1. YAZARLAR

  2. Songül Pala

  3. "Bayram" İlan Etmekle Bayram Olmuyor
Songül Pala

Songül Pala

Songül Pala
Yazarın Tüm Yazıları >

"Bayram" İlan Etmekle Bayram Olmuyor

A+A-

Ödenmiş bedeller sonrasında kazanılan zaferin sonunda yaşanan sevinçtir, bayram. Söz verilen sabrın sonunda, vaat edilene ulaşılan günün adıdır, bayram. Büyük-küçük ayırımsız mutluluğun paylaşıldığı zamanların adıdır, bayram.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı. Her yıl olduğu gibi bu yılda resmi törenlerle kutlandı; okullarda, siyasetçilerin koltuk devriyle, kameraların olduğu her yerde ‘görev gereği’ gülücüklerle….

23 Nisan bayramı aynı zamanda millet meclisinin 1920’de açılışının da kutlandığı bir gün. Gerçek anlam bütünlüğüyle bakıldığında çok önemli iki noktaya vurgu yapılıyor. Vurgulanan konular üzerinde yoğunlaşılır ise hiç de iç açıcı bir tabloya sahip olmadığımızdan olsa gerek, bu ve bunun gibi günler çocukların başının okşandığı-mutlu çocukların resmedildiği tiyatrallerin sahnelendiği günler olur.

Ulusal egemenlik; bu başlangıç olarak bir kurgu, bir yanılsama. Kurdurulan yeni bir ülkenin oluşturulmaya ve bir kalıba sıkıştırılmaya çalışıldığı farklı milletlerin tek tipleştirilmesi projesinin ilk adımları. Büyük bir coğrafyada herkesin ‘kendi’ olma hakkının elinden alınarak; ‘birinin’ parçası, dağdaki az gelişmişi, ‘zencisi’ olmaya zorlanmasının karara bağlandığı projelerin bir ayağı.

İlk millet meclisinin açılışına atfen önemli imiş, bugün. Bunca yıl geçmesine rağmen ‘misak-i milli’ sınırları içinde hala her bölgenin insanının kendi temsilcisini özgürce ‘kendi’ olma özelliğini yitirmeden gönderemediği bir meclisin açılış yıldönümü. %10 barajının koruması ile sadece birilerinin söz sahibi olmasına fırsat sağlandığı bir meclisin açılışının yıldönümü. Her insanın yaratılışının kendisine sağladığı dili konuşamadığı bir meclisin yıldönümü. Millet iradesinin, söz sahibi olduğu iddiasının sahnelendiği, bütün bir ülke toplumunun seyrettiği bir meclisin açılışının yıldönümü.

Çocuk bayramı; geçmişteki büyüklerin ve bugünün büyüklerinin iktidar savaşında hayatlarını köylerde-sınır boylarında kaybettiği, babalarının fikirleri nedeniyle çocuklarının da cezalandırılması gerektiği zihniyetiyle; sorgusuz-sualsiz hücrelere kapatıldığı ve hücrelerde dahi rahat(taciz, işkence) bırakılmayan, büyük şehirlerde köyünden çıkarılmış olmanın şaşkınlığının; insan avcılarının istismarına kurban verildiği çocuklar için 23 Nisan çocuk bayramının anlamı var mıdır?

Bayram sadece çocuklara ya da sadece anne-babalara gelmez. Bayramı, bayram yapan ailece, bir mahallenin tamamının, şehrin tamamının veya bir inancı paylaşanların mutluluğunun paylaşılmasıdır, o günü bayramlaştıran. Anne-babasının mutlu olmadığı bir ülkenin çocuklarının mutlu olması imkansızdır. Anne-babaların tutsak olduğu, özgür düşünmesine izin verilmediği bir ülkede, çocukların geleceğe güvenle bakmasını bekleyemeyiz(belki de istenen bu durumun değişmemesidir, aslında). Anne-babasının aç olduğu bir ülkede çocuklarının tok olduğunu varsaymak kendini aldatmaktır. 80 yıl önce bu günün kendisine armağan edildiğini bilmesi, hayatı bu kadar zor iken hiçbir çocuk için mutluluk kaynağı değildir. Onun için sokaktaki çocuklara 23 Nisanın kendileri için ne anlama geldiği sorulduğunda, mikrofonlara çocukların ağzından ezberlenmiş okul kitaplarındaki metinlerden (ezberleyebildikleri kadarıyla) başka bir ifade çıkmaz.

Yeni oluşturulmuş bir fikrin ve onun vücut bulan yönetiminin kutsal günlere ihtiyacı vardır, yılın belli günlerinde sadakatin tazelenmesi için. Bu durum, beğendiğimiz ve beğenmediğimiz bütün ideolojiler-dinler için geçerlidir. Ülkemizdeki yapının çıkmazı, ‘toplumun doğal var olan değerleri’ üzerine değil, kurguladıkları değerler üzerine-hayallerindeki toplum inşası üzerine kurdukları için kabul görmeyen günlere sahip olmuşlar, dünün ve bugünün toplum mühendisleri. O gün de bu durumun farkında olan yöneticiler ilk meclisin açılışı ile çocuk bayramını aynı gün kutlayarak; halkın meclis bütünlüğünü sağlayamayacaklarını bildiklerinden çocuklar(19 Mayısta gençler) üzerinden kutlama yaparak bu günlere sadakati sağlamaya çalışıyorlar. 

Bu kadar yanlış bir araya gelince doğal olarak bir doğrunun ortaya çıkması beklenemez. Bu yanlışlarla daha ne kadar yaşayacağımız ise ‘doğru’ sahiplerinin çabalarına bağlıdır.

              

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.