1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Batılılar AKP’ye bakarken
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Batılılar AKP’ye bakarken

A+A-

Batılı gözlemcilerin Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerinde son yıllarda çok belirgin değişiklikler oldu. Daha öncesinde esas olarak laik kesimin fikrî önderleri saydıkları kişilerle yapılan görüşmeler artık önemli bir çeşitlilik arz ediyor. Öte yandan laik kesimin içinde de Türkiye’ye çok farklı bakan insanların olduğu keşfedildi. Böylece muhafazakâr toplumu bir ayak bağı, devleti ise modernleştirici bir güç olarak sunan klasik imajın ne denli çarpık olduğunu anladılar. Bugünlerde Batılı siyasetçilerin, diplomatların ve gazetecilerin bu resmî sunuma ikna olmaları söz konusu değil. Ancak ortada asimetrik bir durum var... Görünen o ki Batılıların gerçeği yansıtan bir devlet algısına gelmeleri pek de zor olmazken, aynı nesnellik ve sağduyuyu muhafazakâr kesime bakarken göstermeleri kolay olmuyor.

Geçenlerde bir dizi Avrupalı parlamenter ile yaşanan bir öğle yemeği, söz konusu durumu bir kez daha ortaya koydu. Devleti merkeze alan, asker ve yargıyı analiz eden değerlendirmelerde bir anlama sorunu yaşanmıyor. Batılılar Türkiye’de devletin ‘ne’ olduğunu, işlevini ve zihniyetini kavramış durumdalar. Devletin bürokrasi sayesinde bir siyasi aktör olarak bağımsızlaşabildiğini ve bu gücünü siyasetin üzerinde bir iktidar tahakkümüne dönüştürebildiğini görüyorlar. AB sürecinde gerçekleşmesi beklenen reformların devlete rağmen hayata geçtiği, bu ülkenin demokratikleşmesinin önündeki engelin bizzat devlet kurumu ve resmî ideoloji olduğu, artık herkes için malum...

Ancak topluma ve özellikle muhafazakâr kesime baktıklarında aynı zihin berraklığını göremiyorsunuz. Muhakkak ki bunun nedenlerinden biri, toplumun çok daha karmaşık ve dinamik olması. Öyle ki, bütününü kavrayacak ve yaşanmakta olan değişimin izdüşümlerini anlayacak bir bakışınız yoksa, cemaatsel ayrışmalar ve cemaat içi farklılaşmalar kafanızı iyice karıştırabilir.

Ama mesele bu kadar basit gözükmüyor. Çünkü tartışma sırasında anlıyorsunuz ki mesele bakılan nesnenin karmaşıklığından değil, kalıplaştırılmasından kaynaklanmakta. Batılıların Türkiye’nin dindar kesimine bakarken düştükleri bu sıkıntının nedeni belki de İslamiyet’in Batı’daki genel algılanışıyla ilintili. Müslümanlığa karşı olumsuz hisler beslemediklerini, ötekine daha liberal ve demokrat bir gözle baktıklarını düşünenler de bile çok derinlerde beslendiği anlaşılan ve her an yüzeye çıkabilen bir kuşkuculuk ve yadırgama hali var. Sanki Batılılar Türkiye’deki muhafazakârların değişimini hem olması gereken bir durum olarak, ama aynı zamanda pek de doğal olmayan bir gelişme gibi algılıyor.

Bu ikircikli bakışın somutlaştığı nokta ise tabii ki AKP... Batılıların hükümete yaklaşımında çok açık bir beklenti mevcut. Reformların bir an önce yapılmasını, AKP’nin başlatmış olduğu değişim atağına devam etmesini, demokratikleşme taleplerini sahiplenmesini istiyorlar. Diğer bir deyişle AKP’nin bütün bunları yapabilecek bir parti olmasında herhangi bir çelişki gözükmüyor. İktidarın esas olarak dindar kesimi temsil eden bir siyasi hareketin uzantısı olması, belli ki Batılılar açısından bir handikap değil. Kısacası Batılıların AKP’yi ‘hükümet olarak’ konumlandırdıkları durumlarda, yaklaşımları da Batı’daki herhangi bir hükümetten beklentileri çerçevesinde somutlaşıyor.

Ne var ki bu partinin kendisinden beklenen hareket tarzını izlemesi ve izlememesi arasında bir simetri yok. Örneğin reformların yapılmasını ‘çıkar’ bağlamında analiz edenler, reformların duraklamasını aynı kriterle anlamakta zorlanıyorlar. Batılıların beklentilerine uygun davrandığı ölçüde modern ve ‘normal’ bir siyasi parti olan AKP, bu reformlar için gerekli iradeyi gösteremediği noktada birçok Batılının gözünde bir anda ‘İslamî’ geçmişin içine yuvarlanıp gidiyor. Hükümetin dirayetsizliği, beceriksizliği veya isteksizliği son derece hızlı bir geçişle ‘İslamî tehlike’ ile bütünleşiveriyor. Öyle ki reformları gerçekleştirmek için uğraşmayan bir muhafazakâr partinin kendiliğinden İslamlaşmaya hizmet ettiğini ima eden tespitler duymaya başlıyorsunuz.

Oysa Türkiye’de muhtemel bir dindarlaşmaya en karşı olanların aynı zamanda reform karşıtları olması gibi gayet ironik bir durum var ve Batılıların devlet analizi bu durumun farkında olduklarını ortaya koyuyor. Ama gene de laik bir refleksin içine doğru çekilebiliyor ve AKP’yi anlamakta zorlanıyorlar... Hükümet ise ne ideolojik tutarlılığı olan bir reformculuğu, ne de İslamileşmeyi taşıyor. AKP’nin asıl derdi, en büyük parti ve iktidar olarak kalmaktan ibaret. Reform konusunda samimiler ama riskli olabilecek bir adımı atmaya da hiç niyetleri yok...

Aslında Türkiye’deki siyaset giderek basitleşiyor ve Batı’ya benziyor. Yeter ki klişelere esir düşmemeyi sağlayan bir zihinsel berraklık olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.