmayacaktır. O da, “Demokratik Özerklikten Demokratik Cumhuriyete” reçetesidir.

- Son kitabınızın Diyarbakır Kürt Enstitüsü tarafından yayınlandığını öğrendik. Kitabınız hakkında bilgi verir misiniz?

Diyarbakır Kürt Enstitüsü tarafından yayınlanan kitabım, son değil ilk yayınlanmış olan kitabımdır. Türkçe-Kürtçe yazılmış bir çeviri kitabıdır. Adı, Mir Bedirxan olan bu kitabın orjinali Osmanlıcadır ve Kürtlerin Azmı Kavi Cemiyeti adına Lütfü adında bir kişi tarafından keleme alınmış, kitaptan elde edilecek gelir de bu cemiyete bağışlanmıştır. Ben de onuun Kürtçe ve Türkçe olarak çevirisini yaptım ve gelirini de, Diyarbakır Kürt Enstitüsüne bağışladım. Mir Bedirxan ve ailesinin sürgündeki yaşamları ve başlarına gelenleri konu alan bir kitaptır. Bu kitaptan sonra, “Ortaçağ Cizre Tarihi” ve “Kur'an'da Fitne” adında iki kitabım daha yayınlandı. Kur'an'da Irk Kavramı adlı bir kitabım da şu anda tamamlanmış ve yayına hazırlanmaktadır.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.