1. YAZARLAR

  2. Hadi Uluengin

  3. Batı’ya Giriş
Hadi Uluengin

Hadi Uluengin

taraf
Yazarın Tüm Yazıları >

Batı’ya Giriş

A+A-

BATI kavramı tabii ki görecelidir. Çünkü yön belirtir. Ve malûm, dünya yuvarlaktır!

Zaten Muş’tan bakarsanız Çin doğudadır. Fakat Los Angeles’ten bakarsanız batıdadır.

Lâkin aynı kelime büyük “B” harfiyle yazıldığında başka şeyler çağrıştırmış oluruz.

Artık bir uygarlık bütünü, bir değerler manzumesi, bir zihin sistematiği kastediliyordur

***

SÖZCÜĞÜN bu tür bir anlamla donanmasını ta Med savaşlarına dek uzatılabilir.

Herodot’un “Thalia”da yaptığı Pers – Grek “ruhi ayırımı” başlangıcın başlangıcıdır.

Ama esas semantik virajın İstanbul’un fethiyle dönüldüğünü söylememiz gerekiyor.

Ne zaman ki Papa II. Pius şehrin yeni bir haçlı seferiyle geri alınması için Avrupa kral ve prenslerine gönderdiği mektupta Hıristiyanlık yerine ilk kez “Batı” kelimesini zikretti, işte oradan itibaren o Batı kendini yavaş yavaş böyle tanımlamak eğilimine yöneldi.

Fakat yine de kastedilen şey uzun süre Katolik Âlem’le ve üç aşağı beş yukarı Eski Roma ve Karlmanimparatorluklarına tekabül eden Tuna çizgili coğrafyayla sınırlı kaldı.

Sonra, Rönesans, Reform, Aydınlanma derken kavram bugünkü boyutunu kazandı.

Malûm, rasyonel düşünceyle, bireysel özgürlükle ve demokratik rejimle özdeşleşiyor.

Nitekim sözkonusu unsurlardan biri veya birkaçı eksik olduğunda, isterse Yaşlı Kıta’nın Okyanus sahiline baksın, o ülke modern anlamda “Batı” addedilmez ve addedilemez!

***

ÖRNEĞİN İspanya Avrupa’nın bu cihetinde yer alır. Oysa hem Franco, hem de dergisine “Batı” adını vermesine rağmen sağ ideolog José Ortega yukarıdaki değerlerle uzlaşmadıkları ve otoritarizm teorize ettikleri için çağdaş anlamda “Batılı” sayılmadılar.

Aynı şeyi Almanya’da Romantiklerden başlatıp “Muhafazakâr Devrimciler”e ve “Batı’nın Çöküşü” yazarı Oswald Spengler’e dek uzatabiliriz. Artı, her ağzını açışta sözkonusu Batı’ya lânet yağdıran Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels’i de ekleyebiliriz.

Hatırlatayım, sözkonusu Goebbels Batı Renanya’daki Köln şehrinin sakiniydi!

Fakat aksine, coğrafi açıdan Reiche’nin doğusunda bulunmasına rağmen benimsediği ilkelerden dolayı Çekoslovakya 2. Savaş’tan önce de Batı diye sıfatlandırılıyordu.

Rusya’nın komünist totalitarizmle yaşamış olduğu kâbusa ise hiç değinmiyorum.

Yukarıda dediğim gibi Ortodoks kimlik zaten geçmişte de orayı “Batılı” kılmamıştı.

***

İŞTE görülüyor ki modern Batı kavramını pusulanın ibresi belirlemiyor.

O Batı bir dizi maddi, manevi ve etik değerin terazi ve kıstasında oluşuyor.

Ama illâ bir mekânda yoğunlaşmak istiyorsak ben tekrar baştaki unsurlara döneceğim.

Yani Katolik öğeyi ve Karlman coğrafyasını kıstas almayı tercih edeceğim.

Buna o Katolikliğe çok uzak düşmeyen Anglikan İngiltere’yi de eklemek gerekiyor.

Kabaca söylersem, yine Vatikan inançlı Alman Adenauer’den İtalyan Gasperi’ye uzanan “kurucu babaları”yla ilk AB nüvesini oluşturmuş olan ülkeler Batı’nın ta kendisidir.

Vurguladığım gibi, haritanın şurasında veya burasında yer aldıkları için değil!

***

SÖZKONUSU toplumlar sivil ve çoğulcu rejimlerin oluşmasına zemin hazırlayan ve kendi kendini sorgulamak, hatta reddetmek imkân ve yöntemini sunan yegâne felsefi, fikri ve ahlaki düşünce sistematiklerini tarihî süreçte en önce ürettiler. En önce de hayata geçirdiler.

Belki zorla, belki cazibeyle ama hiç olmazsa ütopya olarak da evrensel kıldılar.

Ve ben o Batı düşüncesini, dolayısıyla da ütopyasını zaten iradi olarak benimsiyorum.

Bu takdirde, bırakın AB hedefine değinmeyi tam tersine, Başbakan Erdoğan’ın AKP Kongresi’nde Batı’ya husumet ifade etmesini asla onaylamıyorum. Asla da uzlaşmayacağım.

Husumetin nereden kaynaklandığı sorusuna ise cuma günü yanıt arayacağım.

hadiuluengin@taraf.com.tr 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.