1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Batı Kültüründen İnsana Hayır Gelme
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Batı Kültüründen İnsana Hayır Gelme

A+A-

 

 

Antik Yunan mitolojisinde geçer. O mitolojiye göre evrenin sahibi Zeus, bir sınıf tanrısı olan Sizif i şöyle bir işkenceye tabi tutar. Yüksek bir dağın eteğinden büyük bir taşı omuzlayıp bin bir eziyetle zirveye çıkaracak ve oradan aşağıya yuvarlayacaktır. Yine aşağı inip, yine omuzlayıp zirveye çıkaracak ve yine oradan aşağıya yuvarlayacaktır. Yine, yine, yine… Sonsuza dek!

Grekoromen ve Anglosakson kültür, ahlak ve zihniyetin temsilcileri ve sürdürücüleri olan batılılar, Allah tan kopuk, kitapsız, peygambersiz ve ahretten koparılan bir hayat tasavvuruna sahip oldukları için, hayatı çekilmez, omuzlanmaz ve sürdürülemez bir cendereye mahkûm ettiler. Modern dünyada hayatın ulvi bir sonucu yoktur. Hayat mutlu bir neticeye yönelik değil, hayat anlamsız ve gayesizdir. Tesadüfler ve saçmalıklarla doludur. Sonuçta kırmızı, siyah, sarı, beyaz bütün insanlar tek bir çark içinde, mide bulandırıcı ve anlamsız bir şekilde dönüp duruyor. Tüketmek için üretmek, üretmek için tüketmek.

Ölünceye kadar. İnsan bedeni ulvi gayeler, sonuçlar, amaç ve hedefler için algılanmayınca, artık bir dışkı fabrikasından öteye bir gerçekliğe varmıyor. İnsan bedeni, insan, eşittir dışkı makinesi, başka da bir şey değil. İmandan, dinden, adaletten, ahiretten ve ahlaktan kopuk bir hayatın izahı bundan başka da bir şey değildir. Ne kadar ürkütücü ve korkunç değil mi?

Bu inançsız ve karanlık felsefeye göre hayat bu ise peki ölüm nasıl? Doğrusu bunu hayal etmek bile delirtir insanı. Batılı maymun zadelerin (kendi iddialarına göre) hem kendilerine hem tüm insanlığa teşmil ettiği zulüm, sıkıntı, ızdırap ve azap işte bu karanlık efkardan doğuyor. Bu karanlık ve batıl algıda insanın rotası meçhul, yörüngesi belirsiz, ruhu boş, kafası bozuk ve aklı karışıktır. İnsan umutsuzdur, çaresizdir, sahipsizdir ve yitiktir. Böyle karanlık bir akıl, yüzyıllar önce meşhur Arap şair Ebul Ala El Mearriyi zehirlemiş olacak ki vasiyeti üzere mezar taşına şu ibareyi yazdırtmıştı. “Bu babamın cinayetidir.” yani şunu demek istemiş. Babam benim dünyaya gelmeme neden olmamalı idi. Düşünebiliyor musunuz ne kadar derin bir girdap ve saplantı.

İnsanlar bu batılı dünya görüşünden dün ne hayır gördü ki bu gün ne görecek? Demokrasi, özgürlük, modernite, bilim, sanat, çağdaş uygarlık düzeyi, ileri medeniyetler, evrensel değerler, insan hakları, eşitlik, Avrupa standartları, bu şu. Geçin bunları, bunların hepsi içi boş kavramlar ve yalanların üzerini örten süslü örtülerdir. Siyah yün yıkanmakla beyazlaşmaz. Keçinin çişi ile abdest alınmaz. Bütün bu kavramları dillerine pelesenk yapanların, bu soysuz, asaletsiz, arsız ve akılsız batılı kâfirlerin, tüm dünyayı, milletleri ve memleketleri ne hale getirdikleri gören gözlere gizli değildir. Milletlerin zaaf, çaresizlik ve cehaletlerinden de güç alarak onları nasıl bir savaş cehennemine atanlar da yine bu batılı kâfir devletlerdir. Artık insan onuru, şeref ve haysiyeti, malı, canı, ırzı, namusu, vatanı tarumardır, badihewadır, bikemaldır.

İnsan insanın kurdudur. Fransız filozof J. P Sartre nin deyimi ile “cehennem insan için bir başkasıdır.” İnsan insanın gözünde bir hiçtir. İnsan insanın gözünde en güvenilmez ve değersiz bir yaratıktır. İnsanlık bu soysuz modernite ve asaletsiz batıl zihniyetin öncülüğünde o kadar bir bağbozumu ve bozgunu yaşıyor ki bunu geçmiş hiçbir asırda bu denli yaşamadı. Yine J.P Sartre nin “kusmak” kavramından kastettiği asıl mana yine budur. İnsanlığın başına gelen bu trajediye bakıldığında cehennemin niçin hak olduğu da anlaşılmıyor değil.

Batı ile yatıp batı ile kalkanların şeytanla dansa tutuldukları artık gören gözlere gizli değildir. İnsanların sadece tüketim nesnesi olarak değerlendirildiği, şiş göbekli, kravatlı p…lerin kar ve çıkarları için sevk ve idare edildiği, taç, taht, keyf, işret ve iktidarları için gladyatörler gibi çatıştırıldığı, kadını bir keyif ve alem malzemesi, kapitalist ve karunist vitrinler için bir reklam lolitası olarak kullanıldığı, kişilikli ve onurlu bir insan, bir ana, bir bacı, bir eş değil sadece ve sadece sekstik cinsel bir obje olarak algılandığı, erkeğin eşini aldatan, kadının erkeğini kandıran ve devamlı kavga ve rekabet içinde olan çiftler olarak boşanmaya ve çocukları anasız, babasız, şefkatsiz ve yardımcısız bırakmaya doğru yol almaya sevk edildikleri ve benzeri binlerce çıkmazla insanlık hayatında, ruhunda, maneviyatında onulmaz yaralar açan bir dünyadan, bir zihniyetten bir milletten insanlığa sadece karanlık, kan, gözyaşı ve zulüm yayılır.

İnsanların, milletlerin, halkların; mal, can, nesil, akıl ve din emniyetine saygı göstermeyen batılı devletlerin artık babalarının çiftliği değildir dünya ülkeleri. Hele hele İslam’ın, imanın, tevhidin, adaletin, ahlakın, ilmin, bilimin, sanatın, sağlığın, çabanın, emeğin, zanaatın mayalandığı, tarihinin, kültürünün ve sosyolojisinin derinliklerine kök saldığı beldelerde ve vatanlarda bu soysuz batılı gavura asla yeşil ışık yakılmayacaktır. Onun ‘’Demokratik modernitesi onun ve bin babasının başını yesin.

Müslüman halkların kendi tarihsel küllerinden tekrar alevlenerek, dünya halklarını ısıtacağı ve ışıtacağı ve batılı devletlerin karanlıklarından sıyırıp çıkaracağı günlerin artık yaklaştıkça yaklaşacağına inancım tamdır. Zira insanlığın böylesine göksel bir aydınlanmaya şiddetle ihtiyacı vardır. Zifiri karanlıklar şafağın yaklaştığının işaretidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.