1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Baykal'ın çarşaf harekâtı…
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Baykal'ın çarşaf harekâtı…

A+A-

CHP herhalde bu kez başarılı olmak istiyor.

Bu kez "Anadolu İslam"ı, "Yaşar Nuri'li dindarlık" çıkışından daha etkili bir çıkış yapmaya çalışıyor.

Dindar kesimden oy almadan ya da çizdiği dindar karşıtı görüntünden uzaklaşmadan tepki oylarının ötesine gidemeyeceğini düşünüyor.

Başka ne tür bir açıklaması olabilir Baykal ve CHP'nin başörtülü ve çarşaflı üyeler edinmesinin?

Baykal'ın grup toplantısında sanki konuşan o değilmişçesine, yıllardır yaptıklarına ve söylediklerine kendi ağzıyla yanıt vermesini başka nasıl yorumlamak gerekir?

"Başörtüsü siyasi simgedir, çarşaf değildir" sözlerini, alay konusu yapma dışında hangi mantığa, akla vurmak icap eder?

Sahici insanlar için bu böyle…

Gazetemizin Yönetici Asistanı Mehtap'ı "başörtümü çıkarıp, çarşaf giyeyim o zaman…" diyerek tebessüm ettiriyor Baykal…

Uzun söze gerek yok, "Baykal'ın çarşaf harekatı"nı, seçimlere doğru bu "ucuz popülizm hamlesi"ni değişim girişimi ilan etmek abesle iştigalden başka hiçbir değildir…

En fazla şunu diyebilirsiniz: Başörtüsü sorunu fiili ya da sembolik öyle kuşatıcı bir sorundur ki, başörtüsü yasağının ifade ettiği yarılma öylesine derindir ki, CHP bile popülizm hamlelerini buraya kaydırmak zorunda kalmıştır…

Ancak siyasi hayat daha ciddi, daha gerçek, daha çıplaktır…

Üniversite okuma hakları elinden alınan genç kızların kimlikleri, onurları, gelecekleri üzerinden kendisini kriz üretim merkezi haline getiren CHP değil miydi, birkaç ay önce?

Aksini kanıtlaması için söz değil, eylem, somut adım gerekir…

Baykal demokrasi çıtasını yukarı çekmek istiyorsa TBMM orada duruyor, CHP grubu da öyle…

Üstelik seçimlere de üç ay var…

Bir kanun teklifi bile yeter işe başlamaya…

Kürt sorunu, örtü sorunu, başka sorun…

İstediğini seçsin, istediğinden başlasın Baykal…

Özel yaşamların ve yerel-kültürel kimliklerin özel yaşamlara hapsedilmesi gerektiği fikrinden vazgeçtiğini kanıtlasın Baykal. Kültürel, dinsel ve etnik farklılıklara ve değerlere özel mekânlar ve özel yaşamlar çerçevesinde özgürlük tanınmakla sınırlı bir demokrasi anlayışından uzaklaştığını göstersin…

İlerlemeden farklılıkların çoğalmasını değil, bunlar çerçevesinde ifade edilebilecek hal, tutum ve taleplerin artmasını anlıyoruz desin, bundan böyle desin…

Bunları kanıtlasın…

Aksi halde ortada tartışılacak hiçbir şey yoktur…

Hafızası kısa olmayanlar Baykal'ın Özal'ın peşinden yetişebilmek için girdiği "liberal" havayı hatırlarlar, ama milliyetçiden daha milliyetçi, devletçiden daha devletçi anlayışına bir gece içinde döndüğünü de anımsarlar…

Hatırlatmış, önce Baykal'a hatırlatmış Hasan Cemal.

Şöyle demiş:

"Rahmetli İsmail Cem'le 'Yeni Sol'a soyunmuştun bir seçim öncesi.

Unuttun.

İngiliz Sosyalistlerine özenmiştin. İspanyol Sosyalistlerine özenmiştin.

Tony Blair'cilik oynamıştın…

Sonra Blair'i de unuttun. Sosyalist lider Gonzales'in İspanya'yı AB'ye götüren demokrasi projesine merak sarmıştın bir zamanlar.

Unuttun.

Bir başka seçim öncesi, 'Anadolu solu' diye çıkmıştın meydanlara...

Anımsayan var mı?

Bir başka seçim öncesi, Kürt raporları hazırlatmıştın. Ama sonra Kürt sözcüğünü bile ağzına almadın.

Unuttun…"

İşte böyle…

Bizce Türkiye'nin de Baykal'ı unutma zamanı çoktan geldi geçti…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.